Kurgu dünyasından; The time Machine ile başlayan hafta

13 Temmuz 2019

Bu haftanın kurgularına geçmeden önce:

en az on kez izlediğim filmler (unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla)
matrix
fight club
Thirteenth Floor
inception
twelwe monkey
the usual suspects
Seven
Bird cage
Back to Future
the prestige
Minority Report
solaris
the truman show
dead poets society
*
Madem başladım devam edeyim 🙂

En az 5 kez okuduğum kitaplar
(unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla)

İNSANIN GERÇEĞİ “KENDİNİ BİLMEK” – Ouspensky (gurdjieff öğretisi)
CASTANEDA SERİSİ (12 cilt)
BEN OYUM -Maharaj
RA BİLGİLERİ – 4 cilt
RUHSAL ASTROLOJİ
KUANTUM BENLİK – Danah zohar
AGATHA CHRİSTİE tüm kitapları
KIZIL KADIRGA – ABdullah Zİya K
HUMAN DESİGN
YAŞAMA OYNA – Alan Watts
URBAN SHAMAN – sergei kahili king

Maalesef ilk gençlikte defalarca okuduğum jung, Reich, Eric from ve bazı romanların ismini hatırlamıyorum. Aslında en az 3 kez okuduğum diye sınırlasaydım bu liste öyle uzardı ki hepimiz sıkılırdık 😀 yukardakikerden bazıları 5 kezden fazladır.
Burdan ne anlıyoruz? Anlama kabiliyetim kıtmış 🤣😎😜

*

The time machine -kitap

h g wellsin ilk romani.
daha gorelilik teorisi bulunmadan quantum fizigi icat edilmeden once 1890’larda yazilmis oldugundan, dort boyutlu uzay zamandan ve gelecekte gunesin genisleyerek ic gezegenleri icine alacagindan bahsetmesiyle yazarina saygi duydurtur.
wells’in thomas huxley’den aldigi biyoloji derslerinin etkisi cok bariz gorunmektedir. gelecekteki tum varliklarin evrimsel bir aciklamasi vardir. ki zannimca bu gelecekte insanlarin eloi ve marlock’lar kadar birbirlerinden ayri turler olusturacak sekilde evrim gecirecegine kendisi de inanmaz (eger oyle olsaydi ilk basta hindistan’daki kast sistemi sayesinde bu gerceklesmis olur, ozel vahiy gucleriyle rahipler ve super tuccarlar ortaya cikardi, fakat kaldi ki insanlar surekli kaynasma egilimindedir ve turun evrimesi icin gereken tecridi asla saglayamazlar) ama bu tarz bir benzetme varolan duruma cok guzel aciklama imkanlari sunar. kitabin genelinde insanin dogaya hakim olmasini iyi ve zorunlu bir sey oldugu ama bunun dogru bir sekilde yapilmasi gerektigi anlayisi yaygindir. bunun yaninda mantarlar ve curume olmadan ekosistemin nasil ayakta durdugu tartisilabilir.
kitap ayrica wells’in “eger benim uyarilarimi dinlemezseniz dunya boyle olacak” seklinde bir uyarisidir. Ekşi sözlükten alıntı

Kitabın yazıldığı tarih dikkate alınırsa gayet güzel bir kurgu. Ancak aradan çok sular aktı ve şimdilerde konuyla ilgili olanlara çok da sürpriz değil. Fakat bilimkurguya yeni ilgi duyanlara hem sade dili ve tek bir fikre odaklanması hem de ince bir kitap olması bakımından hararetle tavsiye ediyorum. Roman değil güzel bir uzun öykü sanki.

*

İn The Dark, dizi film

Digi’nin hafif dizilerinden biriydi, bu hafta sezon finali yaptı. Netflix’in DARK diisiyle karıştırılmasın.
Bence rahat izlenen zaman zaman eğlenceli bir diziydi, kör genç bir kadının rehber köpeği ile dünyaya tutunma çabaları ve zenci uyuşturucu dağıtıcıları, patronları ve kirli polis standart üçlüsünün ortasına düşerek, o haliyle dedektiflik yapmaya çalıştı. Kendisi de zaten körler için rehber köpek eğiten bir kurumda yarı zamanlı çalışıyordu. Duygusal içerikleri de olan eğlenceli bir yapım.

*

DARK,dizi

Bu hafta hep zaman yolculuklarından gitmiş olduk 🙂

Dikkat çekici bir dizinin ikinci sezonu da bitti, üçüncüsü olacak mı bilmiyorum. Bazı kişiler bu Alman dizisinin zaman yolculuğu konusunda en iyi dizi olabileceğinden bahsediyor. Ben şimdilik İyi bir dizi demekle yetiniyorum. Seyredilip düşünülmeli.

Dizide, geçmiş zamana giden kişinin orada ölmesinin gelecekte var olan kendisi için sorun arz etmemesi iyi bir tahmindi fakat yine aynı dizide, büyükbaba sorunsalı çelişkisine düşülmesi senaristlerin lineer düşünce çatlağından sızıntıları gösterdi 🙂
İyi ki Laniakea‘yı bu diziden önce yazmıştım yoksa, hay allah bundan esinlenmiş olabilir miyim diye hayıflanırdım!

Zamanda geri gitme yolculuğu için bilim insanlarının öngördüğü Büyükbaba sorunsalı bana hiç de sorun gibi gelmiyor. Bilmeyenler için büyükbaba sorunsalı şudur; eğer zamanda geriye yolculuk yapıp bilmeden büyükbabanızı öldürürseniz siz de hiç doğmamış olacağınızdan zaman yolculuğu da yapmış olmamanız gerekir, bu bir çelişkidir.
Oysa bu normal insanlar için hiç problem teşkil etmez, kendilerini şimdi anında bulduklarındaki kişiyi garipsemeyeceklerdir! Yani önceki gerçekliği hatırlıyor olmayacaklar. Bu sadece Ursula Guin’in “rüyanın öte yakası” kitabındaki baş karakteri Bay ORR gibileri için biraz sorun gibi görülebilir fakat, Bay Orr durumuna gelmiş olanlar da durumu çözebilecek kabiliyeti tıpkı Laniakea’daki Serap/Harmonia gibi edinmiş olurlar. Çevremiz “Sönmüş gerçekliklerle” dolu tıpkı uzayın atıklar ve irili ufaklı meteorlarla dolu olduğu gibi.
Bizler zaten zaman yolcusuyuz, hem de zaman makinemiz çoktan icat edilerek DNA’mıza monte edilmiş, onu bir çeşit gömülü sistem gibi düşünün.
Büyükbaba sorunsalı lineer düşünceden vazgeçememenin bir sonucudur. Bence durumu paralel evrenler ya da oluşlar açısından irdelemeye çalışmak zamanı anlamak için daha kolay bir yol olur.
Not: sönmüş gerçeklikler nedir sonra bi yerlerde açıklarım, uzamasın bu yazı

  • Murder Mystery

bu kadar beyin yakan kurgudan sonra benim gibi biraz rahatlayıp, gülmek isterseniz siz de Jennifer Aniston’lu bu eğlenceli filmi izleyebilirsiniz.  New York’da yaşayan bir polis ve kuaför karısı, evliliklerini alevlendirmek için bir Avrupa tatiline çıkarlar. Daha önce defalarca bu tatili ertelemek durumunda kalan çift, en sonunda herşeyi geride bırakıp tatil yoluna düşerler. Avrupa’da dost canlısı bir milyarderin yatındaki özel bir partiye davet edilen çift; yaşlı milyarderin öldürülmesiyle bir muammanın içine düşerler. Çünkü çift cinayetin baş şüphelisi konumuna düşer!

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.