Yeterince’ye bağlamak
esinti / 25 Temmuz 2011

Toprak, senin benim gibi canlıdır. Likenlerden beri tüm atalarımın bileşimidir toprak. Dikkatli atasın adımını onun üstüne. ** “Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olduğunu zannettren şey, ona ayırdığın vakittir”. Çünkü vakit sensin, kendinden ne kadarını ayırıyorsan bi şeye onu önemli sayarsın, yoksa KENDİN bu işe üzülür! ** Orta nokta, nötr olduğundan insanları çekmiyor fakat tanrılar için mükemmel bir dokunulmazlık alanı sunuyor. Her türlü anlaşma, değiş tokuş işlemini o noktada barış içinde yapabiliyor tanrılar. Özetle diyebiliriz ki savaşmak için gereken güç yok orada 🙂 ** “Yeterince” kelimesi üzerine kavramsal olarak biraz düşünün, ara ara aklınıza geldikçe düşünün. Asansörde, merdivende, köprülerde düşünün lütfen. Aynı anda aklınıza “sarkaç” da gelsin, onu da hissedin, kişisel tarihinizle birlikte hissedin sarkacı. Sonra yeterince’ye bağlanacak mı bir bakın. ** B-ağlamazsan, ağlarsın! ** Olsun, ağlamak da gülmek de aladır, dışarı saldığın sen pekaladır. 🙂 ** Taraf olmadan hiç bişey hakkında kelam edilemiyor. Yapacağın en iyi şey, iyi bi iç çekiş, bazen de sunturlu bi kahkaha. Öyle işte…

Hocalık ve hain minik kurtlar!
esinti / 23 Temmuz 2011

Kişi kendini durduk yerde hoca ilan edemez. Talebe yani talebi olan kişi, birine yanaşır ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Geminin, kumanya temini için bi limana yanaşması gibidir. İşi bitince de demir alıp uzaklaşır, ta ki yeniden ihtiyaç oluşana kadar ve bu kez yanaşacağı liman da ihtiyaç cinsine ve o an itibariyle seyir ettiği bölgeye göre değişir zaten.  Daimi bir hoca yoktur, o limanın ihtiyaçlarını da başka bir kaynak temin eder 🙂 ** İnsan insanın kurdu, yani dönüştürücüsüdür (hocasıdır), sabırla minik minik çıtırtılarla kemirir, toza dönüştürür. 🙂

Kryon’dan benden ortaya karışık holografik esintiler
esinti / 18 Temmuz 2011

Birlikte, yalnız olduğumuzdan daha zekiyiz. Ve her birimiz, kendi dönüşümümüzden sorumluyuz. * Bir nesil ölür,bir diğeri doğar ve hepsi,anne ve babalarının nefret ettiği insanlardan,şeylerden nefret ederler.Sonuçta hiçbişey değişmez. * Tek gereken yalnızca BİR İNSANın bir adım atması ve nefretii sürekli kılmayacak bir bilinç yaratmasıdır.Daha önce yapıld, yine yapılabilir! * Bir ben var benden içeri, benden iyi; geçmişten gelen geleceğin temsilcisi. * Sen bi yol inşa edersen ve bazı insanlar o yolda yürürlerse, onları sen mi yürütmüş olursun? Hayır sen sadece yolu yaptın, üzerinde yürüme kararını onlar verirler. “Peki ya üzerinde bir kişi bile yürümezse, ne hissedersin?” “Bilmem sanırım başıma hiç gelmedi, er ya da geç bi kişi yürümüştür. Aslında bu olasılığı hiç düşünmemiştim! Başıma gelmeden bilemem, sanki şu an farketmez gibi geliyor; çünkü ben yol inşa etmekten zevk alıyorum.” * Zaman içinde merhamet duygusu hızla artar, bu değişmekte olan bilincin bir parçasıdır. Geçmişteki üstadların ortak özelliği merhametti. * Bazen potansiyeller öyle barizdir ki kendilerini yanıtlar gelmeden önce belli ederler! (soruyu kim sordu? Ona bunu sormasını kim söyledi ya da hangi şey gerektirdi, ona iyi bakın!) * Şiddet, şiddete karşı çare değil körük olur ancak. Ülkemize ve gezegenimize daha çok merhamet gerekiyor. *

Öyle ya da böyle
esinti / 13 Temmuz 2011

Ne kadar uzağa kaçsanız da gelir sizi bulurum, ortaya çekiştiririm. Molla Nasreddin sendromu var bende 🙂 ** Hayatta ne hoş karşılaşmalar oluyor, maalesef hepsini yakalayacak kadar uyanık olamıyoruz, kendimiz zannetiğimize gömülmüş durumdayız boylu boyunca. ** Tali yol,otoyol,demiryolu, hava ve su rotaları!Ne çok yol var hepsi farklı yerlere gider ama nihai bi yere varmazlar… Ağ bağlantıları ** Sabah içnde uyandığımız yatağın kimliğimizi bu kadar belirleyebilmesi hayret vericidir.  Kimliğimizin bu denli kırılgan oluşu da hayret verici! ** Kedi çağırmak fazla ciddiye alınan bi eylemdir, fırtına çağırmaya çalışsan daha iyi! (Coralin)

Niyet Nedir?
esinti / 08 Temmuz 2011

İstek nedir, Niyet nedir? ikisinin farkını bilinçli olarak bulmalıyız,yoksa hayat bir bulmaca ya da ceza ya da karma diye yorumlanır gider. Niyet, olağanüstü bir gizemdir. Hayatı yaşanabilir kılan da odur. Yoksa herşey çok sıkıcı olur, üstelik evrim de sakatlanırdı! ** Zorunlu hareketlerden(*) geçer puan alamayanlar, özgün yaratıları için verilen puanlar ne olsa da, şampiyonluk ipini göğüsleyemiyor. Özgün yaratıları olmayanları saymıyorum bile! (Bakınız Tonalin düzenlenmesi ile ilgili iz sürme sanatı) ** Hayat zaten belirttiğimiz tüm alanların toplu oyun sahasıdır. Tek bi hayattan bahsedemeyiz, nasıl ki tek bir gerçeklik yoksa… Herkesin hayat dediği kendiği seçtiği bi kaç alandan ibarettir. Öncelik sıralarına dikkat! Niyete süperhiper dikkat lütfen:) * Kuralları, “yeri geldiğinde onları yıkmak için” iyi öğrenin. * “bana ne bana ne” diyerek başınızı alıp gidebilirsiniz ancak geride bıraktıklarınızdan onay alma ihtiyacınızı da bırakmadıysanız, olmaaazzz * Bu dünyayı umursamıyanlar, bu dünyadan bişey de ummasınlar. Sızıldanıp durmasınlar. Niyetiniz, tercihlerinizi desteklemeli 🙂 * Bu dünyanın içinde bir çok dünya var. Sen hangisindesin, önce onu bul ltf * (*) Zorunlu hareketler, o sanat, spor ya da herhangi bir alanda, önceden var olan kurallar, temel aktivitelerdir.

Hem korkarım hem yaparım
esinti / 28 Haziran 2011

Yapılması gerektiğini hissetiğimde, korku ve kaygılar yolumu kesemez. İnsanın kendine (kendi zannettiği) karşı meydan okuyuşu ne görkemlidir. ** Gün yine doğdu bak!. Pişmanlık çekme, kendini nasıl istiyosan öyle davranmaya başla. ** Hayat, istediğin kendin olabilmen için yaklaşık 30000 hak veriyor ve sen hala ona kısa mı diyorsun?

Ayna ayna söyle bana…
esinti / 26 Haziran 2011

Ayna karşısındakini değil, ona bakanın görüş açısının tersini gösterir. Gayet tabi olarak su da aynı işlevi yapar. Bu mekanizmayı kavrayınca dünya-nız çöker. ** Aynaya biraz da aşağıdan bak, o zaman olabildiğince yukarıyı gösterecektir.

Esinti…
esinti / 29 Mayıs 2011

Ortak mutabakat rüyasının (belki de bilinen evrenin) iki ana unsuru: sevinç ve hüzündür. Onlar iki latif rüzgardır ve eser dururlar. Onların esintisini hissedebilmek için KENDİN zannettiğinden özgür olmak gerekir. sa