Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor!

20 Kasım 2009

İnsanlık gerçeğe odaklanmaktan hoşlanıyor, kendini gerçeğe demirlemekten hoşlanıyor. Diyor ki, “Bu böyledir.” Zihin buna bayılıyor. Aslında, siz ve varlığınızın diğer parçaları da bundan az çok hoşlanıyorsunuz.

Gerçek. Gerçek size, netlik, açıklık olduğunu düşündüğünüz şeyi veriyor, ama aslında size kısıtlamalar veriyor. Diyorsunuz ki, “Gerçek: güneş yarın doğacak.” Belki de doğmayacak. Aslında aranızdan birkaç kişi, az önce geldiğimde ve giriş konuşmamı yaptığımda, parlakça kendi kendine şöyle düşündü, “Hmmm, Adamus bugünün Pazar olduğunu söyledi, Kasımın 8’i dedi,” ve hangi yıl olduğunu söyledimse. Bu aslında gerçektir, bir yerlerde. Bir yerlerde dinlemekte olan Şambra için. Ve gerçek değildir, çünkü eksiktir. Eksik.

Eski Enerjiden Yeni’ye en büyük geçişlerden biri, gerçek olanın artık gerçek olmamasıdır. Kendinize güvenmedikçe, kendi enerji yönetiminiz üzerinde çalışmadıkça – Pakauwah kadar basit bir şeyle nasıl bağlantı kuracağınızı (bilmedikçe), bununla başa çıkmak zor olacaktır. Pakauwah’ınız yalnızca sizin hayal edilmiş – ya da gerçek – hayvan veçhenizdir.

Yani, gerçek kapıdan çıkıp gidiyor, ve siz tekrar ve tekrar ve tekrar bununla karşılaşacaksınız, ve bu zihninize meydan okuyacaktır, ve diyeceksiniz ki, “Ama bu gerçek,” şu zemin tahta. Ya da öyle mi? Bunun bir bölümü gerçektir. Herhangi bir şeyin bir bölümü gerçektir, tümüyle yalan olsa bile. Ve zihniniz şöyle demeye başlar, “Ama, ama…”  Ah, işte bu, derin bir nefes almak zamanıdır.

Zihniniz, kalıplara ve yapılara ve belli inanç sistemlerine programlanmıştır. Zihnin bu gelişim modelini, ve arkasında yatan yoğunluğu ve inancı alıp da, bunu kendinize ve ruhunuza uygulayabilseydiniz, olağanüstü olurdu – tabii, “Belli bir noktada bu çok yoğun inanç sisteminin ötesine genişlememe izin vereceğim” diyen bir şeyi işleme dahil ettiğiniz sürece. Zihin bir inanç sistemidir – çok yoğun, çok gerçek. Parlak bir iş (çıkardınız). Zihin öylesine akıllı ki, kendine inanan, kendine güvenen, ve aslında yalnızca kendini görebilmek için diğer herşeyi kapatan çok parlak bir veçhesini yaratmıştır.

Zihni yaratmak gibi parlak yaratım sırasında, onu kendinden özgürleştirecek o küçücük tetiği, o küçük donanımı da yaratmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz? Bunu yapmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz?

Bunu yaptınız. Bunu yaptınız. Orada bir tetik var. Orada, zihnin kendi kalıpları içerisinde, deyim yerindeyse, bir mekanizma var – yalnızca küçücük bir düğme, bir tuş, diyelim – ve zihni kendinden özgürleştiren o küçük düğmedir. Ama biliyor musunuz? Siz, bir patlamayla zihninizin ötesine geçmenize izin verecek bu mekanizmayı yaratacak kadar parlaktınız – ve ben “bir patlamayla” diyorum, çünkü öyle olacak. Aklınızla, zihninizle bağlantılı olan pek çok enerji var. Onu açtığınız zaman, patlayacaktır.

Ama bu mekanizmayı, bu salıverme mekanizmasını yaratacak kadar akıllıydınız – zihin gerçekten de çok akıllıdır, çünkü onu siz yarattınız – ve zihin dedi ki, “O düğmeye sakın ha basma!” (kahkahalar)

Böylece burada ilginç bir açmaz söz konusu. Onun orada olduğunu biliyorsunuz. Onu hissediyorsunuz. İnanç sistemlerinden, yapılardan özgürleşmenin orada olduğunu biliyorsunuz, ama kapısına bir nöbetçi koydunuz ve o nöbetçiye, ne olursa olsun, ona söylediğiniz hiçbir palavraya inanmamasını söylediniz. Bu yüzden, nöbetçisi olan o kapıya geldiğiniz zaman – ki bir ordu dolusu nöbetçi onu koruyor – gelip de “Hey, hmm, ben geldim. Gitmek zamanı,” dediğiniz zaman, size inanmayacaklardır.

Bu çok parlak bir oyundur, ama Tanrı kim? Nöbetçiler mi? Hayır… hayır, nöbetçiler değil. Sizsiniz. Tanrı sizsiniz. Yaratıcı sizsiniz. Kendi gerçekliğini seçebilenler sizsiniz. İstediğiniz her şeyi seçebilirsiniz. Her türlü programlamayı, her türlü inanç sistemini, şartlandırmayı, tekrarlanan her kalıbı, yalnızca bir nefes alarak ve kendinize güvenerek aşabilirsiniz. Nefesi almak kolaydır; kendine güvenmek, çok zordur – çok, çok zordur – ya da değildir. Ya da değildir.

Yeni Enerji’ye cesaretle girmeyi sürdürdüğünüzde, ki burada hepiniz için muazzam bir destek var, ama ona girmeye devam ettikçe, artık gerçeğin olmadığını göreceksiniz. Size fizik (kurallarıyla) ve bilimle ve tıpla ve mimarlıkla ve mühendislikle ve televizyonlarla – herşeyle – ilgili söylenenler artık (gerçek) değildir, çünkü siz, o her neyse, onun sadece bir yanını ya da bir potansiyelini görüyorsunuz, oysa çok daha fazlası vardır. Çok daha fazlası.

Bu gömlek size mavi gibi görünebilir, ama başka alemlerde gerçekten – buna başka alemlerden bakan gözler onu tümüyle farklı bir şey olarak görür. Nerede olduklarına ve ne yaptıklarına bağlı olarak ya hiç renk görmezler, yani insanın fiziksel doğasında tanımlandığı biçimiyle, ya da bu maviyi daha sarı tonlarında ve büyük bir olasılıkla da yeşil tonlarında görürler. Diğer alemlerdekiler renk görmezler – yani sizin gördüğünüz gibi görmezler – o zaman, bu mavi midir? Bir meleğe sorun. O size diyecektir ki, “Yok canım.” Herhalde turuncudur. Kim bilir? Üstüne üstlük, onlar için görmek zordur, çünkü onlar enerji kalıplarına (modellerine) bakarlar. Fiziksel gerçekliği görmezler.

Ben, bir meleğin fiziksel doğada var olabileceği ve görebileceği en yakın konumda bulunuyorum, çünkü Cauldre gözlerinin açık olmasına izin verdi. Yani ben şimdi yine de enerjilerinizi görebiliyorum ama, bu güzel yüzleri de görüyorum.

Böylece, tüm gerçek kayıp gitmeye başlayacaktır. Akıl eriyip gitmeye başlayacak ve siz zaman zaman kendinizi çaresiz ve aptal hissedeceksiniz. Randevularınızı kaçıracaksınız. (kahkahalar) Adları unutacaksınız. Ve birisi çıkıp size diyecek ki – ve siz de buna bir an için inanacaksınız – ama birisi yaşlandığınızı söyleyecek, ya da bir parçası olduğunuz o tarikat şeyinde, ya da her neyse, fazla zaman geçirdiğinizi söyleyecek. Ve siz, geçici bir an için buna inanacaksınız, özellikle de şu yaşlanma kısmına. Ama yaşlanmıyorsunuz. Ve şimdi bunu dengelemek için bir dolu haplar ve vitaminler falan almaya da koşmayın, çünkü bedeniniz zaten bunların tümüyle nasıl başa çıkacağını biliyor, ona izin verirseniz. Ona sadece izin verirseniz.

Böylece, tüm gerçekler değişmeye başlayacak ve bu da sizin yönünüzü çok kaybetmenize neden olacak. Herşey kayıp gitmeye başlayacak. Evet, yine de araba kullanmanız gerekecek, ve araba kullanma belleğinin kayıp gitmesine ne zaman izin vermeyeceğini bilecek kadar bilge olan bir parçanız var. (kahkahalar) Önce diğer şeyleri salıvereceksiniz.

Gerçekler değişmeye başlayacak ve siz, çevrenizdeki dünyanın pek de gerçek olmayan gerçekler üzerine kurulduğunu farkedeceksiniz. Bu çok değişik ve baştan çıkarıcı görünse de, zaman zaman çok korkutucu olacak, çünkü bildiğiniz şekliyle dünya eriyip yok olacak.

Onun yerini neyin alacağını daha sonra konuşacağız, ama öylece hiçliğe girmeyecek kadar parlak olduğunuzu anlayın. Siz, kısa bir dönem için hiçlik gibi görünecek olsa da, çok yeni bir şey yaratıyorsunuz.

Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Herkes tarafından pek kabul görmüş olan Newton’un kuralları, kapıdan çıkıp gidiyor, ve belki de uygun olarak. Bunun, tüm o etki tepkinin ve çekimin ve tüm o diğer kuramların, geçici bir durum olduğunu Newton’un kendisi söyledi. Dedi ki, “Ama bu yalnızca bir potansiyeldir, seçtiğimiz ve birlikte yaşamayı (kabul ettiğimiz) bir potansiyeldir ama (potansiyellerden) yalnızca biridir.” Ama bu, kapıdan çıkıp gitmeye başlıyor.

Son zamanlarda biraz sersemlemiş mi hissediyorsunuz? Son zamanlarda biraz bağlantısı kesilmiş gibi mi hissediyorsunuz, ille de kendinizle değil, ama diğer şeylerle? Çünkü gerçek değişecektir.

Siz gazetelerde gerçekleri okuyorsunuz. Onlar gerçek değildir; onlar sınırlı inanç sistemleridir. Gerçekten.  Gerçekten. Siz gerçekleri kitaplarda okuyorsunuz ve ipnotik bir biçimde sanki yol buymuş gibi onları içinize alıyorsunuz, “İşte gerçek bu. Bu, hemen burada, şu kitapta yazılı.” Ben, hiç gerçeklere dayanmayan kitaplar yazdım, ama bu onları asılsız yapmaz. Yalnızca farklı bir bakış açısıdır, ve bakış açıları şimdi değişecektir.

Böylece, derin bir nefes alalım. Pakauwah’ınız ve kendinize olan güveniniz, gerçeklerin artık gerçek olmadığı gerçeğine (kahkahalar) uyumlanmanıza yardımcı olacaklar.

Adamus

Ustalık dizisinden-Gelecekteki potansiyeller

2 Yorum

  • Sibel 21 Kasım 2009, 13:44

    Gerçekten de merhem gibi geliyor bu şaudlar. Aklımızdan ne geçiyorsa, neyi çalışmaya başlamışsak onu cümlelere döküp soframıza koyuyor şambra 🙂

  • orlando 21 Kasım 2009, 09:46

    Gerçeklerin gerçek olmadığı gerçeğine uyumlanmak:) Bu yazı dizisine hayranım..Tam zamanında ve tam yerinde onu buraya alan sevgili sibel’e de elbette:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir