Kelimelerden esintiler
esinti / 02 Ağustos 2011

“Sevgi, iyilik, yardım, din, öbür taraf” gibi kelimeler icat edildiği gün çöktü insanlığımız. ** Kelimelere takıla takıla taklaban olduk. Not. Orlando: bu “taklaban” dediğin şey, “şaklaban” ın takılmayı seven hali oluyor sanırsam:) bendeniz: Ara ara böyle yeni kelimeler türeterek insanlığımızın çöküşüne el atıyorum ben de! Çorbada tuzumuz olsun canım 🙂 ** Oportünizm, boşlukları doldurmak, fırsatçılık filan demekse, en büyük oportünist evrendir; çünkü boşluk hiç sevmez ve tüm fırsatları kulllanır. ** Bence tarihle yüzleşmek son derece basit, tekerrürleri görmek yeterli, ister kişisel tarih ister ulusal,ister evrensel, fark etmeeeezzz ** Herhangi birindeki “tekerrür”ü gördün mü olay biter: çünkü bu meret bulaşıcıdır, anında diğer alanlara sirayet eder. Tekrarları gör! ** Tekrar paternini bi yakaladın mı, senin ve dünyanıın geçerli oyun leveli çöküverir! Ohhh gelsin yeni oyun evreleri… ** Buna DÖNGÜ’den çıkış denir yavru kedi 🙂 ** Bin tane yıl geçmiş-dile kolay- ama bakınız DELİ Dumrul fenomeni hala çalıp duruyor! Takılmış bu plak! Bi el atıverin Allah rızasına ** Ko: Sonsuz döngü=K-ozmik O-yun ** “Çıktığın kapıyı hızla kapama, birgün geri dönmek zorunda kalabilirsin”. [P. Coelho] “zorunda kalmasan” da belki kendin bi uğrayıp hal hatır sormak istersin yaw Coelho amca. Kapıyı çarpmamak nazik bi davranıştır. ** Bütün iyi özelikleri kaptıysan, dışarıya bişey kalmamıştır, dünyadaki her…

Önemli bedensel saptamalar!
Anadolu-Sümerler-şaman , esinti / 28 Temmuz 2011

Ben bunu dinlerken en derin şekilde gülümsüyorum, nedense! Orhan babanın gizli şakası. ağzım hilal şeklinde kaldı yaw! GENÇABimizin “dertler benim olsun” bestesinin adını “kozmik şaka” olarak değiştiriyorum. Hemen şimdi burdan yayın organlarına iletiyorum Şimdiiii… Ben yine de yolun sonuna bakıyorum; bunda da başım mütemadiyen sağa sola, yukarı aşağı gidiyor, arada çember yapıyor ve içimde şu var: yaaa…yaaa..yaaa -ya- kelimelerinin her biri ayrı notadan bestelenmiş, adeta birbirini takip eden emirler gibi! bunu gönderdiler dinlemesem olmaz: A bu da Deli’dumrulun karısı işte! hilalle yolun sonu arasındaki sayılı günleri bize bağışlatan hatun kişi.Yürekli kadınmış be! Dekodun cismanisi büyüyor: başım 360 dereceden her bi noktayı geziyor, her nefeste anadolumuzun bi bölgesinin horonutepiliyor, ondan ona geçiyor ama hiç hissettirmeden, nazlı bi yel gibi hepsini okşuyor…ağlıycam mı ne Geçeriz biz bu köprüden, ha canlarım, ha goncalarım, ha erenlerim, ha yavrularım http://t.co/WrGyyOv Aman yaaa…. yara söyleme, bağrıma taş bastığımı, deli deli gezdiğimi söyleme, ona söyleme, umdumu kestiğimi söyleme ona söyleme, yara söyleme… bu ne ağıttır yarabbim.. bilmez misin ki bu da geçer, bu da geçer babam, yahu bu da geçer halil ibrahim Kıvırcık saçlarına ak düşmüş uçlarına, dağın yamaçlarına yaslan be halil ibrahim O dağ geldi ki gözümün önüne breh breh… bidecik yavru keçisini bile vermez uçuruma!…

Kendiniz/Başkaları ve Sırat köprüsü
esinti / 28 Temmuz 2011

Ya da… eviniz ve dışarısı Huyunuz ve başkalarının huyları Yaşamınız ve başkalarının yaşamları… Tüm iyi şeyleri edinmeye çalışırsanız, gözlerinizin gördüğü dünyaya tüm kötü dedikleriniz kalır. Bırakınız biraz iyi de başkalarına kalsın! ** Yukarda ne varsa aşağıda, içerde ne varsa dışardadır. Gerçeklikler, fizikti ahiretti, metafizikti vs diye kesin sınırlarla ayrılamaz. Mevcut kurallar yok sayılarak yeni bişey yapılamaz; burada sihirli sözcük: kapsama‘dır. Öncekilieri kapsayan yepyeni! ** Diğer ayağını yok sayan yürüyemez, diğer kanadını kötüleyen uçamaz. ** Mevcut yasalar, “al ben yiyemedim sen ye diye” teslim mi olacaklar ölmeye? ** Bilimin haşarı prensi Feynman şöyle der: Niçin fizikçiler yasaları sürekli değiştiriyorlar. Yanıt öncelikle şudur ki, yasalar gözlemler değildir, îkincisi, deneyler her zaman doğru değildir. Yasalar tahmin edilmişlerdir, ekstrapole edilmişlerdir. Onlar sadece şimdiye kadar süzgeçten geçmiş olan iyi tahminlerdir. Ancak şimdiki süzgeçlerin delikleri, daha önce kullanılan süzgeçlerin deliklerinden daha küçüktür. Bu nedenle yasa şimdi süzgeçte kalarak yakalanabilir. Yasalar tahminlerdir ve bilinmeyene ekstrapole edilmişlerdir. Ne olacağını bilmiyorsanız, bir tahminde bulunursunuz. ** Yaşayabilmek ve bilmemek, birbiriyle uyumludur.Ben daima bilmeksizin yaşıyorum. Bu kolay bir Şeydir. ve BAK böyle doğdu 🙂 ** Meseleleri önce kurgucular çözer; bilimkurgu ve fantastikçiler. Bilimciler onları taklit edebilirlerse başarıya ulaşırlar. Önce örülür sonra G-örülür. Böyledir alemin yazgısı! ** Tekamül isteğe bağlı değil, çatlasak…

Yıldızlar, toz, kum ve raks
esinti / 28 Temmuz 2011

Hangi yıldızın hangisi olduğunu hiç ezberleyemesem de onları titiz bir göz hapsine almışımdır, nedense?! Yerli yerinde dursunlar da gecenin göğünde, bu bana güven veriyor. ** Annem de “toz”ları ve ayrık otlarını sıkı bir gözleme almıştır, nerde ve ne zaman görülürlerse hemen haklarından gelinir. Onu anlayabiliyorum, o bir düzen aşığı! Bu kaotik malzemeler bi anlığına ortadan yok olduğunda annemin duyduğu o saf-pür sevinci ben de hissederim bazen. O hep hissediyor çünkü aşık. ** Ama babamı da anlıyabiliyordum; çünkü o der ki her an toz yağıyor o halde temizlemeye ne gerek var! O bir anlık temizlikle tatmin olmayanlardan, sonsuz ca süremeyecek bişey onu kederlere ve şüphelere gark ediyor. ** Ya siz sevinçten mi kederden mi yanasınız? ** Yıldız ve toz, YILDIZ TOZUnda mükemmelen birleşir. Bunu Neil Gaiman yaptı! A tabi bir de Philip Pullman var, bir diğer hayranı olduğum ingiliz yazar; o da Karanlık madde üçlemesinde TOZları inceledi. ** Felsefi ve spiritüel kaynaklar da ikide birde tozlardan bahseder! Sonunda toz olacağımızdan! Ve belki zaten toz olduğumuzdan 🙂 T-OZ,  Oz büyücelerini de anımsatmıyor değil hani ve tabi tüm zamanları altın tozu hikayelerini ** Batı’da toz pek bulamazsın, Güneyde ise onlar daha ilkseldir yani KUMdurlar henüz. Kum inceldikçe toz olur. Hatta öylesine incelir ki,…

Exupery ile birleşik şeyler
esinti , Kitap Özetleri / 27 Temmuz 2011

“Hayatın anlamını öğrenmeye çalışan herkes kendine güvenmelidir. Bu keşfedilecek bir şey değil: Şekillendirilecek bir şeydir.” ** “Hoşça kal, dedi tilki. Ve şimdi de sıra sırrımda, çok basit bir sır. İnsan ancak kalbiyle doğruyu görebilir. Esasın ne olduğu gözlerden gizlenmiştir.” ** “İnsanlar bir olayın içine girdiklerinde artık korkmazlar. İnsanları yalnızca bilinmezlik korkutur.” ** “Savaş bir macera değildir. Bir hastalıktır. Tifüs gibi.” ** “Tüm yetişkinler bir zamanlar çocuktu… Ne yazık ki pek azı bunu hatırlar.” ** “İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Dükkânlardan hazır şeyler satın alıyorlar. Ancak içinde arkadaş satılan dükkânlar olmadığından, artık insanların arkadaşı yok.” ** “Yalnızca, hareket halinde kuvvetller vardır; bunları yaratmak gerektir. Çözüm yolları sonra kendiliğiinden gelir.” Gece Uçuşu ** “Bizim istediğimiz, ölüsüz olmak değil. Fakat hareketlerin, nesnelerin birdenbire anlamlarını yitirdiğini görmemek. İşte bizi çevreleyen boşluk, o zaman kendini belli eder…” Gece Uçuşu ** Amaç belki de hiçbir şeyi doğrulamaz, ama onun uğrundaki çalışma insanı ölümden kurtarır. Gece Uçuşu ** “Zafermiş…Bozgunmuş… Anlamı yok bu sözlerin. Hayat bu sembollerin altındadır ve daha şimdiden yeni semboller hazırlamaktadır.Bir zafer, bir halkı zayıflatır. Bir bozgun, başka bir halkı uyandırır.Önemli olan, yalnız hareket halindeki olaylardır.” Gece Uçuşu Ve Bir de Ekşi Sözlükten onun Hakkında: tanrı’nın ruhuna üflediği o büyük dehayı kusursuzca akıttığı…

Sirius ve benden ortaya karışık holografik esintiler
esinti / 26 Temmuz 2011

Tüm içsel zekanızla, detayları atlayıp sonuca varmak için yakıcı arzunuz sizin doğanızdır. Ancak bildiğiniz gibi, güzellik detaylarda saklıdır. * Yollar bi yere varmak için yapılmadı. Ağ bağlantılarıdır onlar, yürürken çevrenize bakın, zevk alın, birlikte yaratın diye. * O yollar ki sayılmayacak kadar çoktur, o halde toptan Ağ Bağlantısı diyelim, siz üzerinde gösterinizi güven içinde yapasınız diye altınıza serildi. * Yorgun kanatlarınızı kaldırın ve uçun. An’ı tanıyın ve onun mükemmelliğine şahit olun. * Bilinçteki en büyük hamlelerin, mantıklı beynin analitik süreçleriyle değil, sezgisel zihinle sağladığını gördük. * Deneyiminizin asla sona ermeyeceği, ulaşacağınız bir zirve olmadığı anlayışına erişeceksiniz. Bu kuramlaştırılmış başarı ve varış ölçüleri aldatıcıdır. Mevcut rezonansınızın yansımalarıdır. * Deneyimlerinizin zenginliğini belirleyen sizsiniz. Nelerden yoksun olup, neleri beklediğinize mi odaklanacaksınız yoksa her AN’ı, o çok heves ettiğiniz büyük adımlar kadar, küçük ve önemsiz gibi görünen adımları da kutlayacak mısınız? * Zamanla-belirlenmiş her sonuca dair beklentileriniz, zamanı etkiler, onu eğip büker. *

Yeterince’ye bağlamak
esinti / 25 Temmuz 2011

Toprak, senin benim gibi canlıdır. Likenlerden beri tüm atalarımın bileşimidir toprak. Dikkatli atasın adımını onun üstüne. ** “Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olduğunu zannettren şey, ona ayırdığın vakittir”. Çünkü vakit sensin, kendinden ne kadarını ayırıyorsan bi şeye onu önemli sayarsın, yoksa KENDİN bu işe üzülür! ** Orta nokta, nötr olduğundan insanları çekmiyor fakat tanrılar için mükemmel bir dokunulmazlık alanı sunuyor. Her türlü anlaşma, değiş tokuş işlemini o noktada barış içinde yapabiliyor tanrılar. Özetle diyebiliriz ki savaşmak için gereken güç yok orada 🙂 ** “Yeterince” kelimesi üzerine kavramsal olarak biraz düşünün, ara ara aklınıza geldikçe düşünün. Asansörde, merdivende, köprülerde düşünün lütfen. Aynı anda aklınıza “sarkaç” da gelsin, onu da hissedin, kişisel tarihinizle birlikte hissedin sarkacı. Sonra yeterince’ye bağlanacak mı bir bakın. ** B-ağlamazsan, ağlarsın! ** Olsun, ağlamak da gülmek de aladır, dışarı saldığın sen pekaladır. 🙂 ** Taraf olmadan hiç bişey hakkında kelam edilemiyor. Yapacağın en iyi şey, iyi bi iç çekiş, bazen de sunturlu bi kahkaha. Öyle işte…

Hocalık ve hain minik kurtlar!
esinti / 23 Temmuz 2011

Kişi kendini durduk yerde hoca ilan edemez. Talebe yani talebi olan kişi, birine yanaşır ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Geminin, kumanya temini için bi limana yanaşması gibidir. İşi bitince de demir alıp uzaklaşır, ta ki yeniden ihtiyaç oluşana kadar ve bu kez yanaşacağı liman da ihtiyaç cinsine ve o an itibariyle seyir ettiği bölgeye göre değişir zaten.  Daimi bir hoca yoktur, o limanın ihtiyaçlarını da başka bir kaynak temin eder 🙂 ** İnsan insanın kurdu, yani dönüştürücüsüdür (hocasıdır), sabırla minik minik çıtırtılarla kemirir, toza dönüştürür. 🙂

Kryon’dan benden ortaya karışık holografik esintiler
esinti / 18 Temmuz 2011

Birlikte, yalnız olduğumuzdan daha zekiyiz. Ve her birimiz, kendi dönüşümümüzden sorumluyuz. * Bir nesil ölür,bir diğeri doğar ve hepsi,anne ve babalarının nefret ettiği insanlardan,şeylerden nefret ederler.Sonuçta hiçbişey değişmez. * Tek gereken yalnızca BİR İNSANın bir adım atması ve nefretii sürekli kılmayacak bir bilinç yaratmasıdır.Daha önce yapıld, yine yapılabilir! * Bir ben var benden içeri, benden iyi; geçmişten gelen geleceğin temsilcisi. * Sen bi yol inşa edersen ve bazı insanlar o yolda yürürlerse, onları sen mi yürütmüş olursun? Hayır sen sadece yolu yaptın, üzerinde yürüme kararını onlar verirler. “Peki ya üzerinde bir kişi bile yürümezse, ne hissedersin?” “Bilmem sanırım başıma hiç gelmedi, er ya da geç bi kişi yürümüştür. Aslında bu olasılığı hiç düşünmemiştim! Başıma gelmeden bilemem, sanki şu an farketmez gibi geliyor; çünkü ben yol inşa etmekten zevk alıyorum.” * Zaman içinde merhamet duygusu hızla artar, bu değişmekte olan bilincin bir parçasıdır. Geçmişteki üstadların ortak özelliği merhametti. * Bazen potansiyeller öyle barizdir ki kendilerini yanıtlar gelmeden önce belli ederler! (soruyu kim sordu? Ona bunu sormasını kim söyledi ya da hangi şey gerektirdi, ona iyi bakın!) * Şiddet, şiddete karşı çare değil körük olur ancak. Ülkemize ve gezegenimize daha çok merhamet gerekiyor. *