Karşılıklı Muhtaçlık

06 Eylül 2011

Öğretmen ve öğrenci birbirine muhtaçtır. İnsan aldığını derhal vermelidir, ancak bu şekilde daha fazlasını alabilir. Aksi halde kendisine verilmiş olanda ondan alınacaktır.

Ve bu bi yerlerde bağdaş kurmuş oturup bu hatayı yapmanı bekleyen tanrının bi cezası değildir! Fizik kuralıdır, doğaldır ve şefkattendir 🙂

Bireysel iradene, seçimlerine duyulan sonsuz saygıdan ve merhamettendir.

**

Erkeklerinin (oğlun,kocan,kardeşin vs) senden iyi olmalarını bekleme ve onlarla anlamsız yarışlara da girme! Babalarından iyi bir adam olmaları evrim için yeterli şartı sağlar.

**

Beni bu kadar çok sevmeseydin, kendimden bu ölçüde bıkmazdım! Ve eğer bıkamasaydım, başka olmaya, değişmeye can atamazdım. Beni kendimden geçirdiğin için sana minnetarım. Velakin dünya gözüyle baktığında; çok seveni terk eden nankörüm ben!

Çok sevdiğini değil de çok sevildiğini arayanların gizi buymuş meğer! 🙂 Kendinden çarçabuk bıkabilmenin kestirme yolu!

Ben yine de AŞK’ı alayım. İkimizi de bıktırsın! Öylesine kendimizden geçelim ki, daha önce bizleri tanıyanlar şoka girsin! Belki onlara da bi yararımız olur 🙂

Aşkın V: Gözleme katılmamak elde değil..
“Çok seven avcı rolünü oynar, sevilen ise avdır” Öyledir..Sevilen de sevmekteyse avcısını veya bir diğerini,”avcı” rolüne enkarne olacaktır..Konu sevmek ise her insan aynı anda onlarca avcının av’ı veya onlarca av’ın avcısı olabilir..Bu durumda bence “kişiliği avlanan kişi”nin yeni rolüne enkarne olması,zamanla değil sadece sahne ve efektlerle ilgilidir ve aynı an’da yaşanabilir…;-)
Sibel Atasoy Aşkın bey, yeni rol bi yerde hazır değil, sınırsız potansiyell var. Avlananın kendine bir şemal çizmesi için bi zamana ihtiyacı olduğunu bilfiil deneyimlerimden biliyorum. Çünkü sadece yeni rolün seçilmesi için değil bunun “sürdürülebilir” olması için de bir dizi seçim yapmak ve karar vermek gerekiyor. Belki bunları yaptıklarını insanlar bilmeden yaparlar ama ben filmi yavaşlatarak izledim ve böyle oluyordu 🙂 Bundan sonrasını bilemiyorum tabi

**

4 Yorum

  • Sibel 06 Eylül 2011, 18:35

    Gözümü yaşarttınız, anlaşılmak ne kadar güzel bir his.

  • pia 06 Eylül 2011, 18:05

    “Beni bu kadar çok sevmeseydin, kendimden bu ölçüde bıkmazdım! Ve eğer bıkamasaydım, başka olmaya, değişmeye can atamazdım. Beni kendimden geçirdiğin için sana minnetarım. Velakin dünya gözüyle baktığında; çok seveni terk eden nankörüm ben!”

    bu cümlelerde ne büyük bir aşk var… egodan arınmış bir aşk…hele son cümle…inanılmaz incelikli.

    Kutlarım. Böyle yazabildiğiniz için değil, böyle sevebildiğiniz için kutlarım.

  • Sibel 06 Eylül 2011, 11:44

    Güzel bir soru İbbrahim bey.
    Bıkmak, istemekle ya da istememekle alakalı değil sanırım, sadece doğa kanunu reflekslerimizden biri.
    Çok seven avcı rolünü oynar, sevilen ise avdır. Böylece bilinen rolü ya da kişilği avlanan kişi ya ölüp evrim sahnesinde bayrağı çocuğuna bırakır, ya da başka bir rol bulmak için olağanüstü bir çabaya girer. Yeni bir kişilik/rol içine girebilme, reenkarnasyonun ta kendisidir.
    Ben böyle gözlemledim, bilmem sizlerr ne dersiniz 🙂

  • ibrahim 06 Eylül 2011, 11:37

    Bir insan kendinden neden bıkmak ister ? Sevilmek ve kendinden bıkmak bu çelişkinin kökü nerelerde ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir