Nicola Tesla- 2

12 Nisan 2009

Tesla bobininin icadından sonra, aynı frekansa ayarlanmış bir alıcı ve verici arasında güçlü radyo dalgalarının iletilebileceğini keşfetmiştir. Bobin belirli bir frekanstaki sinyal için ayarlandığında, gelen elektrik enerjisini büyüterek rezonans hareketini sağlamaktadır. 1895’lerin başında Tesla 80 km mesafede radyo yayını yapmaya hazırdır. Ancak Tesla deneyini yapamadan önce, bir yangınla tüm çalışmaları ve laboratuarı yok olur. Tesla’nın sonraki yaşamına ve çalışmalarına büyük darbe vuran, belki de birçok önemli teorisini uygulamaya geçirememesine neden olacak bu olaydan sonra yeni finansal kaynaklar bulma mücadelesine başlayacaktır.

Bu yangın hem Tesla’nın radyo deneylerinin önüne geçer, hem de bir yıl sonra bir başka bilim adamının çalışmalarının ön plana çıkmasına neden olur. Marconi adlı İtalyan bilim adamı, İngiltere’de kablosuz telgrafı bulur. Deneylerinde, iki devreli bir alet vasıtasıyla, kısa mesafede sinyal göndermeyi başarmıştır. Sonraları, Tesla’nın bobinini kullanarak uzun mesafeli iletimi başarır. Marconi telgraf patentini almıştır. Tesla 1897 yılında radyo patenti için başvuruda bulunmuştur ve başvuruları 1900 yılında kabul edilmiştir. Marconi’nin radyo için patent başvurusu ise 1900 yılındadır. Üç yıl arayla değiştirerek verdiği patent başvuruları reddedilmiştir; çünkü radyo alanındaki buluşlar Marconi’ye değil, Tesla’ya aittir. Marconi’nin şirketi, güçlü finansman kaynakları sayesinde Amerikan borsasında büyür. Edison Marconi’nin danışmanlığını yapmaya başlar. 1901 senesinde Marconi, Tesla osilatörünü (elektrik sinyallerini veren elektronik düzenek) kullanarak uzun mesafeli radyo iletimini gerçekleştirir. Asistanı Tesla’ya, Marconi’nin başarısından bahsettiğinde Tesla büyük bir güvenle: “Devam etsin, cihazlarında 17 adet patentimi kullanıyor” der. Ancak hiçbir patentin güvenli olmadığı bir kez daha ispatlanır. Marconi’nin daha önce defalarca reddedilen patent başvurusu 1904 yılında kabul edilir. Tartışmalara yol açan bu kararın nedeni açıklanamaz. Radyonun mucidi Marconi olmuştur. Marconi 1911 yılında Nobel ödülünü alır. Tesla’nın yaşamı boyunca devam eden patent davası ölümünden birkaç ay sonra sonuçlanır. Amerikan yüksek mahkemesi Marconi’nin patentini iptal eder ve patenti tekrar Tesla’ya verir. Radyonun mucidi tekrar Tesla olmuştur!

Tesla, enerjinin havanın daha az yoğun, dolayısıyla daha çok iletken olduğu atmosferin yüksek seviyelerinden, iyonosferden iletilebileceğini düşünmektedir. Bu alanda çalışmalarını yapabilmek için Colorado Springs kasabasına taşınır ve edindiği finansal kaynakla 1899 yılında bir laboratuar kurar. Buradaki çalışmalarında üç amacı vardır; büyük miktarlarda enerji transferini geliştirmek, iletilen enerjiyi kusursuz bir şekilde izole edebilmek ve yönetebilmek, elektrik akımının yerküre ve atmosferde yayılım yasalarını keşfetmek.

Yere düşen şimşeğin, yerküre üzerinde dalgalar yaratarak iletildiğini ve yerkürenin iyi bir iletken olduğunu gözlemler. Eğer başarabilirse, yerküre boyunca neredeyse hiç kayıp olmadan dünyanın her yerine elektrik iletiminin mümkün olacağını söyler. Enerjinin havadan olduğu gibi, yerküre üzerinden de iletimi mümkündür. Bu, kablosuz enerji transferi için ikinci global yöntemidir. İyi bir doğa gözlemcisi olan Tesla, orajları (Fransızcada fırtına) ve şimşekleri inceler. Yerkürenin rezonans frekansını hesaplamaya ve bir şimşekte bulunan enerjinin benzerini üretmeye çalışır. Amacı müthiş seviyede enerjilerin aktığı doğadaki bu süreci taklit etmektir. Deneylerinde 25 metre yüksekliğindeki tahta kulenin üstünde 43 metrelik metal bir direk ve direğin üstüne monte edilmiş büyük bakır bir top kullanmaktadır. Çalışmalarının başlarındaki bir denemede, büyük bir şimşek üretmeyi başarır. Ancak çıkan müthiş gürültü ve yakındaki kasabayı aydınlatan ışığın yanı sıra, kasabadaki elektrik sisteminin de çökmesine neden olur. Burada 9 ay boyunca deneylerini sürdürür. Çok tartışılan bu dönemle ilgili sonradan yayınlanan bir günlük tutmuştur. Ancak yerküre üzerinden enerji iletimini başarıp başaramadığı tam olarak bilinmemektedir. Colorado Springs’deki çalışmaları bir gizem olarak kalan Tesla için kesin olan, New York’a buradaki çalışmalarının sonucunu uygulamak üzere büyük bir kararlılıkla dönmesidir.

New York’a geldiğinde bir kez daha finansöre ihtiyacı vardır. Century Magazine dergisine yazdığı etkileyici makalede, güneş enerjisinden faydalanmak için kullanılan bir antenden bahsederken; aynı zamanda savaşlara son verecek bir cihaz teorisinden de bahsetmektedir. Makalede global kablosuz iletişimin mümkün olabileceğini, ses, görüntü ve bilginin kablosuz iletilebileceğini yazar. Birçok insan için akıl almaz olan bu fikirler, dünyanın en büyük finans gücüne sahip insanlardan biri olan J.P. Morgan’ın ilgisini çeker.

Tesla, J.P. Morgan ile görüşmesinde, dönem için bilim kurgu niteliğindeki “global iletişim” konusunu açıklar. Tesla’ya göre, okyanus aşırı telefon görüşmeleri, haberler, müzik, borsa bilgileri, hatta görüntü iletimi, özel haberleşmeler ve güvenli askeri iletişim mümkündür ve tüm bunlar kablosuz yapılabilir. Tesla Morgan’a: “Kablosuz iletişim tam olarak uygulandığında, dünya her bir parçasına yanıt verebilen dev bir beyne dönüşecek” der.

J.P. Morgan ile anlaşırlar ve Tesla iletim kulesi ve enerji santrali inşasına başlamak için gerekli kaynağı bulmuş olur. Ancak Tesla, J.P. Morgan’ın bilmediği bir başka amaca daha sahiptir ki bu hepsinden daha önemlidir; Colorado Spring’de yaptığı çalışmaları uygulamaya koyarak, New York-İngiltere arasında elektriği kablosuz iletmek. Tesla bu amacını yatırımcısından saklamaktadır; çünkü insanlık için büyük bir buluş olacak bu gelişme, yatırımcılar için hiç de çekici olmayacağı gibi, büyük bir kabusa dönüşebilir. New York’ta yeni bir laboratuar kurar. Yaptığı deneylerde öylesine yüksek gerilimler elde eder ki, bulunduğu bölgede küçük çaplı depremlere yol açmaktadır. Tesla’nın bu tekniği ve cihazları, 1999 senesinde Türkiye’deki depremlerin komplo teorilerinde de yerini almıştır.

Tesla’nın bu büyük projesi için, Long Island’da devasa bir kule yükselmeye başlar. Yaklaşık 60 metre uzunluğundaki kulenin üzerinde, 55 tonluk çelik bir küre konulacaktır. 35 metre yerin altına giren bir gövde planlanan sistemde, 16 demir boru yerden 100 metre derine gömülerek yerküreye tutunması sağlanacaktır. Tesla: “burada keşfettim ki, böyle bir makinenin yeryüzünü sıkıca kavrayabilmesi gerekmektedir. Aksi halde yerkürede gerekli titreşimi sağlayamaz. Sıkıca kavramalı ki böylece titreşim yerkürenin tamamında gerçekleşebilsin”.

İletim kulesi yavaşça yükselmeye devam eder. Morgan, projenin finansal ihtiyaçlarını karşılamada yavaş davranmaktadır. 1901 yılında, Marconi’nin “s” harfini radyo sinyali ile iletmesi tüm dünyada duyulur. Tesla bu durum karşısında sakindir çünkü Marconi, Tesla’nın 17 patentli ürününü kullanmaktadır. Ancak yine de Morgan, Tesla’ya şüpheyle yaklaşmaktadır. Tesla ve Marconi’nin çalışmalarını muadil gören Morgan için, Marconi’nin çalışmaları daha az masraflı görünmektedir. Oysa Tesla’nın, Marconi’ninkilerin çok ötesinde, bugün bile gerçekleştirilememiş hedefleri vardır. Morgan, Tesla’ya olan finansal desteğini iyice azaltır. Aynı dönem baş gösteren borsa krizi, Tesla’nın ihtiyaç duyduğu malzemelerin fiyatlarını iki katına çıkarmıştır ve bunun üzerine Morgan finansal desteğini tamamen durdurur. Tesla yarım kalan projeye destek verecek yeni finansörler arar. Dönemin kötü ekonomik koşullarına ve Tesla’nın finans kaynakları bulmadaki başarısızlığı da eklenince, proje tamamen durur. Tesla ve ekibi, müthiş bir elektrik gösterisi düzenleyerek projeyi sonlandırırlar. Bu büyük hayal kırıklığından sonra Tesla, projesi için: “Bu bir rüya değil” der, “Elektrik mühendisliği biliminin bir kahramanlığı, yalnızca pahalı, kör, korkak kalpli, şüpheci dünya.” Projenin sonlanması, bugün yapıldığında bile geçerli olacak yeni ve büyük keşiflerin umuda da son vermiştir.

Dönemin diğer bilim adamları varlık içindeyken, yaşamının büyük kısmını ödünç para alarak, maddi zorluklar içinde geçiren Tesla, ticari bir gelişme kaydetmeye ihtiyaç duyar. Westinghouse mühendisleri, uzun uğraşlar sonrası pervaneli tribün motorları geliştirmek için milyonlarca dolar harcamıştır. Tesla bir tribün motoru icat eder. Son derece basit tasarımında, bir şaft ekseninde birbirine çok yakın yerleştirilmiş seri halde diskler bulunmaktadır. Hareket eden tek bir parça ile çalışan tribündeki aşırı ısınma sorunu nedeniyle çalışmayı bırakmasına rağmen, sonra gelişecek tribünlü motorlara ilham olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında, denizlerdeki gemilerin tespit edilebileceğini söyler. Yüksek frekanslı radyo dalgalarının gönderilip, cisimlerden geri yansıyan dalgaların flüoresan ekranlarda görüntülenebileceğini tarifler. Radarın tanımını yapmıştır. Yine aynı dönemde, “kanatsız uçakların” uzaktan kumanda ile kontrolünün mümkün olduğunu ve bunu bir silah olarak kullanılabileceğini söyler. Bununla ilgili bir tasarımı da vardır.

Bu dönemde Einstein’in enerji ve madde üzerine teorilerine ısrarla karşı çıkan Tesla, enerjinin madde içerisinde değil, uzayda atom partikülleri arasında bulunduğunu söyler.

1928 senesinde Tesla son patentini alır; “Hava taşımacılığı makinesi”. Parlak tasarımı, hem bir uçağın hem de bir helikopterin özelliklerini taşımaktadır. Mucide göre 350 kg ağırlığındaki bu makine, bir garajdan ya da bir çatıdan, hatta bir pencereden havalanabilecek ve yaklaşık 1.000 dolar karşılığında kişisel ya da askeri amaçlar için satın alınabilecektir. Bu yeni buluşu bugünkü VSTOL (Vertical Short Takeoff and Landing – dikey kısa mesafede kalkış ve iniş) uçakların atasıdır. Ancak bu buluşu da ticari alana taşınamayan Tesla, prototipi yapmak için bile finansal kaynak bulamaz.

Savaş karşıtı olan Tesla, dünyadaki savaşlara son verecek teknolojik bir çözüm arar. Tesla’ya göre savaşlar, “sadece makinelerin rol aldığı piyeslere” dönüştürülebilir.

1931 yılında, bir basın toplantısı düzenleyerek, tamamen yeni bir enerji kaynağı keşfetmenin eşiğinde olduğunu söyler. Bu konudaki sorulara şöyle cevap verir: “Bu fikir bende muazzam bir şok olarak belirdi. Şu an söyleyebileceğim tek şey, bu enerjinin kaynağının tamamen yeni ve beklenmedik kaynağı var.” Bu konu aynı yıl Time dergisinin kapağında konu olur.

Savaş bulutları Avrupa’nın üzerindedir. 11 Temmuz 1934’te, NY Times’da yayınlanan bir haberde, Tesla’nın Ölüm Işını’ndan bahsedilir. Bu yeni buluş, düşman uçaklarını 400 km uzaklıktan, yoğunlaştırılmış ışın partikülleri göndererek yok edebilecektir. Tesla, her ülkenin bu ölüm kalkanı denen manyetik kalkana sahip olacağını ve bu durumun savaşları imkânsız kılacağını söyler.

Yine aynı şeyi yapmalıdır; prototip üretimi için finansal kaynak bulmak. Tesla hemen her şeyi dener ancak finansörlerden ve devlet başkanlarından olumlu yanıt alamaz. Artık Avrupa için savaş kaçınılmaz bir hal almıştır. Tesla, buluşunu tarif eden teknik bir makale yazarak, müttefik kuvvetlerindeki birçok devlete gönderir; ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya. “Doğal ortam üzerinden dağıtılmamış konsantre enerji yönlendirilmesinin yeni sanatı” adıyla gönderdiği makalede, her ülkenin kendi manyetik savunma kalkanına, görünmez Çin Seddi’ne sahip olabileceğini tarif etmektedir. Bugün “yüklü parçacık ışın silahı” adı verilen cihazın ilk teknik tanımını yapmıştır.

Tesla’nın bu savunma kalkanı, bir ucu atmosfere açık eşsiz bir vakum odasıdır. Yüksek hızlı hava akımını silahın ucuna yönlendirerek yüksek vakum elde etmiş, gerekli pompalama hareketini ise büyük Tesla tribünü ile elde etmeyi tasarlamıştır.

Tesla’nın birçok ülkeye teknik detaylarını gönderdiği “Ölüm Işını” projesine en büyük ilgi Sovyetler Birliği’nden gelir. Tesla planlarını aktarır ve Rusya’da testler yapılır. Tesla icadı barış amaçlıdır ve bir anti-savaş makinesidir. Sistemi, ülke sınırlarında gökyüzünü, düşman uçaklarını tespit etmek için tarayacak enerji santrallerine ihtiyaç duymaktadır ve menzili yaklaşık 400 km’dir.

Tesla icadının barış zamanında başka amaçlar için de kullanılabileceğini söyler; uzak mesafelere kablosuz enerji iletimi. Yine bu sistemle, bugün benzer yöntemlerin HAARP projesinde kullanılmaktadır. Atmosferin yüksek tabakalarının geceleri istenilen seviyede aydınlatılabileceğini söyler; gökyüzünde sokak lambaları! Aynı zamanda meteorolojik koşulların radyo dalgaları ile kontrol edilmesi de mümkündür.

Fikirlerinin bazıları, özellikle de enerjinin kablosuz iletimi ve ölüm ışını, diğer bilim insanlarınca “gerçekleştirilemez” olarak değerlendirilen Tesla, II. Dünya savaşının iyice şiddetlendiği 1943 yılında, son yıllarını geçirdiği New York’ta mütevazi bir otel odasında ölmüştür. Öldüğü günler sonra fark edilir. Son yıllarında güvercinlerle ilgilenmeye başlayan, onlara bakıp tedavi eden Tesla’nın, ölüm ışını icadını iyice mükemmelleştirdiği söylenir.

Tesla’nın ölümünün ardından özellikle ABD’yi saran endişe ve paranoya dalgaları birbirini izler. Tesla’nın çalışmalarıyla ilgilenen Sovyetler Birliği, manyetik alan konusunda oldukça ilerlemiştir. Tesla’nın otel odasında, teknik dokümanlarından büyük bir kısmı kayıptır, kalanlara ise FBI el koyar. Sovyetler Birliği’nin, ölüm ışını cihazını gerçekleştirmek üzere olduğu ya da geliştirdiği iddiaları, özellikle soğuk savaş döneminde ABD gündemine defalarca gelir. ABD Hava Kuvvetleri “Nik Projesi” adıyla, Tesla’nın çalışmalarını pratiğe dönüştürmeye çalışır. ABD’nin uzaydan çektiği fotoğraflar, Sovyetler Birliği’nin hiçbir zaman açıklamadığı ölüm ışını projesini gerçekleştirme çalışmalarını tespit etmiştir. Her iki ülke de gizli olarak yürüttüğü projelerinin sonuçlarını açıklamamıştır.

1958 yılında ABD “yüklü parçacık ışın silahı” için büyük bir proje başlatır. Rusya’nın geliştirdiği öne sürülen süper silaha karşı da, 1983 yılında açıkladığı Stratejik Savunma Programı kapsamında füze kalkanı kurmayı hedefler. Yarım yüzyıl süren ve yüz milyonlarca dolar harcanan projeler başarısız olmuştur. “Yüklü parçacık ışın silahı” için yüksek maliyetler ve ışının uzak mesafelere yayabilmeyle ilgili teknik zorluklardan dolayı proje terk edilir. Oysa Tesla’nın bu alanda çözümler içeren çalışmalarından hiç faydalanılmadığı görülmüştür.

Edison, Marconi, Roentgen; Tesla’nın çok ötesine gittiği bu bilim insanları ve daha birçoğu bizler için tanıdıktır. Tesla, elektrik alanında Edison’dan çok ileri gitmiş ve Edison ile kıyaslandığında çok sayıda ve önemli buluşlara imza atmıştır. Roentgen’den yıllar önce x-ray tekniğini geliştirip fotoğraflar çekmeyi başarmıştır. Radyo alanındaki buluşları ile de Marconi’nin önünde gelir, ki bu konuda Marconi’nin patenti iptal edilmiştir ve radyonun mucidi Tesla’dır. İlginçtir ki, AC akımın mucidinin Tesla olduğu çok açıkken, bazı kaynaklarda Westinghouse bazılarında ise Edison olarak görünmektedir. Bunlar gibi çok sayıda başarı ve yüzlerce patenti olan Tesla’nın, imkânsızlıklar nedeniyle yarıda kalan çok önemli fikirleri, teorileri ve tasarımları bulunmaktadır.

Dünyanın en meşhur bilim insanlarından biri olması beklenen Tesla neden tanınmamaktadır? Okullarda onun ismine rastlayamayız. Birçok mühendis bile, hatta elektrik ve elektronik mühendisleri, Tesla’nın ismiyle karşılaşmazlar ve onu tanımazlar.

Tesla’nın tanınmamasının nedenleri arasında; üniversiteler ve şirketler için çalışmamış olması; evlenmemiş, hayatı boyunca hiçbir birliktelik yaşamamış ve çocuğu olmaması; bir göçmen ve Amerikan vatandaşlığını sonradan almış olması, zaman zaman finansörlükler temin etse de hep bağımsız çalışmış olması yer almaktadır. Yine önemli nedenlerden biri, alanında zamanın çok ötesinde olmasıdır; belki de bugünün bile. Öngörüleri ve imajinasyonuyla hareket ediyor olması da, çoğu zaman diğer bilim insanları ve dönemi tarafından ciddiye alınmamasına neden olmuştur. Ancak Tesla’nın tanınmayışının en önemli nedeni, onun ahlaki karakteri ve bilim insanı profilidir. Yaşamı boyunca şöhret ve para peşinde olmamış, aksine bunları reddetmiştir. 1915 yılında Edison ile paylaştığı Nobel ödülünü kabul etmemiştir. Daha sonra da “Edison Madalyasını”. Bugün trilyonlarca dolara karşılık gelen AC akımı anlaşmasını, tasarımı esnasında kendisini destekleyen firmanın zor durumda kalmaması için iptal etmiştir. Rekabet içerisine girdiği, haksızlıklarla karşılaştığı halde, özellikle Edison ve Marconi karşısında, sakinliğini korumuş ve zarif karakterinin inceliklerini sergileyerek tarih karşısında haklı ve kazanan taraf olduğunu göstermiştir.

Son dönemlerde Tesla hakkındaki çeşitli araştırmalarda rastlayabileceğimiz ortak şey, onun devrim niteliğinde buluşları ve müthiş teorileridir. Ancak Tesla’nın pek az bahsedilen bir özelliği vardır ki, bu özelliği onun bilim insanı profiline ve ahlaki gelişimine şekil vermiştir; Tesla önemli bir doğa bilimcisidir. Doğayı gözlemlemiş, onun yasalarını ve işleyiş kurallarını anlamaya ve onu taklit etmeye çalışmıştır. En büyük icatlarından biri olan AC akımı sikluslar yasası ile ilişkilendirmiş, yine en büyük teorisi kablosuz enerji iletiminde ise, annesi Gea’dan güç aldığı sürece yenilmez olan Antheos’a benzeyen güçlü makinelerin, yerküre üzerinden kablosuz iletilen sınırsız enerji ile beslenmesi üzerine çalışmıştır. Enerjinin uzayın her yerinde var olduğunu söylemiş, madde ile enerji arasındaki ilişkiyi tarif etmeye çalışmıştır.

Tesla yenilenebilir ve doğal enerji kaynağı fikrini ortaya atmıştır. Bu alandaki Tesla’nın çalışmalarını yaymaya çalışan grup, Birleşmiş Milletler Kyoto konferansında Tesla’nın projelerini global ısınma ve çevre kirliliği sorunları karşısında çözüm olarak öne sürmüşlerdir. Tesla ismi, uluslararası manyetik alan birimi olarak kabul edilmiştir. Bugün elektrikli motoru bulunan Tesla marka arabalar üretilmektedir; Tesla Roadstar. Tesla için Belgrad’da bir müze bulunmaktadır ve Belgrad Havalimanı’na “Nikola Tesla” adı verilmiştir.

Enerji, ülkelerin ekonomilerinin temelini teşkil eder. Tesla, tüm uluslar için sınırsız enerji teorisini gerçekleştiremeden yaşama veda etmiştir. Savaşların yaşamımızın bir parçası olduğu dünyamızda, savaşlara son verecek, sonraları önde gelen devletlerce denendiği bilinen icadını uygulama fırsatı da bulamamıştır.

Kablosuz enerji iletimi henüz gerçekleştirilemedi. Bunun için engel nedir, bu konuda neden çalışmalar yapılmamaktadır? Belki bilim henüz yeterli değil, belki henüz bizler hazır değiliz. Belki de bu, enerji üretimini elinde bulunduran güçler için “faydalı” bir yöntem değildir. Ancak bu çalışmaların önünde “bizden” başka ne vardır? Kablosuz enerji iletiminin ve bedava enerjinin, yani bedava gücün var olabilmesi için en büyük engel aşkın gücünün, güce olan aşkı yenebilmesi gerekliliğidir.

Doğadaki ve evrimdeki herhangi bir gelişme sonraki nesilleri etkiler. Ancak insan için bu her zaman söz konusu değildir. Bireylerdeki büyük gelişmeler, bazen çevresini ve meslektaşlarını çok az etkileyebilmiştir. Buluşları ile çığır açtığı halde, anlaşılmadığı için çalışmaları sürdürülemeyen Tesla’da olduğu gibi. Tesla üst düzeyde entelektüel ve ahlaki bir kişilik geliştirmiştir; ancak bunu soyu ile öğrencileri ile ya da ticari alanda sürdürme konusunda başarısız ya da isteksiz olmuştur. Tesla’nın yaşamı, bilim insanı profili ve geliştirdiği kişilik, insanlık için büyük bir deneydir. Doğayı ve kanunlarını gözlemleyen ve gözeten, doğayla uyumlu, kendini bilim ticaretinden çok insanlığın gelişimine adamış bilim insanlarının artabilmesi için bu deneylerden daha kaç tane yapılması gerek?

Tesla icatlar ve insanlığın gelişimiyle ilgili şöyle der: “İnsanlığın ilerleyişi mutlak icatlara dayanır. Bu, yaratıcı zihninin en önemli ürünüdür. Onun nihai hedefi, doğanın güçlerini insanın ihtiyaçları için kullanarak, aklın maddesel dünya üzerinde mutlak hâkimiyet kurmasıdır.” Dünyayı ‘kullanılabilir ve iletilebilir’ elektrik ile, ışık ile tanıştıran Tesla, bu nedenle modern Prometeus olarak da adlandırılır. En büyük çabası, doğanın gizli güçlerini ve bilgisini keşfetmektir ve evreni ‘titreşen dalgaların senfonisi’ olarak adlandıran Tesla, buluşları, gizemli yönleri, dâhice fikirleri ve sabırla anlaşılmayı beklemektedir.

Kaynaklar:

1- My Inventions – Nikola Tesla

2- Nikola Tesla Colorado Springs Notes – Nikola Tesla

3- Prodigal Genius – Biography of Nikola Tesla – John J. O’Neill

4- www.pbs.org

5- Tesla: Man Out of Time – Margaret Cheney

6- Tesla Master of Lightning – Margeret Cheney & Robert Uth

Metinde Geçen Bazı Kavramların Kısa Açıklamaları:

İyonosfer: Atmosferin elektromanyetik dalgaları yansıtacak miktarda iyonların ve serbest elektronların atmosferin yere yakinlik olarak altıncı katmanı.

Vedik: Vedalar -Antik Hindistan kökenli, Sanskrit yazınının en eski örneklerini oluşturan kutsal metinler- ile ilgili.

Vivekananda

Kozmogeni: Evreninin kökenini ve gelişimini inceleyen bilim.

Ether: Bazı fizikçiler tarafından evreni doldurduğu varsayılan bir tür enerji.

Aura: Canlıların bedenlerinden yayıldığı düşünülen bir tür ışınımla oluşan, Kirlian fotoğrafçılığı ile görüntülenebilen enerji alanı.

Yayınlarımız
untitled.gif
Eski Sayılar
Dergi_Sayi_55.gif
Özlü Sözler

\”Bir öğretmenin öğrencisini aşk ve takipçilik konusunda teşvik etmesi, bilgi aktarmasından çok daha önemlidir.\”


He

http://dergi.yeniyuksektepe.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=31:nicola-tesla&catid=2:bilim-ve-felsefe&Itemid=8

11 Yorum

  • şaban 26 Ekim 2011, 13:53

    hep inanırım; daha çok uçmak gerektiğine… İmgelenebilenin gerçekliği olmaksızın imgeleminin de olanaksızlığını biliyorum. Bütün uçkun-deli görüşler- düşünceler, hepsi;) geleceğe yolculuklardır.

  • divane asaf 15 Nisan 2009, 12:24

    Arkadaşımız Yusuf’un bahsettiği yönetim tarzı bana Sinarşiyi çağrıştırdı.Fakat Sinarşi gerçekte Adolf Hitler’in Nasyonel Sosyalist hareketindeki Faşizmden daha abartılı bir yönetim tarzıdır,her ne kadar tam anlamı’Birlikte Yönetmek’olsa da!
    Burada konu edilen geçiş bilmecesi bana kalırsa sadece bir hayal ürünü olmakla kalır..geçmişte buna benzer bir çok gizli dernek bu olguyu yaşama geçirmeye çalışmıştır fakat nafile bir amaçtan öteye gidememiştir ne yazık ki..
    Sevgiyle..

  • Sibel 14 Nisan 2009, 15:24

    Benim uzun zamandır kafama takılan bişey kalmadı 🙂 Ayrıca fantastik yazarı ünvanı da oldukça koruyucu, annem bile artık beni normal bulmaya başladı! (böyle şeyler yazmak için insan biraz uçuk kaçık olur herhalde diyor sanırım)

    Türkiyeyi ben hiç küçümsemedim, küçümseyenleri de nezaket sınırları içinde uyardım. (hatta yıllar önce seni bile azıcık uyarmıştım belki hatırlarsın) Gerçi ben Anadolu demeyi tercih ederim.

  • yusuf eryigit 14 Nisan 2009, 11:27

    Su andaki insanlarin yasam bicimlerine yansiyan karakterleri onlarin asil kimliklerini yansitmiyor cünkü yasam bizim oyun hallerimiz.
    Cok kötü karaktere sahip olarak gördügümüz bir insan,özde mükemmel bir insanda olabilir.Bundan dolayi dis görünüsle bir yargiya varamiyoruz.
    Ortada bir proje varki milyarlarca insana acik diyelim,herkes bu döneme gecip aynen buradaki gibi kendi devlet bicimlerini olusturabilir,belkide krallik dönemiyle baslanir bilemiyorum bunlar ayrinti.Bu isin bir gecis asamasi olacaktir,dünya yasami bitecegi icin burada kimse kalmayacaktir,zaten kimsenin kalacagini zannetmiyorum.Zaten bu dönem kapandiginda dünyada yasam bitip kapilar kapanacaktir.Bugünkü olaylara bir bak insanlar tamamen caresiz hale getirildi,gidecek yer bulsalar hemen kacacaklar,hatta diyeceklerki burasi olmasinda neresi olursa olsun.
    Simdi bunu biraz daha siktiginda amaca ulasiyorsun ve orada sikilan vanayi hemen aciyorsun.Íste orada baslatiliyor hareket.Sen bu isleri cok iyi anladigin icin tekrara girmiyorum fakat senin tereddütlerin var onun icinde sabirla beklemek gerekiyor.
    Yani sen bunlara olmaz öyle sey canim diyenlerden degilsin,sen bunlarin olabilirligini kabul ediyorsun fakat birseyleride görmek istiyorsun.
    Íste o zaman tam olarak inanacaksin.Íste bu sürec uzakta degil.
    Bak simdi Ergenekon olayi öylesine dar bogaza soktuki insanlari burada daha fazla ilerlenmez,insanlar kendilerini bogulacak gibi hissediyorlar.Uzun vadede artik birlikte yasayamazlarda cünkü cok testi kirildi bu yolda.
    O zaman bak,su haliyle götüremiyorlar,ilerideise kucaklasamiyorlar,bu bir cöküs dönemi olmali.Bu arkasindan büyük bir olayla neticelenmeli.Olay bu iste yani olacak olanda anlatip tartistigimizdir.Yani Türkiye bir bütün olarak bu isin göbeginde yer aliyor.
    Türkiyeyi sakin ola kücümseme,gecmiste yasamis olan tüm pirler bugün anadoludalar fakat kendilerini göstermiyorlar.
    Bunlar gelecek medeniyette ortaya cikacaklar.
    Simdi kafana takilan fazla sey kalmadi sadece yasayip görmek kaldi.
    Ergenekon olayi biraz daha sikacak ve gelismeler biraz daha tirmandirilacak,demekki bu gerekli olan birsey.

  • Sibel 14 Nisan 2009, 09:18

    “bizler fiziki olarak oraya gecis yaptigimizda onlarla bütünlesecegiz fakat kimse farkina varamayacak.Sadece herkes daha akillandigini,daha becerili hale geldigini söyleyecek”
    Diyorsun. HERKES kim? Gidenler mi kalanlar mı?

    UFOları gördüğünü söyleyen bir arkadaşım var, hatta sürekli gözlem altında olduğumuzu düşünür. Bu his bende de var belki filmlerden çok etkileniyoruz bilemiyorum, hislerimizi saman altına atmakta üstümüze yoktur 🙂
    Örneğin cep telefonu, internet gibi gibi büyük buluşlarla ilgili seninki gibi düşünceler çok tepki alıyor, sebebi ise insanoğlunun çabalarını küçümsemiş olunuyormuş. Ama düşününce her zaman tohum’un bi yerden geldiğini görüyorum fakat bu toprağı bize küçümsetmiyor ya da kadını!
    Senin söylediğin bu sav yıllardır bazı kanal bilgileri ile insanlığa yayılıyor, yani epeydir yeri yapılıyor. Böyle bişey aslında yoksa bile olabilirliği güçleniyor.
    Seninle fikirbirliği içinde olduğum nokta, ilginç bir zamanda yaşadığımız ve bu zamanın akıl almaz gelişmelere gebe olduğu.

  • yusuf eryigit 13 Nisan 2009, 23:59

    Yeralti rezervlerinden kastim hic dokunulmamis hammade,bunlar orada kurulacak olan yasamda islenmeye hazir yeni rezervler.
    Yani burasi öyle bir yerki ilk Adem ile hava dönemi gibi ve ilk insanlar bu kez topluca inmis oluyor.Fakat bu insanin gelmis oldugu asama cok yüksek boyutlu.Yani su anda köylü olarak bile yasamis olsalar tüm bedenler belli bir boyutta.Bunlar aynen burada oldugu gibi bedenlerde yasayacak fakat bedenin zamani tükendiginde hemen bir baska bedende yeniden yasam bulacak tabi varolan birikimleriyle birlikte.Bak simdi su andaki görüntü bizi yaniltiyor,arka plandaki gücler insan genetigiyle oynayip onu degisime sokabiliyorlar.Bu bir anlamda gelismis cerrahlik gibi birsey.Bir diger anlamda ise en gelismis kodlarin yerlestirilmesi.
    Oraya gidis düz bir yolculuk olmuyor,bundan dolayi ufolar kullaniliyor.Buna söyle diyelim.Bir ana merkez var ve buradan ayni dünyaya on adet yol aciliyor.Dünyanin bir bölgesinde yasayanlar diger kisimlari göremiyorlar ve saniyorlarki dünya sadece onlarin yasadiklari yerden ibaret.
    Burada bir yerden digerine göc edebilmek icin yol ana merkezden geciyor ve diger bir yoldan yine ayni dünyaya iniliyor fakat baska bir bölgeye.Bu kez eski gelinen yer gözden siliniyor ve o kisim kullanima kapatiliyor.Bundan dolayi dünya ne bizim yasadigimiz,nede görmüs oldugumuz bölgeyle sinirli.
    Ílk gidenler yerlestikce geride kalanlarda zamanla oraya tasinacaklar cünkü gidilecek yer su andaki yerden cok daha büyük.
    Bu anlattigim ne bir rüya,nede icime dogan birsey.
    Bu su anda belirtileri görülen ve cok yakinda daha yakindan görülecek olan gercegin kendisi.
    Bak cep telefonu ve internet nereye geldi.
    Ben bunlarin insanlari gelecege hazirlayan kaldiraclar oldugunu yazdimda kimse inanmadi.
    Bak hersey kisa bir zamanda devreye girdi ve arkasindan ulasamiyoruz bile.
    Bu buluslari yapan herkes cok özel bir yerden özel görevle geldiler ve buluslarini yaptilar.
    Bak daha önce hic yasanmamis bir kriz geldi,cünkü yatirim buradan oraya kaydirildi.
    Avusturalyada yanan ormanlar alindi,orasi cok yeni bir medeniyetin ilk kurulusu oluyor.Bu medeniyet aslinda vizyonlarda yasandi,simdi ise fiziki olarak yasanacak ta,ki aldigi zaman tükenene kadar.
    Mayalardaki 2012 yili buydu iste bak onlar hakkinda cok yeni bir yazi yazdim hem sitemde,hemde blogumda.Okursan kafana takilan bircok seye cevap bulacaksindir.Bu isin saklisi kalmadi,öyle gizlenerek yapilan birseyde degil.
    Hersey aciktan geliyor,cünkü onlarin kimseden cekindikleri yok.Su anda bizler ayni anda bircok yerdeyiz,bu bircoklar su anda orayi hazirliyor ve bizler fiziki olarak oraya gecis yaptigimizda onlarla bütünlesecegiz fakat kimse farkina varamayacak.Sadece herkes daha akillandigini,daha becerili hale geldigini söyleyecek.Böylesi bir gecis.
    Oraya yani o medeniyete hersey indirildi ve listesi yayinlandi fakat bunu simdilik kimse farketmedi.Cok aciktan olmasina ragmen farkedilmedi,cünkü bu listeyi görmüs olanlari su anda inandirmak cok zor.Onun icin yasanmasi sart.
    Bana göre göc basladiginda inanacaklar,belki ilk planda coklari geri duracaktir,belkide parca parca tasinacagiz gönüllülerin öncülügünde.
    Fakat sunu söyleyebilirim, cok heyecan verici bir dönem yasayacagiz.Sen simdi olanlari izle belirtiler arttikca daha yakindan inceleriz fakat öyle uzun bir zaman kalmadi,birkac aya hersey netlesecek.Ben simdi ne yazarsam yazayim kesinlikle inandirici olmayacak onun icin diyorum belirtileri görmek gerek diye.
    Sitemdeki mayalar üzerine yazdigim yaziyi oku bu sana ipucu verecektir.
    Eger bu tasinma olmaz ise sonumuz mayalar gibi olacak ve herkes hastaliklarla yokolacak.2012 tarihi o dönemin baslangici olarak algilanmis olabilir.Fakat o tarihte isler coktan bitmis oluyor.
    Bu bizim elimizde olmayan birsey bizatihi yasayan dünyanin kendisi bu isin icinde.Dünya artik varolan hastaliklari tasimak istemiyor ve acil tedaviye girmesi gerek,buda buzullarla olacak birsey.Yani dünyanin bir tarafi buzulu yasarken,biz diger tarafta yeni bir baslangic yapmis olacagiz.Bak bunlarida coktan yazmistim.O öncekiler icime doganlardi ve el sistemimle ortaya cikardiklarimdi.Dikkat ettiysen yazdiklarim dogru fakat nerede yasaniyor bilmiyorum demistim.
    Su an ise tam olarak eminim ve projeyi gördüm.
    Bu ne bir dinsel tilsim,nede öyle hurafe tam tersi hersey acik secik.Ben bugün ulastimsa buna bazilarida yarin ulasir,bir zaman gelir herkes emin olur.Hem ekonomik kriz,hemde kuraklik ve iklim degisiklikleri bununla ilgili.
    Nedenlerini yazmak cok uzun zaman gerektiriyor fakat herseyi aciklikla görebiliyoruz.
    Su yaziyi bile sana yazmamin bir nedeni var,sende baskalarina ulastiracaksin,onlarda baskasina derken herkes o döneme hazirlanmis olacak.
    Eger bu yazdiklarim yasak ve gizli kalmasi gerekli olsaydi,eminim yazi sana ulasmadan yolda kaybolacakti.
    Ya bilgisayar bozulacak,yada sigortalar atacakti.
    Hatta ben basima is bile alabilirdim fakat görüldügü gibi hersey dümdüz gidiyor.
    Demekki zaman bugüneydi.
    Peki bunlari neden daha önce biryerlerde yazip yayinlamadim?
    O zamanlar bilgi kaynagina henüz ulasamamistim,su anda ancak gelebildim.Emin olmadigim havadan seyleri yazacak olsaydim biliyorsun hikaye yazmasini biliyorum onlari birer hikaye gibi anlatirdim.
    Fakat bunu haber gibi yaziyorum.
    Demekki bu yazilari yama hakkini aldim ben bir anlamda telif haklari oluyor.
    Sen gönlünü srin tut ve yakinda uzay gemisinde bulusuruz.

  • Sibel 13 Nisan 2009, 22:36

    “Bu olacak olansa uzay gemileriyle bir tasinmayi gerektiriyor ve dünyanin yeni bir yüzeyine yeni bir inis yapiliyor.’
    diyorsun, bu içine doğan bir his mi yoksa bunun işaretlerini mi yakaladın? Ayrıca yeraltı rezevleri ağzına kadar ne ile dolu?

  • yusuf eryigit 13 Nisan 2009, 22:04

    Sibel hanim Radikal gazetesine bir vesileyle yorumda bulundum senin burayada iyi yakisacak sanirim.Bu kez olayi biraz daha detaylandirmaya calisip,zamani daralttim.Bunlari yapan ben degilim fakat bende isciler arasindayim.Olacaklari kisaca özetlemeye calistim.
    Ístersen blöf de fakat bu yazi yazildi.
    ————————
    Türkiyede iktidar ve muhalefetin disinda tamamen bunlardan bagimsiz bir hareket ortaya cikti ve dozunu artirarak devam ediyor.

    Bu normal sartlarda yasanacak bir olay degil,burada kesinlikle bizim algilamamiz disinda bir gelisme olmali.

    Su anda iktidarda islamci bir parti oldugu görünüyor ve bunlarin intikam aldigi saniliyor.

    Bu tam anlamiyla bir yaniltmaca cünkü bizim islamcilar ne kadar kinci olurlarsa olsunlar olayi bu noktaya kendi istekleriyle tirmandiramazlardi.

    Bütün bu yasananlarin sonunda Türkiyenin kimsenin hicte beklemedigi bir acilim yapacagina inaniyorum,yani su andaki oyundan cikip gercek üstü bir yasama gecis yapilacagi kanisindayim.

    Burada ulastigim bir kaynaktan alinti yapmak isterim.

    Bu kaynak olanlari acikca deklare etti ve dediki bu proje artik dönüsü olmayan yola girmistir.

    Bu projede dünya yasaminin artik sonuna yaklasildigi,yeni döneme gecis asamasina gelindiginden bahsediliyor.

    Bu gecis öyle ölüm ve yeniden dogum gibi olmayip,tamamen fiziki bir gecis.

    Yani yeni bir kapidan iceri giris yapiyorsun fakat yanina hicbirsey almiyorsun,cünkü kisinin ihtiyaci olan hersey orada var.

    Bu yeni düzene geciste herkes söz dinlemek zorunda.

    Burada öyle bir organize olunacakki her kafadan bir ses cikmayacak ve herkes gerekirse boyunegmenin ne oldugunu bilecek.

    Bu boyun egme basit bir insana karsi olmayip kisinin gecmis oldugu boyuta olan saygisindan dolayi olacaktir.

    Yani ben asar keserim havasi yok,hepimiz birer Yunus Emreyi oynayacagiz.
    Bu boyuta ilk gecisler ilk dört ülkeyi kapsayacaktir,Türkiyede bu dörlünün arasinda bulunmaktadir.

    Biraz daha sabredin,bir kac ay icerisinde durum dahada netlesecektir.

    Bu gecis ne gizli kapakli nede öyle okus pokusla olacaktir,acik bir deklarasyonla bütün dünyaya duyrulacaktir.

    Bu gidilen yerde paraya ihtiyac olmadigi icin Japon parasida ekonomiside cökebilir,cünkü hersey oraya isinlaniyor.

    Türkiye ekonomisi cok daha berbat hale gelebilir,bunu takan yok.

    Avusturalya toptan yanabilir bununda önemi yok.

    Ísvecte fabrikalar kapanabilir para en alt düzeye düsebilir buda dogal.

    Türkiyede su anda yasanan olayla hükümetin bir ilgisi yoktur,gözünüzü biraz acin ve bakin,hicbir ülkede hicbir hükümet bir anda böyle bir isin altina girmez.

    Cünkü böylesi bir hareket uzun vadede bir ülkeyi cökertir.

    Kafanizi kaldirip Türkiye disinda olanlara bir bakin ve görün,olay tamda benim dedigim yöne dogru gidiyor.

    Kisacasi dünya yasanmaz hale geldi ve cok kisa bir zamanda dünyayi böcekler sarip birtakim hastaliklar olusacak.

    Yani biz su anda gecis asamasindayiz ve evrensel sistemin kendisi su anda bu gecisi gerceklestirmektedir.

    Tüm alt yapi hazir ve yakin bir zamanda start tabancasi patlatilacaktir.

    Yukaridada yazdigim gibi ilk starti alanlar bahsettigim dört ülke olacaktir.

    Bu gecisi ne kimse öne alabilir,nede bir dakikasini geriletebilir.

    Hersey planlandigi üzere dakikasinda gerceklesecektir.

    Peki neden Türkiye?Aklimizi peynir ekmekle yemedik ve bizde evrensel sistemin bir parcasiyiz.

    Yani evrenin planlarina yabanci olmayip tam tersi onun isik iscileriyiz.

    Benim bu yazdiklarima sasiranlar olabilir fakat bu projenin sahibi ben degilim,ben yapilip uygulamaya sokulan projeden sadece alinti yaptim.

    Bugün bizzat evrenin isik iscileri bu ise seferber olmuslardir.

    Bunlar en üst boyuttan gelip insan bedeninde yasayan ve geride kalanlarada boyut atlatmaya calisanlardan olusmaktadir.

    Su anda Türkiyede yapilan tirpanlama tamamen bu isle alakalidir.

    Íste bu sacma gibi görülen olayin asil nedeni bir kac ay icinde belli olacaktir.

    Sonuc olarak dünyadan bir göc baslatiliyor.

    Daha öncede dünyanin evrenin rahmi oldugunu bunun genisleyip yeni kitalarin ortaya cikacagini yazmistim,fakat ben sadece yazdim,yazilana kimse inanmiyor illaki yasanacak,ve simdi o yasanacak döneme gecis yapiyoruz.

    Bu olay dünya yaratilali beri ilk defa gerceklesen bir olay.

    Yani daha önce düz bir yasam hüküm sürdü ve insanlar ancak kitalardan kitalara gecebildi fakat bu hep dünya yüzeyinde oldu.

    Bu olacak olansa uzay gemileriyle bir tasinmayi gerektiriyor ve dünyanin yeni bir yüzeyine yeni bir inis yapiliyor.

    Bu inilen yer daha önce hic kullanilmadik bölgelerden olustugu icin,tüm yeralti rezervleri agzina kadar doludur.

    Daha önce dünyada olanlarin cogu orada olmayacaktir cünkü yeni insanin ihtiyaclari cok daha kaliteli ve üst boyutlu olacaktir.

    Simdi bu yazdigima bir kurgu deyip gecin isterseniz fakat gözlerinizide biraz acip etrafta olanlara bakin.

  • Sibel 13 Nisan 2009, 17:08

    Manyetik dalgalar tam bir sihir alanı! Eminim bu konuda şu anda genele maledilmeyen akıl almaz buluşlar yapıldı (bi kısmına şahsen şahit oldum), bunlar yaşama bütünüyle geçirildiğinde nasıl bir dünyamız olacağını kestirmek zor! İşte bu sebeple Yeni Dünya kampanyamızı elimizden geldiğince yaygınlaştırmamız gerektiğini hissediyorum.

  • yusuf eryigit 13 Nisan 2009, 12:46

    Maya döneminin nasil yokluga mahkum edildigini daha önce hem kendi mekanimda hemde baska yerlerde yayinladim.Koskoca bir medeniyet göz göre göre bagirarak yokolup gitti.
    Medeniyet ve topluluklar yokolmadan önce can cekistirme dönemine girerler ve ya kendi kendilerini yiyip tüketirler,yada salgin bir hastalikla yokolurlar.Bunun nedeni bir projenin bitip yerine bir baskasinin baslayacak olmasi.Su geldigimiz asamada yeni bir proje baslatilacak gibi geliyor bana ve insanin tükenise girmeside buna kanit olabilir.
    Fakat bu gelecek olan yasadiklarmizdan daha geri bir dönem olamaz¨bu mümkün degil.
    Yani ülkemizde bazi isler ters gidiyor gibi görülsede,bu ileriye olan bir acilimdir,hatta islerin dinci bir partiyle kotariliyormus görüntüsü bile birsey degistirmez.Bana göre iki önemli olay sahneye cikacaktir,birincisi teknolojinin ulastigi doruk noktasi,ki buna ufolar dönemi diyebiliriz.
    Yani tüm tasit araclari ucuyor ve toprakla bir temas kalmiyor.
    Su anda yerde varolan araba yollari bir yansimayla ufolara yol olabiliyor ve ufolar bu yollardan gidip geliyorlar.Yani karayollari hava yollari olarak kullaniliyor ve burada hicbir trafik kazasi olmuyor.Özel araba yerine ufak ufolar kullaniyor olabilecegiz.
    Ben düsünce olarak bu döneme girdigimiz kanisindayim ve düsünelimki su an bizden habersiz test ucuslari yapiliyor.
    Íkinci olarakta dinler ötesi bir toplum olacaktir,yani orada su anda varolan dinlerden arindirilmis tek bir inanc sistemi,bu sistemde insanlara din ögretmek,onlari cennet veya cehenneme göndermek icin kullanilmiyor,sadece bir inanc olarak varolacaktir.Íhtiyaci olanlar duayla karisik meditasyonlarini yapabilirler.
    Ínsanlar orada her hangi bir kurtarici beklemiyor,tam tersi herkes isini yapiyor.
    Ísini yaptikca kurtulacagi bilincine variyor.
    Ínsanlik tarihindeki tüm buluslarin amaci buydu iste,insani bugünkü asamaya hazirlamak.
    Yani insanlar son teknolojiyle tanistiklarinda agizlari acik kalmayacak.
    Dünyanin su anda icinde bulundugu durum buna isaret ediyor fakat daha fazlasini yasayip görmek gerek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir