Kapadokya gezi notları

06 Mayıs 2009

Mistik Kapadokya gezisinden dönmüş bulunuyoruz. Bununla ilgili anılarımızı derleyip toplamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben fotoğraf makinesi götürmediğim için elime resimler ulaştıkça burada anılara yeni birşeyler eklemeyi ihmal etmeyeceğim. (Resimleri büyütmek için üstüne tıklayınız)

Öncelikle bir otobüs dolusu insan İstanbul’dan yola koyulduk. Ertesi gün yorucu olacağından herkes uyumaya çalıştı. Bolu dağında bir mola verdik ve meşhur bolçi ile kestane şekeri yedik.

Gece yorucu ve yarı uykulu geçen bir yolculuktan sonra sabah ilk önce Hacı Bektaş Veli dergahını gezdik. Dergahın yapısı ve içeriği hepimizi derinden etkilemişti. Sanki tarihe bir yolculuk yapmıştık. Orada yaşamış insanların enerjileri o kadar yüksekti ki bütün her yerde izlerine rastlamak mümkündü.

Yukarıda dergahtan bazı görüntüler var. Bunların bir kaçını açıklamak isterim. İlk resimdeki sembol davut yıldızı gibi durmakta ama farklı bir açılımı var. Diğer resimlerde dergahın içinden görüntüler var. Çile odası dikkatimizi çekmişti. Ufak bir oda. Az ışık alan, dar kapısı olan bir yer. Oraya girdiğimde bu odada çile çekmiş insanlar düşündüm. Bunlar hakkında konuştuk. Tavan dikkatimizi çekti, gördüğünüz gibi 12 defa iç içe girmiş. (En azından ben öyle saydım.) Dergahta da 12 tane post vardı. Sanırım ileri gelenler buralarda oturuyor misafirleri burada kabul ediyorlardı. Hacı Bektaş Veli’nin postu siyah, diğerleri açık renkteydi. Kapı dar ve alçaktı, girip ve çıkarken eğilmek zorunda kalıyorduk. Haluk hocayı saz takımının yanında görüyoruz.

Hacı Bektaş Veli dergahından çıktıktan sonra öğle yemeği için rehberimizin çok övdüğü Uranüs tesislerine gittik. Burası bir dağın içine oyulmuş bir restorantdı. Çorba, pastırmalı kuru fasulye, testi kebabı ve tatlı için sadece 15 TL ödedik. Burasıyla ilgili görüntülerde aşağıda.

(Devam edecek – Hem yazılar, hem de resimler eklenecek)

Ufuk Aksoy

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir