Kendine aşık olmak

14 Mart 2014

Bir an için en sevdiğiniz üstadı gözünüzde canlandırmanızı istiyorum. Bu kişi kimdi? Belki Mesih idi? Belki Mesih’in annesi? Daha yakın zamanlarda belki de Muhammed Peygamber idi? Belki çok daha kadimdi ve Buddha idi? Belki çok yakın zamanlardadır. Belki Paramahansa Yogananda gibi bir gurudur? Belki onlardan biridir? Önemli değil, çünkü onların hepsi kendi kültürlerine aynı temel mesajı öğretti – insanlığın birliği ve içinizdeki Tanrı’nın sevgisi. Onları önünüzde hayal edin.Yüzlerine bakın. Ne görüyorsunuz? 
Kendisiyle huzurda olan bir İnsan Varlığı görüyorsunuz. Üstatların hangi özellikleri bilinir? Huzur, sabır, dramanın olmayışı, sevgi ve anlayış – tüm bu şeyler. Bunun entellektüel bir arayışla mı geldiğini düşünüyorsunuz? Onların yaşamları hakkında size neler anlatıldı? Belki ayak izlerinin olduğu yerde çiçeklerin büyüdüğü anlatıldı. Yüzleri güneş gibi parlardı ve küçük çocuklar etraflarına toplanırdı. Hayvanlar bile onların kim olduklarını bilirdi! Tüm bunlar onların içlerindeki Tanrı’yı sevdikleri içindi. Üstatlığın sırrı budur. 
Bununla sorununuz varsa, size bir vizyon vereceğim.Aynadaki yüze bakın ve içinizdeki Tanrı’nın güzelliğini görün. Kendinize bakarken, onu sevin. Yavaşça, kendinizi sevmeye başlayacaksınız. Bu akşam bunun gibi sevilmeye cesaret edebilir misiniz? Kalbinizi açıp bu şeyleri hissetmeye cesaret edebilir misiniz? Neden olmasın? Neden korkuyorsunuz? Bunun sizi inciteceğini mi düşünüyorsunuz? Kültürel olarak uygun değil mi?
Kryon
Eh uygun degildi tabi, insana narsist diyebilrlerdi  Kendini begeniyor musun? Kendinden hoşnut musun? Aman allahim bu çocugu hemen psikologa götürmeli, yol yakinken kendinini sevmekten vaz gecirilmeli! Gülüyor musunuz? Daha kirk elli yil once durum tam olarak böyleydi. Hic unutmadigim bir anım var: oğlum dokuz on yaslarindaydi, evin icinde bi işten digerine koştururken ( çok yogun calisirdim o zamanlar) önüme bir ayna rast gelmis ve orada daginik sac basimla terli azimli suratima bir bakis atmisim, sadece bi an. Oğlum bu bakisi yakalamis ve bana şöyle dedi: sen kendine aşıksın!
Ona güldüm evet her zamanki gibi dogru bi tespit yapmişti. Koşturmaya devam ederken bundan utanmali miyim diye bi kac dakika düşündugumu, tasalanmaya çalistigimi animsiyorum. Sanirim sonra hemen unuttum, zaten en fazla 12 dk kaliyordu bi sey aklimda… Yillar yıllar sonra narsizm hastaliginin ne olup ne olmadigini Engin Gençtan’in kitabinda okudugumda bu olayi bi kez hatirladim ve bu sucluluk komplexlerinin toplumda nelere mal oldugunu bi kez daha anladim. Nerden nereye geldik,
Günaydin frekanslarim.

AN, KAN ve İZAN bütünlugumuzun bizlere sundugu çeşitliligi de unutmayalim. Örnegin oglum büyürken beni sanki mikroskobundan bi yosun örnegi seyredermis gibi sessizce ve merakla izlerdi, bunu fark ederdim. Bi yargilama olmaksizin tarafsizca bilim adami gibi izlerdi. Sonralari kuzey ay dugumlerini ogrendigimde bu durumun anlamini kendimce çözdüm. Kendini hic goremeyen kova güneyden geliyordu, tam da benim gibi bi anneye duşmüştü ve bu yaşaminda aslan olmayi ögrenecekti, yani sahneye çikacakti, alkis kabul edecekti ve butun bunlari dogallikla zaten ormanlarin krali oldugu bilgisiyle kendiliginden yapmayi ogrenecekti! Su ise bakin :)))

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir