Giriş Kapısı

03 Kasım 2008

Giriş Kapısı – Sohbet dizisi

 

 

Bilmediğim yeteneklerimi keşfetmek üzere Giriş kapısının önündeyim, sevinçli bir tedirginlik ile ilk adımı atıyorum içime…

 

Bu haftalık sohbet dizisinde, niyetlerimizi yeteneklerimizle buluşturmak üzere bir yolculuğa çıkmayı öneriyorum. Her sohbette hayatın gizlerinden biriyle buluşup, o konudaki ilgimiz ve yeteneğimizin açığa çıkıp çıkmadığını gözleyeceğiz.

 

Ormana gittim, çünkü hayatımı kasıtlı olarak yaşamak istedim. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek istedim, yaşam olmayan her şeyi kökünden söküp çıkarmak, ve ölmeye geldiğimde, aslında yaşamamış olduğumu keşfetmemek istedim

Henry David Thoreau

 

Konu başlıklarından bir kaçı:

 

– Bilinç, Niyetlilik ve Arka plan – Anlamlar, anlayışlar, yorumlar, inançlar, istekler ve deneyimler gibi niyetli fenomenler sadece kendiliklerinde niyetli olmayan bir arka plan yetileri kümesi içinde işlerler. Bu nedenle, ortada farklı arka plan yetileri bulunduğunda, aynı niyetli durum, farklı karşılama şartlarını belirleyebilir. Ve eğer uygun bir arka plan ile bağıntılı olarak uygulanmaz ise, niyetli bir durum hiçbir karşılama şartını belirlemeyecektir.

 

Rüyalarımızı ANlamak –  Rüyalar, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyi bize anlatırlar, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi ileri sürdüğümüz şeyi değil. Uyanıkken kendimizi körleştirebilir ve bir budala yapabiliriz; ama uyurken bunu asla yapamayız! Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç, bilgi, yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığı” zekadan yoksun bırakmış oluruz.
Bu zeka ile ilişkiye geçmek için psişik kahin ya da telepatik olmamız gerekmez. Gereken tek şey sezilerimize, hayalimize ve özellikle rüyalarımıza kulak vermektir. Rüyalar tanrıların dilidir;  anlam ve mecaz açısından zengin  bu dil, bizi uykudan yaşama uyandırmaya yöneliktir.

 

– Dünyanın OLMAsı ve Ortalamaya çekilme kanunu/Kritik kütle – Dünyanın OLMAsından kaçınmak imkansıza yakın zordur. Nedir peki Dünyanın OLMAsı? Bu, altı milyar insanın ortak iradesiyle oluşturulmuş, dünya ve evren görünüşüdür… Dünyanın OLMAsı bize içeriyi tarif ettiği gibi dışarıyı da belletmeye çalışıyor; ahiret, farklı boyutlar, cennet/cehennem veya başka birçok yoldan, dışarıyı tanımlamaya çalışıyor.
Yani öyle ki; tüm engelleri geçseniz, ölümü göze alacak denli cesaretinizi takınsanız dahi, kendinden uzaklaşmanıza izin vermemek için, DIŞARI/ÖTE belirlemesini oluşturuyor, böylece doğsanız (Truman Show‘daki gibi,ufuktaki kapıdan çıkış) bile sizi kendi çekimi içinde tutmayı beceriyor. Dahiyane bir plan.

 

 

– Kuantumu anlamak üzerine – Temelde kuantum denen şey aynı anda hem dalga hem parçacıktır. Fakat ölçmeye veya gözlemlemeye kalkarsanız ya dalgayı ya da parçacığı bulursunuz. İkisi aynı anda saptanamazlar! Dalga ve parçacığı aynı anda net bir şekilde saptayamama durumu, Heisenberg’in ünlü belirsizlik İlkesinin özüdür.

Bu olgu, tıpkı koca bir kazan çorba içindeki şeyler gibi, hiçbir şeyin sabit ve tam ölçülemediği, belirsiz sanki hayaletvari, kolay kolay anlaşılamayacak olma olgusunu Newtoncu determinizmdeki “her şeyin sabit, belirli ve ölçülebilir olma” olgusunun yerine koymuştur.

 

– Kuzey Ay Düğümleri – ya da ruhsal astroloji – Astrolojinin hayatımız ve kendimizi bütünüyle anlamak için işimizi kolaylaştıran en önemli bölümü.

Astrolojik haritanızda Ay’ın Kuzey Düğümü’nün pozisyonu;  gizli yeteneklerinizi, en derin arzularınızı ve gerçek yaşam amacınıza ulaşmanızı engelleyebilecek olumsuz etkilerden kaçınmanızın yollarını sunuyor. Herkesçe bilinen güneş-burcu okumalarından elde edilmesi mümkün olmayan bir içgörü ve derinlikle, Ay’ın Düğümleri tarafından sunulan kişisel-portreniz, buraya öğrenmeye geldiğiniz yaşam derslerini ve arzuladığınız mutluluğa, doyuma ve huzura nasıl erişebileceğinizi açıklıyor.

 

– İsimler/sayılar, Numeroloji – İsimler ve sayılar, notalar gibi aslında bir frekanslar dizisidir ve aslına bakacak olursanız bunlar birer büyüdür. Şiir/büyü, söz, kitlesel coşkuyu canlandırıcı ses ve hareketler; evet, burada oldukça uzun bir yol aldık. Şiir, yüceltilmiş dil ya da ritmik dil, ilkel insanı güçlü ve tanrılardan kopmamış hissettiriyordu. Onu yürekli yapıyor, toplu törenleri kolaylaştırıyordu.

Ritmik olmayan dilin amacı inandırmaktır diyebiliriz; yani bireysel inandırmanın dili. Ritmik dil ise, kollektif konuşmanın, toplumsal coşkunun dili oluyor. “Büyü nedir? Kendi kişisel coşkularının farkında olan insan, bunları uyaran nesnedeki düzensizliği bulur; çünkü dehşet ve arzu gibi bilinçli duygular, bir kabilenin ortak yaşantısından ortaya çıkar, kabilenin bütün bireylerinin bazı şeyler üzerindeki ortak izlenimleridir.” diyor Caudwell. Daha da ilginci, “Büyünün sanatı ve bilimi doğurduğunu” da söyler!

 

– Cinsel Enerji Aktarımı ve genel olarak enerji bahsi – Cinsel enerjiyi ve aktarımını anlayabilmek için öncelikle ayırdına varmamız gereken önemli bir husus var:
Kadın olsun erkek olsun  insan dediğimizde, tek bir özneden bahsetmiyoruz.
İnsan bir bileşimdir. Bu sebeple anlaşılması zordur.
İnsanın varlığı üç ayrı bölümden oluşur; akıl – beden – ruh.
Bu üç bölümün her birinin ortasına, onları ikiye bölecek şekilde  bir perde yerleştirilmiştir.  İşte bu sebeple, insana dair her şey bu ikiye bölünmüşlüğün bileşimi olarak anlaşılmaya çalışılmalıdır.

 

– Sokrates’ten bu yana AŞK, ya da ilgi enerjisi – Kelimeleri yaratmış olan eskiler Mania’(Karşılığı sapıtma ya da aşk olan kelime) çirkin ve ayıp bir şey anlamında kullanmadılar. Böyle olsaydı sanatların en güzeline geleceği öğreten sanata, o kelime ile ilgili olarak Manike derler miydi? Ona bu adı verdiler, çünkü Mania’nın bir Tanrı vergisi olarak, gerçekten güzel bir şey olduğunu kabul ediyorlardı. Şimdikiler bu kelimelerin içine bir t sokuşturarak, Mantike ( bilicilik bilimi, tanrılar bilimi anlamında da  kullanılırdı) sözünü vücuda getirdiler.

 

– Kaos ve Düzen – Hangi konuyu tartışırsak tartışalım bir süre hem de- kısa bir süre- sonunda geldiğimiz bir ana eksen var; muhafazakarlık/anarşizm!

 Evrenimizin kaos ve düzen arasında sorunsuz varoluşu gibi, bunun iz düşümleri olarak biz de muhafazakarlık ve anarşizm arasında doğup yaşayıp ölüyoruz.

Üstelik bu ana eksenin, zaten varoluşun temelini oluşturan düalizmin  gereği olduğunu sıklıkla atlıyoruz, farkında olmaksızın bu oltalardan birini yutuyoruz ve yaşamımızın içinde belki ağırlıklı olarak bunlardan birini destekler biçimde yer alışımıza karşın farklı zamanlarda ve farklı durumlar karşısında diğer metodu da savunmaktan geri durmuyoruz. Hatta birini savunurken diğerini yaşıyor olabiliyoruz. Birbirinin karşıtı gibi görünen bu iki olgu; İyi/kötü, Tanrı-şeytan ikiciliği, bizi deli konumuna getirmeksizin, birbirlerinden habersiz, içimizde yaşayıp gidiyorlar.

 

  • Kanal Bilgileri nedir ? – ve her gün yaşamımıza yeni bir isimle giren enerji tedavileri, medyumik bilgiler, özetle bütün bu YENİ DÜNYA konuları nedir, nereden geliyorlar?
  • Bilgeler’den esintiler –Sokrat, Spinoza, Jung, Einstein, Feynman gibi batılı bilgelerden Gurdjieff, Halil Cibran, Lao Tzu, Maharaj gibi doğuya ait değerleri topluca anmak ve bağlantıları kurmak bizi zenginleştirecektir.

 

  • Şamanizm – Dünyanın bildiğimiz en eski bilgelik ve şifa teknikleri, Tek tanrılı dinlerin geliştiği kaynak, kökümüz. Bu konu genel anlamda dünyada bilindiği kadarıyla irdelenecek ve sonrasında Kızılderili şamanik felsefesini aktaran Carlos Castaneda ile açılımlanacaktır.

 

Tüm bu konularla yakınlaşıp, sağlayacağımız altyapı ile OYUN Kuramı‘nı irdelemeyi hedefleyeceğiz.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir