Küçük Prens ve Baobab-2

22 Temmuz 2011

Öyle ya, Küçük Prens’in gezegenin, her gezende olduğu gibi, faydalı otlar da, zararlı otlar da vardı. Elbette ki faydalı otun tohumu faydalı, zararlı oyun tohumu zararlı olur. Ama tohumlar görülmez, toprağın altında uyurlar mışıl mışıl, ta ki günü birinde birinin aklına eser, uyanır. O zaman da gerinir, güneşe doğru incecik, sevimli ve zararsız bir filiz sürer ürkekçe. Bir turp ya da bir gül filiziyse bu, varsın istediği kadar büyüsün. Ama zararlı bir bitkiyse, onu görür görmez koparmak gerekir. Küçük Prens’in gezegeninde korkunç tohumlar da varmış.. Baobabsa öyle bir bitki ki erken davranmazsan, bir daha baş edemezsin onunla. Gezegenini baştan başa sarar, köyleriyle delik deşik eder. Hele gezegen küçük, baobablar da çok olursa, çatlatır gezegeni.
Küçük Prens daha sonra: “Bu, bir kendini disipline etme işidir. İnsan her sabah elini yüzünü yıkadıktan sonra, gezegenine çekidüzen vermelidir. Baobablar filizlenirken gül fidanlarına çok benzerler. Onun için, birini öbüründen ayırt etmez, hiç vakit kaybetmeden baobabları söküp atmayı iş edinmeli. Oldukça sıkıcı bir iş bu, ama çok kolay.”

Ben o gezeni, Küçük Prens’in bana anlattığı gibi çizmeye çalıştım. Öğüt verir gibi konuşmaktan pek hoşlanmam. Ama baobab tehlikesi o kadar az biliniyor, yolu biz yıldıza düşecek olanın başına öyle büyük dertler açabilir ki, bu kez hiç sakınmadan: “Çocuklar! Baobablara dikkat ediniz!” diye sesleneceğim. Öteden beri küçük dostlarımın da, benim de hiç fakrına varmadan geçirdiğimiz tehlikeyi haber vermek içindir ki, özene bezene çizdim bu resmi. Verdiğim öğüt çektiğim zahmete değer. Bu resme bakarken, belki sorarsınız kendi kendinize: “Neden bu kitapta hiçbir resim baobab resmi kadar gösterişli değil?” Nedeni basit:” Bütün resimlerimin böyle olmasını isterdim, ama elimden gelmedi. Oysa baobab konusunda üstün bir güç itti, esinledi beni.”

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir