Gone in 90 seconds

12 Ağustos 2009

2012 kiyameti gerceklesirse Turkiye’de de elektrik ve iletisim sistemi felc olabilir!

Prof. Dr. Nejat Ince, Fellow IEEE, Paris Uluslararasi Astronotik Akademisi Uyesi, Rusya Federasyonu Teknolojik Bilimler Akademisi Uyesi, New York Bilimler Akademisi Uyesi
Prof. Dr. Levent Sevgi, Fellow IEEE, Dogus Universitesi Ogretim Uyesi
 
2012’de yasanabilecek olan, Carrington benzeri buyuk bir uzaysal olay dunyayi felce ugratabilir. Gunes kaynakli manyetik firtinalarin binlerce km uzunluklu yuksek gerilim iletim ve dagitim hatlari uzerinde olusturacagi cok alcak frekansli ve dogru akimlar, yuz binlerce trafonun asiri zorlanmasina ve patlamasina yol acabilecek. NASA raporuna gore, boyle bir olayda ABD’de 300’den fazla dagitim trafosu doksan saniye gibi kisa bir surede devre disi kalabilecek ve yaklasIk 135 milyon insanin yasamini felc edebilecek.
Bu potansiyel sorun Turkiye dahil Ekvatora kadar inen tum ulkeler icin soz konusu. Ikincisi, iletim hatlari aginin her turlu elektriksel yasam destek sistemlerimizle ici ice olmasinin yaratacagi sorunlar. Okullar, hastaneler, bankalar, savunma sistemleri, vb, dogrudan elektrik enerjisiyle calismakta. Soz konusu bu cok buyuk capli elektrik kesintilerinin etkileri hayal bile edilemeyecek kadar buyuk olabilecek.
 …
 BIR FELAKET SENARYOSU
Turkiye uzay arastirmalari alaninda ne yapacaksa yapsin, neyi hedefleyecekse hedeflesin, aciliyet acisindan su anda onemli bir problemle, bir felaket senaryosuyla karsi karsiya. Konu onemli ve guncel. Dis kaynakli bilimsel dergilerde bu konu degisIk sekillerde dramatize edilmekte. Ornegin, uluslararasi unlu bir dergide yer alan “Gone in 90 seconds” yazisinda (bkz, NewScientist, Mart 21, 2009) Michael Brooks bunu cok guzel, basit ve anlasilir bicimde ele almis.
Michael Brooks 22 Eylul 2012’de AB’de Manhattan semalarinda beliren yogun Arora isiltilariyla baslayan ve 90 saniye icinde ulkeyi karanliga gomecek olan yogun bir “gunes etkinligi” olayini senaryolastirarak anlatmakta ve nasil milyonlarca insanin hayatini kokten degistirebilecegini, her yonuyle Amerika’nin bir yil gibi kisa bir zaman diliminde az gelismis bir toplum seviyesine gerileyebilecegini irdelemekte.
Komik, gerceklesmesi olanaksiz gibi gorunen bu senaryonun bal gibi olabilecegi NASA’nin destekledigi ve Amerikan Bilimler Akademisi (NAS) tarafindan 2009 Ocak ayinda yayimlanan raporda acikca belirtilmekte. Raporun sorumlularindan Colorado Universitesi uzay hava uzmani Daniel Baker hizla buyuk bir felaketin kiyisina dogru yaklasmakta oldugumuza vurgu yapmakta.
… 
 IKI ANA SORUN
2012’de yasanabilecek Carrington benzeri bir olay iki ana soruna yol acabilecek. Birincisi, modern elektrik iletim/dagitim sistemiyle ilgili (bkz. Sekil 2). Kayiplari azaltmak, maksimum enerji iletimi saglamak amaciyla elektrik enerjisi barajlardan ve santrallardan tuketiciye cok yuksek gerilimlere cikarilarak gonderilmekte. Gunes kaynakli manyetik firtinalarin binlerce km uzunluklu yuksek gerilim iletim ve dagitim hatlari uzerinde olusturacagi cok alcak frekansli ve dogru akimlar, yuz binlerce trafonun asiri zorlanmasina ve patlamasina yol acabilecek.
Ornegin NASA raporuna gore, boyle bir olayda ABD’de 300’den fazla onemli dagitim trafosu doksan saniye gibi kisa bir surede devre disi kalabilecek ve yaklasIk 135 milyon insanin yasamini felc edebilecek. Bu potansiyel sorun Turkiye dahil Ekvatora kadar inen tum ulkeler icin soz konusu.
Ikincisi, iletim hatlari aginin her turlu elektriksel yasam destek sistemlerimizle ic ice olmasinin yaratacagi sorunlar. Okullar, hastaneler, bankalar, savunma sistemleri, vb, dogrudan elektrik enerjisiyle calismakta. Soz konusu bu cok buyuk capli elektrik kesintilerinin etkileri hayal bile edilemeyecek kadar buyuk olabilecek.
Cok katli buyuk binalara temiz icme suyu pompalanamayacak, benzin pompalari calismayacak, toplu tasima duracak, yogun bakim unitelerine enerji saglanamayacak, bir sure sonra her yerde yedekleme sistemleri de devre disi kalabilecek, evlerde, marketlerde sogutucular, derin dondurucular calismayacak, yiyecekler bozulacak, bankamatikler devre disi kalacak, insanlar para cekemeyecek, bilgisayarlar calismayacak, cep telefonlari susacak; kisaca yasam tam anlamiyla felce ugrayacak.
Sistemin cokmesi ve uzun sure devre disi kalmasinin toplum yasamindaki olumsuz etkileri uzun yillar surebilecek bir dunya felaketine donusebilecek. 1999 Marmara depremi, 2004 Asya tsunamisi, 2005 Katrina felaketleri konusulan bu senaryo yaninda onemsiz birer bolgesel olay gibi kalacak. Sadece isinma ve sogutma olmamasi nedeniyle milyonlarca insanin yasami tehlikeye girebilecek. Uzay bilimi ve teknolojileri derken, belki de hic akla gelmeyen ve fakat yasamsal oneme sahip bu tip konulari da dusunmemiz gerekecektir.
Turkiye 2012’ye hazir midir? Nasil hazirlanmalidir? Bu konuda bir risk yaklasim yontemi var midir? Boyle bir risk nasil yonetilmelidir? Gunes lekeleri her 9-14 yilda bir en yuksek seviyelere ciktiginda bu felaket senaryosu soz konusu olacagina ve bunun onceden kestirilemeyecegi bilindigine gore uzun vadede neler yapilmalidir? Iste Turkiye uzay bilimi ve teknolojilerinde neyi, hangi kuruluslari ile yapacagina karar verirken bu gibi acil ve yasamsal sorunlara da cozum uretmek zorundadir. Bu konular da bir baska yazida ele alinacaktir.
 
 
Cumhuriyet Bilim Teknik – 07.08.2009

Not: Yukardaki yazıyı alıntılamamın sebebi asla korkutmak değil, yalnızca büyük yerleşim birimlerinin doğayı tahrip ettiği ile ilgili onlarca yıldır söylenip durulan etkinin bu kez ani tehlikeler karşısında da insanları ve sistemi ne denli acze uğratabileceği hususuna dikkat çekmekti.

Kendi sınırları içinde kendi yiyeceğini üretemeyen yerleşim birimlerine biraz daha dikkatle bakalım, ille kötü senaryo olması gerekmesin 🙁

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir