Eski Çağ Büyücüleri

10 Haziran 2009

Dj’nin CC’ye öğretmekte olduğu her şey eski çağ büyücüleri olarak andığı kişiler tarafından tasarlanmış ve gerçekleştirilmiş.

Eski çağ büyücülerinin en büyük başarıları;  uygulamaya dönüklük ve somutluğu vurgulayarak büyücülük yapıları kurmak olmuş. Çağdaş büyücüler ise aksine sağlıklı zihinleri ve gerekli gördüklerinde büyücülüğün akışını düzeltebilecek yetenekleriyle ünlenmiş kişiler…

Rüya görme öncülleri Eski çağ büyücülerince kendiliğinde tasarlanıp geliştirilmiş olup Rüya görmeyi açıklamanın ve anlamanın anahtarıymışlar.

Somutluk Nedir? Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı. “Zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki.”

Soyut Nedir? Özgürlük arayışı. İnsanoğlunun elinden geldiğince her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü.

Günümüz büyücüleri için geçmişin değeri yok mudur?

Elbette değeri var. Sevmediğimiz, o geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben, düşüncenin enginliğinden hoşlanırım, zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ne olursa olsun bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfeden ve yapan onlar. Eski Çağ Büyücülerinin en önemli hünerleri nesnelerin erkesel özünü algılamak. (temel öncül)

Günümüzde büyücüler yaşam boyu süren bir disiplin ve eğitimin ardından GÖRME (nesnelerin özünü algılama) olarak adlandırdıkları gücü elde etmekteler.

Nesnelerin erkesel özünü algılamak ne anlam taşır?

Bu, erkeyi doğrudan algılaman anlamına gelecek. Algılamanın toplumsal yanını ayrı tutarak, her şeyin özünü algılayacaksın. Algıladığımız her şey erkedir, ancak erkeyi doğrudan algılayamadığımız için, algımızı bir kalıba uyacak biçimde işleriz. Bu kalıp, algılamanın ayırmak zorunda olduğun toplumsal yanıdır.

Bunu neden ayırmam gerekiyor?

Çünkü bu algılanabileceklerin kapsamını önemli ölçüde daraltır ve algımızı içine yerleştirdiğimiz kalıbın, var olanın tümü olduğuna bizi inandırır. İnsanın şu anda varlığını sürdürebilmesi için, algılamasının toplumsal tabanında değişmesi gerektiğine inanıyorum.

Nedir bu algılamanın toplumsal tabanı?

Dünyanın somut nesnelerden yapılmış olduğuna dair fiziksel kesinlik. Buna toplumsal taban diyorum, zira dünyayı bu şekilde algılamamız için herkes tarafından ciddi ve şiddetli bir çaba ortaya konuyor.

Dünyayı nasıl algılamalıyız öyleyse?

Her şey erkedir. Tüm evren erkedir. Algılamamızın toplumsal temeli, var olan her şeyin erke olduğuna dair fiziksel kesinlik olmalıdır. Erkeyi erke olarak algılamaya yönelmemiz için büyük bi çabanın harcanması gerekir. İşte bundan sonra, her iki seçeneği de avucumuzun içi gibi biliriz.

İnsanları bu şekilde eğitmek mümkün mü?

“DJ, tüm çömezlerine; önce, algılarını bir kalıba uyacak biçimde işlediklerini fark etmelerini sağlayarak, sonra da erkeyi doğrudan algılamaya -şiddetle- yönelterek YENİ ALGILAMA YÖNTEMİ’ni öğretiyormuş.”

Bu gündelik işlerimizin dünyasını algılamamız için bize öğretilmiş olan yönteme çok benzer. Bunun önce bir erke dünyası, sonra nesnelerin dünyası olduğunu söylüyorum. Onun bi erke dünyası olduğu öncülüyle başlamazsak, erkeyi doğrudan algılamayı asla başaramayız.

Bizim (halihazırdaki insanların)algılama yolumuz bir yırtıcının yoludur. Besin ile tehlikeye değer biçmenin ve bunları sınıflandırmanın oldukça verimli bir yolu. Ancak bu, algılayabilmemizin, tek yolu değildir.

Bir başka konum, DJ’nin CC ‘yi bilgilendirdiği yol: her şeyin özünü, erkenin kendisini doğrudan algılama edimi.

Eski çağ büyücüleri, evrenin özünü görmekten insanın erek özünü görmeye geçtiler. Büyücüler bir insanı gördüklerinde sanki sürüklediği bir ana kök varmış gibi, hareket ettikçe dünyanın erkesinde derin bir yarık oluşturarak süzülen dev bir ışıltılı şekil görürler.

Birleşim noktası ne işe yarar? Algılamamızı sağlar.

Eski Çağ Büyücüleri; ilk olarak ışıltılı kürenin tümünün içinden geçmekte olan, evrenin milyonlarca ışık saçan lifinden sadece çok az sayıda olanının doğrudan birleşim noktasından geçtiğini görmüşlerdi. Ardından, birleşim noktasından biraz daha geniş olan, fazladan bir küresel parıltının her zaman bu noktayı çevrelediğini gördüler. Bu parıltı doğrudan kendisinin içinden geçen liflerin ışıltısını büyük ölçüde arttırıyordu.

Bu lifler (erke lifleri) dünyanın sabit bir algılaması olarak nasıl birleşiyorlar? Bunu kimsenin bilmesi mümkün değil. Büyücüler erkenin hareketini görürler, ancak sadece hareketini görmek onlara erkenin nasıl ya da neden devindiğini açıklayamaz.

Işıltının bilinçsiz kılınmış ya da ölmek üzere olan kişilerde son derece sönükleştiğini ve cesetlerde tamamen ortadan kalktığını gördükten sonra bu ışıltının bilinçlilik olduğundan emin olmuşlardı.Aynı şekilde ölü bir varlıkta birleşim noktasının izine rastlanmaz.

Bu büyücülerin gördükleri konusunda yanılmış olmaları olasılığı var mı?

Gördükleri konusunda yanılmaları mümkün değil. Gördüklerinden çıkardıkları sonuçlar yanlış olabilir. Bu felaketi önlemek için, büyücülerin ne şekilde olursa olsun kendilerini eğitmeleri gerekir. Sadece gördüklerini anlatma düzeyinde kalmak büyücüler için çok daha güvenli olur. Ancak sonuç çıkarma ve açıklamalar kendi kendine bile olsa, karşı konamayacak kadar büyük bir çekim oluşturur.

Birleşim noktası kaymaları; Işıltının kürenin içindeki yer değiştirmelerdir.

Yolunu açtığı dünyalar insanın etkinlik alanı –ışıltılı kürenin tümünden geçen erke lifleri- içindeki dünyalardır.

Birleşim noktası devinimi; Işıltının kürenin dışındaki konumlara yer değiştirmelerdir. İnsan aleminin ötesindeki erke lifleriyle ilgilidirler. Böyle lifleri algılamak idrakin ötesinde, içinde insan soyunun izi bulunmayan anlaşılmaz dünyaların yolunu açar.

Geçerlilik meselesi…

Senin için yapılacak tek bir şey var. Birleşim noktasını gör! Görmek zor değil, zorluk bizi yerimizde tutan, hepimizin zihnindeki sınırlayıcı duvarları -sahte güvenlik kalelerini- yıkmakta. Tek gereksinimimiz erke.

Bu sadece erke sahibi olma sorunu değil, çok fazla bilgi gerekiyor…

Tam bir erke olma sorunu! Zor kısmı bunu yapabileceğine kendini inandırman… Büyücülüğün mucizesi, her büyücünün her şeyi kendi deneyimiyle kanıtlaması zorunluluğudur.

Nagualdan söz edildiğinde dinsel bir inanışı seslendiriyormuşum gibi geliyor…

Naguala güvenmeden kurtuluşun yani özgür olmak için yaşamımızdaki döküntüleri temizlemenin olanağı yoktur. Nagual olmadan oyun -yol- olmaz. Bunu söylemek; nagualın soyut olanı, tini öbürlerinden daha iyi yansıtabildiği için nagual olduğu gerçeğini belirtmek amacını taşır.

Birleşim noktasının yeri nasıl değiştirilir?

Erke akımlarıyla. Biçimimizin içinde ya da dışında meydana gelen erke sarsıntıları ile. Bunlar genelde rast gele oluşur ama büyücülerin elinde öngörülebilen, büyücünün niyetini yerine getiren akımlar halinde gelirler.

Kendin bu akımları duyumsayabiliyor musun?

Her büyücü bunları duyumsar. Hatta her insan duyumsar, ama sıradan insanlar buna benzer duyumlara dikkat edemeyecek kadar kendi uğraşlarıyla meşguldürler.

Bu akımlar neye benziyor?

Hafif huzursuzluğu andırır; hemen ardından büyük bir coşkunun geldiği belirsiz bir hüzün duygusu gibidir.

Birleşim noktası erke biçiminin dışına çıktığında ne olur? Dışarıda asılı mı kalır? Yoksa ışıltılı küreye bağlı mıdır?

Erke sınırını bozmadan, erke biçiminin çevre çizgilerini dışarıya doğru iter. Birleşim noktasının deviniminin nihai sonucu erek biçimlenmesi pipoyu andıran bir şeye, devinme sürerse ince bir erke çizgisine dönüştüğü ana gelinir (erke küresi olarak büyüklüğünün bin katı kadar bir çizgiye uzatıyor ve bu çizgiden geçen tüm erke liflerini algılıyorlar). Bu dönüşümden sonra büyücü olağan dışı davranışları olan sıradan insan görünüşündedir. Hoş ama ürkütücü, bilinmeyen yaratıklara benzeyenleri anlatılırmış. Biçimlerini esnetebilmeyi başardıkları için bilinçliliklerinin sürekliliğini de esnetebilmeyi başardıkları anlatılırmış. Böylece bugüne kadar canlı ve bilinçli kalmışlar ve dünyada belirli aralıklarla ortaya çıktıklarını anlatan öyküler varmış.

Tüm bunlar hakkında DJ ne düşünüyor?

Garip. Eski büyücüler kendi düzenleri ile mıhlanmış, abartılı, saplantılı, kaprisliydiler. Ben özgürlük istiyorum. Bilinçliğimi koruma ama aynı zamanda enginde kaybolma özgürlüğü.

 Carlos Castaneda- Rüya Görme Sanatı

5 Yorum

  • ali 06 Mart 2012, 22:26

    fazla birşe anlamadım rüya görme sanatıyla il

  • Sibel 24 Haziran 2010, 12:03

    Merhaba, Erk kelimesini güç, erke kelimesini enerji olarak kullandığını düşünüyorum. Kolay gelsin.

  • nuray çakır 23 Haziran 2010, 19:33

    ben castaneda nın rüya görme sanatını okumaya henüz başladım.ERKE kelimesinin geniş anlamını bilmeye ihtiyacım var,hiç bir yerde bulamadım.mümkünse yardımcı olurmusunuz.şimdiden teşekkür ederim.
    nuray çakır

  • Sibel 11 Haziran 2009, 09:37

    Teşekkürler İbrahim Bey, mevsim değişirken biz de biraz değiştik 🙂

  • ibrahim koyunlu 10 Haziran 2009, 15:00

    Castanedanın aldığı bilgiyi özümsemesi ve buna bağlı olarak da açıklaması hoşuma gidiyor.Zamanımız büyücülerini anlamaya çalışacağım.

    Sitenin yeni yapısı çok güzel olmuş.Size teşekkür ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir