İnsan doğası

03 Mart 2009

Eğer insan doğaları farklı farklı ise, onlara neden aynı kurallar uygulanıyor? Doğasına aykırı gelenler suçlu mudur? 

Şöyle bir örnek üzerinden gitsek: 

Diyelim ki bir kazan çamaşırınız birikmiş, bir çok değişik malzemeden üretilmiş, değişik renklerde kirli çamaşırlar!

Tek tek makineye atsanız zaman kaybı ve para kaybı olacak üstelik sizi bütün gün oyalayacak. Hele de daha önceden “hepsini bir arada yıkamaya kalkmak” gibi bir deneyiminiz olmamışsa, hiç düşünmeden makineye attınız ve içinde “iki tane çok kirli beyaz çorap var diye” dereceyi de 60 a ayarladınız.

 E artık süre sonunda ne ile karşılaşacağınızı defalarca çamaşır yıkamış biri olarak ben söylemeye korkarım!

Şimdi bir çift çok kirli çorabın narına yandığımıza mı üzülsek?

Hep aynı renk ve cinsten elbise giymediğimize mi yansak?

Yıkama sürecinden en berbat çıkanların üstelik en kıymetli varlığımız (beyaz ve en hassas malzemeden pahalı bir gömlek!) olduğuna mı şaşırsak?

Siyah ve kırmızı renkli olanlardan ve üstelik doğal malzeme kullanılmamış en ucuz giysilerin sapasağlam çıktığına mı üzülsek?

Bize hepsini tek tek yıkamak gerekli olduğunu tembih etmiş olan annemizi dinlemediğimize, kız arkadaşımızı hiç kaale almadığımızı aniden farketsek mi?

Yoksa bizi böyle koştur koştur acele işler yapmaya mecbur ediyor diye düzene, sisteme sunturlu küfürler atarak rahatlamaya mı çalışsak?

Tek tip giyilsin diyen sistemlerin, demek bazı durumlarda bir bildiğinin olduğunu kabul eder gibi mi olsak? 

Şimdi bu nahoş hadisede suçlu kimdir? Doğasına aykırı gelen kimlerdir?

Şu kırmızı eşofman mı? bir çift çok kirli beyaz çorabınız mı? Ya da utanmadan 5 yaşında bir çocuğa uygun bedene indirgenmiş olan en pahalı yeşil kazağınız mı?

BU eşyalar birlikte yıkanacaklarından ve yıkandıklarından HABERLİ mi?

Haberli olsalardı bir uyarı yapma şansları olur muydu?

En nazik ve pahalı olanlar nasıl yıkanmaları gerektiğine dair uyarı plaketi ile gezerler. En kaba olanlarda uyarıya zaten gerek yoktur çünkü sonuçta onların rengi hakim olur.

Vallahi ben gerçekten bu durumda bir suçlu bulamıyorum? EKSİKlik görüyorum sadece… “yeterince çamaşır yıkama geçmişi”  EKSİKLİĞİ!

  …

 Ortaköy-2004

3 Yorum

  • sultan 08 Haziran 2009, 19:34

    hı hı; benimkiler de metaforik:)
    ama yazdıktan sonra aklımda bir boyut değişikliği mantığı da belirdi.
    şimdi varsaydık (metaforladık:) )ki insanlar kazak olarak aynı çamaşır makinesindeler.. de ben kazakları giyeni de algıladım da. bence ilerlerde; orada bir yerlerde kazak giyen ya da çıkaran yok:)
    çamaşır makinesi de bizim bildiğimiz çamaşır makinesi değil… mekanik değil; doğal:) eee kazak bir anda mı cennetten düştü(!) ya da düşmeden önce kazak nasıldı? ip nerden geldi? ya da kazak çıkarsa meydane; hepsi birbirinden merdane mi olur yoksa kendiliğini görünce kazak değil de; başka bir isimle mi anılır:::)
    (kusura bakmayın, beyin jimnastiği yapıyorum. iletiyi kesmessem uzatırım böyle metefor metafor:) )
    çılgınca deyişlerden sonra sevgiler…

  • Sibel 08 Haziran 2009, 11:36

    Sevgili Sultan, yazın yazın aklınızdan geçenleri, bakarsınız birimize ışık yakar bir yerlerde 🙂
    Tabi siz de anlamışsınızdır bu yazıda herşey metaforiktir.

  • sultan 07 Haziran 2009, 21:54

    affınızla buna da birkaç kelam edicem bugün…
    kazak kazak olana dek bir de çamaşır makinesinin icadı olana dek o kazak ve ipin geçirdiği süreçte olanları irdelemek de gerek.
    kazak kazak gibi olabildiyse ne mutlu. eee çamaşır makinesının devri gelip olanı biteni yıkıyorsa da … giysilerin mantığını; neden oluştuğunu ve giyen kişinin döngüsünü de sorgulamak gerek…
    sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir