İlişkiler -3

17 Şubat 2012

Konununöncesi için tıklayınız

“Sevgili arkadaşlar, başkasıyla samimiyeti anlamak için, kendinize samimi olmalısınız. Oradan başlayın. Teşekkür ederim.” Diyor Tobias

Bu samimiyet eşiği, eğer geçerken sağ kalırsanız acaip bi yola sokuyor sizi. Samimiyet, kendine karşı berraklık… Her bir kar tanesinin birbirini iterek tek tek düşmesi! Bunun üzerinde biraz düşünmenizi rica ediyorum.

Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir? Diye soruyor Adamus.

Kendimize inancımızın bu derece sarsılmış olması inanılacak gibi değil! Sizler de bu ahmaklığa nasıl, nerede, neden düşmüş olduğumuzu hiç merak ediyor musunuz? Kurtuluş basittir; çünkü herşey elimizdeki “karar” erki ile – ki ben ona ışın kılıcımız diyorum- kes-k-in bir kararla derhal düzeltilebilir.

Madem öyle neden sebepleri düşünelim?

Bozulmayı sağlayan, vaktiyle verilmiş kararlar yürürlükten kaldırılmazsa, şimdi vereceğiniz karar cerrahi bir müdahale olur, belki bir süre işe yarar ancak yürürlükten kaldırılmayan eski taahhütler halen iş başındadır, bir süre sonra yeniden bozulum başlar.

O halde kendinizle ilişkiye geçin ve ona bu ahmaklığın nerde ne zaman neden başladığını sorun! Cevapları anında alacaksınız ve o zaman bu eski sözleşmeleri ne yapmak istediğinize samimiyetle karar verin. Onları bozacak mısınız yoksa muhafaza mı edeceksiniz?

Turan E: ‎””Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir?”” Gercekten de cok güzel bir soru. Insan kendi kendini kabul ettigi zaman “hersey ayni kalacak” demiyor. O sadece eksisini ve artisini biliyor ve kendini gelistirmeyi de ihmal etmiyor. Tam olmamasi onu hic bir mücadeleden ali koymaz, tam tersi. O kendini bildigi icin ne yapacagini bilir.

Sibel A: O tam olmamak değil işte Turan. Kendini geliştirme tasasını da bi tarafa fırlatıp atalım bi an için; Ne yapacaksın yani burada? Ölmemişsin! Nefes almaya devam ediyorsun bu demektir ki soluduğun oksijen seni yakarak an be an ölüme yaklaştırıyor, ne yapacaksın?

Turan E: Ben kendimi oldugum gibi kabul ediyorum. Bunu degistirme sansi yok. Ben hic bir zaman Sibel “kilifina” giremem, bunu ne kadar istesem de. Bu durumda ben kendi kendimle barismam gerekiyor. Aksi halde bir hayalet pesinde kosarak zamanimi bosa harcamis olurum. Kendi kendimi kabul ettikten sonra herseyi degistirme elimde oldugunu anlardim…

Sibel A: Ne gibi şeyleri değiştirmek örneğin? Bu arada geçenlerde “tam olmak nedir”tartışmıştık burada, belki onu hatırlamak da iyi olabilir: http://sibelatasoy.com/?p=7269

Turan E: Degistirmek derken yanlis anlasilmasin. “Ben burnumu sevmiyorum, onu degistirecegim” anlamina gelmesin. Bu söylediklerim sadece daha “iyi” betimleme sablonu bulmak icindir. Insan yaptiklarini iyi irdelerse ve onlar üzerine düsünürse belki ortak kurallar bulabilir. Bu aradigimiz kurallar kendimizle alakali degil…

Sibel A: ‎”Kendini geliştirme aktivitesi” ,Kendinin tam olduğunu keşfetme aşaması için gerekiyor. Çünkü ben TAMım demekle olmuyor bu işler. Vaktiyle seni tırpanlayarak yarım olmana sebep olmuş sözleşmeleri bulmanı sağlıyor. Yani eğer “sağlıyorsa” bi anlamı var, yoksa kendini geliştirme , olur kendini uyutma! Dünyadaki her şey çift taraflı işleyen keskin bir kılıçtır. Siz kılıcın hangi tarafını kullanıyorsunuz?

Gülen D: Mmmm benim bu ahmaklığım okula başladığım gün başladı.Hiç bir zaman kendim olma şansı verilmedi.Aman dersini çalış, öğretmenlerin seni sevsin, kimseyle kavga etme, herkes seni sevsin, ne görev verilirse sorgulama yap.Takdirnameler,kölelik b…eratları ….Ahmaklık , doğduğun an acımasızca sana ekilen demiyorum saplanan tohumlarla başlıyor.Özetle sen sen değilsin sistemin parçasısın,sistem ne ? Polonyadakine, İngilteredekine, Muştakine göre değişir ama hep vardır.Sonra bir gün gelir , sonradan yüklenen bu programın kaldırılabilir,değiştirilebilir olduğunu anlarsın.Gerisi mış mışta mış mış.Hepsini ……..tr et….Böyle de bir kitap var…Güzel çok anarşistim bu aralar kendime karşı , kendimi yıkma,yakma konusunda…

SibelA: Harika… Zaman zorluyor bizi buna

Turan E: Zaten birsey bizi tirpanliyorsa kendimizi o yönde hareket ettiririz. Söylemek sadece kendimizi kandirmak olur….haklisin…

Sibel A: Kandırmak büyük bir yetidir (lütfen onu onurlandıralım), mesele kendinizi neye kandırmak istiyorsunuz? Çünkü zaten her şey kandırıştan ibaret

Turan E: Iyi yalanlar vardir, kötü yalanlar. Ben kedni iyi yalanimi bulmayi yeglerim :-)))

Sibel A: Yalan ile kandırma kelimesi neden ayrılar, aralarında anlam farkı var mı?

Turan E: Kandirmak bir eylemdir. Kandiran da olmasi gerekiyor. Yalan dogrunun bilindigini varsayar. Söylemek istedigim sey insan kendini kandiriyorsa sectigi yalan kendi yalani olmalidir. Cünkü “ebedi dogru” denilen seye inanmiyorum…..

Sibel A: Evet aralarında mühim bi fark varmış

3 Yorum

  • filiz 06 Eylül 2012, 16:06

    ‎””Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir?””cümlesi o kadar doğru ise;o zaman Albert CAMUS bir yalancı mı?

    „‎”Haklı olma ihtiyacı sıradan insanlara özgüdür.”

  • filiz 06 Eylül 2012, 16:01

    Evet aradaki farkı yaşayarak en iyi bilenlerdenim.benimki teoride kalmadı.ben fiilen ve bizzat pratik de yaptım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir