Kabaklar…

14 Ocak 2010

Yazdığım ilk resmi yazı, orta okulda verilen ilk kompozisyon ödevimdi. Sadece sınıfımızda değil okul çapında beğeni görmüş ve bolca alkışlanmıştı.

Ödevimin başlığını unutmadım (hafızam iyi değildir pek); “Kabaklar”! Ne alaka değil mi? O sıralarda annemin görevi nedeni ile köyde oturuyorduk ve ben her gün şehre okula gidip geliyordum. Bir önceki köyümüzde yoğun olarak kabak üretimi yapılıyordu, ben de o süreçleri gözlemlemiştim, çektikleri zahmetleri (on yaşındaymışım) ve bana ilginç gelen hususları aklımda tutmuşum demek ki 🙂

İlk resmi yazım diyorum çünkü, çok daha küçükten beri masallar uydururdum, yazmayı öğrendikten sonra ise kendi hayali gazetemde sahip olduğum küçük köşede günlük yazılar yayımlardım. Bunlar kısa ama çarpıcı bir uslupla gündemi vurgulardı. Tek okuyucum da babamdı 🙂

Neyse işte o “kabaklar” böylesine alkış alınca kompozisyon dersleri daha bir ilginçleşti, sonraki yıllarda derslerde bir çok arkadaşımın kompozisyon ödevlerini de ben yazdım, yazılılarda sınıfın yarısına farklı “giriş” bölümü verdim, öyle ki zil çalmaya on dakika kala hala kendi yazılıma başlayamamış olurdum, ve son on dakikada kendi yazımı yazıverirdim.

İlk yazım “kabaklar”‘ı beğenen ve örnek gösteren o Türkçe öğretmenimizin ismini hatırlayamıyorum fakat kendisini saygı ve sevgiyle anıyorum. Şimdi yazdıklarımı da beğenir miydi diye düşünmeden de edemiyorum; çünkü o zamanlar henüz bir çocuktum ve kimse için, kimsenin dünyası için bir tehlike arzetmiyordum. Bir çocuğu alkışlamak daha kolay olabilir 🙂