Günden esinti
esinti / 26 Ağustos 2011

Ahh güzelcik bi gün, zeytinyağlı kabak çintmemi yedim az önce ve yerken (her zamanki gibi) her bir öğeyi dalinda kökünde başağında onurlandıra seve çiğnedim yuttum, son lokmada hepiciğine ve ilk sahibine saygı ve sevgi sundum. Sonra bi gülme geldi içimden dedim ki sesli olarak: yaşamaktan zevk aldığım sürece size minnetim bitmeyecek velakin bir gün bıkarsam, artık bişey beklemeyin benden! hahahahahaha Şimdi bunları yazınca başka bi gülme daha geldi ve dedi ki: Şaşkın! Bişey beklediğimiz yok bizim, sen kendi hüsnü kuruntuna bak! Hayat bu işte ya, öyle deliler gibi soru cevap gülmeleri arasında, bi kendine efelenme halleridir gelir-gider :))

Öyle ya da böyle -2
esinti / 24 Ağustos 2011

Varlığı yokluğundan hediye, can suyu ten suyu, hu * Bildiğimiz şeylerin küçük ya da büyük hep sınırları olur; bir adacık da olsanız bir kıta da fark etmez. Geometrinin en popüler problemleri, sınır ve alan hesaplamalarıdır. Amorf varlıklar, sınır ve alanlarını formülle bulamadığımızdan pek tutulmaz! (sınır deyip geçmeyin bakınız) ** Olayın kökü cennete kadar gider! Orada her şey apaçık, çıplak ve masumken orta yere elma ağacını kim ve neden dikmiştir? “Kim” konusu şu anda yapmakta olduğumuz iş için çok da gerekli değil ama “neden” konusu önemli. Evet neden elma ağacı? (örtük) ** Hangi lisanı konuşuyor, dinliyorsanız, onun için ayarlanmış hipnoz frekansına dahil oluyorsunuz 🙂 **

Kelimeler-2
esinti / 20 Ağustos 2011

Taraftarlığın tersi taraf olmamak değil, duruma göre o anda taraf olmaktır. ** Bütün görülemez de varlığı bilinebilir. Nasıl bilinir? Doğduğunuzdan beri size biçilmiş rol-noktanın dışına defaaten çıkılabilmişse, başka noktaların varlığına iman edilir, böylece sonsuz başka noktalar, görülemese de bilinir. ** Dünyadaki çeşitlenmenin güzelliğine iman etmekle başlar bu güzel oyun. Sana ahmakça gelse bile o çeşitlenmenin ne büyük bir zerafet oluşturduğunu, tüm varlıkların tekamül etmesi için zengin bir ortak rüya oluşturduğunu bi gördün mü, artık bi şeye kızamaz olursun, hatta minnet duymaya başlarsın biri ahmak rolünü ya da hitler rolünü oynamayı kabul etmiş diye :))) ** Bu dünya benlik bilincinin oluşması için görülen bi rüya 🙂 ** Kör olduğumuz halde görüyor olduğumuzu varsayarak yaşadığımız,sonuçlar/yargılar ortaya koyduğumuz için yeni nesillerin de pek şansı olmuyor. Yani hem kekeme hem gevezeyiz diyebilirim.:) ** Bütün yayınlar siz o kanalı açın ya da açmayın bulunduğunuz ortamdalar! onların hepsini çekebilecek alet/rado de sizde. Ne kadarını/hangisini dinleyeceğiniz ise özgür iradenize bağlı. Seçimleri yapan sizsiniz, everen sadece yumuşacık baş eğiyor. Evren olmuş everen! Eh Allahın parmağı var işte :)))) ** Korkulması gereken Allah değil, birey olamamış BEN-BEnciler. Korku enerjinizi yanlış yönlere salıp durmayın yaw! ** Onun (Allah), ne kadar latif, sevecen, kucaklayan, merhametli olduğunu etkilerinden anlayabilirim ama O tanımsızdır…

Kendini tanımak
esinti , YENİ DÜNYA / 20 Ağustos 2011

İnsan oldu olalı dünyada kendini tanımak için binlerce metod icad edildi, bunların bazısı zamanları aşabildi, bazıları aşamadı; revizyona uğradı, sentezlendi isim değiştirdi. Ortak noktaları kendini tanıman için olduklarıydı ve hala öyledir. ** Oysa kendini tanımak, çevrende olan yakından-uzaktan tüm insanlardan (aynalar) sana her an tüm acımasızlığı ve sevecenliğiyle yansıyor. Bunu görmek istemiyoruz evet ne yapalım, o halde kendini tanıma metodlarını kullanmaya devam ediyoruz. ** Bu metotlardan en son tanıştığım birisi; Human Design sistemi, tıpkı zamana yayılmış diğer farklı yöntemler gibi amacı, kendimizle en başından tanışıp, bizi olduğumuz kişiden sorumlu, tatmin olmuş ve hoşnut kılmaktır. Yaşam Tasarımınıza ulaştığınız anda, hem bireysel(parçacık) hem de birleşik (dalga) yanınıza dair bir genişleme hissine sahip olabilirsiniz. Şüphesiz bu sistem hiçbir şekilde bir sihirli değnek değildir. Çünkü sihirli değnek sizsiniz! Bu sistem, uzun bin yıllar boyunca unutmuş olduğunuz bu gizemli parlaklığınızı size hatırlatmak için bir aracıdır yalnızca. ** Yaşayabilmek ve bilmemek, birbiriyle uyumludur. der Feynman ** “nihai bir bilgi” olmadığı için, ona sahip olma beklentisi ve ihtirasının ancak yıkıcı bir faaliyet olacağını söyleyebiliriz. Bilinmezden parçalar koparma çabaları, zevkli bir süreç, meraklı bir çocuğun oyunları olabilecektir ancak ve bu yaşamak için pekaladır. ** Yalandan uzak durmak iyidir der gelenek (pek uyulmasa da), Oysa biraz daha derine dalıp;…

Gözüm kalmadı cihanda Gelmez yola gidiyorum
Anadolu-Sümerler-şaman , esinti / 18 Ağustos 2011

Gözüm kalmadı cihanda Gelmez yola gidiyorum Aşık dedemin yüzü jung amcama ne kadarbenziyor! Gerektiğince gören yaşlı kişi arketipi sonsuzca gerçek. Bu kişi örneği her zeka düzeyinde görülebilir, ayırt edici özellikleri aynıdır hep; yaşlı bir köylü olabileceği gibi, Lao Tzu gibi bir filozof da olabilir; yaşlılıktır bu, bir yere varmış olmaktır. Yine de içimi dolduran o kadar çok şey var ki; Bitkiler, hayvanlar, bulutlar, gün, ay, gece ve insanda o sonsuz olan. Ve Eroğlu Musa dayım da aşağıdan yukarıdan yolun sonunu görmüş Ben yine de yolun sonuna bakıyorum;  başım mütemadiyen sağa sola, yukarı aşağı gidiyor, arada çember yapıyor ve içimde şu var: yaaa…yaaa..yaaa -ya- kelimelerinin her biri ayrı notadan bestelenmiş, adeta birbirini takip eden ritmik emirler gibi! Bu sesler, renkler ve kokular, günaydın frekans kardeşlerim

Son Kitaplardan
esinti , Kitap Özetleri / 16 Ağustos 2011

Bu hafta üç kitap okuyabildim: Neverwhere-Yokyer (Neil Gaiman) ve Yavaşlık(milan Kundera ve Suskunlar (İhsan Oktay Anar). Üçünden de razıyım doğrusu. Gaiman her zamanki gibi dualitenin ayaklarını bağlamaya uğraşıyor, Kundera, kat kat maskeleri soymakla meşgul hala (96 yılına göre normal). Anar ise “geçmişin nameleri ah o kutsal günler”i resmetmeye devam ediyor. ** Kendine yardım edebilecek birine bir DOOR açmıştı, Richard ona yardım etti ve bu onun kendi dünyasından yuvarlanmasına sebep oldu! Yokyer-136 ** “Biilcümle İslam’ın nêcat ve saadet ve selametine pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler demine devranına Hû diyelim, Hûûûû!..!”  Suskunlar- syf 17 ** Senin temiz kalbine ihtiyacımız var. Bazıları var ki buraya gelir ve huzur bulur, yine bazıları var ki buraya gelir ve bizler onda huzuru buluruz. Suskunlar-syf123 Senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim “gel” dememiz değil, ayrıca onların sana “git” demeleri. Hiç kimseye “kötüdür” deme. Aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır. syf123 **

Aşka dikkat verdik
esinti / 09 Ağustos 2011

Uyumlu frekanslardan aşk değil arkadaşlık hatta ömürlük dostluklar, yoldaşlıklar çıkar.  AŞK ise büyüteçtir! Hem de güneşin altına konulmuşundan! ** Aşk, iki farklı hattın rayının makasa girdiği andır! Bu sebeple geçicidir ancak istikamet değişikliği için mecburidir. ** Doğal makas değişimi yedi yılda bir olur. Altın makas! ** Dikkatini verdiğin şeye akıyorsun, yani SEN akıyor! Hatta bir süre için kayboluyorsun. Ne zamana kadar? Dikkatini başka bi şey talep ettiğinde değil mi? O zaman dikkat nedir? Şüphesiz ki dikkatin SENsin! Dikkat avcılarına dikkat!!! Onlar profesyonel avcılardır. ** Oysa karnı acıktığı için ormanda bi kuş avlamaya, ya da balık tutmaya çalışan amatör masumdur, çünkü o AŞKa davetiyedir. ** Öncelikle sevginin bir duygu olmadığı konusunda anlaşmamız gerekiyor. Çünkü “duygular” bir düşüncenin ürünüdürler, oysa sevgi/AŞK bir düşünce edimi değildir. Varlığımızın yansımasıdır bir anlamda, eğer onu dışarı yansıtırsanız, dikkatiniz bişeye yönelmiş demektir, ya da aynı şekilde içinize de yöneltebilirsiniz onu.(Bakınız) ** AŞK, bi haldir, makastaki halimiz. Bu sanrılık bi haldir! İşte eski zaman şamanları kendi istekleri ile makasa girer, istekleri ile çıkabilirlerdi. Bu işlemi sorunlara şifa getirmek için yaparlardı. Onlar yedi yıllık doğal sürece tabi değiller. ** İnsan, faaliyetinin bütün çizgilerinde ‘entervallerin’ zamanını tanımayı ve ‘ilave şokları’ yaratmayı, diğer bir ifade ile kozmik kuvvetlerin gerekli anlarda, ‘ilave…

Günaydınnn Frekans Kardeşlerimmm
esinti / 08 Ağustos 2011

Günaydın frekans kardeşlerim, seslerin, kokuların, tatların ve renklerin içine gizlenseniz de sizleri görüyorum 🙂 ** Dalga’nın enerjiyi taşıyan titreşim, Dalga boyu’nun tekrarlama mesafesi ve frekansın da titreşim sayısı olduğunu anlayabiliyoruz. ** Doppler Etkisi kısaca dalga özelliği gösteren herhangi bir fiziksel varlığın frekans ve dalga boyu‘nun hareketli (yakınlaşan veya uzaklaşan) bir gözlemci tarafından farklı zaman ve/veya konumlarda farklı algılanması olayıdır. **Aslında Doppler Etkisi’nde “etkilenen” asıl fiziksel değişken dalga boyu’dur. Elbette dalga boyu ile frekans ters orantılı olduğundan gözlemciye göre dalga kaynağının frekansı da değişiyor gibi görünür. (bakınız) ** Frekansları seçmeye başlayınca, hiç bi şeye kızmaz olursunuz çünkü yerlerinde öylesine mükemmeldirler ki, onları onurlandırmak zevk olur. ** Yukardaki fiziksel terimlerden DALGA’nın yerine “insan”ı koyup yeniden okuyunuz. ** Frekanslar birbirlerini fizanda olsa anda tanırlar 🙂 Kimi Fizana kimi Sibiryaya sürülür, velakin sadece ordu malı yer değiştirmiş olur. Dünyanın frekansında değişim yaratmaz. ** Her zaman farklı frekansa kapılmak ve frekans değişimi yaşamak olasıdır, bakınız şu anda küme düşecek futbol takımları(Şike skandalı), ciddi bi dalgalanma. ** Dalgalandım da duruldum koştum ardından yoruldum /frekans olayına süper bi örnektir🙂 ** Güzelim minik bebeğimiz yeryüzünün frekansını duyumsayabiliyor musunuz kardeşlerim? ** Günaydın frekans kardeşlerim, yüreğiniz duru, genzinizin ardı açık olsun. Ses tonlarına dikkat edin, malumat mı aktarıyor, yüreğinden mi…