Kendimizle Karşılaşma

25 Temmuz 2016

Yoğunlaşmak, diğer her şeyi dışarda bırakarak bir nesneye, sembole veya bir deneyime odaklanmak ve dikkati onun üzerinde tutmak için gerekli olan enerjiyi kullanmaktır. Yoğunlaşma gücümüzü geliştirdikçe zihinsel gevezeliğin arka plandaki sesini azaltırız hatta zamanla susturabiliriz.
Sıkıntı ise yoğunlaşamamanın bir belirtisi olarak karşımıza gelir. Sıkıldığımızda en başta kendimizden sıkılıyoruzdur. Zen pratiklerinde DO ismi ile bilinen eylemlerin ardındaki düşünce; kendimizle bir karşılaşma yaratmaktır. Herhangi bir şeyi (resim yapmak, bahçe işi, yemek pişirmek vs) tam bir yoğunlaşmayla yapma girişiminde bulunduğumuzda, hayatlarımızda olmadığımız yerlerde, almadığımız tatlarda, bütün yerlerin farkına varırız. Tuhaf olan tutarlı bir yoğunlaşmış çaba, yumuşak bir zahmetsizlik ve kendiliğindenlik getirir. Bu odaklanma önce yüksek bir enerji gerektirir, zamanla bu doğal hale gelir. Yoğunlaşmak için enerji harcamayı başaramayanlar, yaptığı işin kendisi haline dönüşenlerin yaşadığı kolaylığı bilemezler.

Bu yoğunlaşmanın ya da odaklanmanın bir üst boyutu birleşen yoğunlaşma olarak adlandırılabilir. Birleşen yoğunlaşmada benlik farkındalığı yoktur, o bizi andaki deneyimin içine götürürken, aynı zamanda özne-nesne ilişkisindeki ayrılığı da ortadan kaldırır.
İçine çeken veya birleştiren yoğunlaşma, ilgili nesne, deneyim veya olay tarafından öylesine tamamen emilmektir ki bütün zaman, mekan ve benlik duygusu kaybolur. Biçimi aşıp, öze veya Tao’ya geçeriz.

Daha önce urban şaman konseptinde dile getirdiğimiz groklamak eyleminin temeli de budur.

Sanırım aşk ile erimenin esa-n-sı da budur. O şey tarafından emilirsiniz.

Toltek bilgeliğinde de buna benzer bir yöntem kullanılıyordu. Nagual, bir şey yapmaya başlamadan önce onu yüksek sesle havaya doğru söyler ve bekler. Hatta beklemeden bekler boşluğun devreye girmesi için öylece durur. Ve sonra birden o işin en keyifli, en kestirme, en güzel oluşu akmaya başlar. Bizim yıllardan beri uygulamakta olduğumuz BAK- Birleşik Alan Kullanımı da aynı sistematikle çalışmaktadır.

Bir kere iç görü, sezgi uyandı mı o zaman kalıpların arkasında saklanan boşluk kendi kendine meydana çıkar. Her şeyi, özü, esası boşluk olan kendiliğinden gerçeği görmeye başlarız.

Bir Estonya deyişi “iş nasıl yapılacağını size öğretir” der.

Kun-yin şöyle demiş:
Eğer içinizdeki şeyler kaskatı değilse
Dışardaki şeyler kendilerini açığa çıkarırlar.

Aloha

12891727_1060967973988774_3299872101371367035_o

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir