Ebeveyn Baskısı

10 Ekim 2013

Gerçekte kusur ya da ideal tanımlaması sadece insanlar tanımladığı için var ancak insanın hem kendi doğasından gelen özellikleri var hem de evreleri. Bu evreler belli bir spiral dairesinde ( hem tek tek insanlar hem ülkeler için)tekrar edip durur, insanın bunların farkında olması anlamında büyük ve dayanışmalı bir çaba gerekiyor.
Toplum ya yerleşik kural ve ananelere ya uyarsın ya da seni deli ilan ederim diyor ya, biz de tolteklerden denetimli delilik kavramını öğrendik. Ve bu özetle; bi rolü sanki gerçekmiş gibi ama aslında numaradan oynamaktır. Çok başarılı bi aktör ya da aktris olmak gibi Bu da muazzam bi denetim ve kararlılık gerektiriyor ve öyle zıppadanak bi kararla olamıyor, belki bazıları doğuştan böyle yetenekler getirdikleri için daha kolay adapte olabilirler:)
Matrak bi  örnek vermem gerekirse, hani bi gün Adamus konuşmasında “hadi aydınlanmış biri gibi yürüyün, bi deneyin demişti de ben de çarşıda aklıma gelip bi deneyeyim demiştim! Çok ama çok komikti. Bu tür ciddiyetinize yaraşmayan uygulamaları sıklaştırmak lazım belki.
Toplum baskısı önce ailede başlayıp sonra tüm kurumlarca devam ettiriliyor. Şimdi eskiye oranla çok şey değişti gibi görünse de televizyonun hayata girmesiyle anne babaların çoğu kötekten vaz geçti fakat yöntem değiştirip aynı niyeti devam ettiriyorlar. Zaten Türkiyenin şu anda nasıl idare edildiğini, her an özgürlükten ve demokrasiden bahsedilerek aynı niyetin nasıl geri plandan uygulandığına bakarsanız ailelerin içinde bulunduğu durumu anlarsınız. Kendinizde gerçekten bi değişim olup olmadığını merak ediyorsanız Türkiye ailesine ve onun ebeveynlerine bakın ki her gün sizin için özel olarak videoya alınıyor,onlarca tv kanalında size siz gösteriliyor, anında görüntü 🙂

  • Turan Erdal Dogan Cüceloglu Türkiyede korku kültürünün hakim oldugunu söylüyor, sen ne diyorsun Sibel?
  • Sibel Atasoy Bence tüm dünyada, özellikle gelişmiş ve yarı gelişmiş bölgelerde aynı kültür var (amerikaya da öğretildi!) ve bunun neden olduğunu da daha önceleri konuşmuştuk, çünkü farkındalık için korku hızlandırıcı bir yöntem ve fakat gel gör ki bi yandan zaman yok, izafidir denilebilen bir devirde korkuyu hızlanmak için devam ettirdiğinizi söylemek aymazlık olur :)))) Demek ki bu yönten ardındaki niyet başka bi şeye dönüşmüştür, herkes düşünsün bulsun. Ve bu, burada her birimizin içinde var.
    İnsanlar zarar görmesin, zarla zorla bi rüya içinde devamlılık sağlanabilmiş ve gerçek(!) bi alan açılmışken insanlar bundan faydalanabilsin diye ortaya çıkan korku-tulma (aman çocuğum ateşten yanarsın koşma, ama çukura düşersin gezme, aman zehirlenirsin deneme, diyen annelerimiz sayesinde) artık amacını aşıp eril bir yöntem halini aldı:) İşte bu denetimli deliliğin en büyük zafiyetidir, kendi niyetini unutuverirsin ve kazdığın çukura düşersin! 🙂
    İşte tam da bu sebeple dayanışmaya ihtiyaç var. Denetimli delilik uygularken bir küçük gurup oluşturmak ve niyetini unutup çukura düşen olursa ona el vermek gerekir. Gurdjieff’in dediği gibi zindandan öyle elini kolunu sallayarak tek başına kaçılamaz, bunun yöntemi var, isteyen olursa söyleriz (önceden çok yazdım da usandım)

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir