Gelecegin fiziği

07 Eylül 2014

Genetik hastalıkların tedavisinde gen terapisi standart uygulama olacak ve sadece hasta genlerin düzeltilmesi değil, normal genlerin de geliştirilmesi söz konusu olacak. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar başarılı olunca insanlara da uyarlanmaya başlayacak. Genetik biliminin ilerlemesini fırsat bilen insanlar mitolojik hikayelerden bu yana süregelen insanüstü güçlere sahip olma arzusuna karşı koyamayarak, süperinsan kabiliyetleri olsun isteyecek ve bilim, zor da olsa bunu sağlayacak genler yaratabiliyor olacak. Yüzyıl ortasına gelindiğinde tasarım çocuklar gerçek olabilir. Ebeveynlerin, çocuklarının daha kuvvetli bir hafızaya sahip, daha zeki, daha dikkatli, daha kaslı veya daha güzel olmalarını sağlayacak genetik oynamaların yapılmasını istemesi gayet mümkün. Hastalıkların iyileştirilmesi dışında genlerle oynanmasını yasaklayan kanunlar çıkarılsa da önüne geçmek zor olacak. Doğal olarak çocuğuna en iyisini sağlamaya şartlanmış olan anne-babalar yeni ve rekabetçi bir dünyada çocuklarına avantaj sağlamak için birbirleriyle yarışacağından, genetik özelliklerin pekiştirilmesine yönelik uygulamalar yüzyıl ortasında sıradanlaşabilir. GF

¤★☆

Well back Atlantis!

Demek ki 2070 e gelmeden kanatli insanlar, aslanbasli erkekler, kartal gozlu cocuklar standart hale gelecek. Atlantisli atalarin onbin yilda geri donecegini kim tahmin ederdi :)slında genom analizi bir nevi kullanım kılavuzuna benzetilebilir. Tehlikeli hastalıklara yatkınlıktan tutun, atalarınızın göçlerine kadar her şey DNA’mızda kayıtlı ve yakın gelecekte pek çok insan kendisiyle ilgili bu bilgilere sahip olma imkanı bulabilecek. (Bu sadece tedavi amaçlı uygulamalarda değil, adli tıp açısından da devrim niteliğinde. Çünkü kepekteki DNA kalıntısından bile insan yüzünü bilgisayar ortamında oluşturmak mümkün.)

Kuantum sayesinde yaşamı oluşturan moleküllerin en başından atom düzeyinde nasıl yapılandığını biliyoruz artık. Bilgisayarlar sayesinde uzun, zahmetli ve masraflı bir süreç olan gen dizilimi de otomatikleşti. Bu bilim açısından yeni bir branşın açılması demek. Biyoenformatik, binlerce organizmanın bilgisayarlarla genomunun taranıp genetik analizinin hızla yapılabilmesi anlamına gelmekte. Başta tek bir insan vücudunda bulunan yaklaşık 25 bin genin dizilimini çıkarmak birkaç milyon dolar tutarken, birkaç yıl içinde bu teknoloji isteyen herkesin ulaşabileceği bir hizmete dönüşebilir. Şu anda maliyeti 50 bin dolara düşen bu uygulamanın önümüzdeki yıllarda 1000$’a ineceği öngörülmekte. Böylece daha çok insan bundan yararlanmış olacak. Birkaç on yıl geçtikten sonraysa 100$’ın altına düşmesi olası. Bu da herhangi bir kan testinden pahalı olamayacak demek. Öngörülen bu hızlı düşüşün nedeni de insanların DNA’sının ortalama 0.1’den az bir oran dışında neredeyse tıpatıp aynı olması ve ne kadar çok insanın gen dizilimi yapılırsa bu işlemin o kadar kolaylaşması.

 

..avcı bir soydan geldiğimiz için uzun süre başkalarını seyredebiliyor ya da saatlerce televizyonun karşısında oturabiliyoruz. Ancak birinin bizi izlediğinin farkına vardığımız an hemen tedirgin oluyoruz. İzlemekten çok hoşlanmamıza rağmen izlenmek rahatsız edici geliyor. Yabancı gözlerin uzun süre üzerinde olması insanı huzursuz ediyor, bazen saldırganlaşanlar bile oluyor. Bunun altında yatansa, av olma korkusu ve hayatta kalmak için savunmaya geçme dürtüsü.

Gelin, illa beş duyumuzla algılamak istememize Yüksek Dokunuş (High-Touch) diyelim. Aslında Yüksek Teknolojiyle (High-Tech) Yüksek Dokunuş arasında bitmek bilmeyen bir rekabet var. Uzanıp elimizle dokunmakla, ekrandan seyretmek arasında olduğu gibi. Tabii ki, tercihimiz ikisinin birden olması ve gelecekte de böyle olmasını istemeye devam edeceğiz. Fakat seçim şansı verilse, mağara insanı gibi Yüksek Dokunuşu seçeriz. O yüzden siber uzay ve sanal gerçeklik çağında hala canlı konserlerin, gösterilerin biletleri kapış kapış.

..siberuzay sözcüğünü türeten yazar William Gibson’ın dediği gibi “gelecek zaten burada yalnızca eşit olmayan biçimde yayılmış durumda”.

Genellikle insanlar bilimin gelişme hızını yabana attığından yüzyıl içinde bu kadar ilerleme kaydedileceği çok az kişinin aklına gelirdi. Hatta bazen kendi çalıştıkları alanlarda meydana gelecek değişimi hiç mi hiç tahmin etmeyenler çıkabilir. İşte bir kaç örnek: “İcat edilebilecek her şey icat edilmiştir.” 1899 – C.H. Duell – Amerikan Patent Bürosu şefi “Aktörlerin konuşmasını kim duymak istesin ki?” 1927 (sessiz film dönemi) – Harry M. Warner- Warner Brothers kurucu ortağı “Dünya bilgisayar pazarı belki beş adet olabilir.” 1943- Thomas Watson – IBM yönetim kurulu başkanı Mesela New York Times 1903’te uçan makinelere kafa yormanın zaman kaybı olduğunu yazdıktan bir hafta sonra Wright Kardeşler tayyarelerini uçurmayı başardı; 1920’de ise roket bilimci R. Goddard’ı eleştiren Times, 49 yıl sonra Apollo 11 aya indiğinde roketlerin vakum içinde işleyebildiğinin ispatlandığını yazarak hatasını kabul etti. Buradan çıkarılacak ders, gelecek aleyhine iddialaşmanın tehlikeli olabileceğidir

 

Laboratuvarlarda, makinelerle çelik ve silikona adeta can verilmeye çalışılırken akla şu soru geliyor: ‘Bu insan ırkını özgürleştirecek mi yoksa köleleştirecek mi?’ Gazete manşetlerine bakılırsa, insanoğlunun çok yakında kendi yarattıkları tarafından ele geçirilmesi söz konusu: “Bilim insanları makinelerin insandan zeki olmasından endişeli” New York Times 2009. Benzer konular, (Terminator Salvation, Surrogates gibi) Hollywood filmlerinde de işlenmekte: gelecekte insanlarla savaşan robotlar veya süperinsan olmayı seçip yaşlanmaktan kurtulan insanlar, vb. Yapay Zeka uzmanları, robotlar bizi kafese mi tıkacak yoksa evcil hayvan gibi kucaklarında mı taşıyacak diye tartışmakta. Bunlara bakarsanız, insanlık sanki son nefesini vermek üzere gibi görünmekte. GF

Kitabin yazari keske -satir aralarinda biraz kucumsedigi – bilimkurguculari daha iyi inceleyebilseydi (Belki de kitabin ilerleyen bolumlerinde bunu yapmistir, yargilama olmasin) Asimov’un bu gercekten buyuk sorunsala dahice bir cevap bulmus oldugunu görüp rahatlayabilirdi.

 

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir