Holistik Peygamberlik

27 Nisan 2009

HOLİSTİK PEYGAMBERLİK – Aydın Arıtan ( 14.07.2008 )

Tarih boyunca bütün büyük liderlerin hayatlarında gözlemlenen bir olgu vardır. Hiç birisi bütün “üstün değerler” ile donatılmamışlardır. Büyük düşünceler üretenler, büyük buluşlar yapanlar ya da büyük zaferlere imza atanlar, bir yandan da gösterdikleri bir takım insanî zaaflar, gaflar ve defolarla kendilerine inananları ya da hayran olanları şaşırtmışlardır.

Bu durum, evrenin “Yaradılış İlkesi”nin zorunlu bir sonucudur. Çünkü insan dünyaya tekâmül etmek, gelişmek ve kendisinde potansiyel olarak mevcut bulunan potansiyel güçleri geliştirmek için doğar. Ama bir yandan da içinde, buna karşıt olan güdüler taşır ve “rahatlık bölgesi”nin içinden çıkmak istemez.

Söz konusu “rahatlık bölgesi” onun kendini geliştirmek, karşılaştığı zorluklardan dersler çıkararak bilgilenmek ve ilerlemek için uğraşmak yerine, tembellik etmeye ve “putlar” oluşturmaya iter.

Bir takım şeyleri iyi bilen doğru düşünen ya da kendini öyle gösterenlere inanmak ve onların gösterdikleri doğrultuda davranmak kolayına gelir.

Giderek her şeyi onlara sormaya, danışmaya ve onların direktifleri ile yaşamaya başlar. Bu, kolay ve rahat bir durumdur. Ama kendi iradesini kullanmak, kendi aklını ve güçlerini devreye sokmak, yani kendisini zorlamak ve bir fikir üretmek ona zor gelir.

Oysa insan durmak için değil, yürümek, gelişmek ve kendini aşmak için vardır. Bu türlü “putlaştırıcı” bir hayat, evrenin “Yaradılış İlkesi”ne terstir.

Bu nedenden dolayı, bazı üstün becerilere ya da güçlere sahip olan ve toplumlara öncülük ve liderlik yapan insanları “putlaştırma” ve “yüceltme”, sonra da kendi kişisel güçlerini, akıllarını ve iradelerini onlara teslim etmek çok sık rastlanılan bir durumdur.

Evren, kendi ilkeleri ile çelişemeyeceği için, öncü, üstün ve lider insanları (hatta peygamberleri bile) çeşitli insanî eksikler ve defolarla bezeyerek diğer insanların onları yüceltip-putlaştırmalarına ya da bir peygamber haline getirmelerinin önüne geçmiştir.

Zaten günümüzde bireysel peygamberlik dönemi sona ermiştir. Bilim ve düşünce karşılıklı olarak birbirlerini etkileyip-değiştirirken, insanlık aleminin bilinç seviyesini de çok yukarıya çekmişlerdir.

Artık “Kollektif (Holistik) Peygamberlik” dönemi başlamıştır. Varolan her birim, bir peygamber gibi görev yapma imkânına sahiptir. Bütün birimler birbirleri ile ilişki, iletişim ve etkileşim içindedirler. Her birisi bütün evren bilgisine sahiptir. Ve bunları birbirlerine aktarma fonksiyonunu yerine getirebilmeleri de mümkündür.

Her birim değerlidir, önemlidir, kendi kararını ve katkısını ortaya koyarak evren senfonisini daha da mükemmel bir hale getirebilir.

Bireysel peygamberlik dönemlerinde insanlığın genel düzeyi oldukça geri olduğu için, evrenin bilgileri birer “sır” nitelendirilmiş ve ancak “seçkin” kişilere aktarılmıştı. Onlar da bu bilgileri yanlarında uzun yıllar boyunca yetiştirdikleri öğrencilere öğretmişlerdi. O dönemlerde eğitim şekli, buyurgan; eğitim dili, sembollerle anlatım; eğitim düzeyi, her canlıda varolan ve en alt düzeyde yer alan korkuyu hedef alan; eğitim tekniği, emreden ve yasaklar koyan; eğitim hedefi de, itaati sağlamak olarak ortaya çıkmaktaydı.

Oysa 21. Yüzyıl’da eğitim şekli, anlatıcı; eğitim dili, bilimsel; eğitim düzeyi, akla hitap eden; eğitim tekniği, ikna etmeye yönelik; eğitim hedefi ise, insanların idrak etmelerini sağlamak özelliklerini taşıyan bir eğitim programın ile karşı karşıyayız.

Varedilmiş olan her bir birim evrenin bütün bilgisine sahiptir. Daha farklı bir şekilde ifade etmek istersek, evrenin bütün bilgisi holografik olarak bütün varedilmiş bilgilere dağılmış durumdadır. Potansiyel olarak mevcut bulunan bu “bilgiler” insan beyninin daha fazlasını devreye sokmak suretiyle “kullanılabilir” bir hale gelmektedirler. Eskiden, çok özel kişilere mahsus olan ve ancak onlar tarafından ulaşılabilen bu gibi “bilgi merkezleri”ne ulaştıracak teknikler, artık çok yaygın olarak ve herkes tarafından kullanılabilen sıradan özellikler durumuna girmişlerdir.

Genel insanlık bilincinin ve düşünsel seviyesinin olağanüstü bir biçimde yükselmesi sonucunda gelinen bu düzeyde “marifet” ya da “keramet” diye adlandırılan (birisinin rüyasına bilinçli olarak girmek, aynı anda birkaç farklı yerde belirmek, kapalı gözlerle etrafı görmek, kişilerin hastalıklarını tespit ve tedavi etmek gibi) beceriler, çocuklar tarafından bile öğrenilebilir ve uygulanabilir haldedirler.

Beynin daha fazlasını devreye sokmak ve orada potansiyel olarak kayıtlı bulunan “bilgileri” ya da “sırları” görünür, bilinir ve kullanılabilir kılmak, bireysel peygamberliklerin yerlerini “Kollektif” ya da daha farklı bir anlatımla “Holistik Peygamberlik”lere bırakmalarına yol açmıştır.

Çünkü insanı peygamber kılan “imtiyazlar” artık herkes için erişilebilir duruma gelmiştir. Şimdi her bir birim kendi öneminin, değerinin ve katkısının “farkındadır”. Bütünsel sistem içindeki görevinin ve diğer bütün birimlerle olan ilişki, iletişim ve etkileşimin “bilincindedir”.

Beyinsel güçlerini doğru olarak kullanabilmeleri nedeniyle, teknolojilerini hızla geliştiren ve bu arada ruhsal düzeylerini de aynı oranda yükselten, üstün nitelikli insanlardan oluşan yepyeni bir insanlığa ulaşmak üzereyiz.

“Altın Çağ” ya da “Cennet Dönemi” olarak da adlandırabileceğimiz bu dünya düzeni kısa bir süre sonra gerçek olacaktır. İnsanlığın bunca yıldır biriktirdiği “bilgiler”, geldiği “seviye” ve ulaştığı “farkındalık” tıpkı suyun kaynaması ya da dolması gibi niteliksel bir dönüşümün ve değişimin gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Kıyametin, yani “uyanma zamanı”nın içinde yaşıyoruz. Bütün eğitim teknikleri ve anlayışları değişti. “Korku” temeline dayalı emirler, yasaklar, tehditler, itaatler yerine; “akıl” temeline dayalı, bilim dilini kullanan, açıklayan, izah eden ve idrak edilmeyi beklenen, yani herkese eşit uzaklıkta olan, onu önemseyen, değerinin ve katkısının gerekliliğini bilen, kısaca Holistik bir perspektife sahip olan bir anlayış hüküm sürüyor.

Bu da bizi, zorlama olmayan bir adalet, hakkaniyet, ciddiyet, sorumluluk, değer ve önem verilmek temellerine dayalı ve üstün nitelikli insanların denetimindeki bir devlet ve dünya yönetimi sonucuna ulaştırıyor.
 

 

Bir yorum

  • Adınız..... 26 Ocak 2011, 19:52

    aydınbey islam tarihini kolektif doğrularını çıkararak okuyun lütfen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir