Nikola Tesla -1

08 Nisan 2009

 

1856 yılı 9 Haziran gece yarısı, bugünkü Hırvatistan’ın Smiljan kasabasında doğan Nikola Tesla, teknolojiyi ve yaşamlarımızı etkileyen buluşlarıyla tüm zamanların en önemli mucitlerdendir. Tesla aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük dehalardandır. Bugün pek de tanınmayan bu dehanın yaşamını ve çalışmalarını araştırdığımızda şaşırmamak, felsefenin desteği ile bile oldukça güçtür. Günümüzde kullanılan ve nispeten hâkim olduğumuz yüzlerce önemli icadının yanı sıra, bazı önemli teorileri ve çalışmaları vardır ki, bugün için bile anlaşılamamıştır ve hala büyük gizemini korumaktadır. Bunlardan bazıları; savaşlara son verecek bir süper savunma kalkanı, elektriğin ve enerjinin kablosuz aktarımı -iyonosfer tabakası kullanılarak tüm dünyanın aydınlatılabilmesi, dolayısıyla neredeyse bedava elektrik- atmosferde sokak lambaları ve meteorolojik koşulların kontrolü, insan bedeninin enerjisi ile çalışabilen araçlar -örneğin otomobiller.

Tesla, teknoloji adına Modern Çağ’ın temellerini atmıştır. Hiç evlenmemiştir. Buluşları ile insanlara servet ve şöhret kazandırıp, parayı ve şöhreti reddeden Tesla fakir ve yalnız bir şekilde hayatına veda etmiştir. Fikirleri ve yaşam şekli ile sanki başka bir dönemden gelmiş gibidir. Hiç yorulmamış ve çalışmalarından vazgeçmemiştir. Döneminde anlaşılmadığına, buluşlarının bir devrim niteliğinde olduğuna -ikinci endüstri devrimi- günümüz bilim insanlarına ve süper devletlerine nasıl ilham kaynağı olduğuna baktığımızda, Tesla’nın çağının çok ötesinde bir bilim insanı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Döneminde neredeyse bilinmez olan elektriğin gizemlerini çözüp geniş alanlara taşıyarak elektrik ve elektronik çağını başlatmıştır. Yüzlerce icadının yanı sıra bugün bile tam olarak hâkim olunamayan yeni bilimsel alanlar açmıştır. Alternatif akım ve motorları, radyo, radar, flüoresan, x-ışını, uzaktan kumanda, kablosuz iletişim Tesla’nın akla ilk gelen icatlarındandır. Tesla olmadan alternatif akımın ve buna uygun çalışan motorların, televizyonun, MR’ın (Manyetik Rezonans Görüntüleme), robotların, faks makinesinin ve daha birçok buluşun mümkün olamayacağını söyleyebiliriz. 800’ü patentli yaklaşık 1000’e yakın icadı olmasına rağmen bu deha günümüzde pek tanınmamaktadır. Yaşamı boyunca birçok engel ile karşılaşan Tesla’nın en büyük ve sürekli çabalarından biri, çalışmalarını sürdürebilmek için finansal kaynak bulabilmek olmuştur. Belki de döneminin çok ötesinde olduğu için anlaşılamayan, çoğu zaman yalnız ve maddi sıkıntılar içinde olan bu deha, son yıllarını geçirdiği New York’taki bir otel odasında 7 Ocak 1943’te yaşama veda etmiştir.

Nikola rahip bir baba ile icatları ile ünlü ev hanımı olan bir annenin çocuğudur. Nikola ve ağabeyi Dane oldukça zeki ve yetenekli çocuklardı. Aile içerisinde yetenekleriyle değerlendirilen iki kardeşten Nikola, yaptığı her şeyin ağabeyi Dane’inkiler ile kıyaslandığında oldukça değersiz kaldığını düşünürdü. Kendisinden yedi yaş büyük olan Dane, on iki yaşındayken bir kaza sonucu Nikola’nın ürküttüğü attan düşer ve yaşamını kaybeder. Bu kayıp, aileyi derinden etkiler. Nikola bu olaydan sonra, yaptığı her iyi şeyin ailesinin Dane’in kaybından dolayı duyduğu üzüntüyü derinleştirmekten öteye gitmediğini söyler. Nikola’nın bu yaşlarda başlayan, ilgilendiği şeyler üzerindeki olağanüstü çabası Dane’in ailesinde bıraktığı etkinin ötesine geçebilme kaygısıyla da ilişkilendirilmiştir.

Zekâsı ile çevresinde dikkat çeken Nikola’nın çocukluğunda pek çok ilginç anısı olur. Aklından çözdüğü integral hesaplamaları, öğretmeninde hile yaptığı şüphesi uyandırır. Sokakta arkadaşları ile oynarken, kasabanın varlıklı kişilerinden biri çocuklara harçlık vermek için durur. Çocuklar avuçlarını açarak aldıkları harçlığa sevinirler. Sıra Nikola’ya geldiğinde adam duraksar; Nikola’nın gözlerine uzunca bakarak: “Hayır, sen çok fazla zekisin; benden bir kuruş bile almayacaksın” der. Evde sürekli küçük zeka oyunları oynanmaktadır; pratik hesaplar, yemeğe başlamadan sorulan ve cevaplanmadan yemek yenmeyen bilmeceler. Büyük bir şemsiye ile uçma girişiminde bulunduktan sonraki altı haftayı yatakta geçirir. Hiçbir kemiği kırılmadığı için şanslıdır. Çocukluğunda Niagara Şelalesi ile ilgili bir imajinasyon geliştirir; dev bir su çarkı şelalenin güçlü sularıyla dönmektedir. Amcasına: “Bir gün Amerika’ya gidip bu şekilde enerji elde edeceğim” der. Tıpkı 30 yıl sonra Niagara’da yaptığı gibi.

Nikola çocukluk çağlarında ilginç bir hastalıkla yüzleşir. Konuşulan nesneler hakkında zihninde imajlar oluşmaktadır. Zamanla bu imajlar o kadar gerçekçi hale gelir ki, onların dokunulabilir olup olmadığı tereddütleri baş gösterir. Büyük rahatsızlık ve endişe kaynağı olan bu durum psikolojik ve fizyolojik olarak açıklanamaz. Bu konu üzerine yoğunlaşır. Zihnindeki imajların bir ekrana, hatta başkalarının zihnine yansıtılabileceğini iddia etmektedir ve bunun üzerine çalışır. İlerleyen süreçte, kendi deyimi ile zihinsel seyahatlere çıkmakta, yeni şehirler görüp yeni insanlarla tanışmakta ve hatta onlar ile arkadaşlık etmektedir. Onu 17 yaşına kadar yıllarca meşgul eden bu durum, belki de ileride yapacağı yüzlerce icadına katkıda bulunacak bir yeteneğe dönüşür. Tesla, bu yeteneği sayesinde çalışmalarında modellere, çizimlere ve hatta deneylere ihtiyaç duymadığından bahseder. Deneydeki nesneleri ve deney koşullarını zihninde oluşturup süreçleri işletebilmekte ve bu sayede henüz deneyi gerçekleştirmeden sonuçlarını analiz edebilmektedir. Bir cihazı zihninde devreye koyabilmekte; çalışırken oluşan aksaklıkları tespit edip üzerinde düzenlemeler yapabilmektedir. Baştan sona zihinsel planda gerçekleşen işlemlerin sonuçları gerçeğiyle aynıdır. Enerji, para ve zaman avantajı sağlayan bu yöntemiyle çalıştığı 20 yıl boyunca bir istisna bile olmadığını söyler.

Nikola’nın okumaya karşı özel bir ilgisi vardır. Ancak gözlerinin bozulmasından endişelenen babası Milutin, Nikola’nın evdeki kütüphaneden faydalanmasını engeller. Onu defalarca geceleri gizlice kitap okurken yakaladığından, evdeki mumları saklamaya başlar. Buna rağmen Nikola, mum yağlarını bir kapta toplayıp, kapı deliklerini de tıkayarak geceleri gizlice kitap okumayı sürdürür. Macar yazar Josika’nın “Aba’nın Oğlu” isimli kitabından etkilenerek kişisel kontrol ve irade üzerine denemeler yapmaya başlar. Başlangıçtaki denemelerini “Nisan ayında yağan karlara” benzeten Nikola, vazgeçmeyerek bu konuda da ilerleme sağlar.

Annesi Djuka, evdeki mobilyaları kendi elleriyle yapan ve giysiler diken bir ev hanımıdır. Birçok ev aleti icat etmiştir ve deneysel tarım üzerine çalışmalarıyla çevrede ünlenmiştir. İcatlarından birisi mekanik yumurta çırpıcısıdır. Sabah çok erken başlayan ve tüm gün süren çalışmaları Nikola için iyi bir örnek teşkil eder. Nikola’nın hayallerinde üniversite yaşamı varken, babasının rahip ya da subay olması yönünde bir baskısı vardır. Uzun yıllar boyunca bu baskıdan kurtulamaz. Lise çağlarında koleraya yakalanır. Ağır geçen hastalık döneminde yaşamından umutsuz olan ailesi, Nikola’ya iyileştiği takdirde üniversiteye gidebileceğini söyler. Hasta yatağında yaptığı pazarlıkla bir zafer kazanan Nikola iyileşir ve üniversite eğitimi için Graz Teknik Üniversitesi’ne gider.

Graz Teknik Üniversitesi’nde önce fizik ve matematik, sonrasında makine ve elektrik eğitimi alır. Prag Üniversitesi’nde felsefe okur. İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca dillerini öğrenir. Tesla eğitimi boyunca özellikle elektrik alanına yoğunlaşır. Elektriğin yaygın kullanılmasının önündeki en büyük engel iletim maliyetleridir. Doğru akım’ın (DC) uzak mesafelere iletimi mümkün olmamaktadır. DC iletimi sırasında, üretim kaynağından itibaren direnç nedeniyle oluşan ve giderek artan bir kayıp söz konusudur. İletken üzerinde hareket eden elektronlar çarpıştıkça doğrusal ilerlemeleri bozulur. Bu durum direnç yaratır ve elektrik enerjisi ısı olarak ortama yayılır. Bu nedenle iletim mesafesi uzadıkça ısıya dönüşen elektrik miktarı, yani kayıp miktarı da artmakta, etkili iletim mesafesi ise 3 ya da 4 km ile sınırlı kalmaktadır. DC’nin bir başka önemli zafiyeti de, üretim kaynağından sonra formunun değiştirilememesidir. Bu önemli bir durumdur; çünkü elektriğin verimli bir şekilde kullanılabilmesi için kıvılcımlanmayı önleyecek seviyede düşük voltajda ve yüksek akımda üretilmesi, ısı kaybını minimize edecek şekilde yüksek voltajda ve düşük akımda iletilmesi ve kullanım alanına gelindiğinde, örneğin evlerde, elektrik çarpmasının önüne geçecek şekilde tekrar düşük voltaja dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu zafiyetlerinden dolayı, elektriğin iletimi için her 3-4 km’ye bir elektrik santrali bulunması gerekmektedir. Elektriğin kullanımı oldukça pahalıdır ve son derece sınırlı alanlarda mümkün olabilmektedir.

DC’nin zafiyetlerini gözlemleyen Tesla, farklı iletim teknikleri üzerine çalışır ve ‘Alternatif Akım’ fikrini geliştirir. Tesla’ya göre tüm enerjiler döngüseldir ve bu yasa elektrik için de geçerli olmalıdır. Alternatif akım (AC), DC’nin zafiyetlerine çözüm getirmektedir; AC akımın yönü, “yüzey etkisi” olarak bilinen bir yan etkiye sebep olacak şekilde, bir saniye içinde 50 ya da 60 defa değişmektedir. Bu siklusallıkla gelen müthiş yan etki sayesinde, akım kablonun yüzeyi boyunca ilerler ve dirençten kaynaklanan kayıplar büyük ölçüde azalarak, DC ile kıyaslanmayacak bir iletim mesafesine imkân tanır. DC’nin ikinci önemli zafiyetine karşılık, transformatör denilen cihazla AC’nin voltajı ya da akımı düşürülebilir ve yükseltilebilir. Genelde demir bir halkanın etrafına sarılmış bir çift bobinden oluşan transformatör ile yükseltilecek ya da düşürülecek akım bir bobinden geçirilerek, elektromanyetik indüksiyon (manyetik akıyı değiştiren işlem) yoluyla istenen değişiklik sağlanabilir. Yapılacak değişiklik miktarı bobinlerdeki sarmal sayısıyla ilişkilidir ve bunun DC ile sağlanması mümkün olmamaktadır.

Tesla elektriği kullanılabilir kılan, yaşamlarımıza sokan bu fikrini üniversitedeki hocalarıyla paylaşır. Ancak AC teorisi küçümsenir. Bu şimdiye kadar yapılmamış bir şeydir ve akımın yönündeki sürekli değişimler verimliliği etkileyen şiddetli titreşimlere neden olacaktır. Bu durum Tesla’yı yavaşlatsa da cesaretini kırmaz, teorisi üzerinde çalışmaya devam eder.

Aynı dönemde babasını kaybeder ve maddi zorluklar nedeniyle üniversite eğitimini yarım bırakır. Hükümetin başkent Budapeşte’de telefon şirketi kuracağını öğrenince, bu alanında çalışabileceğini düşünerek başkente gider. Ancak telefon şirketinin henüz planlama aşamasında olduğunu görür ve kendisini telgraf ofisinde düşük bir maaşla çalışırken bulur. Hayal kırıklığı ile gelen psikolojik durum içerisinde hiperduyarlılık ile yüzleşir. Algıları aşamalı olarak öylesine duyarlı hale gelmiştir ki, normal düzeyde bir ışık yalnızca gözlerini değil, cildini de rahatsız etmektedir. Birkaç oda uzaktaki saatin sesi sağır edecek kadar acı vermektedir ve ayak sesleri kendisinde deprem hissi yaratmaktadır. Bu durumda bile AC üzerine kararlıkla çalışmaya devam eder. Hiperduyarlılık giderek etkisini yitirir ancak geride obsesif bozukluk etkileri bırakacaktır. Bundan böyle yaptığı her şey 3 ile bölünebilir olmalıdır; örneğin attığı adımların sayısı, suyu yudumlama sayısı gibi. Yemek servisi sırasında 12 ya da 18 tane peçeteye ihtiyaç duyar. 3’e bölünebilen bu sayıdaki peçete ile, zaten temiz olan yemek servislerini tekrar parlatır. Bir kitabı okumaya karar verdiğinde, o yazarın tüm kitaplarını okuması gerekmektedir. Çocukluğunda annesinden edindiği ve yaşamı boyunca sürdürdüğü bir başka alışkanlık ise, bir yemeği yemeden önce hacmini hesaplama zorunluluğu hissetmesidir; bir kek ya da bir çorba, hacmini hesaplamadan yemeye başlayamaz. Yaklaşık 2 metre boyunda olan, beyaz tenli ve mavi gözlü, vejetaryen olan Tesla’nın yetişkinliği boyunca kilosunda hiç değişiklik olmamasının ve bu sayede giysilerini yıllarca giyebilmesinin nedenlerinden biri belki de budur.

Hiperduyarlılık rahatsızlığı sırasında Tesla, sık sık arkadaşları ile parklarda yürüyüşe çıkar. Ezbere şiir okumayı sevmektedir. Yine bir park yürüyüşü sırasında, Goethe’nin Faust eserinden aldığı ilhamla AC teorisindeki problemleri çözmeyi başarır. Dik açı ile yerleştirdiği iki bobin, 90˚ faz farkıyla üretilen akımla beslendiğinde, bu faz farkıyla oluşan titreşimler birbirini sönümler. İmajinasyonunda gerçekleştirdiği bu çözüm de deneysel sonuçlarının aynısını vermiştir.

Tesla, fikirlerin zihninde kesintisiz bir şekilde aktığını, kendisi için asıl meselenin bu fikirleri kaybolmadan hızlıca yakalayabilmek olduğunu söyler. Takip eden iki ay içerisinde, AC ile çalışan ve sonrasında Tesla’nın ismiyle anılacak tüm motorları aynı yöntemle, zihninde sanal olarak tasarlayarak geliştirdiğini söyler.

AC teorisindeki bu önemli gelişmeye rağmen, enerji ve elektrik iletimi Budapeşte’de kimsenin ilgisini çekmemektedir. Asistanının da yardımı ile Paris’te elektrik mühendisi arayan bir firmaya kabul edilir ve şirketin en zorlu teknik problemlerini çözmekle görevlendirilir. Artık Thomas Edison’un patentli ürünlerini üreten bir Fransız firması için çalışmaktadır. Verilen görevlerde son derece başarılı olur ve ilk icatlarını bu çözümlerde kullanır. AC akım ve AC motorları; ne mühendislerin, ne de yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Kendisini yalnızca bir adamın anlayabileceğini düşünmeye başlar; Thomas Alva Edison. Çözdüğü sorunlar karşısında söz verilen primleri alamayan Tesla, Amerika’ya giderek Edison ile tanışmaya karar verir.

New York’a ulaştığında 28 yaşındadır. Cebinde 4 cent, bazı formüller ve hesaplamalar, uçan bir makineye ait tasarım ve Edison’un ortaklarından Charles Batchelor tarafından verilen tavsiye mektubu. Elektrik New York’ta 1870’lerde kullanılmaya başlamıştır. Edison’un bulduğu akkor lamba, elektriğe olan talebi şaşılacak derecede artırmış ve Edison’un Manhattan’da bulunan DC santralini kısa sürede bir tekele dönüştürmüştür. Tesla, Edison’un ofisine gider ve kendisiyle tanışarak yanındaki tavsiye mektubunu verir. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Dostum Edison; iki büyük adam tanıyorum ve biri sizsiniz. Diğeri ise bu genç adam!”. Edison’a çalışmalarından ve AC akım planından bahseder. Edison AC fikriyle fazla ilgilenmez. Bu parlak fikir aynı zamanda rekabet anlamına da gelmektedir. Ancak Tesla’daki yeteneği gören Edison, onu DC santrallerdeki sorunları gidermesi için işe alır. Edison ve Tesla’nın benzer birçok özelliği vardır. Her ikisi de kısa uyku molaları ile günlerce aralıksız çalışabilmektedir. Tesla, ilerleyen yaşlarında bile günde iki ya da üç saat uyumaktadır. En büyük farkları ise; Tesla ilham ve imajinasyon yoluyla buluşlarını gerçekleştirmektedir, Edison ise deneme-yanılma yoluyla. Tesla, kendisine verilen görevi birkaç ay içinde tamamlar. DC santralindeki sorunları çözmüştür. Edison’un kendisine söz verdiği ücreti talep ettiğinde, Edison şaşırmış bir şekilde “tam bir Amerikalı gibi düşünmeye başladığında Amerikan şakalarından da anlayabileceğini” söyler ve bir ücret ödemez. Tesla derhal istifa eder. Kısa süren birlikte çalışma dönemini, uzun süreli bir rekabet izleyecektir.

Tesla’nın adı şehirde duyulmaya başlamıştır. Farklı fikirleri ve yetenekleri olan bu yabancı, yatırımcıların ilgisini çeker. Tesla Elektrik Şirketi’nin kurulmasına sponsor olurlar. İlk çalışma alanı ark lambası olur. Güzel tasarımı ve verimliliği ile eşsiz ark lambasını icat eder. Edison’un lambasından daha şıktır ve çok daha az elektrik tüketmektedir. Bu işten ticari bir kazancı olmaz. Western Union şirketi ile AC motor çalışmaları ile ilgili bir anlaşma yapar. Edison’unkine yakın küçük bir laboratuarda çalışmalarına başlar ve kısa sürede günümüzde tüm dünyada kullanılmakta olan AC üretimi ve iletimiyle ilgili bütün parçaları geliştirir. Bu süreçle ilgili şöyle der: “Burada yaptığım motorlar, imajine ettiklerimle aynıydı. Tasarımı geliştirmek için hiçbir şey yapmadım; yalnızca zihnimde gördüğüm resimleri ürettim ve işleyişleri hep beklediğim gibi oldu.”

Dönemin önemli sanayicilerinden Westinghouse, Tesla’nın AC alanındaki çalışmaları ile ilgilenir ve Tesla’nın patentlerini satın alır. Yaptıkları anlaşmada Westinghouse’un satacağı her 1 HP’lik elektrik için Tesla’ya 2.5 dolar ödenecektir. Bu rakam günümüze gelindiğine trilyonlarca dolara karşılık gelmektedir ve anlaşma AC akım kullanılmaya başladıktan kısa süre sonra Westinghouse tarafından iptal edilecek, yerine Tesla’ya küçük bir aylık ücret verilecektir. Tesla, icatlarını ticari kullanıma uyarlar. 60 Hz’lik frekans ile çalışan Tesla transformatörünü geliştirir (Tesla Coil). Hava göbekli transformatör olan bu cihaz, günümüzde tüm radyo ve televizyonlarda ve daha birçok elektronik cihazda kullanılmaktadır. Westinghouse, ürünlerinde patentini satın aldığı Tesla’nın icatlarını kullanmaya başlar.

AC’nin gelişimiyle başlayan rekabet bir karalama kampanyasını beraberinde getirir. Edison’un desteklediği bu kampanyada, AC akımın tehlikeleri anlatılmakta, elektrikten zaten çekinen ve pek tanımayan halk korkutulmaya çalışılmaktadır. Sahnelerde at, kedi, köpek gibi çeşitli hayvanlar AC akım verilerek öldürülmekte, böylece AC akımın ne kadar tehlikeli olduğu gösterilmektedir. Edison DC ve AC akımı kıyaslarken “DC akım dingin bir nehir gibidir ve denize dökülür. AC akım ise bir sel gibidir, şiddetli şekilde uçurumdan akar.” der. Westinghouse’dan izinsiz şekilde temin edilen Tesla’nın icadı jeneratör ile ilk elektrikli sandalye idamı gerçekleştirilir.

Bu karalama kampanyası devam ederken, Westinghouse Chicago’daki “Colombia Fuarı”nın aydınlatılması ihalesini, Edison ve Thompson’un birleşerek kurduğu General Electric firması karşısında kazanır. Tesla’nın dehasını sergilemesi için müthiş bir fırsat doğmuştur. Başkan Cleveland’ın bastığı düğme ile Chicago’da 100 bin lamba aynı anda aydınlanır. Fuarı ziyaret eden 27 milyon kişi, AC akım ile aydınlatılan o ana kadarki en büyük ve etkileyici ışık şölenine şahit olur. Tüm dünyayı etkileyen bu başarı, Tesla ve AC akım için bir dönüm noktasıdır.

AC’nin popülarite ve güven sağladığı Chicago’daki fuar sonrası, Westinghouse bir büyük proje için anlaşma yapar; Niagara Şelalesi’nde bir elektrik santrali!

Bu Tesla’nın çocukluk hayalidir. Proje için Tesla’ya, birçok mühendise ve yatırımcıya ihtiyaç duyulmaktadır. Tesla hemen çalışmaya başlar. Çalışmalarının sonuçları konusunda en ufak bir şüphesi yoktur ancak imajinasyonundaki planlar ve işleyişler yatırımcıları endişelendirmektedir. Bu endişelerin yersiz olduğunu, beş yıllık çalışmalar sonunda Niagara’da üretilen ilk enerji 40 km uzaklıktaki Buffalo şehrine ulaştığında görürler. 1896 yılındaki bu gelişmenin ardından, kısa sürede Niagara’daki jeneratörlerin sayısı artırılır. Birkaç yıl sonra New York şehri de Niagara’dan beslenmektedir. Elektrik çağı tam anlamıyla başlamış, New York artık ışıklı bir şehre dönüşmüştür. Edison sistemlerini AC akıma göre yeniden tasarlamak zorunda kalır.

Niagara’daki başarıdan sonra, Tesla laboratuar çalışmalarına döner ve yüksek frekanslı elektrik üzerine çalışmaya başlar. Bu alanda çalışan diğer bilim adamlarından Maxwell, ışığın elektromanyetik yayılım, yani radyasyon olduğunu 1873 yılında matematiksel olarak ispatlamıştır. Alman bilim adamı Hertz ise, elektromanyetik dalgaların uzaya yayılımını deneysel olarak ispatlamıştır. Bu keşifler radyo dalgalarını tariflemektedir ve yeni çalışmalara ışık tutacaktır.

Tesla yüksek frekansın birçok avantaj getireceğini bilmektedir; lambalar daha fazla parlayacak, enerji iletimi daha verimli olacaktır. Ancak Tesla’nın hayalleri ve çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamıştır. Yüksek frekans sayesinde hem bilginin, hem de enerjinin “kablosuz” iletilebileceğini düşünmektedir. Bilginin kablosuz iletimi önce radyo, sonra televizyon, günümüzde ise uydu haberleşmesi ve cep telefonu gibi teknolojilere imkân tanımıştır. Ancak Tesla’nın hayali olan enerjinin “kablosuz” iletimi, teknoloji adına bilinen hemen her şeyi değiştirecek, iletim maliyetlerini düşüreceğinden neredeyse “bedava” enerjiyi sağlayacak bir teoridir.

Tesla, 1891 yılında Amerikan Elektrik Mühendisleri Odası’nda yaptığı konuşmada şöyle der: “Bizden önceki birçok jenerasyonda, makinelerimiz dünyada herhangi bir yerde elde edilen enerji ile çalıştırıldı. Bu yeni bir şey değil. Gücünü topraktan alan etkileyici Antheus mitosunda, büyük matematikçilerinizin spekülasyonlarına rastladığımız bir şey var. Enerji uzayın her yerinde. Bu enerji statik mi, kinetik mi? Eğer statik ise umutlarımız boşuna; eğer kinetik ise -ve böyle olduğunu biliyoruz- insanlık için makineleri bu doğanın döngüsüne bağlamak sadece bir zaman meselesidir.”

Antheus, Grek mitolojisinde Poseidon ve Gea’nın oğlu olan bir devdir. Gücünü yeryüzünden, yani annesi Gea’dan alan Antheus, yerle temas ettiği sürece yenilmezdir; ancak ayakları yerden kesildiği anda son derece güçsüz olur. Spiritüel güç ile ilişkilendirilen Antheus mitosunda, Antheus ile karşılaşan Herakles, onun ayaklarını yerden keserek yenmeyi başarır.

Felsefeye hep ilgisi olan Tesla, doğu felsefesinden, özellikle o dönem Amerika kıtasına gelen ve Vedik öğretiyi aktaran Vivekananda’nın öğretilerinden, kozmogeni bilgisinden ve sikluslar yasasından çok etkilenir. Doğu felsefesi ve doğanın maddesel dünya üzerindeki mekanizmalarını anlamaya çalışan Tesla, yazılarında ve konuşmalarında Sanskrit kelimelere yer vermeye başlamış, kaynağı, varlığı ve maddenin yapısını tarif edebilmek için, prana ve akaşa (enerji ve madde), ether ve aura gibi kavramlar üzerine yoğunlaşmıştır. Sanskritçe bilgisi daha önceden gelmektedir, ancak kaynağı bilinmemektedir. Vivekananda, Tesla’nın gücü ve maddeyi potansiyel enerjiye dönüştürülebileceğini ve maddenin aslında potansiyel bir enerji olduğunu ifade eden matematiksel çalışmaları olduğunu söyler. Bunun matematiksel ispatı, yaklaşık 10 yıl sonra Einstein tarafından yapılır. Tesla, Chicago’daki Colombia fuarında tanıştığı Lord Kelvin ile, Hindu ve Vedik felsefe üzerine çalışmayı sürdürmüştür. Goethe’nin Faust’unda olduğu gibi felsefe bilgisi ve Antheus mitosu Tesla’ya ilham olmuştur. Enerjinin yerküre boyunca iletilmesinin mümkün olduğunu düşünen Tesla şöyle der: “Her şey hareket ediyor, her şey dönüyor ve her yerde enerji var.”

Tesla yüksek frekans alanındaki çalışmalarına yüksek hızlarda dönen AC motorlar yaparak başlamıştır. 1891 yılında patentini aldığı Tesla bobini (Tesla Coil) ile, 60 Hz frekansındaki elektrik akımını, yüz binlerce Hz seviyesine çıkarabilmeyi başarır. Bu cihaz ile yüksek voltaj elde etmek de mümkündür. Tesla bu cihaz sayesinde, bugün bile elde edilemeyen 135 Milyon Volt’luk gerilimi potansiyel olarak üretmiştir. Tesla bobininden elde ettiği yüksek frekans ile, ilk olarak neon ve flüoresan lambaları icat eder. İlk x-ray fotoğrafı çekmeyi başarır. Ancak bu buluşlarından hiçbiri, 1890’da başardığı deneyi kadar etkileyici olmamıştır.

Tesla 1890 yılında, sonraki yaşamının en büyük hedefi, belki de tutkusu olacak, en büyük keşiflerinden birini gerçekleştirir; enerjinin kablosuz iletimi. Elektriği kablo kullanmadan, havadan ileterek lambaları yakmayı başarır. 1899 yılında yaptığı bir başka deneyde, yaklaşık 40 km uzaklıktaki 200 lambayı kablosuz elektrik iletimi ile yakıp bir de AC motoru çalıştırmayı başarmıştır.

1898 yılında, radyo alanındaki çalışmalarını göstermek için bir deney yapar; dünyanın ilk radyo kontrollü cihazı. New York’un merkezinde kurduğu yapay bir havuzda, uzaktan kumandalı bir botu yüzdürmeyi başarır. Büyük yankı uyandıran bu deneyden sonra Tesla yine tüm gazetelerin ön sayfasındadır. NY Times muhabiri ile bir röportajında, gazeteci Tesla’ya “aynı şekilde uzaktan kumandalı dinamit taşıyan bir gemi yapıp yapamayacağını” sorduğunda Tesla kızarak: “Burada gördüğünüz kablosuz bir torpido değildir, bu robot ırkının ilk örneğidir; insan ırkının yorucu işlerini yapacak mekanik bir insan.” der. Tesla buluşunu birçok cihaza uyarlar ve kablosuz uzaktan kumanda tekniğinin patentini alır. Bu icat, robotik alanının başlangıcıdır. Maalesef Tesla birçok icadında olduğu gibi, bunda da döneminin çok ötesine gitmiştir ve kablosuz uzaktan kumandanın pratik kullanım alanları ve faydaları görülememiştir.

-devam edecek-

3 Yorum

  • serdar 13 Eylül 2010, 17:19

    vejetaryen olmama sebeb olan iki kişiden biri..diğeri leonardo da vinci..

  • guser 31 Mayıs 2009, 19:42

    süper bir adam, hayranım ben bu adama, şu zamanda bile Nicole Tesla’nın yaptıklarını yapacak bilim adamı var mı? zannetmiyorum…Teşakkürler Nicola Tesla

  • Highlander 08 Nisan 2009, 19:56

    Dünyanın en büyük ve gizem dolu bilimadamı.
    Dünyaya katkısı çok büyük.
    Ölümü hakkında fazla birşey bilinemiyor.
    Dünyanın saygı göstermesi gereken biri.
    Parayla işi olmamış biri ve A.C.nin mucidi.
    Saygıyla anıyouz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir