Kol Boyu Almak

Siz, biz, hepimiz “kol boyu” terimini okul yıllarından hatırlarız ama eminim hiçbiriniz  Sibel Atasoy kadar bu konuyu rahat, güzel ve anlaşılır bir anlatımla anlatmamış ve hele hele hiç böyle bağlantı kurulduğunu duymamışsınızdır. ———————————- “Peki o söylediğin “kol boyu” neydi teyzeciğim?” “Sizin okullarda jimnastik dersi yok muydu? Nasıl sokuyordu hocalarnız sizi hizaya?” “Evet, kol boyu alırdık doğru da, ben ilişkiyi anlayamadım.” “Anlarsın anlarsın. Şimdi anlayacaksın. Düşün bakalım, ne işe yarar kol boyu?” “Hımm… Belirli bir mesafe aralığı bırakmaya yarar sanırım” doğru mu gibisine önce dayısına sonra kadına baktı. “Hah! Bak nasıl bildin işte … Yanındakine o mesafeden fazla yaklaşamazsın ama uzaklaşamazsın da, değil mi?” Arada hocanız bunu tekrarlatır, uzaklaşan varsa ya da yakınlaşan yeniden aynı mesafeyi tutturur. İşte, aşık ama engelli bir adam yakaladı mı kadınlar, onu daima kol boyunda tutarlar. Ondan akan beğeniyi, takdiri ve seninki gibi aşık şehla bakışları hep alacak kadar yakın fakat ancak parmağının ucunu dokunacak kadar uzak. Kadın evleneceği erkeği bulduktan sonra bile kol boyundakileri saklamaya devam eder, bir ömür sürse bile. Artık adamların mecali ne kadarsa! Onlar kadının görevlerini eksiksiz yapabilmelerinin enerji kaynağıdır. Kol boyunda hiç adamı olmayan kadın, tez çöker.” “Yani Meltem’in bana ihtiyacı var?” “Hah şunu bileydin” kıkır kıkır beş yaşında bir çocuk…

“İnformatif” bir kitap

285 Sayfa “SIR mıSIR” ya da “Sır Mısır” sıkıştırılmış zamanlarda okumama rağmen, kısa süre içinde bitti. Tatil döneminde okunası lezzette ve başarılı “informativ” bir kitap. Zemin, Kenan’a yarenlik edecek çocuk … Daha ilkokul çağında, tabiriyle “bacak kadar çocuk” ama dilinden akan ifadelere bakın … “Neymiş seni okuldan soğutan başka şeyler?” Aklımdan taciz, dayak filan gibi şeyler geçiyordu ne yalan söyleyeyim. Sahipsiz, fakir çocuklar ne de olsa. “Immm … Nasıl söylesem bilmiyorum ki …Immm …” “Yeter ımmmladın ama.” Korkmaya başlamıştım. “Bunu söylemesi zor. Hani bir şey hissedersin, ama birine anlatmak için davrandığında rüya gibi kaybolur ya elinden. işte öyle. Abi, ben okulda öğrettikleri şeylerin bana zarar verdiğini sanıyorum. Dur kızma hemen. Yani belki iyi niyetle yapıyorlardır, ama insanın düşlemesini öldürüyor bunlar. Hani ne diyorlar; fast food muydu, yani hazırlop acele şeyler. Herkese aynı şey. Bakalım herkes ayni şey yemek isteyecek mi? Kimsenin bunu düşündüğü yok.” Bende oluşan duygular:

Yeni’den Doğan

Bazen bazı sözler büyülü gibidir,seni bağlar tutsaklaştırır bazen de farkındalığında yeniden biçimlenir seni yeni’den doğurur eskisinden özgürleştirir… YENİ’den DOĞAnlara kitabının bir çok söz’ü beni zenginleştirdi,özgürleştirdi. İşte bunlardan biri: ”Birkaç ay önce bir gece yine A ile mutat düşünce seanslarımızın birinde nasıl olduğunu anlayamadığım bir hale geçmiştim.Birden tek bir göz olarak her şeye bakarken buldum kendimi.Bu bildiğimiz her şeyi içine alan dünya ve evreni içbükey bir aynada seyretme duygusuydu.İrkiltici gelmişti.Zaten tedirginlik hissettiğimde yeniden normal iki gözlü yaşamıma döndüm.Sanırım bu deneyimimden sonra bazı şeyler değişti.Ne olduğunu tam olarak ifade edemeyeceğim.Zaten sık sık her şeyi uydurduğuma kendimi ikna etmeye çalışırken yakalıyorum kendimi.Sonra bu cümlenin anlamsızlğına ve saflığına uzun uzun gülüyorum.Uydurmayı küçümsemek iliklerimize işlemiş. Uydurma konusunda dört ihtimalden birini,ya da birden çoğunu aynı anda kullanabiliyoruz. 1.Hiçbir şey uydurmaz,uyduranları da taşa tutarsın. 2.Arada uydurur ancak bunları asla gerçekle(!) karıştırmazsın. 3.Çok uydurur,arada bunları gerçek sandıklarınla karıştırırsın. 4.Çok uydurur,uydurduklarının gerçeğe dönüştüğünü bilirsin. Ben ilk yaşamımda ikinciyi,ikinci yaşamımda üçüncüyü,üçüncü yaşamımda dördüncüyü kullandım.Bundan sonra ne olacağını bilmiyorum.” Ezgi Sezgi -15.06.2016

Seçimlerimiz, dönemeçlerimiz…

Bir sohbet üzerine Sibel Atasoy, “Sırıtkan Kırmızı Ay“ı okuyup okumadığımı sordu. 2000 yılında yazmış olduğu bir kitapmış. “Bir Kadını Öldürmek“i okumuştum Sıra “Laniakea” daydı. Tesadüf olmayan tesadüfler sonucu mini tatilime giderken yanımda yeni kitaplar değil, “sırıtkan kırmızı ay” vardı 🙂 Kitaba başladığımda kıkır kıkır gülmeye de başladım. Sanki kitabı ben yazmıştım 🙂 Cümleler, anlam yüklemeler, sıfatlar, ne çok şey benzeşiyordu. Bu bana yabancı da değil, çünkü inanılmaz benzerliklerin olduğunu biliyordum aramızda. Okumayanlar için spoiler vermek anlamına gelecek şeyler söylemek istemiyorum ancak gene de bir şeyleri vurgulamazsam kitabın bana ifade ettiği şeyler açıklanamaz sanırım. Benim yaşamımda önemli dönemeçler vardır, hepimizde olduğu gibi, Bunlardan çok önemlisi 1999 yılıydı. Deprem, ardından 9.9.1999 da babamın göçü. Sonra bir minibüs çarpması ve tepetaklak giden bir süreç. Hastalanışım, aylarca raporlu yatışım, ardından apar topar emeklilik. Bildiğim alıştığım ne varsa hepsinin gidivermesi. Harbi paralel evrene düşüş öyküsü 🙂 Kitap , okuduğunuzda sizi size anlatacaktır. Seçimlerimiz, dönemeçlerimiz, seçmediklerimizin bir yerlerde başka evrenlerde kendi öyküsünü yaşaması. Talih mi, talihsizlik mi, bir gün bunlardan birine düşüvermeniz. Hangimiz merak etmedik ki seçmediğimiz öykülerde başrol alsaydık bugün nasıl olurdu? Ben ettim, keşkelerim yok, seçerken kriterlerimi kullandım, ancak 2015 ve 16 yılları bana ilginç armağanlar getirdi. Eğer başka yolu seçseydim nasıl olacaktı , gördüm…

Bir Kadını Öldürmek-Okuyucu gözünden

Bir Kadını Öldürmek’in şimdiye kadar okuduğum kitaplardan oldukça farklı bir yapısı var.Kuramla hayatın sıradan akışındaki hikayelerimizi hemde bir kadınla bir erkek arasında geçen o biteviye yaşanan didişmeleri öyle ustalıkla birbirine geçiriveriyor ki,kitaba bağlanmamak elde olmuyor. “Eğer bu fikirler hakkında yalnızca bir şeyler duyarsanız ya da yalnızca onlar üzerine okursanız, onlar sadece sözcükler olarak kalırlar. Ama bunları kendiniz için doğrulamaya başladığınızda, her bir fonksiyonu kendi içinizde anladığınızda ve bunların her biri ile bağlantılı olan kendi duygularınızı ve hislerinizi keşfedip farkına vardığınızda, o zaman bu bilgi haline gelir.”P. D. Ouspensky. Kitabı okurken ben bunu yaşadım. Bu okumamda farkında olmadan kendi kendime sorduğum bazı sorularıma cevaplar buldum,bir çok konuda taşlar yerine oturdu.Bir de eylem kararı sadeleşmek… Bir sonraki okumamda kitabın büyüsü kendini bana nasıl açacak şimdiden çok merak ediyorum. teşekkürler sevgili Atasoy Ezgi * Bir Kadını Öldürmek/ Sibel Atasoy Sonu hakkında en küçük ipucu vermiyorsa, Yaa acaba sonraki bölüm hangi ziyafeti sunacak beklentisini dibine kadar hissettiriyorsa, bu kitabı benim daha çok defa okumam gerekir bilemiyorum dedirtebiliyorsa VE DAHA NELER NELER ..,. O zaman bunun adı KOCA KİTAP oluyor Teşekkür yetebilen bir kelime değil … Bazı altı çizilesi cümleleri paylaşmak istiyorum: Her bünyenin acıkma süresi farklıdır. Asla, sonsuza kadar, daima, hiç … gibi kelimeler…

Venüs Bağlantısı ve Küçük Lizen

Kitabınız az önce bitirdim! itiraf edeyim, polisiye romanları okumayalı çok uzun zaman oluyor ve pek de sevmem ancak lizen karakteri ve kurgu, kitabı elimden bırakamama neden oldu! önce bir MS2150 tadı aldım romanınızdan kurgunuz en az buket uzuner ve jostein gaarder kadar başarılıymış, öyle sürükleyici ve heyecanlı! şimdiye dek sizi nasıl keşfetmediğime şaşırdım. nez ve yovil’in en sondaki konuşmasında (nez’in neden sınıfı geçtiğinin bilgisi) gözümden iki damla yaş geldi- mutluluktan. o kız benim demiştim ama maalesef benim epifiz lizen kadar açık değil bu arada … aslında polisiye bir roman olması beni şaşırttı çünkü sizi buradaki paylaşımlarınızdan tanıdığım kadarıyla daha çok bilgiye dayalı bir lkitap olduğunu düşünmüştüm. okuduğum kitapların arasına böylesi etkileyici ve sürükleyici bir roman almak bana iyi geldi ne tarzda olursa olsun siz hep yazın, biz hep zevkle okuyalım. ha bu arada editör gözüyle baktığımda romanın başında Dağ Çiçeği olan otel adı sonunda Kır çiçeği olmuştu, gözden kaçmış sanırım, oradan bir şey çıkacak mı acaba diye beklemedim değil. şimdi benim için sırada dna’nın 12 tabakası var bakalım onu da venüs bağlantısını okuduğum kadar akıcı okuyabilecek miyim? Gülin Erdoğan

Sırıtkan Kırmızı Ay

Sırıtkan Kırmızı Ay Türkçede etkileyici ne demek? Ne anlama geliyor? Bu kelime yada benzeri başka kelimeler hiçbiri şu an içinde olduğum hisleri ifade etmeye yeterli değil … Son derece etkileyici bir hikaye… Son dakikasına kadar sır vermeyen film çekiciliği gibi bir akış … İçi dolu dışı dolu sır’ları dolu mesajları dolu … Önce yüreginize sonra kaleminize sağlık sevgili Sibel Atasoy Müzikal oluşların ve müzikal davetlerin lezzeti sanırım sadece 11 dakikada/11 saatte/11 gün/11 hafta/11ay ya da 11 yılda bir görülebilir … belki 11 yüzyıllık olanları da vardır 😊… Dağdaki şaman’a de eyvallah ama şehirdeki Şamanlar’ın da Hakkı’nı vermeli … Keyifli okuyuş gezintileri dileklerimle Not: Bu kitabı bulmak güç, bir türlü baskıya girmiyor nedense, ancak ikinci ellerden edinme şansı var Fahri Yavuzer Çok Hoş ve hoşluklar yaratması daha da hoş, teşekkürler. Her kitap her okuyanın her okuduğu seferde kendini biraz daha açar, farklı yönlerini gösterir, utangaçtır özellikle benim kitaplar. İki kez basıldı onaltı yılda ve nerdeyse hep bulunamadı. Sebepleri çoklu muhtemelen 🙂

Yeni’ye yer açalım

Büyük Merkezi Güneş  kitap serimizin ilk kitabı bitti, yakında onun için de bir yer açmak gerekecek gerçi henüz onun kapağına dair bir belirme olmadı. İsmi belli oldu geçen hafta ama yayımeviyle anlaşmadan prezante etmek istemiyorum. Bu arada yayımevi ve ingilizceye tercüme için değerli bir çevirmen arayışım halen devam ediyor, yardımcı olmak isteyenler olursa diye söylemiş olayım. Aloha * Selcan Yıldırıcı’dan: Sıradışı değil çok içten bilindik hissi var kitaplarinizin, aynı zamanda bir o kadar da şaşırtan beklenmedik detaylar. Sonra fark ediyorsunuz ki aslında o şaşırtan detaylar da hep bilindik şeyler aslında. Hayatın içinden ve sizden gelen detaylar. Sevdim sizi okumayı Sibel Atasoy . Her karakterde sizi takip etmek hoş. Yan rollerde, baş rollerde. Tüm karakterlere yansımaniz düşmüş. Kitabin her satirinda mevcutsunuz cok hoş bir duyguydu bu. Emeklerinize sağlık. Haydi yenisini bekliyelim bakalım. Beklerken Sır Mısır ‘ı bitirelim. Notlarımızı alalım. Sevgilerimle  

Bir Kadını Öldürmek

Merhaba :)) BKÖ önceki gün bitti. Vizyonu, kurguyu, anlatımı, yazmayı sanki birçok kişi yazmış gibi. Genelde okuduğum kitaplarda yazarın izini bulurum diye düşünürüm. Sizin izinizi bulmak zor :))) okumak, bitirmek bugüneymiş. Sıra SKA da. Önce bulmam lazım. Aloha 😊 Gülbahar Biler Bu güzel bir sürpriz oldu bana Gülbaharcığım, her okuyanla bir kez daha yazıyor kendini kitap, belki o sebeple benim izim bulunmuyor artık 🙂 Olabilir mi? Gülbahar Biler Aa evett kitabın başlarında “Belki bu satırları siz on sene sonra ve dünyanın başka bir yerinde okuyacaksınız ve size sadece kelimelerle ulaştığımı sanacaksınız. Oysa bu doğru değil.” :)) kitap basılalı tam da 10 yıl olmuş. “Her şey aynı anda aynı yerde oluyor. Ben aslında sizin aklınızdan geçeni yazıyorum” ne hoş bir ilgi talebi. Çok güzel Sibel Atasoy 11 yıl oldu yazılalı, evet 🙂 O zamanlar anlaşılması biraz güçtü ama şimdi daha kolaylaştı sanırım, sana nasıl geldi? Gülbahar Biler Tabi ki soyut olan yerlerde tıpkı rüyalarda hissettiğim gibi algıladığım, anladığım ve dile tam da getiremediğim yerler oldu. Tohumun ne vereceğini göreceğiz elbet 😀😀   Sibel Atasoy Çok güzel söyledin, teşekkür ederim. Umarım kısa sürede SKA’yı da okursun, onun akışı çok daha basit ve heyecanlıdır.