Sihirli sözcük; EYLEM

“Eylem de sihirli bir sözcük! Kendi celladını doğurduğu, besleyip büyüttüğü ve bundan hiç vazgeçmediği için sihirli bence. Biz insanlar bilmek isteriz. Eylem bize bilgi sunar. Bilgi yerleştiği yerde kök salar, insan vasıtasıyla insandan insana kol atar, zamanı yaratır, adeta o sevilmeyen ayrık otu gibi heryeri kaplar, öyle ki kendi yaratıcısı eyleme yer bırakmamaya başlar. Biz her şeyi bildiğimizi sanırken ölmeye başlarız. Tıpıkı nefes gibi! Oksijensiz ölürüz fakat zaten oksijen de bizi yavaş yavaş yakarak öldürür.” YENİ’den Doğanlara – Dağ Bağlantısı Hanife Altuntas sık kullandığımız, ezber ezber konuştuğumuz kelimelerin anlamları üzerine yazılmış, düşünülmüş her şey artık fazlasıyla dikkatimi çekiyor. anlama gerektiği kadar dalınıp bi bakış atıldığında, algımında farklılaştığını hissediyorum.ve çok önemli buluyorum bunu. bu alıntıyı belki de bu nedenle burada paylaşma isteği duymuş olabilirim:) Sibel Atasoy Evet, zamanın da etkisi arttı ve bu söylediklerinii deneyimleyebilmek için önceden gerçekten canımızı dişimize takarak yaptığımız disiplinli çalışmalar, evren nezdindeki niyetimizi sarsılmaz kıldı. Allaha şükürler olsun ki bu günleri görebildik. Hanife Altuntas evet, evet, evet:)

YENİ’den Doğanlara yorumlar

Yenicik  kitabımıza -ki kendisi henüz 10 günlük bir bebeciktir- kitap dostlarından yorumlar gelmeye başladı. YENİ’den Doğanlara okuyucu yorumları: Oldukça içten bir yaban senfoni bu. Duymayanlar duyanlara anlatacak gibi görünüyor. Kendini gerçekleştiren insanlık yolunda yel de sabit fırtına da. Anlamda anı yaşatanlara yeniden doğmak da bir, binlerle ölmek de. Kutluyorum Ömer Serdar ** Minik kitabımızı çok sevdim.facebookda da yazdım. bana Küçük Prensi okuduğum zaman gelen duygu geldi yine..O duygu neydi diyorum kendime.. çok önemli birşeylerin en sade en anlaşılabilir belki de “işte hepsi bu” dedirten bir biçimde ifade edilmesi.. Picassonun çocuk sadeliğinde yaptığı resimler vardır ya, aslında herşeyi anlatır orada, bakarsın ve baktığın anda anlarsın, çünkü sende de bilgisi vardır bunun ama içinde öyle karmaşık dururlar ki, birtürlü netleştiremezsin, sonra biri gelir, sana birkaç resim yapar önüne koyar, onlara bakarken birden ayma hali olur ve “işte bu” dersin, ben de “işte öyle birşey diyorum”ve sınırlar ötesi buluşmalar hissediyorum sevgilerimle hulya Mayıs 7th, 2012 at 12:32 edit ** Kitabı okudum ben.. Bir çırpıda, dün öğlende elime ulaştı, gece yatmadan bitirdim.Sibel’i okumakta avantajlıyım ben,kitapta önceden bildiğim hikayede var , büyük ölçüde tüm hikayelerin altta yatan felsefesini de biliyorum.Bu aynı zamanda kitaba dışardan bakmamı zorlaştırıyor. Ama o kadar akıcı ve esprili ki bir solukta…

YENİ’den Doğanlara Nasıl Ulaşabilirim?

YENİ’den Doğanlara, tüm internet kitapçılarında daha ucuz ve hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün. Eğer internetten alışveriş yapmaya alışkın değilseniz; D&R, Artı Yayın, İstanbul Dağıtım, Alfa Yayınları, Kitapyurdu, Dost, Alkım Kitabevi, Remiz vb gibi büyük kitapçılara sormanız, eğer yoksa sipariş etmeniz gerekiyor. Keyifli okumalar dilerim. Not: Eğer yine de ulaşamadıysanız, sitenin üst sağdaki “iletişim” butonundan bize ulaşın, bi çaresine bakarız.

YENİ’den Doğanlara -Kitap

İnsan evrelerini, yaşamlarından kesitler, fantastik ve bilimsel olgularla bütünleyerek sunan gerilim romanlarının yazarı Sibel Atasoy, bu kez Dünyanın 2000 yılından bu yana hızlanan bilinç yolculuğunda, algılarımıza şok geçişler yaptıran rastgele 12 istasyonun öyküsünü anlatıyor. İnsanların aşkla, endişeyle, geçiş sancılarıyla, fantezileri ve belki bozamadıkları sözleşmelerle, öyle ya da böyle uğradıkları ara istasyonlarda, bilincin; her birimiz vasıtasıyla damıttığı öz’ün, bazen hüzünlü bazen eğlenceli ama çokça gerilimli hikâyesi, Yeni’den Doğanlara kitabında okuyucusuyla buluşuyor. Nisan 2012

Venüs’ün B-ağlantısı!

Venüs Bağlantı’sını internete bağışladığımı biliyor muydunuz? http://www.sonsuz.us/node/444 Hoş kimin malını kime bağışlıyorum ki 🙂 bi ummandan gelmişti bi ummana gitti! Beni köle edip çalıştırdı velakin dip köşe özetlemelerimden oldu. Yani hesap tamam, alacak verecek yok Bu kurgunun miziği bana Piazzolla’yı hatırlatır: iğrenç biçimde içe dokunucu! : http://www.youtube.com/watch?v=_tMgVMxG95A Not: Bu arada Sonsuz’da 444!!!

Bir Kadını Öldürmek (namı diğer BKÖ)

Sevgili Sibel Hanım, Güzel bir sabah dileği ile, Öncelikle sizi “Bir kadını öldürmek” kitabınızı okuyunca tanıdım.. kitap beni şok etti. O dönemdeki düşüncelerimle çok çakıştı. Sonrasında  sitenize ulaştım, yazılarınızı okuyorum, karşılıklı sohbet etmek kadar olmasa da bana çok keyif veriyor. Kitabınızı da 2006-2007 arası bir zamanda okumuştum, tekrar elime aldım ve gözden geçirdim, çok da iyi oldu, unuttuğum bazı bölümlerin yaşamdaki karşılığı da zaten 2007-2012 arası olmuş çok iştahlı bir tekrar oldu.. Öncelikle, kurgusu çok iyi. en sonda özetini çıkardığınız felsefi düşüncelerinizi, romanın tamamına çok güzel dağıtmışsınız. Ama en çarpıcı olan OYUN teoriniz! ve onu yorumlama biçiminiz..Anlattıklarınızın bir kısmına okuduğum başka kitaplarda rastlamıştım  nedense şu anda aklıma “gönülsüz bir mesihin serüvenleri” geldi. O da beni çok etkilemişti. Şimdi Mesnevi yi okuyorum, oradaki hikayelerin içindeki mesajlar da sizinkilerle çakışıyor ve müthiş. Ben genelde sahada oynamayı, tribünde oturmaya tercih edenlerdenim. Bu yüzden de, sık sık yara bere içinde kalırım.. OYUNA çok kapıldığımda, mesafeyi kaybediyorum, ama oyunun hakkını vermek için de bu gerekli gibi geliyor bana.. gerçi son zamanlarda oyunun ortasında fark ediyorum ve kaptırmamaya başlıyorum, ama bu sefer de oyun içinde oynuyormuşum gibi bir his duyuyorum. Bu arada rüya sohbetlerinin yapıldığı yere gelmem fiziksel olarak mümkün değil ama paylaşmak ta istiyorum.. Bir…

Sırıtkan Kırmızı Ay

ND: Sırıtkan Kırmızı Ay kitabınızı bir solukta okudum…kendimden ne çok şey bulduğumu ve kitabı ne çok sevdiğimi size nasıl anlatabilirim bilmiyorum…Ben kitaplarınızdan daha yeni haberdar oldum ve aslına bakarsanız çok da kolay buldum diyemem(ikinci el kitap satan sahaflarda bulabildim kitaplarınızı)ama çok mutluyum böylesine içime dokunan bir yazarı keşfimden dolayı…söyleyeceğim şu..siz roman yazmaya devam etmelisiniz…ve kitaplarınız daha fazla insan tarafından okunmalı…bunun için kitap sitelerine mesaj atıp kitaplarınızın yeniden basılması için talepte bulundum ve devam edeceğim…arkadaşlar sizden de aynı duyarlılığı bekliyorum…sevgiyle,farkındalıkla kalın;) Sibel Atasoy Beğenen çok olmuştu fakat sizin kadar duyarlı davranan bi elin parmağını geçmedi 11yıldır. Teşekkür ve sevgilerimle Bu kitap iki kez ve toplamda 5000adet basıldı (iki ayrı yayımevinden), fakat ben inanıyorum ki en az 25000 kişi okudu; çünkü gençlere ve zamana çokuygundu ve hiç bi zaman kitapçılarda bulunamadı(diğer kitaplarım gibi yayımlandıktan 15gün içinde kitapçılarda bitti). Belki de bu ve benzeri sebeplerle her bi kitap en az beş kişi tarafıından okundu 🙂 bu da bana gelen yorumlardan çıkarsadığım bi sonuç:) Berrin Yılmaz zorlu bir sürecin ardından ben de bulmuştum kitapları… özellikle sırıtkan kırmızı ay benim için de çok özel bir kitaptı. umarım yeniden basılır ve daha çok kişi okur. Sibel Atasoy walla her şeyi zaman ve kişilerin ihtiyaçları belirliyor. Bi…

Kitaplarıma Okuyucu Yorumları

Bu bir güncelleme. Çünkü onları en son 2008 yılında bırakmışız. Aslında telefon mesajları, eski mail adreslerime gelenler ve tabi muhtelif internet sitelerine bırakılan yorumlar, onların çoğunu kaydetmek mümkün  olamadı. Çünkü 2002 den 2005 yılına kadar gerek Ölümsüz Öyküler Kulübü için fantastikk ve gerilim döken genç yazarların binlerce sayfa taslaklarını okumaktan gerekse Yedi Numara Dizisinden başka bi şeye yetişemiyordum. Sonrasında da işin ucunu bırakmış olmalıyım 🙂 Sırıtkan Kırmızı Ay okurlarından gelen ilk yazılı yorumlar… Kitabı bitirdim. Beni çok sarstı. Artık uyuyabilirim. İyi ki varsın. Seni çok seviyorum. Yasemin 4.05.2002  04.16 Zamanla oynanan fantazmalara bayılırım.  İnsana yaşama sevinci veriyorsun. Gerçekten aşk dolusun 15.06.2002 02.25 Öykünü bitirdim, film yapmak isterdim. Sahneler, ışıklar, dekorlar, kast… Her şey canlanıyor kafamda. Harikasın… Bu öykü sahibini bulur, rafta kalmaz, sevgiler Sezen. Halis 16.06.2002 14.52 Kitabı şimdi bitirdim, gerçek bir yazara işaret ettiğimden ötürü kendime gurur payı çıkarıyorum. Seni seviyorum canım. 30.06.2002 15.50 Bana müşkülpesent diyen dilber, beğenilecek bi şey olunca  beğenmiyoz mu? 16.00 Şu anda inan çok heyecanlıyım, lütfen yazmayı bırakma sevgili meslektaşım 15.54 İnan, inan ki kimse seni benim gibi beğenmedi… 16.03 Oya Yüce Sevgili Arkadaşlar, Nedir bu “SIRITKAN KIRMIZI AY” diyeceksiniz, bu bir roman adı. Çok sevdiğim arkadaşım Sibel Atasoy yazdı bu romanı. Bir yıl…