Hayranlık verici yapı

26 Ocak 2009

San Fransisko’da, Golden Gate Parkı’nda yer alan Kaliforniya Bilim Akademisi, 2008’de yeniden açılacak. Dünya’daki en yeşil halk yapısı olmayı amaçlayan müze, 484 milyon Dolar’lık bütçesiyle yüzyıldaki en pahalı müze projelerinden biri. Müze planlandığı gibi işlerse; San Fransisko, sadece doğayı olduğu gibi korumak yerine, doğal ortamları arttıran bu doğal tarih müzesiyle iftihar edecek. Projenin ana hedefi, “sergi”, “eğitim”, “koruma” ve “araştırma” fonksiyonları için, tek çatı altında, sürdürülebilir tasarım ilkelerine uygun bir modern tesis sağlamak.

Mimar Renzo Piano’nun, yedi yıllık çabasıyla gerçekleşen proje, 1916 – 1991 yılları arasında inşa edilmiş 11 adet mevcut binanın çoğunun yıkımını gerektiriyor. Mevcut Akademinin 3 tarihi ögesi – Afrika ve Kuzey Amerika holleri ve Steinhart Akvaryum girişi, geçmişin bir anısı olarak farklı yollarla sürdürülecek.

Binanın büyük bölümü için klima sistemi yerine doğal havalandırma sağlanması, dikkatlice seçilmiş yapı malzemeleri, suyun etkin ve yeniden kullanımı, ayrıca enerji üretimi; projenin temel özellikleri.

Kompleks için malzeme paleti basit; kireçtaşı, beton, çelik, aluminyum ve ekstra şeffaf camdan oluşuyor. Halk alanları, sergi holleri zemin katta meydan çevresinde ve altında sergi katında organize edilirken, araştırma faaliyetleri ve depolama alanları (bilimsel kolleksiyon için) parka bakan 5 kat içinde yoğunlaşıyor.

Yerli bitki türleriyle düzenlenmiş bir yeşil çatı, farklı fonksiyonları birleştiriyor. Çatının formu, Akademi’nin büyük, başlıca bileşenlerine; yeni “Gökevi”, “Yağmur Ormanı Sergisi” ve “Steinhart Akvaryum” girişine- yer temin edebilmek üzere dalgalı.

Müze Projesi Nasıl Geliştirildi?


1. Geri dönüşümlü malzemeler
Bir dış duvar ve orjinal strüktürden Afrikalı Holü’nün bir bölümü, yeni gökevinin (Planetarium) yanında bugün de yer alıyor. Binanın geri kalanı – 9.000 ton beton, 12.000 ton çelik – tahrip edildi ve yeniden kullanıldı. Konstrüksiyonda kullanılan çelik de ayrıca geri dönüşümlü.

2. Pasif İklim Kontrolü
Dalgalı çatı; taze ve serin havanın merkezi meydan’dan içeri girmesine ve sıcak havanın yüksekte yer alan noktasal hava menfezlerinden çıkmasına rehberlik etmeye yardım ediyor. Bu, pahalı ve enerji harcayan iklimlendirme – havalandırma sistemlerine duyulan ihtiyacı azaltıyor.

3. Yaşayan Çatı
Tepedeki çimenlikten çok, 1,7 milyon yerli bitki, çatıyı izole ediyor, yağmur suyunu tutuyor ve kelebekler, sinek kuşları ve diğer canlılar için 2,5 dönümlük bir yaşam alanı sağlıyor. Çatının çevresi boyunca yer alan ve aynı zamanda yağmurdan koruyan ve gölge sağlayan bir saçak görevi de gören 55.000’den fazla PV – fotovoltaik hücre yoluyla çatı, aynı zamanda enerji üretiyor.

“Yaşayan Çatı”nın merkezinde, daha küçük çatı pencereleri sergi alanına doğal ışık girmesine müsaade ediyor ve doğal havalandırma sağlarken, sırlanmış bir çatı penceresi meydanı örtüyor.

4. Doğal Aydınlatma
Binanın geri kalanını aşırı ısıtmadan günışığı aydınlatmasını sağlamak, mercan kayalıkları ve tropik yağmur ormanları oluşumunu çoğaltmak için ideal yerleşimler, bilgisayar modellemesi yoluyla belirlenmiş. Ofislerin büyük bölümünde, doğal aydınlatma ve iklimlendirme için açılır pencereler yer alıyor.

5. Su Tasarrufu
Akvaryum tankları için, doğal filtasyon sistemleri aracılığıyla Pasifik’ten okyanus suyu çekildi. Tuvaletler, Kaliforniya su ağından faydalanmak yerine, yeniden biriktirilen suyla çalışıyor.

http://www.arkitera.com/h21418-kaliforniya-bilim-akademisi-dunya-daki-en-ekolojik-muze-olmayi-amacliyor.html

Not: National Geographic Kanalında bu yapının kuruluşu ve işleyişi konusundaki belgeseli izlemek fırsatınız olursa tahmin ediyorum ki aynen benim gibi Yeni Dünya adına gurur duyacaksınız.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir