Higgs Bozon’u Hakkında

26 Temmuz 2012

Bugünlerde gerçekleşmekte olan ilerlemelerden biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle dış gelişmelerden, sonra da iç gelişmelerden.

4 Temmuz Bağımsızlık Günün’de,  harika bir bilimsel gelişme yaşandı.

Büyük açıklama. Oh ve % 100 emin değiller, ama % 99.9 eminler. Bu onların başına bela  olacak bir açıklama. Temelde bir parçacık olan Higgs bozonu denen bu şey ki aslında hiç de değil; ama onlara bunu henüz söylemek istemiyorum. Bu, enerjiyi maddeye yerleştiren parçacık. Diğerleri bir yana, CERN ile birlikte bu araştırmaya yatırılan 10 milyon doların ardından, bir şeyler söyleyen bir basın açıklaması yapmaları gerekiyordu. Çünkü daha fazla fona ihtiyaçları var. “Sanırım onu keşfettik.” dediler. Aslına bakarsanız kısmen haklılar. Onun yarısını keşfettiler. “Tanrı parçacığından” bahsediyorum.

Bu nedenle, bu bozonun, bu parçacığın keşfedildiğine dair büyük bir açıklama da bulundular. Kısmen doğru. İlginç. İlginç

Öncelikle, sizin hakkınızı vermeliyim. Tüm bunları sizler haberlere bile çıkmadan çok önce biliyordunuz. Siz onu enerjetik olarak anlıyorsunuz. Ama sonra, bilim adamları bunu açıklamak için milyonlarca dolar harcıyorlar. Neden gelip sizle konuşmadılar anlamıyorum. Çünkü siz belirli yönlere gitmesi için enerjileri çeken bir şey – bu tabii ki enerji – olduğuna dair, sezgisel bir bilgiye sahipsiniz. Bozon dedikleri şey, aslında, çekici bir madde. Belirli enerjilerin- fiziksel gerçekliği oluşturmak için -maddenin içine girmesini sağlıyor.

Öncelikle sorumuz, neden sadece belirli enerjilerin maddeye geçiş yaptığı. Neden hepsi değil? Onları maddeye çeken, belirli enerjilerle ilgili olan bu şey nedir? Bozon ya da enerji, maddeye katılıp katılamayacağına nasıl karar veriyor? Maddeye  katılmayan enerjilere ne oluyor?

Bu parçacıkla ilgili olan,  bu büyük açıklamayla ne olacak – o gerçekten de bir element – ama gelecek aylarda, araştırmalarına devam ettikçe olacak olan şey şu. Biri, bunun aslında bilimsel yöntemlere göre çalışmadığını anlayacak. Bir süre çalıştığını gördüler, ama şuan çalışmıyor. Ne yapacaklar? Eğer akıllılar ve işlerini kaybetmek istemiyorlarsa, ağızlarını kapalı tutacaklar. (Kahkahalar) “Oo, evet. Eski parçacık! Gerçekten her şey yolunda patron! “Evet, efendim .% 99.9.” Ohh.

Olacak olan şey şu. Aniden kullandıkları bilimsel prensipler ve tüm bunları temellendirdikleri standart modeller işe yaramamaya başlayacak. Bu tek kelimeyle onları tepe taklak edecek. Bazılarının kafayı yemesine neden olacak, çünkü hakkında çok fazla düşünüyorlar ve düşünmemeliler. Her zaman onun aynı şekilde çalışmadığını görecekler. Ve bilimsel sağlama açısından çalışması gerekir; ama çalışmayacak. Çünkü, öncelikle, onu her element, her enerji, her parçacık, her şey için düşünmüyorlar – küçük bir istisna dışında – her şeyin bir zıttı, farklı bir âlemde var olan bir gölgesi vardır. Çoğunlukla aynı âlemde bir araya gelmezler. Eğer Higgs bozomu bu âlemdeyse, onun diğer yarısını – onun karanlık tarafını, gölgesini ya da zıddını görmüyorlar. Karanlığı kötü anlamda kullanmadım.

Bu her zaman geçerlidir. Bazen karşı güçtür; bazen tamamlayıcıdır; ama ona sahip olması şarttır ve onlar bunu görmüyorlar.

Bu nedenle neler olduğu konusunda bu onları bayağı bir şaşırtırken, kafalarını karıştıracak. Ama bu iyi, çünkü bu onları “Hey burada neler oluyor böyle” demeye teşvik edecek. Ve olayların doğrusal olmadıklarını, bilimsel yöntemlerin bazı durumlarda geçerli olduğunu, ama diğer durumlarda eski bilimsel metotların ötesine geçmeleri gerektiğini anlamaya başlayacaklar. Tamamen yeni bir düşünme şekli, evren için yepyeni bir matematik, enerjiyi ve onun hareketlerini anlamada yeni bir yol bulmalısınız. Ve bu Higgs’in, sadece bazı alanlarda var olduğundan söz ediyorlar. Hayır, öyle değil. O her yerde. Dört bir yanda. O tam burada. O şuan karnınızın tam içinde. Her yerde.

Bu bozomu motive eden şey nedir? Onun öncelikle orada olmasına neden olan şey nedir? O ne yapıyor? O aslına bir trafik polisi gibi. Uygun zamanlarda, olayların yavaşlamasını sağlıyor. Diğer arabaların geçmesine izin vermek için bazen de hızlandırıyor. Ama neden? Ve onlar, bu soruyu kendilerine soruncaya kadar milyonlarca doları boşa harcıyor olacaklar.

Cevap bilinçtir.

Sevgili dostlar, o bir trafik polisi gibi ve enerjileri yönlendiriyor. Peki, ama onu ne yarattı? Hangi enerjilerin maddeye katılacağına, hangilerinin başka bir yana gideceğine kim karar veriyor? Nereye gidiyorlar? Bu bilinçtir. Bilinç üzerinde en büyük etkiye sahip olan şey ise, ardındaki tutkudur. Ardındaki tutku.

O enerji değil. Hiç değil. Düşünme de değil, çünkü düşünme tutkulu değildir. Bu nedenle pek çoğunuz sorunlarla karşılaşıyorsunuz. Düşünerek sorun çözmeye çalışıyorsunuz ve kendinizi bitap düşürüyorsunuz. Bu şekilde çok az direkt sonuç alabilirsiniz.

O, tutkudur. Tutku zihinden gelmez ama zihne esin kaynaklığı yapabilir. Tutku aslında gerçek yaratıcılık değildir, ama yaratıcılığı öne çıkarabilir. Tutku basittir. O kendini ifade edendir. Açıktır. Özgürdür.

Şuan kendi tutkunuzu hissetmek üzere bir dakikanızı ayırmanızı istiyorum. . Tutku nerede? Kulağınızda mı? Ayak parmaklarınız? Gerçekten. Kalbinizde mi? Yoksa her yerde mi? O siz misiniz? O sizin deneyim için inanılmaz arzunuz, ruhunuzun arzusu mu? Gidişatını beğenmeyip, onu değiştirmek istemediğiniz sürece, sonucu konusunda endişelenmeksizin, sadece deneyim uğruna. Sadece deneyim için.

Bundan bahsediyorum, çünkü bilim adamları çalışmalarında oldukça doğrusallar ve bir yere kadar öyle de olmak zorundalar. Sizler de, kendiniz ve gittiğiniz yer konusunda doğrusalsınız. Şuan küçük ilerlemeler kaydediyorsunuz. Küçük açılımlar. Son toplantımızda bundan bahsetmiştik. Ona serap deniyor. O “Aha” anını yaşadığınızda, sonunda artık onun hakkında düşünmediğinizi, onu anladığınızı anlatmıştım. “Ben benim” hakkında düşünmenize gerek yok. O sadece orada. Bolluk konusunda da düşünmenize gerek yok. “Bolluğa nasıl ulaşabilirim?” Bolluk nedir?” O sadece oradadır. O nedir?o birleşmedir. O bir kavramdır. O, orada bir yerlerde süzülüp durmakta.

O bütünlendiğinde… Ah! Hepsi bu! Ve o anda, o gerçekleştiğinde, size geçen ay anlattım, serap yapın. Bir serap. Sadece kısa bir – “Oooh! O aydınlanma anını yaşadım. Onu hissettim. Onun hakkında düşünmeyeceğime söz veriyorum. Sadece onu deneyimleyeceğim.” Bir şeyler yapın. Bir bardak şarap için. Sokakta dans edin. Köpük banyosu yapın ya da her ne denk geliyorsa. Sadece bir sonraki ve bir sonraki ilerleme gelebilsin diye, anın farkına varmak için.

Hayat – bilim adamlarının düşüncelerinin doğrusal olması gibi ve eğer biri kutunun dışına çıkabilirse, belki biraz potansiyellere uzaktan bakabilirse, onlar aniden anlayabilirler – ve sizin için de aynısı geçerli. Günlük hengâmeden geçiyorsunuz. Sabahları kalkıyorsunuz. Bir rutini takip ediyorsunuz. Giyiniyorsunuz ve bir parçanız – biliyorum çünkü sizinleyim – şunu diyor.  “İşte gene başlıyoruz. Yeni bir gün daha. Tanrım, ne zaman, oh, ne zaman, Adamus, ne zaman, oh ne zaman, Beyaz Kartal ve Mark, ne zaman, oh ne zaman bu gerçekleşecek?” Ve aynı rutini takip edip, ne zaman gerçekleşeceğini merak ederek, günlük hengâmeyi yaşıyorsunuz.

Sabah kalkıp o zırhı giymediğinizde, savaşa hazırlanmadığınızda ve “Bugün başka türlü yaşayacağım. Bu gün, onu düşünmeyeceğim. Bugün aydınlanmamı planlamaya çalışmayacağım” dediğinizde, o gerçekleşecek. Çoğunlukla bu, makyodan başka bir şey değil. Biraz daha bolluk içinde olmayı ve genç yaşta ölmemeyi planlıyorsunuz.

“Bugün kalkacağım ve her şey çok doğal olacak” dediğinizde, doğal sürecin gerçekleşmesine izin veriyorsunuz demektir. Böylece o size gelecektir.

Burada söylemek istediğim şey, bunu pek çoğunuzda sezebiliyorum – o genişlemeyi. Büyük genişleme değil ama bir genişleme. O büyük genişleme, güzel adımlarla yapıldığında, büyük olan geldiğinde sizin kızarmanızı ya da eriyip gitmenizi engelleyecek. Ama sonra gelmeye devam edecekler, doğrusal bir şekilde değil. Günde bir tane ya da ona benzer bir şekilde değil. Şöyle bir eğiliminiz var çünkü. Gelmekte olan bu genişlemeyi hissettiğinizde– çok yakında bütün insan bedenlerinde! (Kahkahalar) – Ne yapacaksınız? CERN’deki bilim adamları gibi çalışmaya başlayacaksınız. Onu çoğaltmaya çalışacaksınız. “Oo, Tanrım bu harikaydı. Vaaayy! Hayatımın en güzel iki saniyesiydi! (Kahkahalar) Tamamen bağlantıda hissettim,” diyeceksiniz.  Ve aynı zamanda sevgili dostlar, onu hissettiğinizde “Kumbaya, hepimiz biriz”i hissetmeyeceksiniz. “Oo!” Ben benim” anı yaşayacaksınız. O genişlemeyi yaptığınızda, fark büyük olacak.

Bilim adamları gibi olacaksınız. “Bugün bir gelişme yaşadığımdan % 99 eminim. Sanırım yaşadım. Oldukça eminim. Ama bunu herkese anlatacağım, çünkü aydınlanma yolunda pek çok hayat yaşadım ve beni merak eden insanlara bunu anlatacağım. “ Aha, bugün aydınlanmamı yaşadım” diyeceksiniz ve ardından onu tekrar etmeye çalışacaksınız.

Ve gene, o günlük hengâme sizi etkilemeye başlayacak. Sizi tüketmeye başlayacak. İşte o zaman “ o açılımı yaşadığımda ne düşünüyordum? Ne yapıyordum? Tekrar o yere döneceğim. Aynı noktaya gideceğim. İşte bu. Göl kenarında yürüyordum ve bir yelkenli gördüm ve hava güneşliydi ve numaraloji o gün 9’da sonlanmıştı. Öyleyse bu iyi olmalı. Bir sonraki güneşli gününü ve dokuz sayısını bekleyeceğim; ama yelkenliyi ne yapacağım. O battı.” diyeceksiniz.

Aynı durumu tekrar yaratmak isteyeceksiniz ve işe yaramayacak. Şimdiden size söyleyeyim. Neden mi? Zihine düştünüz de ondan. Kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Plan yapıyorsunuz.

(a) Kopyalanmak istemeyen bir şeyi kopyalama çalışıyorsunuz.

(b) Serbest bıraksanız daha büyük bir genişleme yaşayabilirsiniz.

Eğer o serabı yapar ve anın farkına varırsanız “ Oh! Harika bir genişleme yaşadım. Harika! Vaay! Daha fazlasının gelmesine izin vereceğim.” diyerek ve yaşamınızın keyfini çıkararak, yolunuza devam edin. Bu kulağa makul geliyor mu? Hayır. Güzel.

Burada tekrar söylediğim şey, şuanda olacak olan bazı kuantum olayları var. Neden mi? Çünkü buna tutkuyla bağlısınız ve günlük hengâmeden sıkıldınız. Ve neden olmasın? Neden olmasın, sadece onun hatırına, hadi burada büyük bir genişleme yaşayalım. Gelecek birkaç ay. Gelecek birkaç ay. Ve bu olduğunda sadece bir anlığına durun ve onu nefesle içinize çekin.

Bu arada şaşırtıcı…, -bunu kelimelere dökmek güç-   şaşırtıcı güven düzeylerinden ve gitmekte olduğunuz yolda gerçekleşecek olan büyük bir yön değişimden bahsediyorum. Sadece yolun biraz daha genişlemesinden bahsetmiyorum. Yolun ortadan kalkmasından ve olayları algılayış biçimizdeki toptan değişimden bahsediyorum. Kesin bir değişim. Detaylara girmek istemiyorum, çünkü onu deneyimlemenizi istiyorum.

Adamus

2 Yorum

  • Sibel 26 Temmuz 2012, 11:14

    Uzun zamandır söylemekten bıkmadığımbi cümle vardır: Kuralları iyi öğren, zamanı geldiğinde yıkmak için öğren.

  • ibrahim 26 Temmuz 2012, 07:46

    Bir ülkede yaşıyorsunuz o ülkenin kurallarına uymak zorundasınız.Bir toplumda yaşıyorsanız o toplumun kuralarına uymak zorundasınız.Bir ailede yaşıyorsanız o ailenin kurallarına uymak zorundasınız.Bir dine inanıyorsanız o dinin kurallarına uymak zorundasınız.Bu kadar çok kontrol eden mekanizmalar var ken biricik ben nerede ?Kontrolü mümkün olduğu kadar -zararsız- bir şekilde bırakalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir