Öğretmenin ilk edimi-3

17 Mart 2012

“Hepimiz bir baloncuğun içindeyiz. Doğum anımızda yerleştirildiğimiz bir baloncuktur bu. Önceleri açıktır baloncuk sonraları kapanmaya başlar ve mühürlenir. Bu baloncuk bizim algılamızdır. Yaşamımızın tümünü bu baloncuk içinde geçiririz. Yuvarlak çeperinde kendi yansımamızı görürüz. Eğer çeperlerde gördüğümüz kendi yansımamız ise, o takdirde yansıyan şey gerçeğin kendisi olmalıdır. Yansıyan şey bizim dünya görüşümüzdür. Bize doğum anında verilen bu görüş önce bir betimlemedir, tüm dikkatimiz onun tarafından çelinip de betimlemenin bir dünya görüşüne dönüşmesine dek öyle kalır.
Öğretmenin görevi bu görüşü yeniden düzenlemek, ışıldayan varlığı, velinimetin baloncuğu dışarıdan açacağı ana hazırlamaktır. Baloncuk, ışıldayan varlığın, bütünselliğine ilişkin bir fikir edinebilmesi amacıyla açılır. Işıldayan varlığı bütünselliğe doğru yönlendirmek dikkat isteyen bir manevradır. Onun için öğretmen içeriden, velinimetin de dışarıdan çalışmasını gerektirir.
Öğretmen dünya görüşünü yeniden düzenler. Bu görüşe tonal adası adı vermiştim. Büyücülerin açıklamasına göre, bu tonal adası kimi öğelerin üzerine odaklanmayı öğrenmiş olan algılamamız tarafından yapılmıştır, bu nesnelerin tümü bizim dünya görüşümüzü oluşturmaktadır. Çömezin algılaması söz konusu olduğunda, öğretmenin görevi tüm nesneleri baloncuğun bir yarısında yeniden düzene sokmaktır. Sen artık şu an da tonali temizleme ve yeniden düzenlemenin, onun akıl tarafındaki tüm öğelerinin yeniden kümelendirilmesi olduğunu anlamışsındır. Benim görevim senin sıradan görüşünü karıştırmaktı, ama parçalamak değildi bu, yalnızca akıl tarafında kümelenmesini sağlamaktı.” dedi Don Juan ve yere bir daire çizip ikiye böldü. Öğretmenin ustalığının, çömezini, dünya görüşünü baloncuğun sağ yarısında yeniden kümelendirmeye zorlamak olduğunu söyledi.

Neden sağ? diye sordu Castaneda. Orası tonalın tarafıdır dedi Don Juan. Öğretmen kendini hep bu yöne yöneltir. Çömezine savaşçının yolunu tanıtırken onu mantıklı olmaya, ayıklılığa, kişisel ve bedensel sağlamlığa yönlendirirken, çömezin baş edemeyeceği, akıl almaz ama yine de gerçek durumları ona sunarken, aklının, hayret verici bir biçimde çok küçük bir alanı kavradığının ayırtına varmaya zorlar onu. Savaşçı her şeyi mantığa vuramayacağını anladığında yenik düşmüş olur da aklını güçlendirmek ve yenik aklını savunmak için olanca gücüyle çevresinde gördüğü her bir veriyi bir araya getirmeye başlar. Öğretmen onu acımasızca dürtükleyerek, tüm dünya görüşünü tek bir yarım kürede toplamasına yardımcı olur.

Öteki temizlenmiş yarım küre büyücülerin istenç dediği şeye ayrılmıştır.
Öğretmenin görevi baloncuğun bir yarısını temizleyerek her şeyi diğer yarıya düzenlice toplamak, velinimetin görevi ise, baloncuğu temizlenmiş tarafından açmaktır. Mühür bir kere kırılmaya görsün, savaşçı asla eskisi gibi olamaz. Bütünselliğin yönetimindedir artık. Baloncuğun yarısı aklın, tonalın mutlak merkezidir, öteki yarısı da istencin.

-Erk Öyküleri

Burada esas nedir biliyor musunuz, basitçe: insanların bilinmeyenle ilgili bildiklerinii sanıyor olmaları. Böylece bilinmeyene ait olan sol yanları da bilinen(tonal) tarafından işgal edildiğinden, merak duyguları körelmiş, ses duyamaz hale gelmiş olurlar. Bu sebeple öğretmen, bilinenleri-en dibine kadar sadeleştirmek suretiyle- sağ  yana toplamakla işe başlar.

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir