Kuantum Fiziği neden korkutur?

05 Eylül 2012

“Büyük sorun – ve bu genel olarak bilinç araştırması söz konusu olduğunda ortaya çıkan bir sorundur – tekrarlanabilirliktir. Gözlemlediğim olayların hepsi kendiliğinden olmuştu. Öyle olmak zorundaydı. Eğer onları önceden planlarsanız, onları çoktan değiştirmiş olursunuz. Tüm bunlardan şu sonuç çıkar: tekrarlanabilirlik ve kendiliğinden oluş birbirine uymaz ve bilimsel topluluğun üyeleri bilimsel metodolojide tekrarlanabilirliği aşırı önemsedikleri sürece bilinç araştırmasında çok fazla ileriye gidemezler.

“Kendiliğinden oluş yalnızca önemli olmakla kalmaz, amaç da odur. Herhangi bir şey için öyleymiş gibi yapamazsınız. Eğer bir bitkiyi yakacağınızı söylüyorsanız, ama bunu kastetmiyorsanız hiçbir şey olmayacaktır.”Cleve Backster

İnsanların çoğunluğu için korkutucu çünkü eğer kuantum fiziğine kanacak(!) olursak, yaratımın ikili doğasının eşit düzeyde bir ucunun kendimize ait olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız! Yani yarı tanrı olacağız. my god! İşte bu daha önce söylenmemiş bi şeydir. Animistik dönemde yaşanmıştır ama söylenmesi için aradan beş bin yıl geçmesi gerekti.

Hanife Altuntas dışarda bir tanrıya inanmak, içimizdeki tanrıya inanmaktan daha kolay sanırsam:) sorumluluk az, yan gel yat durumları:)

Sibel Atasoy Sadece o da değil Hanife, bu korku gerçek. Bana da gelmişti şöyle ki, yaratımın ortağı olduğumu bilip iman ettikten sonra, bir çeşit Gurdjieff vari gerginlik oluştu bende, sorumluluk hissi öylesine baskındı ki, sanki hiç kıpırdamamak ve olası bir soruna sebep olmamak için yaratıma müdahil olmamak daha doğru gibiydi. O zamanlar bilinci biraz daha farklı algılıyormuşum ve şimdi bu hassasiyetime gülebiliyorum çünkü niyeti keşfettim 🙂

  • Hanife Altuntas hah, tam da o gerginlik içindeyim bende gurdjieff ustamızın yazdıklarını tekrar ettikten sonra..niyet hatırlatman ilaç gibi geldi..hocanın belki de en tartışmasız sözü bi kez daha doğrulanıyor…:)

    bizler gibi sıradan insanlarda, gerçek bir iradeden söz edemeyiz..bizim irade dedğimiz şey, istemek ve istememek arasındaki bocalama ve seçimlerimizdir..

  • Esra Akkaş yarı tanrılıktan kastınız nedir peki?
    Sibel Atasoy Hoca doğru söylemiş ancak şunu da eklemiştir ve belki Ouspenski bunu hatırlamıyordur (ikinci dikkatte anlaşılanlar birinci dikkatte rüya gibi kayboluveriyor biliyorsun), bence şunu eklemiştir: İnsanın bu bilince sahip olmaması demek “niyet”le ilgisi yok anlamına gelmez, sadece onun varlığından habersiz.
  • Hanife Altuntas kesinlikle öyle..zaten uyuyor oluşumuzdan bahsetmesi de bu yüzden..uykuda olduğumuz için, bilmiyoruz.

    Sibel Atasoy İkili Yaratım: oyun kuramında verdiğim isimle “oyun hamuru”, yani her şey olabilme potansiyelinin, bilinçli gözlemcinin katılımı ile “OLAN”a dönüştürülmesinin bilinçli hale gelmesini kastediyorum.

    Senelerden beri tekrarlamaktan usanmadığım kuantum önermesi şunu söyler: gerçekliğin mükemmel doğası, bilinçli gözlemcinin katılımını bekler. Yarı tanrılık böyle bi şey Esra hnm. fakat şu yazı dizisine bi göz atmanızı önerebilirim:http://sibelatasoy.com/?p=3888

  • Hanife Altuntas harika bir tanımlama oldu bu sibel 🙂

    Sibel Atasoy Turan sormasaydı olmayabilirdi, soru olmayınca cevap da olmuyor, malum ben boş bi kap gibiyim 🙂

  • Turan Erdal sibel olmasaydi turan nasıl sorabilirdi?
    Sibel Atasoy Yok yok, bunu böylesine ikinci plana atmana razı olamam, işin sırrı sende yani soranda.
    Sibel Atasoy Ben denizsem sen rüzgarsın. Ben nötürüm, rüzgar esmediği sürece sonsuzca beklerim.:))
    Turan Erdal Bende gercekten bişey yok. Dolu olan ve taşan sensin burada, ben anlamaya calisiyorum, onu da yarım yamalak..
    Sibel Atasoy Belki o zaman şu soru akla gelebilir; o halde sibel neden bu kadar geveze? Bu işte bi yanlışlık olmalı 🙂 Cevabı şu olurdu: Benim de kendi içimde rüzgarım var. O sorar da sorar, ben de cevaplarımı çekerim.
  • Sibel Atasoy Konuya dönersek, EN el Hak, diyen Hallacı Mansur, Nesimi’nin böylesi feci bi sona layık görülmelerinin hangi korkudan geldiğini anlamak kolaylaşır. Oysa İsa, tanrının oğlu olmakla bir nebze bu handikaptan sıyrılabilirdi, yine de kahraman olma sevdasına yenildi. Muhammed peygamber, elçi olarak en akıllıca olanı yaptı, çok alanı etkiledi, sefa içinde bir hayat sürdü. İslamın ileri derece yorumları (sufizm gibi), kuantum fiziğinin şimdi dile getirdiğini bin yıl önce söylemiş hatta yaşamış. Bu konuyu göz ardı etmemek lazım. Batı kilise bağnazlığı altında inim inim inlerken ve şimdiki kuruluklarına adım adım ilerlerken anadolu coğrafyası gerçekliğin özüne varmıştı. Tüm emeği geçenlere ve bunu bize miras bırakanlara gönülden şükranlarımı sunuyorum.
  • Hanife Altuntas kahraman olmayı isa mı istedi, yoksa izlekleri mi onu bir kahraman haline getirdi?
    Sibel Atasoy Her ikisi birden
    Hanife Altuntas yanlış biliyor olabilirim ama, İsanın, tanrı inancını, sevgiyi, kendiyle buluşturmasından bahsediyorum..dinin tüm temel kavramlarını kendi varlığıyla sergilemesinden- ki bu niyeti açısından irdelenirse doğru da olabilir-. içilen şarap için bile bu benim kanım demesi bir örnek olabilir sormak istediğim ve anlatmaya çalıştığım şeye.
    Sibel Atasoy Bu söylediklerin çok hoştu, evet o sadece yaşıyordu. Romaya tehdit unsuru olmak başka bi durumdu. Benim söylemem şu ki çarmıhtan kaçınabilmek mümkün olabilirdi. Belki bana öyle geliyordur.
    Hanife Altuntas anladım.çarmıha çıkarak, kendini feda ederek yani, kahraman oldu. çarmıh kısmını hiç düşünmeden sormuştum sorumu. teşekkür ederim:)
    Sibel Atasoy Tabi çarmıh da bi sembol, zaten İsanın gerçekten var olup olmadığını da pek bilemiyoruz, hristiyanlık çok sembolik bi kurguymuş gibi çıkıyor önümüze. Çarmıhın sembolik manalarını googlelasak bi çok şey bulabiliriz ama bunu kendime rüya çözer gibi sorduğumda; “dört yön, bireylikle ilişkinin yani eril ve dişilin birleşkesi” cevabını alıyorum. Dört sayısı Siyular için son derece kutsaldır bu arada 🙂
  • Hanife Altuntas dört sayısı için gurdjieff inde ilginç fikirleri var:)
    Turan Erdal Isanin çarmıha gerilmeden başka bir seçeneği yoktu, çünkü o tüm insanlığın günahını omuzluyordu. Aksi halde günah diye birşey olmazdı. Kendisini tüm insanlık uğruna kurban etti. Müslümanlardan ve musevi dininde koç kurban edilir.
    Sibel Atasoy Bu söylediğin resmi açıklama 🙂
  • Emine Y Gece uyumadan önce girdiğim her niyet ve dilek Matrix alanıma yüklediğim bir program .uyurken bir çeşit download hali.. her türlü günlük tecrübemde upload ediliyor kollektif bilince . Aynı download işlemini gündüz de yapabilirim bir aktipe

    bağlanarak ( marka ,model ,isim ”Allahın isimleri ” vs) belli bir frekansta yine başarabilirim . Ancak zihnimi sabit tutmanın tek çaresi yine niyet ,çünki daima bütün seçenekleri değerlendirme halinde.. bütün konsept dışı düşünceler , ajan Simith kılığında işgal halindeler zihnimi . Sonuç niyet ve onun içine dolan her ne ise hakkaten sihirli bişey . Şeyler olurken 1 snden bile kısa karar anında o şeyi içine aktığımda sonuç o oluyor .Diğer başka bir sonuç karanlığını kabul et . Kabul ve onay gözlemi yapan seni daha fazla hakim ve canlı kılar ,red ettiğin herşey karanlık yanın bile olsa kendini redde girer ki , kendini yok etmektir . Dualitik sistemin aynalı ,yansımalar odasından anladıklarım .Birin sonsuz dansını hem oynuyor hemde seyrediyoruz.

    Sibel Atasoy Güzel gözlemler yapmışsın ve gerçekten de öyledir hem o dansı yapıyor hem de seyrediyoruz. Bu seyir doyumsuz bişey iş ki oyunun da doyumsuz olduğuna ayalım. Geçenlerde yine nüfuz etme ve katmanlar konusu geldi denizi seyrederken. Ve birden açlığın sebebini tam olarak anladım ve miktar takıntımızı 🙂

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir