Tohumcu
Kategorilenmemiş / 25 Ekim 2013

Herkes bir fonksiyon görür bütünün içinde,ben de giden yıllarda gördüm ki tohumcuyum. Eker geçerim 🙂 Ektiğim tohuma bakmam tutmuş mu, tutmamış mı? Filiz vermiş mi,hasatı kim yapmış,ne zaman yapmış? Bazen ektiğim tohuma rast gelirim,eğer filizlendiyse gülümser geçerim,kuruduysa,”vakti değilmiş demek ki” der geçerim. 🙂 Hasata denk geldiysem, pay istemem, tutunmam,arkasına düşmem. “Hımmm güzel hasatmış” der geçerim  Bunu en iyi benimle çalışan dostlarım bilir.Gençler,yaşadığım yerlerde geride bıraktıklarım. Tohumun büyümesi ve olgunlaşmasıyla, hasat benim işim değil. Ben tohumcuyum :)))) ne güzel 🙂 Berr

Bir bilge tanıdım
Kategorilenmemiş / 01 Ekim 2013

Bu yaz bir kadın tanıdım. İlk tanıştırıldığımda isminden başka bir şey bilmiyordum.İnce uzun bedeni,kırçıl saçları ,derin ve hüznü gülücükle cem etmiş gözleri,asil yüz ifadesi ilk anda üzerimde hoş bir intiba bıraktı.Çok sadeydi . Biraz tedbirli olduğunu ve hemen sohbet etmenin zor olabileceğini düşündüm nedense.Mesafeyi algılayabiliyordum.Çekim hissettiğim için odaklandım 🙂 Yavaş yavaş sohbet başladı.Genelde benim girişimimle. Cevherin nerede gizli olduğunu ehli bilir deyip,kendime pay çıkarayım 🙂 Yaklaşık bir hafta beraberdik.Her gün birbirimizi görmek istedik ve sohbete doyamadık.Tanıdığım için sevinç duyduğum bir insan oldu. Sohbetlerimde uzun yıllardır,genelde ruhsal konulardan söz etmeyi seviyorum.Gene başladım ordan burdan girmeye.Laf lafı açtı… gördüm ki ruhsal konularda çok bilgisi ve ilgisi yok.O bir kimya profesörü.Uzun yıllar kendini bilime adamış.Ailesi,sevgilisi,işi,hobisi mesleği olmuş. Çok zeki,bilgi birikimi harika,ifadesi sade ve zengin bir insan.Yumuşacık veriyor içindekileri.Saldırgan  değil,yargılardan uzak,ben bilirim,başkası ne bilir vurgusu yok,yani geldiği noktaya atlayarak değil,hazmederek gelmiş. Yıllardır sprit insanlarla hemhal oluyorum.Her rengini gördüm.Bazen egoları nasıl parlattığını ve gözleri iyice perdelediğini de bilirim.Bilgiyi yüklenip,vitrini süsleyip,öze dokunamayanların farkındayımdır. Bu kez,bu bilgilerden uzak ancak özünü pırıl pırıl  ortaya çıkarmış,üstatları hiç tanımasa da :))) onların hikmetlerini zaten yaşam biçimi haline getirmiş bir insandı karşımdaki. Hayranlık duydum.Neyi bildiğimiz önemli değil,neyi yaşadığımız önemli. Bilgiyi hangi üstatlardan,öğretilerden aldığınızın önemi yok.Bazen yaradan sizi  kodlayıp gönderiyor. Pozitif bilimle…

Gönülsüz Dedektif Kenan’ın maceraları
Kategorilenmemiş / 26 Ağustos 2013

“Bu güzel de, sersem oğlum. Okumadan nasıl dedektif olacaksın, nasıl ehliyet alacaksın, nasıl insanlara sözünü dinleteceksin? Bunu düşünmemişsin işte!” “Hımmm… Düşündüm tabii de, başka şeyler de var Kenan abi” “Nasıl yani?” Yine mi başka şeyler, bununla işimiz iş bizim. “Kızacaksın şimdi diye korkuyorum” “Bak seninle peşin peşin anlaşalım. Kızacak da olsam, kuduracak da olsam bana hep doğruyu söyleyeceksin. Yalanını ilk yakaladığımda burdan kovulursun, anlaşıldı mı?” “Evet abi, ben zaten özümden sevmem yalanı. Hani söylemesem de olur bi şeydi bu, o sebeple” “Tamam ben istiyorum o zaman, neymiş seni okuldan soğutan başka şeyler?” Aklımdan taciz, dayak filan gibi şeyler geçiyordu ne yalan söyleyeyim. Sahipsiz, fakir çocuklar ne de olsa. “Immm… Nasıl söylesem bilmiyorum ki… Immmm…” “Yeter ımmmladın ama” korkmaya başlamıştım. “Bunu söylemesi zor. Hani bi şeyi hissedersin ama birine anlatmak için davrandığında rüya gibi kaybolur ya elinden, işte öyle. Abi, ben okulda öğrettikleri şeylerin bana zarar verdiğini sanıyorum. Dur bak kızma hemen. Yani belki iyi niyetle yapıyorlardır ama insanın düşlemesini öldürüyo bunlar. Hani ne diyolar; fast fod muydu, yani hazırlop, acele şeyler. Herkese aynı şey. Bakalım herkes aynı şeyi yemek isteyecek mi? Kimsenin bunu düşündüğü yok.” Duraklayıp, yüzümü inceledi. Doğrusu ben ağzımı büyük bi çabayla kapalı tutabilmiştim. Bu çocuğu fazla hafife…

40 ALTIN KURAL
Kategorilenmemiş / 19 Ağustos 2013

Günümüzde bu uzunlukta bi listeyi okuyacak insan sayısı azdır, ben bunun üzerinden madde madde gidilmesini öneririm 🙂 ŞEMS-İ TEBRİZİDEN 40 ALTIN KURAL ——————————— Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.Şayet Allah dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla…Yok eğer Allah dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. – İkinci Kural:Hak Yol’ unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil! – Üçüncü Kural:Kuran dört seviyede okunabilir.İlk seviye zahiri manadır.Sonraki batıni mana.Üçüncü batıninin batınisidir.Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye. – Dördüncü Kural:Kainattaki her zerrede Allah’ ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir.Allah’ ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’ nu görüp ölen de yoktur. Kim O’ nu bulursa sonsuza dek O’ nda kalır. – Beşinci Kural:Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.”Aman sakın kendini” diye tembihler.Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ” Bırak kendini, ko gitsin! “Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir…

Senaryo nedir?
Kategorilenmemiş / 27 Mayıs 2013

Senaryo (sinema), belli bir teknik ve yeteneğe dayanan, yedinci sanat kurallarını ve o günün teknik kurallarını dikkate alan, ilk satırdan son satırına dek sinemaya uygun olarak hazırlanan metin. Bir başka deyişle senaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür.Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır. Kısımları: (Sinopsis-Tretman-Senaryo) Sinopsis:Kısımları nelerdir? (Sinopsis-Tretman-Senaryo)Sinopsis: Senaryonun alt yapısını oluşturur. Senaryo öyküsünün anlatımının yapıldığı tek sayfalık özettir. 4-5 sayfalık ve daha fazla olan örnekleri de mevcuttur. Özet aktarılırken kesinlikle diyaloglara ve sahnelere yer verilmez. En kısa ve genel haliyle filmin konusunu anlatır. Örnek: Kar ve Kaplan (The Tiger and The Snow) Künye:Yapım: 2006Yönetmen: Roberto BenigniSenaryo: Roberto BenigniOyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi, Jean Reno…Süre: 114dk.Sinopsis: Attilio Roma’daki Yabancılar Üniversitesinde şair ve okutmandır. Yıl 2003’tür ve Irak savaşı henüz başlamamıştır, fakat havada savaş kokusu duyulmaktadır. Her şeye rağmen Attilio kendine ait dünyasında olan bitene kendini kapatmış o çok sevdiği şiirlerin şairlerine ait duyduğu hayali seslerle yaşamaktadır. Edebi alanda kendine ait bir ünü vardır ve son kitabı The Tiger and the Snow’u henüz yayınlamıştır. Kitap eleştirmenler ve okuyucular tarafından çok beğenilmiştir. Olan olaylar onu korkutucu bir şekilde etkilemeye başladığında rüyalarında evlenmek istediği kadını görür. Kadının adı: Vittoria’dır ve gerçek hayatta Attilio ile evlenmeyi bırakın hiçbir şey yapmak istememektedir….

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı.
Kategorilenmemiş / 29 Nisan 2013

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı. Yıllardır baskısı tükendiği icin ulaşılamayan bu ilginc, çok fonksiyonlu kitaba Truva Yayıncılik aracılığı ile yeniden kitapcilarda ve internet ortaminda rastlayabilecegiz. http://www.truvayayinlari.com.tr/bir-kadini-oldurmek-Urunu-202-585#.UX4NjX2hnMI “Asla… sonsuza kadar… daima… hiç…” gibi kelimeler…  Hayat, bu tür ‘çok iddialı’ kelimeleri insana yalatmak içinmiş, diyorlar…”-          Kadınla erkek arasındaki oyun, acımasızca adaletsiz. Çünkü erkek için bütün maçlar deplasmanda oynanıyor. Dünya, kadınların sahasıdır… Bizi ne için doğuruyorlar sanıyorsunuz?-          Göründüğü şekliyle cinsiyetler hiç bir şey ifade etmez; yalnızca seks yapma ve üreme amacı taşır… Gerçekte işi karıştıran kadın ve erkek cinsi değil, onların temsil ettiği, kendi içlerindeki pozitif-negatif kutuplaşmanın oranıdır… Aslında her insan kendi içindeki animus ve anima’sını bulur, kullanım oranlarını tespit eder ve…-          Jung’un sıkça bahsettiği “kolektif bilinç altı” Dünya’nın anima’sının ta kendisi…-          Cinsel enerji, yaratma gücüne sahip olması açısından bize oyunda verilmiş bir başlama puanı gibi… Cinsel enerji nasıl çarçur edilir? Çevrenize bakın, TV ye bakın, hatta kendi hayatınıza bakın; göreceksiniz.-          Birbirini kapsayan birçok oyun evreni vardır. Hepsinin kuralları farklıdır. Bütün oyunlar aynı yerde, aynı zamanda birbirlerini her an güncelleyerek sonsuzca sürüp giderler. Bu, bildiğimiz evrim tanımlamasının daha gelişmişi…-          ‘Kendi’n olmadan kendin olmayı başarmalısın…-

Güneş sistemimiz
Kategorilenmemiş / 28 Kasım 2012

Atomun çekirdeği veya her bir güneş sisteminin güneşi, bedenimizdeki hangi merkeze denk düşüyor dersiniz. Çekici merkez (attractor) hangisidir? Sayısal olarak bakıldığında tam ortada bulunan yani beşinci merkez olan kalp merkezi olabilir, yani arzuların ve irade gücünün merkezi. Belki bizim dünyamızda böyle olması muhtemeldir. Karmaşık bir atmosfer yapısına sahip olan Jüpiter, %99 oranında hidrojen ve helyum gazı içermektedir ve güneşten aldığı enerjinin 2 kat fazlasını tekrar uzaya salmaktadır. Aldığı enerjinin iki kat fazlasını geri vermek?! Nasıl Yani? Ayrıca neden Merkür ve Venüs’ün nasiplerine hiç uydu düşmemiş? Peki Plüton neden dış merkezli bi yörüngeye sahip? Sistemimizin casusu mu yoksa? Akıl yürütme ve uydurma yöntemine dayanarak şöyle çıkarsıyorum; güneşe en yakın ve en uzak gezegenler küçük kalmışlar (Merkür ve Plüton), Ortalardaki Jüpiter ise bir dev adeta.Üstelik 12 tane uydu çeviriyo holohop gibi! 🙂

İsimler, fraktaller
Kategorilenmemiş / 13 Haziran 2012

İsimler hakkında daha önce konuşmuştuk. Pek çoğunuz– bazılarınız – isimlerinizi değiştirdiniz. Bu kesinlikle anlaşılır bir şey, çünkü diğer isim genellikle ailenizin size verdiği bir isim. İsminize bir bakın. Kendinize o ismi verir miydiniz? Muhtemelen hayır. İsminiz kötü olduğu için değil, ama muhtemelen siz kendinize o ismi vermezdiniz.(A) Bilirsiniz büyücüler, isimlerinin bilinmesini istemezler! Çünkü ismi bilinemiyene büyü işlemez! İsim; düzenli bir yapıdır, hedef. :))) Belki fraktaller(Tıklayınız); düzenli yapıdan, herşey ya da hiçbişey olana (Tanrı) giden yolda bir ara duraktır. Sevgili Don Juan, öğrencilerine “kendilerini tanımlamamalarını” önerir; çünkü sen kendini bilemezsen, hangi olay karşısında ne tepki vereceğini önceden kesinleştirmediysen bunu karşındaki kişi de bilemiyecektir! Bilemediği için sana karşı komplo kuramaz. Yani spontan olmayı, benim her zaman dediğim gibi ANda olmayı öneriyordu. Kısaca, Don Juan ya da Castaneda, büyücünün sırrını; fraktale bağlamıştı.

Her şey burada:fact and fiction
Kategorilenmemiş / 05 Mart 2012

Her şey çift F arasında (ingilizcede); fact and fiction Nilufer O: Turkcede de cift h arasinda, hakikat ve hikaye 🙂 Sibel Atasoy Çok hoş ,bravo ve teşekkürler nilcim, aslında ben fact’i pek de hakikat anlamında kullanmıyorum, daha çok eylem tarafı beni çekiyor. Velakin eylemin hakikat olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla 🙂 Nilufer O Serbest cagrisim yapti, ingilizce soldan saga dogru yaziliyor, factten fictiona, hakikat kelimesi ise koken olarak arapcadan geliyor, hakk’tan cikiyor ve hikayeye ulasiyor. Ve dediginiz gibi, hikayedeki eylem ( fiil) hali hakikati gosteriyor, hakikat eylem ayrilmaz ikili, cok tesekkurler bu idrake vesile oldunuz Sibel 🙂 Sibel Atasoy Ben sana teşekkür ediyoru canım, aynı ayma bende de oldu. Aslında bir öncek i duvar yazımda(tıklayınız) yaptığımız sohbetin de damarlarımda bi heyecan yaratmış olması herhalde beni bu konuyu açmaya itmişti