Dünyanın OLMAsı

03 Kasım 2008

DÜNYANIN OLMASI

Sevgili arkadaşlar, konuya katılımınız ve tam da benim söylemek istediğim şeyleri dile getirdiğiniz için size minnetarım.  Tabi ki sizler de bunu defalarca yaşadınız; insanın içinden geçenlere hiç kimsenin onay vermemesi durumundan bahsediyorum. En azından bir kişi tarafından bile anlaşılmak şunu gösterir; demek ki anlatan kendini anlamaya başlamıştır.

İlk iletimin son kısmını tekrar etmeme izin verin (bu arada “nedir dünyanın OLMAsı” yazısına da bi göz atmakta yarar var, çünkü bunlar ayrı konular degil) :

 

Sonunda Truman ufkun sonunu bulur ve dışarı çıkmak için tüm cesaretini takınır!
Aslında doğum noktası orasıdır Truman’ın. Dışarda ne bulacağını film bize yani biz seyircilere daha önceden Truman’dan gizli olarak gösterdi. Bu sebeple biz aman canım dışarda ne olduğu biliniyor diyoruz!!!
Oysa dışarda ne olduğunu bilmiyoruz. Dünyanın OLMAsı bize içeriyi tarif ettiği gibi dışarıyı da belletmeye çalışıyor; ahiret, başka boyutlar, cennet/cehennem veya başka bir çok yoldan dışarıyı tanımlamaya çalışıyor.
Yani öyle ki; tüm engelleri geçseniz, ölümü göze alacak denli cesaretinizi takınsanız dahi, kendinden uzaklaşmanıza izin vermemek için, DIŞARI/ÖTE belirlemesini oluşturuyor, böylece doğsanız(Truman gibi,ufuktaki kapıdan çıkış) dahi sizi kendi çekimi içinde tutmayı beceriyor. Dahiyane bi plan. Dehşet bi kurnazlık!
Bunun kötü niyetle alakası yok, sadece çok seviyo bizi, öylesine çok seviyor ki, kaybolmayalım diye gırtlağımızın üzerine çökmüş durumda. Tipik anne modu!
İşte dünyanın OLMAsı böyle bişey 🙂
Aslında içeri/dışarı diye bişey yok, tanımlı/tanımsız var.
Tanımlanmayanı anlamaya çalışırsanız, onu tanımlı haline dönüştürürsünüz. Kimse de buna engel olmaz, isterseniz bir trilyon yıl yapın bunu, nasıl olsa zaman da yok, sonsuz bir gemi içinde giderken (gittiğimiz de pek şüpheli!), bi kaç katrilyon yılın ne önemi olabilir?! :))))
 

Evet belki bir kadın olduğum için açıkça söyleyemeyip (çocuklarının şevkini kırmak istemeyen anne modu) biraz sakınımla söylemeye çalıştığım şey; aslında herşeyin doğru ama her şeyin de yanlış olduğudur.

Evet bazı özel çalışmalar yaparak,(meditasyon, DJ ninki gibi büyücülük eğitimi vs), dünyanın çekim alanına olan bağlarınızı genişletebilirsiniz. Bunu DJ bileşim noktasının yerinden oynaması olarak tarif etmiştir. Bunu yapabilenler var görüyorum, hem tarihte hemde şimdi. Ve fakat uzaklaşabildiğiniz, yukarı ya da aşağı yaptığınız piklerde ne göreceğiniz de zaten zihninizde hazırlanmıştır. Şu andaki en etkili mimar güneş kültüdür. Ve onun izini sürdüren tek tanrılı dinler.

Fakat görülen odur ki, dinler ve eski felsefi açılımların tarifleri insanlar için artık en azından kullanılan dil açısından demode kalmaktadır. Böylece yeni “dışarı” versiyonları oluşturulmuştur. Son elli yıldır ince ince dokunmakta olan yeni dünya görüntüleri yine kendi zihin/gönül bileşkelerimizden bize sunulmaktadır. Burada en büyük görev, ben buna “kanal tedavisi” diyorum, medyumlara düşmüştür. Zaten kanal bilgileri de eski dünya mimarlığından fazla kopuk değildir, ancak söylemi gençleştirmiş ve bilimsel söylemi yanına almıştır.

“Dışarı” hazırlandı. Şu anda aktiftir.

Boyutlar tariflendi, kuantum söylemiyle sanal geçişler her yanımızda. Gerçek geçiş ise yine kendi bulduğum bir terim benzetmesiyle, kritik kütlenin aşılmasını bekliyor.

Nedir kritik kütle?

critical mass-kritik kütle: Reaksiyonun bitmemesi için gerekli olan minimum kütle miktarı.

Kısaca tanım bu, fizik sözlüğünden aldım.

 “Kıdemli teorisyen”e göre, işin “özü” bu kavramda yatmaktadır. “Siyasal özne”nin (ki bunun ne olduğuna ilişkin tek söylediği “kimsenin kulu olmayan özneler”dir), çok ama çok büyük bir kitleselliğe ulaşması da gerekmemektedir, “kritik kütleye” ulaşması yeterlidir. Bir kez “kritik kütle”ye ulaşıldı mı, “orta sınıfları sarsmak, şok etmek” işten bile değildir. Çünkü bu işi “siyasal özne”nin ulaştığı “kritik kütle” yapacaktır. 
  

Demek ki, değişim olacak ve fakat orası dışarısı değildir ve zaten olamaz. Peki içinden çıkamadığımız Dünyanın OLMAsı gerçekte nedir? Cevabı hepiniz biliyorsunuz; BEN.

Ben diye bahsettiğiniz (ister kötüleyin, ister yüceltin, isterse ciddiye almayın) bişey olduğu müddetçe, sayısız boyutlar atlayacak ancak dışarıya çıkamayacaksınız. Çünkü dışarı diye bişey yok. O kendinizin önüne koyduğunuz taze salatalıktır. Hareket ettirici!

Burada olduğunuz sürece hep duvarın arkasını hayal edersiniz ve Dünyanın OLMAsı da hayal ettiklerinizi gerçeğe çevirir kapsama alanını genişletir. Bu kurtulunması gereken birşey de değil, bırakın dağınık kalsın 🙂

Siz bi yer aramıyorsunuz, beninizi götürecek yer arıyorsunuz.

6 Yorum

  • Sibel 22 Mart 2009, 11:56

    Hiç dinle(n)meden konuşuyorsun. Belki bu sebeple tonalsiz konuşulmayacağını da düşünemiyorsun. Buralarda arama onu boş yere. Sonra sende birileri gibi yazdıklarından pişman olup mesajlarını sileyim diye ricaya gelirsin, ardında durabileceğiniz mesajlar yazmayı öğrenin lütfen. Ve bu minval üzere boş boş yazacaksan yayınlamayacağımı da peşinen söyleyeyim.

  • Hüseyin 21 Mart 2009, 21:54

    Senin ne yaptığın umrumda değil artı yazan sen değilsin zaten madde-anti madde diye biri yazmış oda sensen bilemiyorum herneyse

    Ben im amacım şu uyuşmaktan vazgeçin yoksa yalnız ölücem anlıyomusun:) Tonalsız konuşabilen yok mu tonalsız bana o lazım varsa bi zahmet varım desin

  • Sibel 21 Mart 2009, 19:00

    Ben sizi şaşırtayım Hüseyin Bey, sizi anlayabildim ve yüzdeyüz katılıyorum. Benim kapasite bunları yaza yaza kendine bu anlayışı sağlayabilecek geri bir modeldi, sizin gibilere pek bi boş ve tekrar gelmesini çok normal buluyorum. Son yıllarda yazılmış yazılarımın hepsi bile bile saçmalamadır. Keyfinize bakın, rahat olun.

  • Hüseyin 21 Mart 2009, 15:52

    O onaylanmıcak şöyle yazıyım

    Yarattığımız evreni genişletip duruyoruz:) kaç kişi yapıyosunuz abi siz bu işi? Parası iyiyse bende katılıyım evren yaratma işine:D hadsamısınız nesiniz yaa sen oniki parmak barsağında şu an ne olup bittiğinden tam olarak haberdarmısın ki evreni yaratmaya kalktın yüce insan haa senin bildiğin sen yaratmıyor doğru

    öte sen higherself of you yapıyo bunlar ülen ne şizofrenik bi toplum oluşuyo ya herkes peygamber tanrı ilan etmenin medenicesini yapmaya başladı lan bi kendiniz olun sadece ya çöpçüysen çöpçü aptalsan aptal kal ama kendi yörüngende ilerle ya da ne diyim devinin kısır döngünüzde

    modaretor bunuda yayınlama sana hediyem olsun yorumlar kendine kullan canım benim hadi öptüm:)

  • Hüseyin 21 Mart 2009, 15:46

    Bir sürü şey yazılmış bir yazı,ordan burdan bilgiler,kuantumdan,kitaplardan,ıvırdan zıvırdan toplanmış,yazanın içine alınmış sonra kendi iç şekline dönüştürülüp dışarı çıkarılmış sonra da denmiş ki ben önünüze konmuş salatalıktır,bu durumda senin önündeki salatalık biz mi oluyoruz?

    Sahip olduğun ve varolan tek gerçek şey ben dir benin olduğu için DJ okuyabildin ve benin olduğu için critical mass den söz edebiliyosun hatta ve hatta diğerleri o kitabı yazanlar büyücülükle uğraşanlar en aşmış kişi tanrı bile beni olduğu için bunları yapıyor daha da kötüsü sen sendenki önceki tüm benlerin bir tanımlaması halinde kalmakta ısrarlısın onu bırakta bence ‘sen’ ne istiyosun bul peşinden git sonra henüz kendini bulamamış birileri senin bulduğunu aynı şu an senin yaptığın gibi içlerine alıp kendi benlerince çevirip dışa kussun sonra benim gibi bir ben tüm bu içe alıp kendi şeklini verip dışarı çıkarmalardan sıkılmış olan bir ben bunu engellemeye çalışsın.Anlamıcaksın ya neyse çok da umrumda değil öyle ortaya salladım:)

  • Highlander 21 Mart 2009, 11:17

    Aynen hepsine katılıyorum.
    Yarattığımız sanal evreni genişletip
    büyütüyoruz ve tanımlı hale getirmeye
    uğraşıyoruz aslında herşey hiçsizlik
    içinde olup bitiyor bizlerde evren
    genişliyor diyoruz.
    Kanallarda dinlerin yeni ve daha mükemmel versiyonu.
    Bütün sevgiler sizlerin olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir