Hayatının hikayesi- olağanüstü bir öykü

Arrival, Hayatının hikayesi öyküsünden bu alıntının ikinci paragrafı büyük şeyler ifade ediyor. Ayrıca ben kişisel olarak deneyim ve ifade şekillerinin burdaki gibi ikiyle sınırlı olmadığını da söylüyorum. Burada heptapotların zaman kavramı olamayacağını da anlıyoruz aslında ama Ted belki okuyucunun anlaması için belki bunu yazdığı 97 yılında bunun tam olarak farkında olmadığından altını kalın kalın çizmedi.   İkinci dikkat, lineer olmak zorunda değil, birkaç şeyi birarada odaklanma alanına alabiliyorsun. Aslında burada yapmak fikrini de fiziki bir eylemden ziyade kuantum fiziğindeki Sanal Geçişlerle benzetiyorum ben, bunu bizler birinci dikkatte de yapıyoruz ama yaptığımızın farkında olmuyoruz. oysa heptapotlar sanal geçişleri farkında olarak ve milyonlarcasını bir anda yapabilince zaman kavramı kayboluyor, herşeyin nerden nereye gideceği tam olarak görülüyor ve bunu da ligatür denilen bir yöntemle tek bir işaretle gösterebiliyorlar. Aslında kitaptaki tüm öyküler inanılmaz etkili, hatta izninizle akıl almaz boyutta diyebilirim. Keşke yazmaya devam etseydi ve umarım tüm öyküleri film olur.  

Çok Boyutlu Olmak

İnsan Varlıklar daha büyük hakikate uyanıyor ve bu sadece mesajların içinde değil. Daha büyük hakikat çocuklar için ve onların çocuklarının çocukları için gezegendeki diğer uygarlıklar ile uyuşabilir bir barış dünyası vizyonudur. Bu, “Yaratıcı hakkında bizim inançlarımız farklı, ama sizin inançlarınızı da onurlandırıyoruz. Sisteminizde yaptığınız şeyi onurlandırıyoruz, çünkü bu tek kaynak ile bağlantılı” diyecek olan gelecekteki kültürler hakkında bir vizyondur. Gezegende birliğin yayılmasının zamanıdır. Birlik, “şeylerin bütününün farkındalığı, her şey arasındaki bağlantının birleşmesi” demenin başka bir yoludur. (3.cü farkındalık düzeyi)   Aslında, 23 çift kromozoma sahip olduğunuz görünüyor. Ama, bunları yalnızca 3B’de yapabildiğiniz noktaya kadar inceliyorsunuz. Bunları 3B kimya enstrumanlarınız ile lineer bir şekilde araştırıyorsunuz, çünkü şu anda tek sahip olduğunuz bu. Öyleyse 24 ncü çift nereye gitti? Ya onun hala orada olduğunu söyleseydim? 24 ncü çift kuantum çifttir. Hala 24 çifte sahipsiniz, ama 3B biyoloji sadece 23 çifti görüyor. 24 ncü çift ne ile ilgili? Bunun perspektifini kaybettiyseniz, herhangi bir anlam ifade etmeyecektir. 24 rakamı ile ilgili kadim Tibet’ten gelen nümeroloji nedir? Bu altıdır (6) ve eğer o sistemde altı rakamının anlamına bakarsanız, “en yüksek seviyede insan – armoni ve denge”dir. Bunu biliyor muydunuz? Çok boyutlu olan 24 ncü çiftin 200,000 yıl sonra uyanmaya başlaması ne tesadüf? Hiç Bir Şey…

Mini mini birler
esinti , Şiirimsiler , YENİ DÜNYA / 29 Mart 2018

Çürümüşse, bozuşsun, parçalansın dağılsın ve yeniden doğuşun o haşmetli ve bilinemez topağına karışsın sa * Doğuya bakan evinizde Güneş batmaya yakın Gölgeniz düşüp kırılabilir yere sa * Gökkuşağı yerine gül takının altından geçer insan olurum -sa * Biraz ateş biraz duman ortada insan. İmkan dahilinde olan. sa * Yıldız olmak kolay değil, örneğin dünyamız daha kaç merhale geçirecek bir yıldız olmak için kim bilir. Kendi adıma Sharon Stone’un gülüşünü, Jodie Foster’in kaçamak utangaç bakışını, Russell Crowe’un tüm yüzüne bedenine yayılmış şefkatini, Brad Pitt’in dünyayı tiye aldığını sandığın o gülümsemesini sonsuza kadar seyredebilirim.Yıldızların hem parlaklık dereceleri hem de kendilerine özgü bir tarzları var. Ortak olan ise göz kamaştırıcı olmaları. Güneş gözlüğüyle bakmak tavsiye edilir. 🙂 Kuzey-güney ay düğmü de epeyce etkin. Örneğin benim haritada iki tane tanrının parmağı denen şey var. Her insanın doğduğu an bir ruh, ben buna inanıyorum, özel ve biricik olması bu sebeple. Geçen annemdeyim bi şey söyledim annem inanmadı, hani bakayım göster bakalım dedi. Ben de ona dedim ki gülerek “sen benim -annem yahu!- hayatımda hiç yalan söylediğimi gördün mü?” velev ki beyaz olsun pamuk şekeri olsun fark etmez. Görmedim dedi tabi doğal olarak. Sebebi çok ahlaklı olmamdan gelmiyor ki, kuzeyi yay olanlara yalan yasaklanmıştır. Herkes söyleyebilir…

Tıpkı sizin gibiyiz
YENİ DÜNYA / 21 Mart 2018

KRYON DAHA GEÇENLERDE 24. ÇİFT KROMOZOMUMUZUN BİR YERE GİTMEDİĞİNİ HALA YERİNDE OLDUĞUNU FAKAT KUANTUM ÖZELLİĞİNDEN DOLAYI ONU LİNEER YÖNTEMLE GÖREMEDİĞİMİZİ SÖYLEMİŞTİ. Down sendromlu çocuklarımızın +1 durumu ile ilgili mi bu söylem diye merak ettim sabah sabah.Belki bu çocukların kuantum özelliklerinin yarısı görünür hale gelmiştir. Onları anlayabilmek gerçekten önemli.Ve toplumsal bir görev, devlet politikalarına alınması gereken bir durum. Aloha Şu an itibariyle bilimsel açıklama şöyle: Sıklıkla karşılaştığımız, duyduğumuz down sendromu rahatsızlığı; kalıtımsal bir özellik taşımayan, hamilelik döneminde tesadüfen gelişen bir hastalıktır. Bebeğin vücut hücrelerinde artı bir kromozom fazladan bulunması dolayısıyla oluşan genetik bir durumdur. Şöyle ki; insan bedenini oluşturan hücrelerin her biri, vücudun bakımı ve gelişimi için gerekli maddelerin üretildiği yapılardır. Hücrelerin hepsinde genlerin saklandığı çekirdekler bulunmaktadır. Bu genler ise çubuk şeklinde yapılar olan kromozomlar ile sınıflandırılmaktadırlar. Bir bebekte anne ve babadan gelen her bir hücre çekirdeğinde bu kromozomlardan 23 tane bulunmaktadır. Yani her sağlıklı bebekte 23 tane anneden ve 23 tane de babadan gelerek toplamda 46 kromozom tane olur. Down sendromlularda ise 21. kromozom +1 fazladır, yani 21. Kromozomdan 2 tane vardır, down sendromlular 47 kromozomlu hücrelere sahiptir. Yani bu +1 kromozom gelmesi sonucunda down sendromu ortaya çıkmaktadır.

Öğrencinin Duası

Yarın hem annemin doğum günü hem de dünya Kadınlar  günü, onları şimdiden kutluyor ve Umberto’nun şiirini hediye ediyorum. Öğrencinin duası şiir- Umberto Maturana (Bir biyoloğun oğluymuş) Ruhsal bakımdan sağır bir kültürde, ruhsal bakımdan (SQ) zeki olmak kolay değil * Önce şu videoyu izlemek isteyebilirsiniz, tıklayınız

İngilizce Eğitim ve neden şaşkınlık?
esinti , YENİ DÜNYA / 18 Şubat 2018

Şöyle bir video dolaşıyor: Tıklayınız Şimdi olan Osmanlının son üç yüz yılında olmuşken, Türkçeye ingilizce kelimeler girip onun bozulduğuna dair ağıtları çok çok çok gecikmiş bir uyarı olarak bulsam da herkes elinden gelen içinden geleni yapsın tabi. Değil mi ki İngiliz ingilizcesi sadece 25 senede tamamen farklı bir lisana döndü, üstelik Amerikalılara da feci halde seksi geliyor. Oluyor yani böyle şeyler. Önemli olan Sanal alemin ortak lisanını kaybetmiş oluşumuz. Daha da açıkçası bunun farkında dahi olmayışımız, Ayrıca halkımız ve onların seyrettiği TV programları 500 kelimeyle konuştuğu için ve bu plazalardaki arkadaşların çoğu yut dışında okumuş, yurtta okuyanlar da zaten 20 senedir tüm dersleri ingilizce veren üniversitelerimizde (ki üniversitelerimizin tamamına yakını) okuyup, kitap okuma fırsatları da olmayınca (hep öyle deniyor ah maalesef hiç vaktim yok küçükken okurdum. yani en son pamuk prenses ve yedi cücelerde kalmış olanları da azımsanamaz herhalde) halkın 500 kelimelik Türkçesinden daha iyi durumda değillerki! Yani zevkü sefadan kullanmıyorlar o ingilizce kelimeleri, çaresizler bir anlamda. Devlet politikasını gözden geçirin, yaptığınız yanlışlardan dönün cancağızlarım (haddim olmayarak) . Ben bu videoyu konusundan dolayı değil Gülse Birsel’in burada bazı pozlarının nasıl o çok sevdiğim Cate (efsane elf) andırdığını hissetmem oldu. Çok az kişiye görünüşünden dolayı böyle hisler duymuşumdur, Cate bunların en…

Ursula Le Guin ile büyümek -2

İlk bölüm için tıklayınız Hepimizin zihinlerinde ormanlar var. Keşfedilmemiş uçsuz bucaksız ormanlar. Her birimiz her gece bu ormanlarda kayboluyoruz. Ursula Le Guin’in en güzel yanı okuyucuyu hep şaşırtması. Bitmeyen bir umutla yapar bunu. Kimi zaman “Karanlığın Sol Eli”ndeki çift cinsiyetli bir toplumla şaşkına çevirir, kimi zaman yer ve deniz öykülerindeki kahramanlarıyla doğumu, ölümü, yıkımı ve büyümeyi anlatır. Her hikâyesi başka kapılara açılır yani, her kapı başka bir gerçeğin yansımasıdır. Le Guin de buna benzer bir amaçla yola çıkar zaten. Kurduğu fantastik dünyalarda yeryüzünün her türden canlı cansız varlığının, toplumunun ve sisteminin bir karşılığı vardır. Soyluluğa tutkun birine sert bir tokat atar, uzaktan ve el değmeden. Sonra, şaşırtıcı olduğu kadar sarsıcılığını da fark ettirir. Toplumlar yaratır ve sistemler ve türler. Bunu yaparken alternatif bir yaşama sığınmaz, gerçeklerden kaçmaz, yaşanabilir alternatif yaşam biçimlerinin olduğunu bize hatırlatır. Karakterleri renklidir, kırmızı, kimi zaman siyah. Yaratıcıdır ve ilham verici. Zihne ve insana yönelik anlatılar, antropoloji, mitolojiler, Taoizm, masallar ve efsanelerden yararlanır Le Guin. Dostoyevski’den Jung’tan esinlenir. Anarşizmle beslenir, otoriter devlete başkaldırır. Cinsel kimlik ve özgürlükten bahseder, baskıları reddedişi hemen her kitabında hissedilir, doğayla bütünleşik hayatlara uzanır. Şimdi sizlerle paylaşacağım kitap Le Guin dünyasının ilk anahtarı. Karmaşık labirentlere dalmadan önce almanız gereken ilk hap niteliğinde. Ursula…

Ha şimdi ne oldi?!
esinti , YENİ DÜNYA / 06 Şubat 2018

2018 yılına varabileceğimi bir gün olsun bile düşünmemiştim. Sonsuzca uzaklıkta görünüyordu hatta düşüncemde bile henüz varolmamıştı. Ben 15 yaşındayken yirmisini geçmiş olanların (her ne kadar yüzlerine söylemesem de) işinin bitmiş olduğunu düşünürdüm. Ciddiye alınmaya değmezlerdi! O ve öncesi yıllarda (15 altı) kendimi bütünüyle dünyanın geçirdiği evreleri anlamaya adamıştım.Tek önemli şey buymuş gibiydi. Ha şimdi ne oldi?! 2018 oldu! Buna inanmak da alışmak da zor. Ne oldum değil ne olacağım diyeceksin. Benim çocukluk evrem çok uzun sürdü. Sebebini bilmiyorum. Şöyle bir olay olmuştu (sanırım bunu bir kaç yerde söyledim ve yazdım umarım kimseleri sıkmamışımdır, en azından kendimi sıktığımı itiraf edeyim): 28 yaşındaydım, (çalışmaya başlayalı 9 yıl, evleneli 8 yıl,üniversite biteli ve annelik 7 yıl olmuş) ;İstanbul’dan iş seyahatinden dönüyordum. O zamanlar hava alanlarında ciddiye alınacak kitapçılar bulunurdu. Ben de Adana’da henüz bulamadığım bi şeyler var mı diye alana erken gider ve kitapçıda hayli vakit geçirir, taşıyabileceğim kadar kitap alırdım (önceliklerim için para mühim değildi).Ogün de öyle yaptım. Ağır ve büyük bir torbayla bekleme salonuna doğru giderken ki içim her zamanki gibi pır pır, hem beklerken ve uçakta, hem eve varınca tüm aldıklarımı defalarca elden geçireceğim sevip okşayacağım, hangisinden başlayacağıma karar vereceğim. Tam koltuğa bir adım kala birden bire aklıma beni dehşete…

Büyümek ve Ursula K.L.Guin -1

Bütün hayatımızı,aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz. Diyor Yerdeniz Büyücüsünde Ursula K.L.Guin Okurlarından Yerdeniz Büyücüsü için yorum yazıları okumak isterseniz tıklayınız. Bazıları bu sözün özgür iradeyi yok saydığını düşünebilir. Benim içinse Özgür irade hangi seçimi yapacağında serbestlik tanır. Yaptığımız seçimlerin o an için yapabileceğimizin zaten en iyisi olduğunu anlamak ise olgunluk çağıdır. Seçimlerinden Pişmanlık duymak ise anlamsızdır çünkü eğer girdiğin yol hoşuna gitmiyorsa en yakın sapaktan başka bir yola çıkarsın. Seçim her zaman elindedir ve lütfen bana “ama zammaaaaaannnn?” demeyin lütfen. zaman sensin ve bunu yas tutmakla mı yoksa yeni seçimler yapmakla mı geçireceksin buna karar ver. * Aslında üçleme olan ama zaman içerisinde altı kitap haline gelmiş Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz serisi de ayrı bir olaydır. Okuyanlar bilir ve sanki diğer kitaplarından da hafifçe farklı bir tınısı ya da kokusu vardır, ya da bana öyle gelmişti.Yeniden okumayı düşünüyorum. Asıl üçlemenin isimleri: Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları – En Uzak Sahil Kitaplar hakkında bir okurundan kısaca bilgilenmek mümkün (Tıklayınız), okuyacaklar için heveslendirici okumuş olanlar için hatırlatıcı ve belki nostaljik olacaktır. “Sihir, zevk için veya övülmek için oynadığımız bir oyun değildir. Şunu düşün: Bizim Sanatımızdaki her söz, her hareket ya hayır için ya da şer için yapılır….