Kırkyama’da neler var bu günlerde
KırkYama / 09 Şubat 2012

Şubat 9 2012 tarihinde Devamı… Yazısız, yorumsuz, apaçık İnsan her yerde insan. YENİ’den ve kontrolsüz şakımadan korkuyordu. Belki bişeyler şu an ve burda değişir bilemiyorum Şubat 9 2012 tarihinde Devamı… Yaşayan ve yaşatan ölüler Bir ağacın ölümünden sonra, farklı türlerden oluşan yüzlerce canlı için yaşam alanı başlar. Bu yüzden ölü ağaçlar, dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezleridir Bir ağacın ölümüyle binlerce yeni yaşam başlar. Bu, kulağa mantıksız gibi gelse de, orman ekosistemi içindeki bir gerçektir. Bu nedenle ölü ağaçlar, biyolojik çeşitlilik merkezi olarak da … Şubat 9 2012 tarihinde Devamı… Rebab Nedir? Kültürümüzde çok önemli bir yere sahip olan bu enstruman, günümüzde maalesef çok az kişi tarafından bilinmektedir. Rebabın ortaya çıkış yeri olarak Orta Asya gösterilmektedir. Mevlânâ´nın rebab üstüne okuduğu beyitler bize, tam çıkış yeri olarak Horasan´ı düşündürmektedir. “Güneş ülkesi” ya da “Güneş Halkının Ülkesi” olarak da anılan Horasan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran´ın bir kısmı ve … Şubat 7 2012 tarihinde Devamı… The No 1 Ladies’ Detective Agency The No 1 Ladies’ Detective Agency Her gün iki posta olsa izlleyeceğim. Pazar akşam kuşağı E2 de yayımlanıyor, daha sadece iki bölüm oldu. Harika bi lezzeti var. Beni haberdar eden Aydın arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu diziden haberdar olmadan bir…

Kırk Yama’da bu ay…
KırkYama / 29 Mayıs 2011

Pazar, Nisan 3, 2011 Birleşik Alan Kullanımı(BAK) Nedir? Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor […] Devamını oku… Cumartesi, Mart 19, 2011 Çantada Keklik Değiliz Yarın gelip oyumuzu isteyeceklere duyurulur! Bu liste kamuya açık bir mekanda ne istediğini bilen, önceden taraf olmayan, sorumluluk sahibi vatandaşlar tarafından oluşturulmaktadır. “Türkiyede bir tane okuma yazma bilmeyen kadın kalmayacak” sözünü kim veriyor? Verse de söz yetmez, bunu nasıl yapacaklarının plan programını gösterip bizi ikna etsinler. Kafamız az çok […] Devamını oku… Cumartesi, Mart 19, 2011 KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ ÇOK ÖNEMSEDİĞİM BİR EĞİTİM: KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ 19 Mart -09 Nisan 2011 tarihleri arasında düzenlenecek EĞİTİMİN AMACI:Yaşanan ve yaşanacak olan kriz ortamında sağlığı korumak adına gerek çözüm üretme,başa çıkma gerekse farkındalık ve önleme konularında, konunun uzmanları tarafından katılımcılara anlatılarak ve onlarla tartışılarak […] Devamını oku… Salı, Mart 8, 2011 Çocuklar İçin GO Atölyesi Zaman 13 Mart…

Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın!
KırkYama , Kitap Özetleri , YENİ DÜNYA / 13 Mayıs 2011

Eğer kopmanın, bir riske girmenin-yasaklanmış yollardan gitmeye cüret etmenin- eşiğindeyseniz, kazarak olası en derin kemikleri çıkarıp havalandırın; kadınların, erkeklerin, çocukların, yeryüzünün vahşi ve doğal yönlerini verimli hale getirin. Ne zaman hırlanılacağını, saldırılacağını, kuvvetli bir vuruş yapılacağını, ne zaman öldürüleceğini, ne zaman geri çekileceğini, ne zaman şafak vaktine kadar ulunacağını bilmek için sevginizi ve iyi içgüdülerinizi kullanın. Bir kadın esrarengiz vahşiye mümkün olduğunca yakın yaşamak için daha fazla toslaşma, daha fazla tıkınma, daha fazla koklayarak sezme, daha fazla yaratıcı hayat,  daha fazla “düşüp-kirlenme,” daha fazla yalnızlık, daha fazla kadınlar topluluğu, daha fazla doğal hayat, daha fazla ateş, daha fazla tin, daha fazla sözcük ve daha fazla fikir pişirmesi yapmalıdır. Kızlar yurdunu daha çok tanımalı, daha fazla tohum ekmeli, daha fazla kök toplayıp saklamalı, erkeklere karşı daha nazik olmalı; daha fazla komşu devrimi, daha fazla şiir, daha fazla masal ve gerçek resimleri yapmalı ve vahşi dişiye çok uzanmalıdır. Daha fazla terörist dikiş nakış grubu ve daha fazla uluma. Ve özellikle de çok daha fazla canto hondo, çok daha fazla derin şarkı. Postunu silkelemeli, eski patikalardan azametle geçmeli, içgüdüsel bilgisini talep etmelidir. Hepimiz kadim yara izi klanına üye olmayı isteyebiliriz, zamanımızın savaş yaralarını gururla taşıyabiliriz, sırlarımızı duvarlara yazabiliriz, utanmayı reddedebiliriz, her hususta önayak…

Vasalisa – Clarissa Estes

İçinizde Kurtlarla koşan Kadınlar kitabını okuyanlar var biliyorum. Bir psikiyatr ve cantadora olan Clarissa Estes bu kitabı yirmi yıllık bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarmış ve biz tüm dünya insanlarına hediye etmiş. Kendi adıma ona müteşekkir olduğumu söylemeliyim. Kitapta bulunan ve binlerce yıldır kadınlar yoluyla dilden dile yola almış olan öykülerin simgesel nitelikleri paha piçilmez bir şifa etkisine sahip. Vee bu pazar gününe Hande arkadaşımızın tape edip bizlere sunduğu Vasalisa masalı ile merhaba demek istiyorum. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınlara ve onların olası çocuklarına ve bu yolla tüm insanlara şifa olması dileği ile, sevgi ve selamlar s. Not: Bu masalı bir gurup çalışmasında çözümlemeye çalışmıştık, katılanlar hatırlayacaklardır. Sorular olursa dilimizin döndüğünce cevaplamaya ve Clarissa’dan aktarmaya çalışırız 🙂 VASALİSA Bir varmış, bir yokmuş; ölüm döşeğinde, yüzü, yakındaki kilise sunağının beyaz mumdan yapılmış gülleri kadar solgun yatmakta  olan genç bir anne varmış. Küçük kızı ve kocası, eski tahta yatağının başucuna oturmuş, öteki dünyada Tanrı’nın,  ona doğru yolu göstermesi için dua ediyorlarmış. Ölmekte olan anne, Vasalisa’ya seslenmiş. Kırmızı çizmeli beyaz önlüklü küçük çocuk annesinin yanına diz çökmüş. Anne, ‘’İşte sana oyuncak bir bebek, tatlım’’ diye fısıldamış ve tüylü yatak örgüsünün altından, Vasalisa’nın kendisi gibi kırmızı çizmeler, beyaz önlük, siyah etek ve her…

Kadın Kooperatifleri
KırkYama / 15 Mart 2011

KADIN EMEĞİNİ DEĞERLENDİRME VAKFI Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı -KEDV-, 1986 yılında dar gelirli kadınların yaşam kalitelerini ve ekonomik durumlarını iyileştirmelerine destek olmak ve yerel kalkınmada liderliklerini güçlendirmek amacıyla kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütüdür. KEDV, dar gelirli kadınların yoksullukla mücadeledeki uzmanlıklarına, ailelerini ve toplumu geliştirme güçlerine inancıyla, onlarla ilkeli bir ortaklık anlayışıyla çalışmakta, tüm projelerini onların ve çevrelerinin sinerjisiyle geliştirmekte, yerel yönetimler ve toplumdaki diğer aktörlerle işbirliği yapmaktadır. Çalıştığı bölgeler : İstanbul’un dar gelirli semtleri, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinden etkilenen bölgeler ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını sürdürmektedir. KEDV ayrıca çalışmalarını yaygınlaştırmak amacıyla bu programları hizmetlerine dahil etmek isteyen Türkiye’nin her yerinden belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına, kalkınma projelerine ve destek talep eden kadın gruplarına eğitim, danışmanlık ve izleme desteği sağlamaktadır. Çalışma İlkeleri : •Dar gelirli kadınların hayat deneyiminden gelen uzmanlıklarına, yoksullukla mücadeledeki yaratıcılıklarına, kendi yaşamlarını ve çevrelerini ayakta tutma güçlerine inanır. Sorunlarını tarif etme ve çözümde sorumluluk alma haklarını kabul eder. •Kadınların değerlerine saygı duyar, kendi değerlerini onlara empoze etmez, kadınları kendilerine ve çevrelerine yabancılaştırmaktan kaçınır. •Sorunların yerel düzeyde ve tüm sektörlerin işbirliğiyle çözümlenebileceğine; kadınların sosyal, ekonomik ve politik karar verme süreçlerine gerçek anlamda katılımının yerel düzeyde gerçekleşebileceğine inanır. Bu amaçla merkezi ve yerel yönetimler, üniversiteler, özel…

KırkYama’da neler var bu günlerde…
KırkYama / 24 Temmuz 2010

Temmuz 24 2010 tarihinde Devamı… Mavi Tüy – Richard Bach   Mavi Tüy – Richard Bach Kategori: Kitap Özetleri “Bir zamanlar billur gibi bir irmagin dibinde bir koy dolusu yaratik yasardi.. Irmagin akintisi hepsinin uzerinden sessizce gecerdi; gencinin, yaslisinin, zengininin, yoksulunun, iyisinin, kotusunun uzerinden kendi yoluna giderdi, yalnizca kendi billur safligini bilirdi. Her yaratik kendisine gore bir yontemle irmak dibindeki dallara ve kayalara sikica tutunmustu; cunku yasama bicimleriydi tutunmak … Temmuz 23 2010 tarihinde Devamı… BİR ORTAK YAŞAM DENEYİ: DUTLAR EKOKÖYÜ Söyleşi: Abdullah  Aysu-İstanbul’daki dostlarımdan Menemen’e bağlı Turgutlar Köyü’nde bir ekoköy projesi olduğunu duyduğum andan itibaren görme arzusu içimde depreşti. Çeşitli gözlem, bir miktar dinlenme amaçlı Ege’ye doğru yola çıktığımda Dutlar Ekoköy’üne biran önce ulaşmaya odaklandım. Son zamanlarda kentte parayı “vuranlarda” bir köyde tarla alma sevdası sarmıştı. Köye gidenler arazinin en iyi ve verimli yerine köşkünü … Temmuz 20 2010 tarihinde Devamı… Beden, bir roket fırlatıcısıdır.   Temmuz 20th, 2010 Ekleyen: Sibel Güzelliği, günün modasına uymadığı için çirkin ya da kabul edilemez olarak değerlendirmek, vahşi doğaya ait olan doğal neşeyi derinden yaralar.   Kadınların, tini yaralayan ve vahşi ruhla ilişkiyi koparan psikolojik ve fiziksel standartları reddetmek için haklı sebepleri vardır. Bazıları ruhun bedeni bilgilendirdiğini söyler. Ya bunun tersi geçerliyse? Bedenin ruhu…

Kırkyama’da neler var bu günlerde
KırkYama / 24 Mayıs 2010

Mayıs 24 2010 tarihinde Devamı… http://www.kirkyama.org/ Ver Elini Beserek Upuzun kış geceleri boyunca halk umumiyetle ev gezmelerine gider. Bu ziyaretlerde bir çok eğlencenin yanı sıra masal da anlatılır. İyi bir anlatıcının ağzından dinlenince tadına doyum olmayan hikâyeleri yalnız küçükler değil, büyükler de can kulağıyla dinlerler. Böyle nezih bir aile toplantısında semaver kurulup çay demlenince gayet güzel(hekat) anlatan birisine rica yağmaya başlar: −Ağabey hele iyi bir … Mayıs 22 2010 tarihinde Devamı… Nasıl Yemek yapıyorum? Kendimi bir casus gibi izledim ve yemek yapma sistemimi deşifre ettim. Az sonra bunu detaylarıyla anlatmayı umuyorum; fakat bunun bizlere ne faydası olacak diye akla gelebilir. Belki yanılıyorumdur ancak yaptığım çok sayıda gözlem neticesinde insanları gerçekten onların kendilerini bile tanıyamayacağı (Zihin engeli sebebiyle) denli yalın bir şekilde ele veren gündelik basit davranışları olduğunu keşfetmiştim. Bunlardan … Mayıs 21 2010 tarihinde Devamı… Elektrik sinyallerindeki sihir! Önemli olan o elektrik sinyallerinin yorum kasedi! Ki nerdeyse onbeşyıldır bu kasedin nasıl ne zaman kimler tarafından doldurulduğunu yazıp çiziyorum. Sonunda böyle videolar yapıldığını görmek sevindirici. Ancak videonun sonunda söylendiği gibi gerçek hayat sandığımız bu şeyden bigün öylesine uyanıvermek çok olası değil. Beyindeki yorum kasedi değiştirilmeden bu uyanış gerçekleşemez. Değiştiğinde ise yine bir başka rüyaya … Mayıs 20 2010 tarihinde Devamı… 3….

Dört Ay, Dört Kadın
KırkYama / 27 Nisan 2010

Son dört ayda beni sevindiren Kıryamalı dört kadından ilki Deniz olmuştu. Biliyorsunuz çocuklara Go oyununu tanıtmak sevdirmek amaçlı sekiz haftalık bir eğitim projesi yürürlüğe koyduve sanırım şu sıralar sona yaklaşmıştır. Bizleri yeniden sevindirmek için bir satır da olsa bilgilendirmediği için (Deniiiiizzzz… Duyuyorsan boy ver!) kesin konuşamıyorum. İkincisi Karamürsel’den, gerçekten yürekli, çalışkan, zeki bir yama, adı Sevgi Yüreklik. Olağan üstü bir hayali vardı: Yeryüzü ile dost, kendine yeterli, sanat, bilim ve bilimum yaratıcı çalışmaları içerisinde toplayan komünal bir yaşam kurmak. Bu hayalini gerçekleştirmek adına annesinden borç para alıp Karamürsel’e yakın bir dağda arazi satın aldı. Hayalini projelendirdi ve insanlara sundu. Birçok kişinin sevgi ilgi ve onayına mazhar olan proje, yani artık adıyla sanıyla Yurt Köyü, bu ay itibariyle dernekleşti, fiziki ve sanal alt yapı çalışmaları başladı. En kısa zamanda ilk meyvelerini sunacak. Dün İstanbul gurubu toplantısına katıldım, Sevgi’yi kalbim sevgiyle titreyerek dinledim, heyecanına katıldım ve artık elimden ne gelirse projeyi desteklemek üzere bilendim Ona da bir kaç kez üyesi olduğu Kırkyama’ya faaliyetler ile ilgili bilgilendirme yap çağrısı yaptıysam da (Sevgiiiiii… Duyuyorsan boy ver!) korkunç iş temposu içinde kayboldu gitti. Üçüncü kadın yine kırkyama yazarlarından Berrin. Onu çoğunuz tanıyorsunuz. Uzun zamandır gündemimizdeki İstanbul’da buluşma, üretme, yaratma mekanı arayışımızla ilgili dirayeti eline aldı,…

Haydi GO Öğrenmeye…
Duyuru , Eğitimler , KırkYama / 09 Şubat 2010

Proje Kısa Adı ve no: GO WORKSHOP 4000 Yıllık Bir Oyun İle Zeka Geliştirirken Eğlenmek! Proje Açık Adı: Bir Çocuğun Doğuştan Gelen Kabiliyetlerini Geliştirmek İçin En İyi Yol: Go Oynamak Tanım ve Amaç: GO oynamanın çocuğa vereceği en önemli becerilerden biri çocuğun yoğunlaşabilmesini sağlamaktır. Oynamaktan zevk alacakları bu oyun ile, çocuklar akıllarındaki çeşitli olasılıkların tahtada nasıl gözükeceğini, bunları akılda tutarak doğuracağı sonuçları çözümlemeyi öğreniyor. Go’nun en önemli özelliği oynanırken hem hisleri hem de analitik kabiliyetleri ortaya koyma gerekliliğidir. Go oynamak beynin her iki yarısını da kullanmaya zorlayarak hem mantık hem de yaratıcı taraf geliştirilmiş olur. Çalışmamızın amacı, çocukları Go ile tanıştırmak; Go’yu sevdirmek ilk amaçtır.  İlerleyen aşamalarda ise çocukların Go oynayarak zeka ve strateji yeteneklerinin geliştirilmesini sağlamak ve başarılı bireyler yetiştirmek hedeflenmektedir. Hedef Kitle: 7-12 yaş grubu çocuklar (1.grup) Beyninin her iki tarafını da geliştirmek isteyen herkes (2. grup) Varsa Katılımcı Şartları: Başvuru Tarihleri: En geç 15 Şubat’a kadar katılım bildirilmelidir. Uygulama adımları/zamanlama : 23 Nisan’da yapılacak turnuva ile ilk workshop’ı bitirmek amaçlanmaktadır.   Maliyet ve Ücretlendirme: Oyun malzemesi maliyeti: ( Go seti yaklaşık 25 tl, ders eğitim dokümanları: 10 TL) Kişi başı 1ders ücreti: 10 tl Ders süresi 1 saatttir. Haftada 1 ders olacaktır. 8 haftalık bir eğitim düşünülmektedir. Her…