Gırtlak Müziği

14 Şubat 2009

 İnsan her yaşta yeni bi şeyler öğreniyor, itiraf edeyim ki “gırtlak müziği” diye bi şey olduğunu bilmiyordum. Eylül ayındaydı sanırım, tesadüfen karşımıza çıktı, müziği görür görmez tanıdım! (muhtemelen genlerim tanımıştır; çünkü ilk kez duyuyordum) Gırtlağın bu şekilde kullanımının,  ağlama refleksinin beden üzerindeki etkisi gibi bir fonksiyonu var sanırım, nedir şu an bilmiyorum fakat gırtlak çakrası ile yakın ilişkisi olduğu mutlak. O günlerde internet üzerinden şu örneği bulmuştum:
http://pissesler.blogspot.com/2008/07/huun-huur-tuu.html

Sibirya Türklerinden Huun-Huur-Tu isimli  bir müzik gurubu ve sanırım gırtlak müziği dalında dünyaca tanınıyorlar.

Ne şans ki, BŞ.Belediyesi bu gurubu Mistik Sanat Festivaline davet etmişler ve bizde Carlos Castaneda çalışma gurubumuzla dün gece Aya İrini’de konseri izlemeye gittik. Hepimiz de fikir birliği etmişçesine hayran olduk. Hatta eğer mekan o kadar soğuk (fiziki anlamda) olmasaydı sanırım ikinci dikkate geçecektik, öylesine mest ediciydi. Keşke İstanbul’a kadar gelmişlerken bi kaç gösteri daha yapsalar da, daha çok sayıda dinleyiciyle buluşsalar.

Dört kişiden oluşan, birçok adını bile bilmediğim enstrüman kullanan gurubun her üyesi de aynı zamanda farklı seslerle şarkıya katılıyorlar, ve gırtlaktan gelen o seslere ek olarak aynı anda bi kaç sesi birlikte çıkarabiliyorlardı.  İcra ettikleri şey her ne ise bütün olarak hayranlık vericiydi, şarkıları sunan kişi ilk başta gayet mütavazi olarak çok eski türkçe konuştuklarını söyledi ingilizce ile ve daha sonra sunumlarını da yarı ingilizce yarı bilmediğimiz bir lisanla gerçekleştirdi. Sanatçıların icra ettikleri o müthiş şeyin havasında (büyüklüğünde, kibrinde) olmadıkları, kendi doğal bütünlükleri içinde oldukları o kadar belliydi ki, onların neden bu konuda dünyanın bir numarası olduklarını anladım. Tek kelimeyle bu insanlar o hep bahsettiğimiz sihirli varlıkla bir olmuştular sanırım.

Huun-Huur-Tu Gurubundan sonra Bir kızılderili dans gurubu sahne aldı, kıyafetler göz alıcıydı, fakat beni biraz olsun etkileyen davul gurubuydu, ortalarına koydukları değişik bir davulu aynı anda dört kişinin çalıyor ve bir yandan da filmlerden anımsayacağınız kızılderili nara mı desem ağıt mı desem, uygun kelimeyi bulamadığım müziği söylüyorlardı. Dans gurubunda ise önceki gurupta yakaladığımız sihri göremedik.

Bizi bu etkinlikten haberdar eden Gülşen arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyoruz, başka kültürlerden örneklere şahit olmak her zaman çok keyifli ve zevkli fakat bu kez bizatihi özümüzden gelen bir rüzgardı bu.

4 Yorum

  • Geri izleme:

    | KIRK YAMA

  • Sibel 18 Şubat 2009, 01:13

    İyi ki CD’lerini satıyorlarmış ve almışız, şu an dinliyorum, oradaki büyüyü elde edemesem de güzel.

  • sonsuz 14 Şubat 2009, 15:12

    Kesinlikle çok güzeldi. Hele o son bölümdeki hayvan sesleri ve orman havası olan bölüm tam bir ikinci dikkatlikti. Başında da adam sanki boğazına flüt yutmuş gibi iki farklı sesi aynı anda çıkarması zaten konserin içine çekmeye yetmişti.

    Kızılderililere gelince, aslında güzel bir yanları vardı. Sanki hiçbir şeyi önemsemiyolar gibiydiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir