Cumartesinin BAK’ı

05 Şubat 2013

Dün yapılan BAK uygulamasında; “Tatminkar ve sürdürülebilir ilişkiler kurulamamasının sebepleri” soruldu.
Cevap özetle şöyleydi: “Çocuk şu an ve burada yaşıyordu ve meraklıydı, erkekler çocuk gibiydi ve hemen önlerinde kontrol etme kaygısı vardı. Kadın ise kayıtsızdı ve anne öğretilerine yakındı. Hisler ritm duygusuyla ortada dolaşıyor tüm rolleri harekete geçiriyordu. Zihnen edinilmiş bilgiler sıkıntılıydı ve ağlayarak duyguya dönüştüğünde hisleri yanına çekti. Hisler ondaki bu karmaşayı-sorunu çözmek için onu şu an ve buradaya sürükledi ve onu tatmin etmeye adadı kendini,  ve sonuçta uyuştu ve hareketsiz kaldı.
Oyundan önemli cümleler:
0-6 yaş anne öğretisi: Ben her yerdeyim
Kontrol etme isteği: kaygılıyım korkuyorum
Erkek: Kadının bizimle ilgilenmiyor, dışarılara bakıyor.
Çocuk: Hisleri dikkatle izliyor ve bunu neden yapıyorsun diye soruyor. Şimdi ve buradan herkesi iyi görebiliyorum, herşeye hakimim.
Kadın: Her şeye kayıtsızım, havaya giremiyorum
Hisler: Her şeyde bir ritm var, döngüler var, birden atmışa kadar, sonra yeniden başa döner.
Zihnen edinilmiş bilgiler: farkındalıksız olarak şu an ve buradaya yerleşti. Onun varlığı hisleri uyuşturdu.

*

İlişkiler varlığı itibariyle her tür “iyileşmenin” olmazsa olmaz ön şartı olduğundan bu soru hepimizi ilgilendiriyor. Ruhsal duygusal fiziksel iyileşme için önce tatminkar bir ilişki kurmak gerektiğini artık biliyoruz, bahse konu  ilişki en geniş tanımı ile hastayla iyileştireni arasında kurulmalı, her tür ilişki aşk, arkadaşlık,iş vs bu genel şemsiye altında değerlendirilebilir.

*

İyi bi Görücü sana baktığında ne olup bittiğini görür ama bunu söylediğinde sana bi yararı olmaz. Öyleyse sana cevaplarını kendin bulacağın soruları sorabilenlere yönel.
Böylece her ikiniz de ezber bozarsınız.sa

*

İnsanın özellikle negatif sayılabilecek işaretleri görmesi hiç de kolay değil, çok sarsıcı bir durum. Bunu görmek istememek gayet anlaşılabilir doğrusu. Zaman zaman yazı gönderdiğim bir sitede geçenlerde bir katılımcı (genç olduğunu sanıyorum) her şeyin konuştuğunu ve kendisi ile iletişim kurduğunu yazmıştı. Muhtemelen geçirdiği bir travma sonucu olmuş. Psikologları da anlayabiliyorum aslında, normalden her sapmayı bir hastalık kabul ediliyor güncel toplum bakış açısıyla ve mümkünse hemen düzeltilmeli diyor. Bazen bu davranışlarını kınayacak gibi oluyoruz fakat aslında bunu yapmalarına biz sebep oluyoruz. Çünkü aslında sapmalar tek yönlü gelmiyor, hoşunuza giden bir araz, hoşunuza gitmeyen başka şeyleri de koluna takıp getirmiş olabiliyor. Ya da tam tersi daha sık,hoşunuza giden bir özelliğiniz siz farkında olmadan hoşunuza gitmeyen bir sapmayı-hastalık- ortaya çıkarıyor. Bu çok basitmiş gibi görülen tespiti bir dertten muzdarip danışanlarıma göstermekte zorlanıyorum, çünkü işaret ettiğim uygulamaları yapmıyorlar çoğu kez. Sadece sihirli bir dokunuş bekliyorlar, görmekten ve fedadan yana değiller.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir