Kuyular, Teknokratlar ve ben

17 Mart 2016
Şu anda, henüz hakkını kazanmamış olan dünya nedeniyle, eğer ayrı tutulmasaydı ve lineerleştirilmeseydi çok daha fazla anlaşılacak olan, ayrı tutulan ve lineerleştirilen çok şey var. Bundan daha önce söz ettik – gezegendeki en yüksek eğitimi veren üniversiteler ve kolejler tüm araştırmaları kategorilere ayırmaya karar verdiler. Bu uzmanlaşma ve verimlilik için yapıldı, ama bir bedeli var.
Fizik, kimya, biyoloji ve tıbbın hepsine sanki bunlar bağımsız bilimlermiş gibi yaklaşılıyor. Elbette, bunlar birbirleri ile ilişkili, ama eğitim kampüslerinde bunların hepsini bir araya koymak için bir “bütünleştirme binası”nın olduğu yer yok.
Bir şey başka bir şeye yol açar ve keşifler yapılır. Ama bilimin tek bir alanının izole edilmiş özelliklerini araştırdığınız için, çoğu zaman keşifler yalnızca tek bir bilimi zenginleştiriyor. Kimya daha fazla kimyaya götürüyor, vs ve sadece kimyacılar dahiller. Yalnızca diğerlerine bütünleştirilerek çözülebilen bağımsız araştırmaların her birinde asıl bulmacalar var. Ama çoğunlukla bunlar bulmaca olarak kalıyor, çünkü hiç kimse araştırmanın diğer alanlarına, “etrafına bakmıyor”.
Bir dili öğrenmeye çalışsaydınız ve fiil binasına, sonra sıfat departmanına ve en son isim pavyonuna rapor vermek zorunda kalsaydınız, iletişimlerin nasıl olacağını hayal edebiliyor musunuz? Hiç kimse dili konuşamazdı, sadece “bulmaca parçalarının” neyi içerdiği tartışılırdı. Kryon
 
Eskiden beri verdiğim bir örneği -yakınımdakiler hatırlar mutlaka- açıklamış Kryon, derdim ki teknokratlar her biri kendi kuyusunda derinleştikçe derinleşiyor, harika şeyler yapıyorlar velakin artık ne yüzeyle ne de diğer kuyularla hiç ilişkileri kalmıyor kazdıkları deliğin dibinde!
Ve ben kendimi hep şöyle hissetmişimdir (maalesef teknokrat doğmamışım) her kuyunun başına giderim ve orada dibi görünmeyen deliğe bağırırım “heeeyyy orada kimse var mııııı?” şüphesiz ki var, her zaman o deliği kazan harika kişi beni duyar ve başlarız muhabbete. Zaten uzun zamandır kimseyle karşılaşmamış olan teknokratın dili şişmiştir, e ben de iyi dinleyiciyimdir 🙂 ikimiz de yorulana kadar devam ederiz, sonra heyecanımız azalır ve o kazı işine geri döner ben de bir başka kuyunun başına varıp deliğe seslenirimmm “heeeyyy orada kimse var mııııı?” :))))
Hayatım böyle geçti. Tabi kuyulardaki faaliyetlerden anladıklarımı birbiriyle bütünleştirebildiklerimi -kendim anlamak için sözcüklere- dökerim ve gözlerim görsün, kulaklarım duysun diye paylaşırım.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir