xasiork Fantastik öykü kulubü

01 Kasım 2008

Hürriyet gazetesi – 14.06.2003

Fantastik öykü kulübü

Şermin SARIBAŞ

Xasiork bir bilimkurgu ve fantezi öykü kulübü. Yurtdışında Arthur C. Clark, Asimov gibi ünlü yazarlar adına kurulan öykü kulüplerine benziyor. Fikir sahibi Orkun Uçar’a esin veren Jules Verne ve H.G.Wells’in bugün klasikleşen eserlerini ilk kez üyelerle paylaştığı edebiyat kulüpleri.

Uçar önce internette bir öykü sitesi açtı. İsteyen herkesin bilimkurgu ve fantezi öykülerini yayımlamaya başladı. Ardından kulübü bir yayınevi haline dönüştürdü. Ölümsüz Öyküler Kulübü Xasiork bugüne dek beş kitap yayımladı. Xasiork nasıl okunur diye sorarsanız, yardımcı olalım: ‘‘İksasiork.’’ Ne demek mi? Cevabı yazıda…

Yayınladıkları bazı kitaplara ‘‘Nitumur in vetito’’ notunu yazıyorlar. Yasaklanmış olana erişmektir amacımız, anlamını taşıyor. Nietzsche’nin ‘‘İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde’’ adlı kitabında geçiyor. Xasiork’un içindeki asi yapıyı iyi anlattığını düşündükleri için bunu kullanıyorlar.

Yaş sınırı olmaksızın, bilimkurgu, korku, fantastik, polisiye konularında iyi yazan herkesin öyküsünü yayınlıyorlar.

En küçük öykü yazarları 14 yaşında. Çoğunluğunu öğrenciler oluşturuyor, ama çocuklu ev kadınlarından tiyatroculara kadar geniş yelpazeleri var.

Orkun Uçar, Peter Straub’un ‘‘Gece’’ romanını okuduğunda, yaşlı adamların toplanıp birbirlerine öykü anlattığı bir kulüple karşılaşmış. Daha sonra bu tür bir kulüpten bahsedildiğini, Stephen King’in ‘‘Kuşku Mevsimi’’ romanında da okuyunca kendisinin de buna benzer bir öykü kulübü kurabileceğini düşünmüş. Hele hele Frankenstein’ın yaratıldığı gecenin de hikayesini öğrenince bu düşüncesi iyice pekişmiş:

1816 yılının Temmuz ayında Cenevre Gölü kıyısında beş kişi biraya gelmiş, ama fırtına nedeniyle eve kapanmak zorunda kalmışlardı. Birbirlerine korku öyküleri anlatarak vakit geçirmeye çalışırken ortaya çıkan öykülerden biri de Frankenstein’dı.

LİSE ÖĞRENCİSİYDİ

Orkun Uçar, Türkiye’de bilimkurgu, fantezi ve korku türü öykü yazacak kişileri biraraya toplayan bir kulüp ortamı oluşturmaya karar verdiğinde henüz lise öğrencisiydi. Ve onun liseyi okuduğu yıllarda TRT akşam yayına başlıyordu, özel kanal yoktu, video furyasının başlamasına ise daha çok vardı. Tabi İnternetin ise esamisi bile okunmuyordu.

Bir öykü kulübü kurmanın yolunu yordamını bilmediği için projeyi oluşturdu ama ne şekilde ilerleyeceğini sonraki yıllara bıraktı. Kulübün adı ‘‘Ölümsüz Öyküler Kulübü’’ydü. Sembol olarak Xasiork kelimesini seçmişti.

2001 yılında işinden kovulunca sahip olduğu külüstür bilgisayarıyla amatör bir site hazırladı, her gün bir öykü yazıp siteye koymaya başladı. Bir çağrı yapmamıştı ama siteye bir okur öykü gönderdi ve Uçar o öyküyü de yayınladı. Arkası geldi ve bilim kurgu, fantastik, polisiye, korku, gotik alanında yazan herkesin öykülerini yayınlamaya başladı. Bir süre sonra da interaktif bir öykü yazmaya karar verdi. İlk bölümünü Orkun yazdı, sonraki bölümler öykü yazıp gönderenlerce tamamlandı. Daha sonra kendi aralarında küçük bir öykü yarışması düzenlediler ve bir barda ödül töreni bile yaptılar. Hediyesi birkaç kitaptı.

Yarışmaya katılanlardan birinin, ‘‘internet üzerinden bir dergi niye yapmıyoruz’’ fikriyle harekete geçtiler. O gün bu gündür, bilimkurgu, fantezi, korku, gerilim, polisiye, gotik, yeraltı konularını kapsayan yazılardan beğenilenler derginin sitesinde yayınlanıyor.

KAFEDE YAYINEVİ KURDULAR

Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü’nü, sadece bir internet sitesi olmaktan çıkarıp, yayınevine dönüştüren süreç, Sibel Atasoy’un gönderdiği mail ile başladı. ‘‘İnternette gezerken siteyi buldum. Fantastik resimlerin, labirentlerin olduğu karmaraşık bir siteydi. Bana çok uygundu, çünkü ben düzeni sevmiyorum. Ne güzel bir yer, diye düşündüm. Mesaj atıp kutladım. Baktım cevap geldi. Sonra, geçen mayısta bir kafede Orkun’la buluştuk. Kafeden kalkarken yayınevini kurmaya karar vermiştik. O hafta düşüncemizi gerçekleştirdik. Orkun’un ve benim kitabım hazırdı. Ertesi ay ikimizin de kitabı çıkmıştı.’’ Orkun Uçar ve Sibel Atasoy’un kurduğu yayınevinin bir ofisi yok. Matbaayı, dizgiyi hep tanıdıklarıyla halletmişler. Paraları olur olmaz, yayınevlerini kurumsallaştırmak istiyorlar. Çeviri eser basmayıp, sadece yayınevinin konseptine uygun kitapları basacaklar.

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/06/14/303486.asp

Bir yorum

  • Eray Usta 04 Eylül 2010, 23:02

    Sayın Sibel Atasoy. Bir yerde yanlışınız var düzeltmeliyim. “Nietzsche’nin ‘‘İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde’’ adlı kitabında geçiyor. Xasiork’un içindeki asi yapıyı iyi anlattığını düşündükleri için bunu kullanıyorlar.” demişsiniz. Ancak yanlış. Orkun Uçar’ın ‘Asi’mov’a sevgisi yüzünden ilk üç harfi alınmıştır ‘Asi’mov’un.. Bu arada en küçük yazarları 14 yaşında demişsiniz. O kişi benim 😀

    Saygılarla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir