Deneyimlerinizin İzini Sürün ve Paylaşın

11 Ekim 2009

Ustalık Serisi -1- devam 7

Ben sizden deneyimlerinizin izini sürmenizi isteyeceğim. Bu bir günlük olabileceği gibi, bir blog ya da kendiniz için aldığınız notlar da olabilir; uzun uzadıya yazmak zorunda değilsiniz, ve bunu her gün yapmanız da gerekmiyor. Biz birlikte yeni topraklarda bir maceraya atılıyoruz. Siz Yeni Dünya’ya giriyorsunuz, ama bu kez Yeni Dünya Avrupa’nın öbür tarafındaki toprak parçası değil. Yeni Dünya yeni bilinçtir, Yeni Enerji.

Bir günlük tutun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz. O, özellikle zor olan günlerde bir noktadan ötekine nasıl geldiğinizi anlamanızı sağlayacaktır. Ben ‘zor’ derken, eski tarzların, biçimlerin zorluğunu kastetmiyorum; zorluktan kastettiğim, zihnin kandırılması, hiç mantıklı gelmemesi anlamındadır.

Bu da dikkatinizi çekmem gereken bir başka nokta, bazı şeyler size hiç mantıklı gelmeyecek. Sizden bu konuda rahat olmanızı isteyeceğim. Bir yanınız anında devreye girip analiz etmek ve mantığını falan anlamak isteyecek, ve onda hiçbir mantık bulamadığınızda, her türlü mantığa ve fizik kurallarına kafa tuttuğunda, çok rahatsız olacaksınız. Ve o zaman gerçekten çok tuhaf hissedeceksiniz. Kendinizi fazlasıyla kontrolden çıkmış hissedeceksiniz. Eski Enerjinin güvenliğine geri koşmak isteyeceksiniz.

İşte bu, durup derin bir nefes almak ve deneyimlemek zamanıdır; bunun nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek. Bunların tümünü bırakın gitsin. Bazılarınız başının döndüğünü hissedecek, aklınızı şimdi sandığınızdan çok daha fazla kaybediyormuşunuz gibi hissedecek, gözleriniz kararacak, gözlerinizde sorunlar, ve tüm o diğer şeyler olacak. Bırakın geçip gitsin. Bunlar Yeni Enerjiyi bütünleştirme deneyiminin bir parçası, öncüler olarak birlikte yaptığımız yolculuğun bir parçasıdır.

Not tutun. Bu, diğer Şambrayla paylaşmanıza da yardımcı olur, ve paylaşımda – kendi öykünüzü, kafa karışıklığınızı bir başkasıyla paylaşmakta – büyük bir güzellik vardır. Şimdi, siz öykülerinizi paylaşırken, bu öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin ahkâm kesmemesini istiyorum. Paylaşımın altında “önerilerinizi takdirle karşılayacağım” demedikçe, bir dolu istenmeyen öğütler vermeye kalkmayın. Hiç kimseye, neyi doğru ya da yanlış yaptığını söylemeye başlamayın.

Şu anlayış – Tobias geçenlerde bunu gündeme getirmişti – yanlış bir şey yapmadınız. Yanlış yapamazsınız. Bana güvenin. Yapamazsınız. Gerçekten kötü olan birçok deneyim yaşayabilirsiniz, ama yanlış yapamazsınız.

Ben kimsenin kimseyi deneyimi yüzünden eleştirmesini ya da fazlasıyla analiz etmesini istemiyorum. Ben o deneyimin onurlandırılmasını istiyorum. Paylaşımın bir nedeni de budur, onurlandırılmak için, başkaları ondan öğrenebilsin diye. Ben kimsenin bu deneyimleri küçümsemesini istemiyorum. Öykünüzü paylaştığınız için asla utanmak zorunda kalmanızı istemiyorum – tabii benimle yapacağınız soru ve yanıt için buraya çıkmadıysanız. (kahkahalar) Yani Şambra, öykülerinizi paylaşın.

Onurlandırmak

Sizlerle dört nokta üzerinde duracağım. Benden ve yoldaşlarımdan tekrar tekrar onurlandırma kelimesini duyacaksınız. Onurlandırma. Bu çok önemlidir. Biz tek tek her birinizi onurlandırıyoruz, ne olursa olsun. Yaptığınız herşeyi, olduğunuz herşeyi onurlandırıyoruz. Yargı yoktur.

İlerlerken, sizin de aynı şeyi yapmanızı isteyeceğim. Diğer herkesi onurlandırın. Hoşlanmadığınız insanları onurlandırın. Sizi kızdıran insanları onurlandırın. Birlikte çalıştığınız insanları onurlandırın. Bu mesaj tahtasında iletişim kurduğunuz insanları onurlandırın, ki bu arada, bu mesaj tahtasının temizleneceğini umuyorum. Orada çok az onurlandırma var. Orada bir dolu dram var, bir dolu onurlandırma yok.

Onurlandırmak, birine saygı duymak demektir, aynı fikirde olun ya da olmayın, ama bulundukları yere saygı göstermek. Bu, onların seçtiği deneyimdir.

Biz onurlandırmayı pekiştireceğiz. Onurlandırma şefkattir. Tobias, sevgi hakkında çok konuştu, ve bu güzeldi. Sizin sevgiye susamış olduğunuz bir zamandı, sevgiyi tartışmamız gerekti, ama şimdi onurlandırmak zamanı – diğer herkesi onurlandırmak. Biliyorum, birçoğunuz başkalarına karşı eleştirelsiniz. Şimdi onları onurlandırmaya başlayın. Bu, aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmiyor, ama onurlandırın.

İnsanların bulundukları yere nasıl geldiklerini onları onurlandırarak anlamaya başlayacaksınız. Kendi bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Dünyanın kesinlikle mükemmel olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Siz onurlandırmanın dışına çıktığınızda Dünyadaki hataları, ya da hata olduğunu sandığınız şeyleri görüyorsunuz, çünkü yargılayıcı gözlerle bakıyorsunuz. Korkan gözlerle bakıyorsunuz aslında. Şeyleri onurlandırdığınızda, onların tam olarak olması gerektiği yerde olduğunu anlarsınız.

Kendinizi onurlandırdığınız zaman, artık işlemden geçirmelere gerek kalmaz. Ben kara tahtamda bunun altını çizeceğim. Kendinizi onurlandırdığınızda, artık işlemden geçirmelere gerek duymazsınız. Kendinizi onurlandırdığınızda, asla bir kurban değilsinizdir. Biz “onurlandırmayı” tekrar ve tekrar yineleyip duracağız, taa ki gerçekten içinize işleyene dek.

Rol Yapın

Bugünü açarken değindiğim bir başka önemli şey de, ben bir aktör olmaya bayılırım. Yani, sanki Adamus değilmiş gibi hissedilen Şaudlar ve atölye çalışmaları olacak, oysa odur. Ben farklı zamanlarda farklı biçimlerde geleceğim size.

Rol yapmak harikadır. Tek tek her birinizi bunu yapmaya başlamanız için cesaretlendireceğim. Onlar sadece sizin veçhelerinizdir, ama sizi seven ve sizin de onları sevdiğiniz ve geri gelen veçhelerinizdir. Kendinizin bu karakterlerini yaratmaya başlar ve aslında yaratıdaki enerjinin ne denli akışkan olduğunu fark edersiniz. Ama kendinizin o sıkı sıkıya tanımlanmış karakterinde sıkışıp kalır ve salıvermeye korkarsanız, kalıplarınızı tekrar ve tekrar yineleyip durursunuz.

Yaratın

Çok önemli – çok, çok önemli – olacak bir başka şey de, bir şey yaratmaktır, herhangi bir şey. Yaratı, içinizdeki Tanrı’yı ifade etmenin doğal yoludur. İnsanlar, yaratan-olmamaya, rutinlerin, alışkanlıkların peşinden gitmeye şartlandırıldılar. Alışkanlıklar oluşturuldu, yerlerine yerleştirildi, ve sizden de onların peşinden gitmeniz talep edildi. Ve bu öyle bir hal aldı ki, enerjinizi çok körelmiş, çok yıpranmış bir duruma getirdi.

Bir insan herhangi bir şey yaratmadığı zaman depresif olur. Endişe, vesvese içinde olur. Üzgün olur. Kafesin içinde tutsak kalmış bir hayvan gibi olur. Bu nedenle, ben sizden herhangi bir şey yaratmaya başlamanızı isteyeceğim. Herhangi bir şey, ne olursa.

Bugün burada bazı kitapların yaratıldığını gördünüz. Yaratılmış olan bir müzik dinlediniz. Taştan bir duvar yaratın, eğer yapmayı seçtiğiniz buysa. (kahkahalar) Bir akvaryum satın alın ve evinizde bir akvaryum yaratın. Bir şey yaratın, Şambra. Ben sizlerin yaratıcı olmadığınız, alışkanlıkların peşinden gittiğiniz günlerin yüzdesini farkında olmaya başlamanızı istiyorum.

Yemek yapmak – yaratmanın ne muhteşem bir yolu, üstelik mideniz ve bedeniniz de buna bayılıyor. Yaratıcı olmak, nereye gittiğini bilmeden arabanıza atlayıp gitmek anlamına da gelebilir. Alışık olduğunuz yollardan gitmek yerine, öylesine uzun uzun yol almak.

Şu anda buraya bağlanmış olan bazılarınızın harika fikirleri var, oyun gibi – oyun tahtaları gibi. Onları yaratın; yaratmadığınız için kendinize bahaneler uydurmaktan vazgeçin.

Bu Şambra enerjisiyle ilerlemenin gereklerinden biri de yaratmaktır. Yaratmayacak olursanız sizi bundan sorumlu tutacağım. Bunun öyle muhteşem bir şey olması gerekmiyor. Dünyayı değiştirmesi gerekmiyor. Çok basit olabilir. Tığ işi yapın. Herhangi bir şey. Bir resim yapın. Bir şarkı söyleyin. Bir şiir yazın. Farketmez. Sanatsal olması gerekmiyor, sadece yarattığınız bir şey olması gerekiyor. Herhangi bir şey. Bir takı. Bir film. Herhangi bir şey.

Bu sizi o ağır örtücü-katmanların bazısından, sizin depresyon dediğiniz şeyden kurtaracaktır. Ki o depresyon falan değildir. Sizi etkileyen bir durgunluk, bir tıkanıklıktır. Ha, ve siz, “Eğer kendinizi depresif hissediyorsanız; sanki kimse sizi sevmiyormuş gibi, hiç enerjiniz kalmamış gibi, ve yorgun hissediyorsanız, şu hapları alın” diyen o televizyon reklamlarını izliyorsunuz. Hayır, hap almayın. Yaratıcı olun. Ne olursa.

Biz bundan tekrar tekrar söz edeceğiz, ve benim ayağa kalkıp gözlerimi açtığım, izleyicilerin arasında dolandığım ve yaratılarınızı sorduğum zamanlar olacak. Yani lütfen hazırlıklı olun. (kahkahalar)

Ha, şimdi söylemem gereken bir şey daha var. Cauldre, şu gözlerin açık olması olayından hoşlanmıyor. Ama sana hemen şimdi söyleyeyim, Cauldre, evet, izleyicilerin arasında dolaşacağım. Eğer bunu gözlerin kapalı yapmak istiyorsan, bu senin bileceğin iş. (kahkahalar) Ama sana şimdiden söyleyeyim, gözlerin açıkken bunu yapmak daha kolay olacaktır.

Bir Hayvan Totemi

Eğleneceğimiz bir şey daha, çok önemli. Ben sizin – hayal gücünüzle – kendiniz için bir hayvan totemi yaratmanızı istiyorum. Bugünden başlayın. Bunun çok iyi bir nedeni var. Biraz açıklayayım. Bazılarınız hayvan totemlerine çok aşina. Aslında ona verilen çok eski bir ad var. Bu çok eski bir uygulamadır, ama biz onu bir Yeni Enerji biçiminde kullanacağız.

Size ait olan bir hayvan yaratın. Bu bazılarınız için bir ayı olabilir, bir baykuş olabilir, güzel bir atmaca olabilir, harika bir tavşan olabilir. İstediğiniz herhangi bir hayvan olabilir – şu anda Dünya’da varolan bir hayvan. Dünya’da varolan bir hayvan – varolan bir tür – ve ben sizden onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum.

Diyelim ki, hayvan toteminiz olarak bir geyik seçiyorsunuz. Ben sizden, gerçek hale gelene kadar onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum. Yani öyle bulanık bir resim olması değil de, onu neredeyse hissetmeye başlamanızı – kürkünü, derisini; onu gerçekten koklayabileceğiniz noktaya gelinceye kadar – ille de av eti gibi kokması gerekmiyor, ama onu koklayabileceğiniz, gözlerinin içine bakabileceğiniz noktaya gelinceye kadar.

Biz bu aracı, bu totemi, önümüzdeki uzunca bir zaman boyunca yapacağımız birçok şey için kullanacağız. O sizindir. Başka herhangi birinin değil. Sizin dışınızda değildir. Sizin bir parçanızdır.

Biz bu totemle, hayal edilmesine yardımcı olduğunuz bu hayvanla çalışacağız, ve o sizden geliyor. Şu rol yapmanın bir parçasıdır. Bu, sizin can dostunuz, hizmetkârınız, evcil hayvanınız olacak bir varlıktır. Sizi anlayacaktır. Onu (bir yerlere) gönderebileceksiniz. Siz sıradan insanca şeylerle meşgulken, kendinizin bu parçasını, başka şeyler yapmak üzere geçmişinize ve geleceğinize ve başka boyutlara gönderebileceksiniz.

Bu totem ayrıca size yardım edip – korumak doğru kelime değil, Cauldre – tüm çevrenizdeki enerjilerin farkında olmanızı sağlayacak. Evet, şu an Dünya’da bazı çok karanlık enerjiler, çok manipüle eden enerjiler var, ve onlar aslında artıyor, şiddetleniyorlar. Doğrusu, gelip içinize korku salmak istiyorlar, çünkü bu yoldan besleniyorlar. Enerjinizi, manipüle edebilecekleri bir yere getirmek istiyorlar. Bunların büyük bir kısmı fiziksel olmayan varlıklar, ama hâlâ bu karanlık sanatların bazısını uygulayan fiziksel varlıklar da var. Bunun yalnızca onlara karşı çalışacağını hâlâ öğrenmiş değiller.

Ama totemleriniz tüm çevrenizdeki, sizi hemen kuşatan boyutlardaki ve çok uzaklara genişleyen boyutlardaki enerjilerin farkında kalmanıza yardımcı olacaklar. Birlikte geçireceğiniz bu birkaç yıl boyunca en iyi dostunuz olacaklar. Ona hemen bir ad takmayın; biz bunu daha sonra yapacağız. Şimdiyle, birlikte yapacağımız bir sonraki toplantı arasında bunu geliştirmeye başlamanızı isteyeceğim.

Şimdi, anında bir tepkiyle toteminizin, örneğin, bir ayı olacağını söyleyebilirsiniz, çünkü ayıları hep sevmişinizdir. Ya da kaplumbağlara duyduğunuz yakınlık yüzünden bir kaplumbağ olacağını söyleyebilirsiniz. Ama bunu bir süreliğine salıverin. O gelişmeye başlayacaktır. Siz geliştirmeye başlayacaksınız. Tümüyle farklı bir şey ortaya çıkarsa, şaşırmayın. Ve sonra ona nefes vermeye başlayın. Hayatınızı ona soluyun. O sizdir.

Tam olarak neye benzediğini hayal etmeye başlayın, ama değişebileceğini de anlayın. Gelişebilir. Onun niteliklerini hissetmeye başlayın ve diğer boyutlara nasıl uçup gidebildiğini ya da sürünebildiğini; sizin adınıza nasıl araştırabildiğini; sürekli tetikte kalarak size nasıl hizmet edebildiğini hissetmeye başlayın.

Böylece, ev ödeviniz budur – bu totem. Gelecek ayki toplantımızda bunun kadim geçmişi hakkında ve ilerlerken onu nasıl uygulayacağımızı da konuşacağız. Ama bu önümüzdeki ay boyunca kendinizin bu yeni parçasıyla aşina olun.

O sizin – nasıl desek – alemleri gören köpek gözünüz ya da gören balık gözünüz olacak, totem olarak hangi hayvanı seçtiyseniz. Ve farketmez. Hangi hayvanın daha güçlü ya da daha akıllı ya da daha hızlı ya da her neyse olduğunu düşünmeye başlamayın. Farketmeyecek. Gerçekten, farketmeyecek. Bu daha çok  kendinizin bu parçasıyla kurduğunuz ilişkiyle, onu sizin adınıza bir yere gönderebilme yeteneğinizle, sizi farkında ve tetikte tutmak üzere onu orada bulundurma yeteneğinizle ilgilidir.

Biliyorsunuz, bilgi paketleri ileten şu Internete sahipsiniz. Pakauwah’lar sizin deneyim, his, duygu; sıfır ve birlerin (bilgisayarın temel sisteminin) ötesinde bir şey iletmenize yardımcı olacaklar, ama… Bu – ben cesur bir bildiride daha bulunacağım – bizim totemlerle ya da Pakauwah’larla gerçekleştireceğimiz şey, temelde, elektronik İnternetinize karşı, Yeni Enerji “bilinç İnterneti”nin başlangıcı olacak. Biz yavaş yavaş başlayacağız, ama siz kapsamlı hisleri başka insanlara nasıl gönderebileceğinizi keşfedeceksiniz. Sadece küçük küçük mesajlar ya da görüntüler değil de, kapsamlı hisleri. Böylece bu onun başlangıcıdır.

Şimdilik tek bir mesaj olacak, çünkü biz, özellikle de önümüzdeki yıl ilginç ve dengesiz gibi hissedilebilecek topraklara adım atacağız, ama bu (yeni alan) hiç de dengesiz değildir. Sadece sizin insan benliğinizin kafasını karıştıracaktır.

Böylece, bugünü bitiriyoruz. Bugün soru ve yanıt olmayacak. Gidip yaşamı deneyimlemek için özgürsünüz, ve sevgili Şambra, herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu, hatırlayın.

Evrende herşey yolunda, ve bu yüzden, ve bu nedenle Ben o Ben’im, Adamus.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir