Tobias ve BEAP…
YENİ DÜNYA / 01 Aralık 2008

Tobias bu ay sorulara cevap vermiş, ben de şöyle kısaca özetleyeyim aklımda kalsın dedim. Her biip sesi duyduğunuzda (korna ya da alarm vs. ne olursa) şunlar aklınıza gelsin: BEAP B – (Breathe) Nefes al. Bir saldırı olarak bombardımana tutulmak değil, ama muazzam bir enerji hareketi var. Ve size, sadece nefes alın dediğimizde, bazılarınızın bize çok sinirlendiğini de biliyoruz, çünkü bunu daha karmaşık hale sokmak istiyorsunuz. Öyleyse kafa üstü durup da nefes alın! (kahkahalar) Çok istiyorsanız nefes alırken çapraz bulmaca da çözün ama, nefes alın. Nefes almak, enerjiyi hareket ettirir.   E –  (Ease). Kolaylık. Eğer yaşamınızda fazlasıyla çaba olduğunu görüyorsanız, herşeyin zor ve meydan okuyucu olduğunu görüyorsanız, onu yanlış yapıyorsunuzdur. Eğer kolaylıkla olmuyorsa, durun, derin bir nefes alın, bir süre eğlenceli başka bir şey yapın ve sonra ona tümüyle farklı bir biçimde yaklaşın. Olan, kolaylıkla olmalı. A –(Awareness). farkındalık. Siz, çok nesillerden beri, çok yaşamlardan beri, çok çağlardan beri muazzam miktarlarda hipnotize edici örtücü-katmanları olan bir toplumda yaşıyorsunuz. Ve bunların hepsi şimdilerde birbirine karıştı. Bu sanki insanlığın bilincindeki bir yara izi gibi. Farkında olmak, bilinçli olarak soluduğunuz havayı, dışardaki ağaçları, gökyüzünü, kuşları, doğadaki herşeyin farkında olmak demektir. Seslerin farkında olun. Gördüğünüz ve kokladığınız şeylerin farkında olun. Koku – bu, sezgiyi tanrısal…

Öyle Bir Yer olsun ki…
Şiirimsiler , YENİ DÜNYA / 21 Kasım 2008

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok.   Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu İçimizden çiçekler fışkırsın Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek İletişim kuralım, bizden önce Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere.   Dallarda rengarenk kokulu meyveler Yalnızca istediğimiz işleri yapalım Yakınlaşan yıldızları seyredelim Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde Zaman öyle yavaşlamış olsun ki Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim Midelerimiz küçülsün, yemek için Meyveler yetsin, tükenmeyen Dallarında. Bir daha ASLA biriktirmek Zorunda kalmayalım.   Can kulağı ile dinleyelim Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe dokunalım ruhlarımıza En nadide mücevhermiş gibi. Birleşik olmanın hazzına varalım Amacımız vermek olsun Daha çok verebilmek için seyyah olalım Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım. Kahkahalar ve cıvıltılar içinde Yaşam sonsuzca uzatılmış Kendini verme duygusu Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun.    Sa   02.03.04    ***   Uçacağız kuş sürüleri gibi…

İlginç gelişmelere gebedir Dünya
YENİ DÜNYA / 16 Kasım 2008

   Dünyada çok ilginç gelişmeler oluyor ve olacak. Bebek dünya doğdu doğacak 🙂    Herşeyin değiştiği bir düzen geliyor ikibinli yıllarda. Ve umarım bu birçoğumuz tarafından kucaklanan bir yapı olsun. Yeni dünya düzeninden sanırım yavaş yavaş bahsetmeye başlayacağım. Şu anda sadece küçük bir ip ucu olarak söyleyebileceğim; yeni doğan çocukları dikkatle seyretmeye odaklanmak ve onlara öğretmen değil öğrenci olarak yazılmak! Amiyane tabirim için lütfen kusuruma bakmayın. 🙂 Anne-babanın yeni işlevi sanırım değişmek üzeredir. Elinizde engin bir kaynak var ve onu maksimum düzeyde işlerliğe kavuşturmak için gözü açık ve hatta gerekirse sistemin dayatmasına karşı isyancı/korumacı olmalıdır. Koruyuculuk kavramı da biraz değişecek, Bunu açmak oldukça zor ve uzun. Ve açıklaması sanırım “başarı” tanımımızda yatıyor.Dünyanın bugüne kadar tanımlamış olduğu “başarı” kavramı tümüyle değişecektir. Bunun üzerine biraz düşünmeliyiz galiba.     Bana göre başarı; insanın kendi olması ile doğru orantılıdır. Ne derece kendiniz olabilirseniz o derece başarılısınız. Peki kendinizin ne olduğunu biliyor musunuz?   Düzenin ya da dünyanın ne olacağına bakmayın hiç, biz değişirken o otomatikman değişir. Biz nasıl değişeceğiz?Aklıma gelenlerden başlayayım, sonra ilaveler yapalım birlikte: 1. Öncelikle “sahip olma” kavramımızı gözden geçireceğiz. Maddi ya da manevi servetimizi korumak adına, aklıselim olmaktan vaz geçmeyeceğiz. Biz çocuklarımızın sahibi değiliz. Çocuklar topluma aittir. Sadece anne-babanın tohumlarından oluşmadı…

Yeni Dünya’da olmasını istediklerimiz:
YENİ DÜNYA / 16 Kasım 2008

Önemli Not: Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” listesi, kamuya açık bir mekanda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (Öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyecek şekilde) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak. 1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz 2. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz. 3. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın. 4. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın. 5. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın. 6. Çocuklar hepimizin olsun. 7. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun. 8. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun. 9. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar. 10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir. 11. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir. 12. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz. 13. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik…

Yeni Dünya
YENİ DÜNYA / 03 Kasım 2008

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok. Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu İçimizden çiçekler fışkırsın Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek İletişim kuralım, bizden önce Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere. Dallarda rengarenk kokulu meyveler Yalnızca istediğimiz işleri yapalım Yakınlaşan yıldızları seyredelim Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde Zaman öyle yavaşlamış olsun ki Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim Midelerimiz küçülsün, yemek için Meyveler yetsin, tükenmeyen Dallarında. Bir daha ASLA biriktirmek Zorunda kalmayalım. Can kulağı ile dinleyelim Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe dokunalım ruhlarımıza En nadide mücevhermiş gibi. Birleşik olmanın hazzına varalım Amacımız vermek olsun Daha çok verebilmek için seyyah olalım Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım. Kahkahalar ve cıvıltılar içinde Yaşam sonsuzca uzatılmış Kendini verme duygusu Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun. Sa 02.03.04 ***   Uçacağız kuş sürüleri gibi Rüzgar yanağımızda olacak Konacağız denizin üzerine…

Atlas Deneyi
Blog , YENİ DÜNYA / 03 Kasım 2008

Önce kuram sonra deney! Sistemin böyle çalıştığından zaten eminiz. Şöyle sorular olurdu daha önceleri; Yani evrenin başlangıcına ait bu teori ortaya konulmadan önce evrenin başlangıcı gerçeği vardı, yok muydu?!!! Bu soruyu duyduğumuzda biraz afalladığımızı hatırlar gibiyim :))) Oysa şimdilerde hemen herkes gibi ben de biliyorum ki, evrenin başlangıcından kimsenin şüphesi yok; çünkü biz canlı kanıtlarız :))) Burada konu olan nasıl başladığı ile ilgili teoriler ki bunun da “kendinden menkul gerçek” cevabı yok! İnsanoğlu/kızı, nedenler geliştirecek, süsleyip püsleyecek, geneli inandırmak için çok çaba sarfedecek ve bir an gelecek kritik kütlemiz teorinin biri üzerinde aşılıverecek, işte oldu mu sana gerçek neden?! :)))   İnsanlığın ilk evrelerinde bu kandırma işlemi büyü ile yapılıyordu, daha sonra bu parçalarına ayrılıp; şiir-müzik-dans olarak işlev sürmeye başladı, daha sonra ise bilim büyünün tahtına oturdu. Bugün hala sanatın dalları, reklam sektörünün büyü etkisi varsa da bunların tümünün ortaya çıkardığı etkiyi geliştiren ve tam yerine oturmasını sağlayan bilim büyüsüdür. Hangi yolla olduğu o kadar mühim mi? Önemli olan biz insanların dalgayı çökertme ihtiyacı duyuyor olmamız, gerisi bazen keyifli bazen itiş kakışlı hayat gailesi. Bazen Don Juan buna boş konuşmalar der :))) Gel gör ki O da saçmalamanın mecburiyetinde hemfikir. Kuram denilen şey de öyle atıp sallamakla olmuyor, çünkü çok…

İnsan Bilinci Projesi

Don Beck ve Christopher Cowan’ın  Spiral Dinamik adını verdikleri bir yaklaşımda, insanın gelişmesinin sekiz genel evreden geçtiğini kabul eder, bunlara mimler de denilmektedir. Spiral Dinamik için basitçe mim, herhangi bir harekette açıklanabilen temel bir gelişim evresidir. Beck ve Cowan, mimlerin (evrelerin) katı düzeyler olmadığını, sonuçta bir ağ örgüsünü ya da göz önüne serilen bilincin dinamik spiralini oluşturan, üst üste binen ve birbirine karışarak akan dalgalar olduğunu onaylar. Spiral simetrik değildir, saf tiplerden çok eklenen birçok karışımla düzensizdir. Bunlar birer mozaik, ağ gözü ve karışımdır. İlk altı düzey, birinci düşünce katı ile gösterilen geçinme düzeyleridir. Sonra bilinçte devrim niteliğinde bir değişim oluşur; belli başlı iki dalganın bulunduğu var olma düzeylerinin ve ikinci düşünce katının ortaya çıkmasıdır bu. İşte, sekiz dalganın hepsinin, her dalgadaki dünya nüfusunun yüzdesi, her dalgadaki toplumsal güç yüzdesinin kısa bir tanıtımı: 1. Bej: Arkaik-İçgüdüsel : Temel hayatta kalma düzeyi; yiyecek, su, sıcaklık, seks ve güvence önceliklidir. Hayatta kalmak için alışkanlıklardan ve içgüdülerden yararlanılır. Nerede görülür: İlk insan toplulukları, yeni doğmuş bebekler, yaşlılar, geç evredeki Alzheimer kurbanları, sokaktaki akı hastaları, açlık çeken kitleler, savaştan ileri gelen ruhsal çöküntü içinde olanlar. Yetişkin nüfusun yaklaşık % 0.1 i, gücun % 0’ı. 2. Mor: Sihirli-Animistik : Düşünme animistiktir; iyi ya da kötü…