Dengesizlik konumu

26 Eylül 2009

“Dengesizlik”, “tutarsızlık” kavramları aklıma geldi bugün, denizin hafif çalkantısını seyrederken üzerinde biraz düşündüm.

Üzülerek hatta utanarak itiraf etmeliyim ki ben bugüne kadar dengesiz ve tutarsız bulduğum kişi, gurup, olay ve fikirlerden özenle uzak durmuştum. Hemen nerdeyse hiç kavga ya da tartışmaya girmedim, bundan hep uzak durdum, sebebi ise bence gayet basitti çünkü onlarla başedebilecek denli güçlü hissetmiyordum kendimi. Hala da bu sebebi haklı buluyorum kendimi düşündüğümde.

Peki “dengesiz” tanımı neydi benim için? Eğer bir kişi üzerinden gideceksek; belirli bir rol benimsememiş (ya da benimseyememiş) üstelik kendisi de bunun farkında olmayanlar için kullanıyorum. Onlar her an başka biri oluyorlar ve andaki herşeyi Amerikanın yeniden keşfi gibi yeniden ama sadece duyguları tarafından yönlendirilmek kaydıyla anlamlandırıyorlar. Zaman içindeki edimlerini hatırlamıyorlar! Hatırlattığınızda kabul etmedikleri gibi bazen sinirleniyorlar da. Sözlerini ya da edimlerini aklileştirmiyorlar (ya da aklileştiremiyorlar), mantık kurallarını kullanmıyorlar.

Aman ne güzel, harika, işte anda yaşamak budur diyebilir miyiz bilemiyorum. Bu kişiler genelde fiziken müthiş güçlü oluyorlar, sesleri bile yüksek tonda oluyor. Sanırım bu denli güçlü olmalarını bir noktaya sabitlenmek için çaba(enerji) harcamayışlarına borçlular. Sabit konumları olmayan bu kişilerin bazı ilerlemiş durumları psikiyatri için oldukça geniş bir yelpazede konu olabiliyor.

Dünyanın ortak konumlanmış “birleşim noktası” ya da bilinç seviyesi, bu insanlar için bir tehlike olduğu gibi onlar da bu sistem için oldukça büyük zahmet getiriyorlar. Belki de onlar için dünyanın başıboş torpilleri demek mümkün.

-devam edecek-

9 Yorum

  • Sevgi Yiğit 01 Ekim 2009, 19:18

    Ben teşekkür ederim,nazik ev sahipliğiniz için.

  • Sibel 01 Ekim 2009, 13:28

    Mükemmel yazmışsınız Sevgi hanım, bravo ve teşekkürler.

  • Sevgi Yiğit 01 Ekim 2009, 13:17

    Evet,”bencilce” de denilebilir.Kendi kaoslarının içine çekmek için epey “enerji” harcıyorlar ve karşı taraf tam dengeye gelmemişse
    enerji “kaybetmeye” başlıyor.Bu da “kör döğüş” haline gelebiliyor.Ama aynı zamanda dengeye gelememiş olana “hizmet” ediyor dengelenmesi için.Ve tabi ki kendisine de! Bilemiyorum çok mu karışık yazdım 🙂

    Sonuçta Kaos/Düzen ve tersi söz konusu, Zaman/Uzayda

  • Sibel 01 Ekim 2009, 11:38

    Evet Sevgi hanımın da dediği gibi, onlar da bu rolü oynuyorlar fakat bir çoğu bunun farkında değil sanırım. Örneğin “zar adam” da bu rölü oynadı fakat bilinçliydi, her ediminin kendisi ve başkası üzerindeki etkilerini takip ediyor ve ince ince hesap ediyordu. Bu rol doğal olarak “düzen sarsıcı” bir etki oluşturuyor hem de kaçınılmaz biçimde.

  • susen 01 Ekim 2009, 09:13

    Dengesiz, labil ya da tutarsız diyelim, bir anlamda sınırları olmamaktan ve reaksiyonları kestirilemeyen insan durumlarından bahsediyoruz sanırım. Başka bir deyişle her periyotta farklı bir davranış modelini benimseyenlerden ve sırası gelen anın ve yeni rolünün gereğini yapanlardan.. Bu “bütünlük” arayışının “bencilce” bir yolu olabilir mi?

  • Sibel 28 Eylül 2009, 11:36

    Bu örneğinizde “torpil”, karma kavramına dönüştü, çok hoş ifade etmişsiniz, teşekkürler. Benim kullandığım daha ziyade başıboş mayınlar şeklindeydi, onlar belli bir hedefe gitmiyorlar; ama yine de gezer mayının bi yerlere bırakılmışlığı da bir anlam ifade eder sanırım. İlk aklıma gelen “kaza” faktörünü oluşturmalarıdır ki bana göre kaza evrimin tek tetikleyicisidir.

  • Sevgi Yiğit 27 Eylül 2009, 19:23

    Torpil benzetmenizden yola çıkarak:Bir denizaltına kaptansınız
    o zamanın şartlarına göre tam donanımlısınız.Niyet amacı,amaç niyeti doğrur.Torpilde var denizaltınızda.Ve torpili yollamanız için bir neden -hedef- doğdu.Denizaltında göreviniz sona erdi.Yüzyıl sonra,çok daha modern ve gelişmiş teknolojiyle donanmış başka
    bir denizaltına kaptanlık görevi sizi çağırdı.Elbette o donanımdan
    anlayacak eğitime/dönüşüme sahipsiniz.Sonra,huzursuzluk diye tanımladığımız bir duygu size eşllik etmeye başladı.Ufukta belirmeye başlayan bir noktayı fark etmeniz için bir nevi “katalizör”lük ediyor bu duygu.Donanımlarınızdan yararlanarak yaklaşanın yolladığınız torpil olduğunu fark ettiniz.Seçim sizin,ya başka bir torpil yollayarak onu yok edeceksiniz ki bundan etkilenmemeniz mümkün değil.Ya da
    -size özel- şifreyi girerek onu denizaltınıza alacaksınız.Ne siz zarar göreceksiniz ne de ortada dolaşan başı boş bir torpil olacak.

  • Sibel 27 Eylül 2009, 12:11

    Çok doğru söylüyorsunuz, bu iş aynen bir sarkaca benziyor 🙂

  • Sevgi Yiğit 26 Eylül 2009, 22:44

    Devam edecek belirtiminize, kısa bir araya girişle; sabırla bekleyişe geçeceğim bende.Jung ve duygularımızı benzettiği atlar ortak noktamız sizinle.Ve öğretmeni Freud. Öğretmeni olmasaydı,Jung “karşıt”ı olduğu yolun kapısına ulaşabilir miydi?
    Utanma olmasaydı, itirafınız olur muydu?Direnç noktasını bilip
    sorgulayıp nötr olur muydunuz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir