Dengesizlik -2

27 Eylül 2009

Peki “dengesizler”den uzak durdum da “sabit” olanlarla mı oldum?

Dünyanın çoğunluğu “sabit” konumda olduğundan onlarla ilişki kurmak kaçınılmaz fakat benim aradığım onlar da değildi. Bu arada “sabit” olanların mantık kurallarını çok iyi kullandığını da varsaymayalım. Maalesef  hangi konumda olursa olsun biz insanların en büyük noksanı “bütünlük” kavramına erişmemişlikten kaynaklanıyor. O zaman bir de bütünlük kelimesine bakmalıyız, bunu ne anlamda kullanıyorum acaba? (aslında şu an ağzımdan çıktığı için gerçekten bilmiyorum)

Şimdi düşününce “bütünlük”le kastetmeye çalıştığımın Gurdjieff’in at-araba metaforundaki düzeneğin doğru çalışması olduğunu anladım. (iyi ki varsın günlüğüm ve okurlarım) Yani bu düzenek nedir;

Atlar (duygular) sağlıklıdır, arabaya  (fizik beden) iyi bakılmıştır, arabacı (akıl) içerdeki yolcunun (özben ya da ruh) konuştuğu lisanı öğrenmiştir ve onun talimatları uyarınca atları incitmeden usulünce kullanarak kendisine sipariş verilen hedefe doğru güvenlik içinde  arabayı götürmektedir. Evet işte sanırım bu duruma “bütünlük” diyebilirim.

Dünya insanlarının dış görüntüsü ne olursa olsun çoğunun “bütünlük” durumunda olmadığını ve bu sebeple büyük acılar çekildiğini sanmaktayım. (Bellki de rüyaların dilini bu sebeple önemsemiştim ve önemsetmek için de çabaladım)

Tekrar konuya dönecek olursam, dengesizler ve sabitleri aramıyorsam ben kimleri aradım ve buldum hayatım boyunca? Atmışbeşbin pesoluk bir soru; çünkü bunu ilk kez soruyorum kendime 🙂

Ben dünya genelinin sabitlendiği konum dışında noktalara sabitlenme becerisi göstermiş olanları aradım ve buldum. Hem de epeycesini buldum.

Bazılarının konumları oldukça uzaktı bazıları da nispeten yakındılar. Yakın konumdakilerden bazıları, önceki birkaç noktayla ilişkilerini yitirmemişti bu sebeple durumu daha geniş görme pozisyonuna sahiptiler. Uzak konumdakilerin nerdeyse hepsi dünya konumu ile ilişkisizdi! Bu sebeple burada bulunuşları hem kendileri hem yakınları hem de dünya için sıkıntı bazen de tehlikeydi.

İşte bu sebeple kendimi bu konularda isimsiz bir doktor gibi hissettim galiba. Hem birleşim noktasının kaydırılması gerektiğini biliyordum ama hem de kaybolmak istemiyordum. Bu konu oldukça hassas, ehil bir kaptan gibi davranmak gerekiyor. Ziyaret ettiğiniz birleşim noktalarını birbiriyle bağıntılamanız gerekiyor böylece kapladığınız alan genişliyor ve daha çok sayıda insana hizmet etmek mümkün olabiliyor.

Belki de devam ederiz, katkılarınızla…

7 Yorum

  • Sevgi Yiğit 01 Ekim 2009, 13:02

    Merhaba Turan Bey,estağfurullah ne demek “saygısızlık”

    “İnsanlar kendi benzerlerini çekiyorlar galiba” demiştiniz.
    Cevabımdı.Biraz genişleterek “Evet hakılısınız” demek istemiştim.
    Bilmukabele…

  • Turan 01 Ekim 2009, 06:26

    Merhaba Sevgi,

    tam neden bahseetigini anlayamadim. Kim kime soru sordu? Biraz daha acarmisin? Eger cevap vermeyip de saygisizlik yaptiysam kusura bakma. Normalde öyle bir adetim yoktur….

    selamlarla

    Turan

  • Sevgi Yiğit 29 Eylül 2009, 20:35

    Dün Takyon Evren Modeli yazısını,size ve Haluk beye teşekkür ederek okudum.İlgimi çektiğinde, net bir bilgiye ulaşamamıştım.
    Doğrusu,-belkide- isabetli olan buydu.OLarak ve yaşayarak buldum cevabı.

    Turan bey, bir soru soru sorduğumda tam güvenle bilirim ki cevap gelecek.Çoğunlukla cevap hep sorunun içinde gelir:) Oldu da fark edemedim işte o zaman bilinç devreye girer ve kişi-ler aracılığı ile ulaşır bana.

  • Sibel 29 Eylül 2009, 12:59

    Teşekkür yazısı mı? Bilmem daha önce böyle bir konumuz mu vardı hatırlayamadım ama genel anlamda ben her daim müteşekkirim.

  • Turan 28 Eylül 2009, 22:43

    Sibel,

    bu simdi tesekkür yazisi mi idi? :-))))

    Insanlar kendine benzer kisileri cekiyorlar galiba :-))))
    Bilincli aramaya hic gerek yok….

  • Sibel 28 Eylül 2009, 11:39

    Çok güzel özetlemişsiniz Sevgi Hanıım. belki de sizin bu söylediklerinizle bağıntılayabileceğiniz bir diyalog gördüm dün uykuya geçmeden önce. Onu da konunun devamı olarak yazayım bu durumda 🙂

  • Sevgi Yiğit 27 Eylül 2009, 19:51

    Atlar, insanoğluna hizmet etmeden önce “vahişi” olarak kendi doğallıklarının gereği olurlardı.Yük taşıma ve hızlı yolculuk etmek için ehilileştirdi insanoğlu atları.İlksel duygularımız gibi.Tekamül/Evrim ,ağır işler gibi görünüyor bu zaman/uzayda
    Ama zamanla,atlar terk edildi teknoloji keşfiyle.Ama hep “beygir
    gücü” baz alındı.İlk otomobil, şimdiki otomobile evrildi.Hatta,-yanlış hatırlamıyorsam adını-triptonik otomobillere.
    Yakın zamanda,sadece sürücü koltuğuna oturup,haritadan gideceğimiz yeri işaretleyip , yolculuğun keyfiniz çıkaracağımız
    otomobillere evrilir.Uçanı, karada ve denizde gidebileniyle.

    Sevgili sibel hanımcığım.Evrim/tekamül bu doğası gereği,yoğun /ağır, enerji ağı ile çevrili dünya’da hiç kolay değil.Sizde biliyorsunuz ki özür irade gezegeni aynı zamanda.
    Bunu bilerek doğduk bu dünya’ya.Acı,üzüntü “bütünlük”haline
    ulaşmamıza katalizörlük eden,duygularımız değil midir?
    Siz kendinizi,yani bölünen tüm parçalarınızı aradınız ve onları
    “bütün”leştirmek için.Her bir parçanıza “noktacık” olarak koyduğunuz parçalarınızı şimdi geri çağırdınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir