Ben…
Şiirimsiler / 30 Haziran 2017

Duyguların galerisi O loş derin mağara Belirsiz bir uğultu gibi Derinlerden Yalnızlık. Vahşi duvarlarında Şakırdıyor tülden etekleri İnce keskin bir Merhamet Damlıyor kanamış yanağından. Kekremsi tadı dilimin Ucunda Yalnızlık Sonra birden siyah Dumanlar sisler şeklinde Dağılıyorlar üstlerine Duvarların tepelerine. Korkutmayan, hüzünlü Uğultu, kulaklarımdan taşan Ve iyice diplerinde Mağaranın. Yalnızlık galerisi. Çelik gibi soğuk İnce ince inceltilmiş İç içe karışıyoruz Uğultu, ilkel duvarlar Esen yalnızlık Ve ben. Portakal rengi Bir güneş düştü ortaya Aniden Duvarlar parladı Sıcaklık dölledi boşluğu Kucaklaştık: çıngıraklı kahkahası uğultunun minik ışık paketleri patlıyor ışığa dönüşmüş eski duvarlarda Sonra yaldızlı beyaz küre Sabun köpüğünün  saydam Yumuşak baloncuğu Ağırlıksız uçuşuyor Aramızda. Minik kahkahalar atıyoruz Onu seyrederken sevinç Patlamaları, mucize! Bu mucize. Üzerimizde beyaz Masum keten elbiseler Kuşaklarımız arkamızda Uçuşuyor. Kaynayan yıldızlar Fışkırıyor etimizden Derimiz tarifsizce ışıldıyor O dalgalar gökkuşağı her biri Hem yakında hem uzakta Sayılara sığmayacak kadar Raksediyorlar başımızda Zerrelerimiz karışmış Bir girdap gibi Dönüyoruz. Sevinç maytapları Kaplamış her yeri Göğü boyamış, sulara saçılmış Burun deliklerimizden İçeri doluşuyorlar yutuyoruz Yutuyoruz onları. Sütten daha duru demetler İçimizde dışımızda İpek kordonlarla sarmışlar Arşa saçılmış mutluluğum Ben. sa 28.01.04

Ohhh dünya varmış!
esinti , Şiirimsiler / 13 Mayıs 2017

Hafif bir yağmur altında ormanda yürümek gibiyiz Yolun sonu görünmüyor, sanki sonsuzca yürüyecekmişiz gibi yol hep aynı ufuk görüntüsünde… Derken yağmur hızlanıyorrrr… Birden ayıyorsunuz, bi şeyler değişti değişecek galiba… Aman Allahım. evet evet evet koşmaya başlıyoruz, yağmur şiddetini arttırdı. Ufuk aynı ufuk sadece bulanık biraz Aniden durdu yağmur. Güneş de çıkardı başını ulu bir ağacın göz çukurundan… Ohhh dünya varmış! Demek ki bi şey değişmiyor… Ufuk aynı ufuk! my god! galaksiler aşkına biri bir şey yapsın yağmur bile durdu asa – 13.05.2017/Beylerbeyi Müziği dinlerken okunması önerilir

Görünmezlik
Şiirimsiler , YENİ DÜNYA / 05 Mart 2016

Sana bugün bazı sırlar versem hayır hayır bunlar sır değil sana bugün bazı sorular yöneltsem Hayır hayır cevap sorunun içinde Sadece mırıldanmaya karar verdim duyurabilme ümidiyle kendime Gözlerin olmadan ışığı kulakların olmadan sesleri ne diyorum ben? Yargıları kırmaktan söz ediyor olmalısın ayrılar gayrılar denizinde yüzüyorum ben parçaları bitiştir bakalım ne göreceksin Çok geçmeden bulmacayı çözeceksin Dilek kağıtlarına benzettin bunu Tavşanların çektiği hani Hem niye tavşan? O büyük görünmez dünyanın görünmez pirinç çivilerini bilen tavşanlar! Enerjinin binbir halini ki onlar ölçülemez, tartılamaz tarifsiz dönen kütleleri gören geleceğin habercileri Romatizma gibi çektiğim manyetizmadan ne haber? Peki ya deli esen rüzgarlar Ya onun sevdiceği çanlar bırak geçip gideyim desem nereye dersin yer-çekimsiz bi yere ne dersin Bana öyle şeyler hatırlattın ki şimdi hayallerimin içinde yeşerip büyümekte olan, geçidi gizemli bir su altı mağarasından Her varışımda özlemle bekleyen o güzel hayvanlar, yaratımın ruhları, nasıl da sevişiriz Neden beni sevdikleri bile belli değil! hahahahahaha hele … neyse neyse sa – Beylerbeyi 05.03.2016          

Kır sessizlik tılsımını
esinti , Şiirimsiler / 13 Ağustos 2014

brave your heart renounce your fears locked away inside all these years remain in light renounce your fears for you have been mesmerized break this spell of silence * cesur ol korkularından kurtul iceride kilitli kaldın bunca yıl ışıkta kal korkularından kurtul çünkü sen büyülenmistin kır sessizlik tılsımını Mesmerism – Dead Can Dance Çeviri A. Sakar

Tek bir yıldız altında
esinti , Şiirimsiler / 19 Ağustos 2013

tek bir yıldız altında(wislawa szymborska )rastlantıdan, onu gereklilik olarak adlandırdığım için özür dilerimeğer yanılıyorsam, gereklilikten de özür dilerimmutluluk onu sanki benimmiş gibi aldığım için kızmasın banaölüler anılarımda yanıp söndükleri için ne olur darılmasınlarzamandan, dünyanın bir saniye içinde gözden kaçırılan çokluğu adına özür dilerimeski aşkımdan yenisini ilk sandığım için özür dilerimuzak savaşlar, evime çiçek getirdiğim için bağışlayın beni.kanayan yaralar, parmağıma iğne battı, bağışlayınuçurumdan bağıranlar, menueti çaldığım plak için özür dilerimistasyondakiler, sabah beşteki uykum için özür dilerimkışkırtılan umut, bazen gülüyorum affet.çöller, bir kaşık suyla koşmuyorum diye affedin benive sen atmaca, hani yıllarca aynıhep aynı kafes içinde, devinimsiz aynı noktaya bakandoldurulmuş olsan bile hoşgör beni.kesilmiş ağaçtan masanın dört ayağı adına özür dilerimbüyük sorulardan, küçük yanıtlar için özür dilerimgerçek, bana pek önem vermeağırbaşlılık, göster bana yüce ruhunuvarlığın gizi, dayan eteğinin kuyruğundan ipleri yoluşumaruhum, beni suçlama, sana ara sıra sahip olabildiğim içinher şeyden, her yerde olamadığım için özür dilerimherkesten, herkes olamadığım için özür dilerimbiliyorum aklamaz hiç bir şey beni yaşadığım sürececünkü, kendim, yine kendim engelim.dilim, bana kızma acı sözleri ödünç alıyorumve sonra onları daha yumuşak göstermek için çabalıyorum diye * Resim, benin pazar oyunu: Ayten Demet

Kuşlu Kadın ve Yeni gün
esinti , Şiirimsiler / 20 Nisan 2013

İlk yağlı boya deneyişim: Kuşlu kadın… Belki daha bitmemiştir, atraksiyonları öğrendikçe tamamlarım artık * YENİ GÜNe Gündüz köpekler uyurken muhabbette kuşlar Çeşit çeşit dillerde pek bi konuşkanlar Horozlar köpeklerin gündüz temsilcisi Bir sağ komşudan bir sol çaprazdan Bazıları yetişkin, iyi hatip bunların Bir kısmı ergenlik yaşında daha Bazıları da akortsuz erişkinler olmuşlar. Gecelerin hilafsız hakimleri köpekler Başlayınca hav havlara, yıldızlı gökyüzünden Atılır şöyle geniş bir ağ aşağılara Kimisi ağaçlara takılır kimisi bacalara Belli belirsiz bir ışıma, alaca karanlıktan daha bi kara Gecenin seslerini örter hafif titrek, biraz kederli Toprak da boş durmaz o da hareketlenir, Buğulu bir kabarma ile kokusunu salar Yukarı yukarı uzanır, sanırsın parmaklarının ucunda Yaşlanmış bir balerin, formu yerindedir hala Aşağı ve yukarı böylece aşkla buluşup öpüşürler Yıldızların gölgesinde, köpekler şahittir Bir de sarhoşlar belki Gün doğmadan kuşlar da uyanır Dahil olur koroya, çiçekler fışkırtarak kendilerini Ve böcekler de temizliğin son aşamasında Heyecanla hevesle koştururlar, ağaçlar hep sakin ve olgun Katışırlar birbirlerine, yeni güne yeni güne hadi yeni güne Kokuludur rüzgarın fısıltısı, duyulmayan davullar eşliğinde Hep bir ağızdan bağrışırlar, Heeeeyyyy… Yeni güneee. sa- Fethiye 03.04.09

İçe Kapanış
Şiirimsiler / 08 Ocak 2013

Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık; Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam, Siyah örtülere sardı şehri karanlık; Kimine huzur iner gökten kimine gam. Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin, Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte; Toplasın acı meyvesini nedametin Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle. Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler Eski zaman esvaplarıyle eğilmişler; Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan. Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi. CHARLES BAUDELAİRE

Bir tapınaktır doğa
Rüya/Psikoloji , Şiirimsiler / 04 Ocak 2013

Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman Sembol ormanları içinden geçer insan Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi Bir derin, bir karanlık birlik içinde Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi Renkler, sesler, kokular karışır birbirine Kokular vardır çocuk tenlerinden taze Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül İnsana sonsuz şeylerin tadını veren Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular Duyuları, düşünceyi alıp götüren Charles Baudelaire

İnsan ve Deniz
Şiirimsiler / 02 Ocak 2013

Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman; Deniz aynandır senin, kendini seyredersin Bakarken, akıp giden dalgaların ardından. Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin. Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan; Gözlerinden, kollarından öpersin; ve kalbin Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman, O azgın, o vahşi haykırışında denizin. Kendi âleminizdesinizdir ikiniz de. Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin; Sırlarınız daima, daima içinizde; Ey deniz, nerde senin o iç hazinelerin? Ama işte gene de binlerce yıldan beri Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder; Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi, Ey hırslarına gem vurulamayan kardeşler! Charles BAUDELAIRE Çeviri: Orhan Veli KANIK Resim. Sa