Ursula da geldi-aydınlattı- geçti

Ağlayacağımı tahmin etmezdim ama bi şey olmadan önce tepkinizi de bilemiyorsunuz. Cumhuriyet haberi şöyle vermişti: ABD’li Yazar Ursula K. Le Guin, 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Fantastik ve bilim kurgu eserleriyle dünya edebiyatında kendine önemli bir yer edinen Le Guin, Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler, Sürgün Gezegeni, Yerdeniz serisi gibi roman ve öyküleriyle çağına damga vurdu. New York Times’ın haberine göre Le Guin’in ölümü oğlu Theo-Downes Le Guin tarafından doğrulandı. Oğlu, ölüm nedenini açıklamadı ancak annesinin sağlığının bir süredir kötü olduğunu belirtti. 1929 California doğumlu Ursula Kroeber Le Guin, antropolog çift Alfred L. Kroeber ve Theodora Quinn Kroeber’in kızıydı. Kitapları 40’tan fazla dile çevrilen ve milyonlarca satan Le Guin, yerleşik cinsiyetçi kalıplara meydan okuyan tarzıyla fantastik ve bilim kurgu yazınında kendine özgü bir üslup geliştirdi. 1969’da yayımlanan Karanlığın Sol Eli, insanların erkek ya da kadın olmadığı cinsiyetsiz Gethen dünyasında geçiyordu. Le Guin, mitoloji, fantezi ve bilim kurguya meraklı bir genç olarak hikayelerin sürekli “Beyaz adamın dünyayı fethetmesi” etrafında döndüğü gerekçesiyle bilim kurgudan soğuduğunu anlatmıştı. Yine de yazın hayatının ileriki dönemlerinde bu janrda güçlü ve özgün eserlerle adından söz ettirdi. Ursula benim gözümde sağlam bir kale gibiydi. Korkak biri olduğumdan sık sık bi yere sığınmak istediğimden değil ama bunu neden söylediğimi ben…

Robotlar aslında ne ister?
esinti , YENİ DÜNYA / 21 Ocak 2018

Biz insanlar da robotlar gibi yazılımlarla doluyuz. Aramızdaki farkın duygular olduğu söylenir bilimkurgularda fakat bu da muğlak bir ayrım çünkü duyguları düşüncelerimiz, düşüncelerimizi ise zaten yazılımlar oluşturur. Robotlar ölmez biz ölürüz.Aslında onlar da eskir, parçaları yazıılımları güncellenir ve sadece çok daha uzun dönem için kişiliklerini korurlar. Ban göre kendi aralarında üremiyor oluşları şimdilik en belirgin farkımız çünkü insanlardaki üreme, yeni bireyin anne babadan randomsample aldığı şeylerle (tesadüfi seçim) oluşuyor ve yeni bir şey ancak böyle ortaya çıkabilir. Yazılımların icat edemeyeceği denli tuhaf ötesi bileşimler çıkıyor ortaya insanda. Örneğin robotların turing testini geçmeleri bana pek olası gelmiyor.çünkü onlara 50 tane lisan yazılımı yükleseniz dahi, annenin yavrusuna yüklediği manada olmaz yani gerçeklik belirmez. Orada devreye giren bambaşka bir şey var. Bunların başında belli belirsiz işleyen bu iyi bu kötü, bu doğru bu yanlış vardır. Bunlar eğer robota yazılımla yüklenirse çok net olacağından onu kandırmak kolay olur ama insanı kandıramazsın bu anlamda. Örneğin  robotlara ahlak normlarını herhangi bir kültürü baz alarak yazılım olarak yükleyebilirsin ama bu asla mother tongue (ana lisanı) ile yüklenen büyünün yerine geçmez bence. Robotlarda özgür irade olmadığı söylenebilir. Bu da hayli tartışmalı bir konu. Bazen ben bir kere ve özel bir durum için insanımsı bir yaratığa özgür iradesiyle hareket etmesi…

Mars iyi de ya AY?
esinti , YENİ DÜNYA / 19 Ocak 2018

Mars’a gitmenin sık sık konu edildiği şu günlerde AY’dan neden hiç bahsedilmiyor? *Resmi cevap soğuk savaş sonrası Nasa bütçesi çok kısıldı ve ayda da cazip bişey yok masraf anlamsız, amerikan halkı bu bütçenin ayrılmasını istemiyor. *Gayrı resmi cevap,aya sayısız kere gidiliyor ve orada neler yapıldığını Allah bilir. tabi bazı yüksek merciler de biliyor. Ay’da hem Dünyalılara ait hem de Alien’lere ait inceleme laboratuvarları bulunuyor ve bunların halka açıklanmaması karşılığında Alienler’den bazı teknik bilgiler alınıyor, son yirmi senede dünyada bu anlamda resmen teknik bilgi patlaması yaşanyor deniyor. *Bu arada bazı septiklere göre zaten aya hiç gidilmedi!. Gelelim Aya gidilmezken Marsa gidilmesi nasıl söz konusu oluyor sorusuna. Artık bu olası yolculukların maliyetlerini devletler karşılamayacak, küresel çapta büyük şirketler bu uçuşları kendi adlarına yapacaklar ve olası kolonilerin bizzat sahibi olacaklar. sa Sizler de fikirlerinizi yazarsanız sevinirim. * Biraz da küçük notlar: Önem sıramızı belirlemek hayatidir. Sınırlı bir ömre sahip olduğumuz bir gerçeklikte yaşarken aksi nasıl mümkün olur ki zaten? * Günlükten-2009 Yüksek ateşlerde bilincimi kaybetmediğim için çok ilginç gözlemlerim oluyor. (doğduğumdan beri sayısı belirsiz çok yüksek ateşim oldu) Herneyse, ateşin etkisi ya da bilmediğim bişey sonucu erk artışı olmuşsa ben de hep sözünü ettiğimiz bu şeyin belki de ucundan azıcığını yaşamış biri olarak…

VEGANlara müjde
Duyuru , esinti , YENİ DÜNYA / 13 Ocak 2018

Sevgili can dostumuz Ebru Dündar bu müthiş yiyecekleri sanat eseri görünümünde zevkle heyecanla yaratmaktan (pişirme diyemiyorum çünkü çoğu ÇİĞ VEGAN bunların) paylaşmaya vakit bulamıyor. Oysa eminim ki vegan topluluğu için bunların hepsi bir nevi şölen. Başarı ve sevincinin daim olmasını dilerim. Örneğin resimde görülen için şöyle not koymuş: RAW VEGAN yılbaşı ağacı pastası Geçenlerde bir gün yapmıştım, deneyenler beğendi :) Bitkisel, glutensiz, şekersiz, ısı işlemi görmemiş yani enzimler, tüm besin değerleri tavan, tümüyle çiğ Bu şahane çiğ vegan ürünlerin lezzetlerine de bakma ayrıcalığım oldu, bayıldım. Vegan olmadığım halde her gün elime geçirsem mutlu olurum yani. Vegan arkadaşlarınızı haberdar ederseniz eminim onları mutlu edersiniz. Not: sipariş alıyor, kendisine facebook sayfasından ya da daha çok paylaşımı olan İnstagram hesabından ulaşılabilir. Hatta öncelik filan gerekirse ben de torpil yapabilirim Ah bir de çiğ vegan yoğurtları var ki aman Allah! Ebru’nun face adresi: https://www.facebook.com/ebru.dundar.98 Çiğ Vegan nedir şu adresi tıklayarak bilgilenebilirsiniz, benim çok ilgimi çekiyor, belki gelecekte böyle bir beslenmeye adapte olacağız kim bilir? Tıklayınız Aloha dostlar, iyi bir hafta sonu olsun.

Drama merakımız, gizli acendamız
Blog , Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 28 Eylül 2017

93 yılında hemen her şey gibi Medya takibini de bırakmıştım. 24 yıl olmuş var canına. Yani aşağıda paylaştığım pasajın konusu bildik bir şey, bunu kryondan öğrenmiyoruz, yalnızca iyi toparlanmış bir söylem olarak hatırlatıcı olsun diye paylaşıyorum. Her geçen gün odaklanma/groklama refleksim artıyor, bunu son on yıldır adım adım takip ediyorum. Geldiğim noktada artık bırakın gündelik haber realite showlar vs programlarını gayet masum (korku/gerilim/savaş olmayan) film ve dizileri izlerken bile onları gerçekten yaşıyormuş gibi hissettiğime -bile bile- şaşırıyorum. Duygu portalları, bilinç portalları vs hepsi yem arayan avcılar gibi dönüp dolanıyor! Bu hep böyleydi, her zaman farkındaydım ama şimdi ayrılık illüzyonu tarafından korunan bireyliklerimiz çıplak kaldı! Nerdeyse çıplak kaldı. Bariyerler çok geçirgen. Hakkımızda hayırlısı olsun. * Drama – eğilimli medyaya çözüm basittir: Standart yayınları izlemeyin veya dinlemeyin! Bunun yerine, alternatifleri bulun ve seçici olun. Size tam zamanlı drama getirmede daha az önyargılı olan haberleri seçin. Elbette, olan bitenler ile temasta kalmaya ihtiyacınız var, ama günün dramasını zenginleştirmeye ve yükseltmeye ve daha da kötüleştirmeye adanmış olan – veya olmakta olan iyi şeyler hakkında hiç haber vermeyen – bir programı kabul etmek zorunda değilsiniz.   Bunu söylüyorum, çünkü yayın sadece bozuk değil, tehlikeli de, çünkü gezegenin görünüşünün yanlış izlenimlerini veriyor. Onlar eski enerjide yapışıp…

Mutantlar ve Evrilme çabaları
esinti , Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 05 Eylül 2017

Homo Neanderthalensis’e göre mutant kuzeni Homo Sapiens, bir çeşit sapkınlıktı. Beraberce barış içinde yaşadılarsa bile bu durum uzun sürmedi. Araştırmalar istisnasız olarak gösteriyor ki; bölgeye yeni bir mutant insan türü geldiğinde daha az evrimleşmiş akrabaları yok olmuştur.” -Profesör Charles Xavier Mutantlar ve evrilme çabaları hakkında: Bir çok başarısız görünen denemenin – bütüne bakabilseydik- başarıyı getirdiğini, bunların her birinin başarının bir unsuru olduğunu görebilirdik. İnsan olarak ömrümüz kısa olduğu için olayı gezegensel ya da evrensel olarak değerlendirme imkanımız olmuyor. Her nasıl bir deney türü olacaksak bile bu devasa bütüne başarılı hizmetin sebebi her birine özgür irade verilmiş olmasıdır! Özgür iradenin olmadığı yerde değişimden ve evrilmeden bahis edilemez zaten, isterseniz orayı cennet yapın ve ilan edin, ölüdür, yaşamıyordur evrim açısından. Esasında her bir özgür iradeli varlığın bir evren, bir deneme evreni olduğunu söylemekle pek de yanılmış olmayız. Paralel evrenleri (aslında paralel gerçeklikler demek gerekiyor belki)uzayda arayanların kulağı çınlasın. Her bir evren de kurduğu yapıyı/gerçekliği sever ona tapınır ve onun bozulmaması için tüm gücünü ölümüne ortaya koyar. Her bir paralel evrenin (özgür iradeli varlığın) istemediği bu değişimi, evrimi, gelişimi sağlayacak şey nedir öyleyse? Bunun bulabildiğim cevabı KAZA/Şans dır diyorum, ya da daha komplike haliyle KAOS. Düşünsel hayatımda bana kişisel olarak çağ atlatan da…

DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir.
Blog , YENİ DÜNYA / 31 Temmuz 2017

Enerjideki öngörülemeyen değişimlerin efendisi Uranüs, 15 Mayıs 2018 itibariyle Boğa Burcu’na geçiyor. 7 Kasım 2018 – 6 Mart 2019 arasında retro etkisi nedeniyle tekrar Koç Burcu’na rücu etse de, Temmuz 2025’e kadar Boğa Burcu’nda kalıyor. Biz kalıcılığın GÜVENLİ olduğunu düşünürüz… Oysa DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir. ”ÖNGÖRÜLEMEZLİK” her şeyi kontrol etmek ve kendi sınırlı algısı çerçevesinde sürdürmek isteyen insan zihni tarafından, tehlike gibi algılanır. Oysa, insanın kendi içinde, sahip olduğu yetenekler ve nitelikler hazinesinde de, şimdi öngöremediği nice güzellik vardır. BOĞA’ya giren URANÜS’ün bunları tetikleyip, ortaya dökmesi dileğiyle… Bu süreçte hangi konularda değişim yaşanabilir; Finans yönetimi için oluşturulmuş bakış açıları beklenmedik başarısızlıklara uğrayacağı için derinden sorgulanabilir ve yeni finans yönetim kuramları geliştirilebilir. Finansal risk, verimlilik gibi konularda, daha gelişkin kompüterize analiz araçları devreye girebilir. Verimli kaynaklara sahip bölgelerin kontrolü için askeri ya da finansal güç mücadeleri yaşanabilir. Daha önceki Uranüs Boğa sürecinde 2. Dünya Savaşı yaşanmıştı. Bu defa öyle yıkıcı ve uzun bir savaş olması gerekmez ama güç mücadeleleri yeni çağın yöntemleri ile yapılacaktır. Kapital birikimi ve finansal güç el değiştirebilir. Dünyayı kontrol eden ailelerin ve ülkelerin bazıları güç kaybedebilir ve yeni güç odakları oluşabilir. Dini ve sosyal değerler sorgulanabilir. Sistemi ayakta tutmak için kurumsal bir bakış açısı ile uygulanan ve…

Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör
Duyuru , YENİ DÜNYA / 28 Temmuz 2017

Ekonomik Büyüme Dinine inananlardan mısınız? Ya da bütünlüğünüzün yüzde kaçı bilinçli, yüzde kaçı bilinçsiz inanıyor bu dine? Gezegenin ekolojik dengesinin bozulup yaşanmaz hale gelme hızı ile, başka bir gezegen bulup 7 milyar insanı oraya taşıma teknik ve ekonomisinin sağlanması hızının birbirini karşılayabileceğini sanıyor musunuz? Bu soruyu acil ve işlevsel buluyor musunuz? Bu çerçevede ekonomik büyüme dinine inanç oranınızda bir fark oluştu mu? Oluştu ise bu fark gündelik uygulamalarınıza ne şekilde yansıyacak? * Not: tabi bu soruları kendime de sorup ciddi cevaplar alabilmeyi umuyorum * Gün gelir google ya da facebook benim yerime oy kullanabilir ne de olsa bizden daha çok şey hatırlıyo kendimiz hakkında! Gerçi onlar da hata yapabilir diye eklemiş Harari homodeus’ta 😳liberalizm, yaşambilimleri sistemi beni benden iyi tanıdığı gün çökecektir diye de eklemiş 🙃🙄😃

Bilişim/İletişim Çağı ve AlphaGO
Genel , YENİ DÜNYA / 16 Temmuz 2017

1980’lerde İnternet’in kullanımının yaygınlaşması ve nihayet 1995’te tamamen serbest bırakılmasından sonra endüstri sonrası terimi yerini enformasyon sözcüğüyle değiştirmiş[, kavram Türkçeye Bilişim Çağı ya da Bilgi Çağı olarak yerleşmiştir. Günümüzde “Bilişim Çağı” terimi, 1990’lardan bugüne kadar olan süre için kullanılmaktadır. Alberts, Papp ve Kemp’e göre Bilişim Çağı başlıca sekiz alandaki teknolojik gelişmeler üzerine kurulmuştur:   Gelişmiş yarı iletkenler. Gelişmiş bilgisayarlar. Fiber optik iletkenler. Hücresel (mobil) iletişim teknolojileri. Yapay uydu teknolojisi. Gelişmiş bilgisayar ağları. Gelişmiş insan-bilgisayar etkileşimi. Dijital (rakamsal) iletişim ve veri sıkıştırma. *Techworm’dan alıntı   Görünen o ki bu sekiz dalda uzmanlaşma en azından önümüzdeki 300 yıla damga vuracak. Diğer yandan, Gayrı resmi (çünkü resmi olarak halen Yakın Çağ devam ediyor görünüyor) Bilişim ve iletişim çağında, en büyük şikayetin bilgi ve iletişim eksikliği oluşu kafa karıştırıcı! * Homosapiens için çanlar çaldı mı? Skynet olası bir geleceğin habercisi miydi bir çok bilimkurgu gibi Lee Sedol ile gururlanmak konusu? Dünyanın en eski ve en zor strateji oyununda yapay zekaya 4-1 yenilen fakat bu kadar da sevilen Lee Sedol Güney Koreli ve sanırım 9 dan oyuncusu. Bakın hakkında neler söylenmiş: “9 dan seviyesindeki Go stratejileri hakkında fazla bir şey bilmiyorum ama spor hakkında oldukça bilgiliyim ve Lee Sedol’ün tüm seri boyunca gösterdiği soğukkanlılık ve asalet…