Mozart Etkisi

23 Haziran 2009

 … 
5 kucuk serada, kadife cicegi ve petunya yetistiriliyor.  Seralarin hepsi ayni buyuklukteler. Ayni isigi ve suyu aliyorlar. Topraklari da ayni. Birinci seradaki bitki grubuna Bach, ikincisine Hint klasik muzigi, ucuncusune yuksek sesli Rock,  dorduncusune de Country-Western dinletiliyor. Besinci seradaki bitki grubuna hic muzik dinletilmiyor.    
  Sonuc… 
  Bach ve Hint muziginin bitkilerin buyumesini buyuk olcude artirdigi goruluyor. Cicekleri daha bollasiyor. Rock calinan serada ise bitkiler buyumeye direniyor gibiler. Country-Western calinan seradaki bitkilerle hic muzik  calinmayan besinci seradaki bitkiler, neredeyse benzer bir gelisim gosteriyorlar.  
Muzik -goruluyor ki- dogayi bile etkiliyor.
Bu deneyi yapan Dorothy Retallack, once cicekleri uzun sure incelemis. Gozeneklerinin en fazla sabahin ilk saatlerinde, doga, kus sesleriyle canlanirken acildigini, o saatlerde ciceklerin canlandigini, boylarinin buyudugunu saptamis. Aldigi esinle seralara muzik yayinina yonelmis. Muzik, insanlari da mutlu, huzurlu, yaratici, umutlu, heyecanli, guclu, inancli ve cesur kilabilir. Zihni acar, yaraticiligi gelistirir ve “bitkileri oldugu gibi bedeni de iyilestirir.”
Buna, “Mozart etkisi” deniyor. 

  Baska deneyimler de gosteriyor ki, “en sifali” muzigi Mozart yapmis. Basuclarinda her gun 2 saat Mozart dinletilen bebeklerin daha zeki olduklari, ineklere daha iyi sut vermesi icin Mozart dinletildigi… Japonya’da bir bira fabrikasinin bira mayasi olusurken Mozart caldirdigini ve o biranin daha pahali satildigini… 
  Mozart, bir dâhi…Coguna gore klasik muzigin en iyilerinin en iyisi…
  Daha 3 yasinda piyano calmaya baslayan, 7 yasinda ilk bestelerini aristokrasiye dinleten olaganustu ve olagandisi bir muzik adami… Sol eli muhtesem.Yasami, heyecan, nukte ve muziplikle kucaklamis.  -alıntı-

beyaz20kartal1Burada dikkat çekici olan Mozart ile Rock müziğinin tezat etkileri. Alıntının içeriğinden ve tespitin gerçekliğinden emin değilim; fakat sonuçlar gerçekten böyleyse, Mozart’ın, hayatı yani düzeni (Tonali) desteklediğini, rock müziğinin ise bunun karşıtı olarak yıkıcı bir etkisinin olduğunu ve belki kaotik yapıda olduğunu düşünebiliriz. Her zaman bildiğimiz düzen-anarşi dualitesi. Bunların ikisi de kesinkes gerekli, birbirlerinin ayrılmaz parçası, artık bunu iyi biliyoruz sanırım 🙂

İşin ilginci, kişisel anlamda bu iki müziği de severim ancak uzun süre dinleyemem; çünkü başımı ağrıtır! Aynı şekilde Bach da bikaç saati geçtikten sonra içimi bayıltır (İlk ikisinden farklıdır bunun etkisi). Nerdeyse hiç bi şekilde zamana bağlı olmaksızın bedenimin menfi etki vermediği müzik Vivaldi olmuştur (Başka bazıları da var tabi) Keşke bu deneyi bir de Vivaldi ile yapsalar diye düşündüm. Bu konularla ilgili okuyucularımız olursa kendilerinden bu deneyi yapmaları hususunda yardım rica edeceğim. 

Sesler ve kokular konusu hala çok derin bilinmezlerle dolu.

5 Yorum

  • Tegafüle 26 Haziran 2009, 00:52

    Geçmiş senelerde bir gazete okumuştum .bununla ilgili deney yapılmış su kristalleri üzerinde.bir kısıma klasik müzik dinletiliyor ,diğerine metal müzik .Klasik müzik dinletilen suyun kristalleri kar taneleri gibi mükemmel bi uyum içinde titreştiklerini ; metal müzik dinleyenlerin ise parçalandıklarına ve fütursuzca çeperlere çarptıkları gözlenmiş .
    bu deneyi hayat içinde gözlemlersek konserdeki dinleyicileri karşılaştırabiliriz.:)

  • Akın 24 Haziran 2009, 12:59

    Haberde yer almayan gayet gizli ayrıntılar da olabilir. Kadın sesinin erkek sesinden daha etkili olması çok doğal, çünkü zaten animanın doğasında var ‘beslemek, büyütmek’…

    Çiçekleriyle “konuşan” kadınların hepsi anlatırlar ki, konuşmayanlara oranla çiçekler çok hızlı ve sağlıklı büyüyo… Bu, ‘sevgi’ duygusunun kendine has titreşimleriyle ilgili…

    Ama ayrıca, kadın sesinin kendine has fiziksel özellikleri de var; ki bu haber de bununla ilgili… Kadın bedenindeki “boşluk”lar, erkek bedenindekinden epey farklı… Dolayısıyla, titreşimlerin toplam kalitesi de farklı olmak durumunda…
    Nitekim, ses dediğimiz şey, neticede, ‘nefes kullanarak beden boşluklarının titreştirilmesi” olduğuna göre, bu titreşimler ve bilinmeyen-rezonansları, bedendeki bir sürü ‘ikincil etmen’in izlerini de taşıyor. Örneğin, östrojen ve testosteron hormonlarının moleküler-frekansları ölçülebilse, aralarında çok fark olduğu görülecektir…

  • orlando 24 Haziran 2009, 11:29

    Bu da kadın etkisi galiba:)

    Haberimiz şu:

    Kadınların kitap okuduğu domates fideleri diğer gruptaki fidelerden daha hızlı büyüdü

    LONDRA – Kadın sesinin bitkilerin daha hızlı büyümesini sağladığı saptandı.
    Britanya Kraliyet Bahçecilik Derneğinin (RHS) yaptığı araştırmada, kadın bahçıvanların seslerinin domates fidelerinin daha çok büyümesini sağladığı gözlemlendi.
    Daily Telefraph’ın haberine göre, RHS’nin Surrey’deki bir bahçesinde nisanda başlayan deneyde, John Wyndham’ın “The Day of the Triffids”, Shakespeare’in “Yaz Gecesi Rüyası” ve Charles Darwin’in “Türlerin Kökeni” adlı eserlerinden parçalar çeşitli kişiler tarafından okunarak kayıt yapıldı.
    10 domates fidesiyle yapılan deneyde, bu kayıtlar fidelerin saksılarına iliştirilen kulaklık vasıtasıyla bitkilere dinlettirildi. Kontrol grubu olarak 2 domates fidesine ise hiçbir şey dinlettirilmedi.
    Bir ay süren deneyin sonucunda, kadın sesi dinletilen fidelerin erkek sesi dinletilenlere oranla ortalama 2,5 santimetre daha fazla uzadığı belirlendi.
    Hatta bazı erkek sesleri o kadar başarısız oldu ki, bu seslerin dinletildiği fideler “sessizlik içinde büyümeye bırakılan” kontrol grubundaki fidelerden bile daha az büyüdü.(aa)

    Radikal-24.06.2009

  • Sibel 24 Haziran 2009, 11:24

    Görülmeyen etkiler vardır da bir de tam olarak “görünen” etki var; “gözlemcinin” etkisi, gerçeklik gözlemcinin katkısından muaf olamaz 🙂

  • Turan 24 Haziran 2009, 00:15

    Bu deney bana su “akilli Hans”i animsatiyor. 20’inci yüzyilin basinda Akilli Hans diye birden ona kadar her seyi heseplayabilen bi at vardi. O ata her herekes gibta duyuyordu. Olay dikatli incelendiginde atin sahibinin bilmeden bi isaret verdigi ortaya cikmis, bunu fark eden at ise o isaret gelince kafasini sallamayi durduruyormus.

    Bir baska deney ise cok yenidir. Bu deneyde es secimi incelenmistir. Deneyde “speed dating” denilen secme incelenmistir. Kadinlar oturduklari icin onlarin daha secici oldugunu varsaymislardi. Baska bir deneyde de erkekleri oturtmuslar, bu zaman da erkeklerin daha secici oldugu ortaya cikmis.

    Yani iki deneyde de oldugu gibi deneylerde “görülmeyen” faktörlerin etkisi cok. Yukardaki verilen müzik deneyi örneginde de “görülmeyen” bir faktörün var olgunu zannediyorum. Deneyin cok dikatli tekrarlanmasi gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir