Büyümek ve Ursula K.L.Guin -1

Bütün hayatımızı,aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz. Diyor Yerdeniz Büyücüsünde Ursula K.L.Guin Okurlarından Yerdeniz Büyücüsü için yorum yazıları okumak isterseniz tıklayınız. Bazıları bu sözün özgür iradeyi yok saydığını düşünebilir. Benim içinse Özgür irade hangi seçimi yapacağında serbestlik tanır. Yaptığımız seçimlerin o an için yapabileceğimizin zaten en iyisi olduğunu anlamak ise olgunluk çağıdır. Seçimlerinden Pişmanlık duymak ise anlamsızdır çünkü eğer girdiğin yol hoşuna gitmiyorsa en yakın sapaktan başka bir yola çıkarsın. Seçim her zaman elindedir ve lütfen bana “ama zammaaaaaannnn?” demeyin lütfen. zaman sensin ve bunu yas tutmakla mı yoksa yeni seçimler yapmakla mı geçireceksin buna karar ver. * Aslında üçleme olan ama zaman içerisinde altı kitap haline gelmiş Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz serisi de ayrı bir olaydır. Okuyanlar bilir ve sanki diğer kitaplarından da hafifçe farklı bir tınısı ya da kokusu vardır, ya da bana öyle gelmişti.Yeniden okumayı düşünüyorum. Asıl üçlemenin isimleri: Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları – En Uzak Sahil Kitaplar hakkında bir okurundan kısaca bilgilenmek mümkün (Tıklayınız), okuyacaklar için heveslendirici okumuş olanlar için hatırlatıcı ve belki nostaljik olacaktır. “Sihir, zevk için veya övülmek için oynadığımız bir oyun değildir. Şunu düşün: Bizim Sanatımızdaki her söz, her hareket ya hayır için ya da şer için yapılır….

Ursula da geldi-aydınlattı- geçti

Ağlayacağımı tahmin etmezdim ama bi şey olmadan önce tepkinizi de bilemiyorsunuz. Cumhuriyet haberi şöyle vermişti: ABD’li Yazar Ursula K. Le Guin, 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Fantastik ve bilim kurgu eserleriyle dünya edebiyatında kendine önemli bir yer edinen Le Guin, Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler, Sürgün Gezegeni, Yerdeniz serisi gibi roman ve öyküleriyle çağına damga vurdu. New York Times’ın haberine göre Le Guin’in ölümü oğlu Theo-Downes Le Guin tarafından doğrulandı. Oğlu, ölüm nedenini açıklamadı ancak annesinin sağlığının bir süredir kötü olduğunu belirtti. 1929 California doğumlu Ursula Kroeber Le Guin, antropolog çift Alfred L. Kroeber ve Theodora Quinn Kroeber’in kızıydı. Kitapları 40’tan fazla dile çevrilen ve milyonlarca satan Le Guin, yerleşik cinsiyetçi kalıplara meydan okuyan tarzıyla fantastik ve bilim kurgu yazınında kendine özgü bir üslup geliştirdi. 1969’da yayımlanan Karanlığın Sol Eli, insanların erkek ya da kadın olmadığı cinsiyetsiz Gethen dünyasında geçiyordu. Le Guin, mitoloji, fantezi ve bilim kurguya meraklı bir genç olarak hikayelerin sürekli “Beyaz adamın dünyayı fethetmesi” etrafında döndüğü gerekçesiyle bilim kurgudan soğuduğunu anlatmıştı. Yine de yazın hayatının ileriki dönemlerinde bu janrda güçlü ve özgün eserlerle adından söz ettirdi. Ursula benim gözümde sağlam bir kale gibiydi. Korkak biri olduğumdan sık sık bi yere sığınmak istediğimden değil ama bunu neden söylediğimi ben…

Robotlar aslında ne ister?
esinti , YENİ DÜNYA / 21 Ocak 2018

Biz insanlar da robotlar gibi yazılımlarla doluyuz. Aramızdaki farkın duygular olduğu söylenir bilimkurgularda fakat bu da muğlak bir ayrım çünkü duyguları düşüncelerimiz, düşüncelerimizi ise zaten yazılımlar oluşturur. Robotlar ölmez biz ölürüz.Aslında onlar da eskir, parçaları yazıılımları güncellenir ve sadece çok daha uzun dönem için kişiliklerini korurlar. Ban göre kendi aralarında üremiyor oluşları şimdilik en belirgin farkımız çünkü insanlardaki üreme, yeni bireyin anne babadan randomsample aldığı şeylerle (tesadüfi seçim) oluşuyor ve yeni bir şey ancak böyle ortaya çıkabilir. Yazılımların icat edemeyeceği denli tuhaf ötesi bileşimler çıkıyor ortaya insanda. Örneğin robotların turing testini geçmeleri bana pek olası gelmiyor.çünkü onlara 50 tane lisan yazılımı yükleseniz dahi, annenin yavrusuna yüklediği manada olmaz yani gerçeklik belirmez. Orada devreye giren bambaşka bir şey var. Bunların başında belli belirsiz işleyen bu iyi bu kötü, bu doğru bu yanlış vardır. Bunlar eğer robota yazılımla yüklenirse çok net olacağından onu kandırmak kolay olur ama insanı kandıramazsın bu anlamda. Örneğin  robotlara ahlak normlarını herhangi bir kültürü baz alarak yazılım olarak yükleyebilirsin ama bu asla mother tongue (ana lisanı) ile yüklenen büyünün yerine geçmez bence. Robotlarda özgür irade olmadığı söylenebilir. Bu da hayli tartışmalı bir konu. Bazen ben bir kere ve özel bir durum için insanımsı bir yaratığa özgür iradesiyle hareket etmesi…

Mars iyi de ya AY?
esinti , YENİ DÜNYA / 19 Ocak 2018

Mars’a gitmenin sık sık konu edildiği şu günlerde AY’dan neden hiç bahsedilmiyor? *Resmi cevap soğuk savaş sonrası Nasa bütçesi çok kısıldı ve ayda da cazip bişey yok masraf anlamsız, amerikan halkı bu bütçenin ayrılmasını istemiyor. *Gayrı resmi cevap,aya sayısız kere gidiliyor ve orada neler yapıldığını Allah bilir. tabi bazı yüksek merciler de biliyor. Ay’da hem Dünyalılara ait hem de Alien’lere ait inceleme laboratuvarları bulunuyor ve bunların halka açıklanmaması karşılığında Alienler’den bazı teknik bilgiler alınıyor, son yirmi senede dünyada bu anlamda resmen teknik bilgi patlaması yaşanyor deniyor. *Bu arada bazı septiklere göre zaten aya hiç gidilmedi!. Gelelim Aya gidilmezken Marsa gidilmesi nasıl söz konusu oluyor sorusuna. Artık bu olası yolculukların maliyetlerini devletler karşılamayacak, küresel çapta büyük şirketler bu uçuşları kendi adlarına yapacaklar ve olası kolonilerin bizzat sahibi olacaklar. sa Sizler de fikirlerinizi yazarsanız sevinirim. * Biraz da küçük notlar: Önem sıramızı belirlemek hayatidir. Sınırlı bir ömre sahip olduğumuz bir gerçeklikte yaşarken aksi nasıl mümkün olur ki zaten? * Günlükten-2009 Yüksek ateşlerde bilincimi kaybetmediğim için çok ilginç gözlemlerim oluyor. (doğduğumdan beri sayısı belirsiz çok yüksek ateşim oldu) Herneyse, ateşin etkisi ya da bilmediğim bişey sonucu erk artışı olmuşsa ben de hep sözünü ettiğimiz bu şeyin belki de ucundan azıcığını yaşamış biri olarak…

VEGANlara müjde
Duyuru , esinti , YENİ DÜNYA / 13 Ocak 2018

Sevgili can dostumuz Ebru Dündar bu müthiş yiyecekleri sanat eseri görünümünde zevkle heyecanla yaratmaktan (pişirme diyemiyorum çünkü çoğu ÇİĞ VEGAN bunların) paylaşmaya vakit bulamıyor. Oysa eminim ki vegan topluluğu için bunların hepsi bir nevi şölen. Başarı ve sevincinin daim olmasını dilerim. Örneğin resimde görülen için şöyle not koymuş: RAW VEGAN yılbaşı ağacı pastası Geçenlerde bir gün yapmıştım, deneyenler beğendi :) Bitkisel, glutensiz, şekersiz, ısı işlemi görmemiş yani enzimler, tüm besin değerleri tavan, tümüyle çiğ Bu şahane çiğ vegan ürünlerin lezzetlerine de bakma ayrıcalığım oldu, bayıldım. Vegan olmadığım halde her gün elime geçirsem mutlu olurum yani. Vegan arkadaşlarınızı haberdar ederseniz eminim onları mutlu edersiniz. Not: sipariş alıyor, kendisine facebook sayfasından ya da daha çok paylaşımı olan İnstagram hesabından ulaşılabilir. Hatta öncelik filan gerekirse ben de torpil yapabilirim Ah bir de çiğ vegan yoğurtları var ki aman Allah! Ebru’nun face adresi: https://www.facebook.com/ebru.dundar.98 Çiğ Vegan nedir şu adresi tıklayarak bilgilenebilirsiniz, benim çok ilgimi çekiyor, belki gelecekte böyle bir beslenmeye adapte olacağız kim bilir? Tıklayınız Aloha dostlar, iyi bir hafta sonu olsun.

İnsanoğlu-kızı neden bu dünyayı yeterli bulmaz?
esinti , Felsefe ve Kuantum / 09 Ocak 2018

İnsanoğlu-kızı neden bu dünyayı yeterli bulmaz? Bilimsel meraki, keşif duygusunu, kendine meydan okuma ihtiyacını anlayabilirim hatta kendimden dolayı çok iyi anlıyorum. Eminim herkesin bu soruya makul cevapları vardır.Ben bu mevcuttan memnun mesut olmama halinin, başlangıç ve son lineer çizgisinin üzerimize ağır bir sis gibi inişi sebebiyle, sonsuzluk arayışına bağlama eğilimliyim. Vallgreen, Denizadamı romanında “Bir başlangıç var ve bir son. Ve düzelmeden önce her şey çok kötüleşmeli. Bütün öyküler böyle. Sanki öyküler istiyor bunu, yok olmadan önce acının artması doğanın bir marifeti sanki. Ama bir gün işte. Bir gün bir şey olacak ve bütün öyküyü değiştirecek, yeni, daha güzel bir şeye dönüştürecek öyküyü.” buna Pandoranın sepetinde kalan o lanet (özür) umut deniyor galiba. Sonsuzluk arayışı feci bir şeydir, ben küçükken hep ölememekten korktuğumu hatırlarım. Oysainsanlar ne denli cesur ki sanal alanlara bağlar bahçeler cennetler, sonsuz ırmaklar inşa ettiler. Bunu yapanların niyetlerinin toplumu kolay yönetmek ve gelir dağılımı adaletsizliğini affettirmek olduğunu bilmez değilim elbet.Fakat sonsuz hayat! Aman tanrımmm sen beni koru. Yağmurlu bir cumartesi öğleden sonra ne yapacağını bilemeyen insan bir de sonsuzluk istermış! Saçmalıyorum fakat bundan an itibariyle hoşnutum.

Milföy Hamuru gibi
esinti / 07 Ocak 2018

Hiç bir zaman bu denli müzik dinlemeye düşmemiştim. Adeta müzisyenlerle stüdyoda hissediyorum kendimi. Bazende şarkının kokusunu duyuyorum hızla gelip gidiyor! Ne oldu bana? Joy fm kurtarıyor beni 🐞günde 14 saat filan dinliyorum film seyredemez oldum çünkü aynı anda olmuyor ve ben müziği kapatmaya kıyamıyorum. Uykum geliyor gidip yatamıyorum müziği kapatmıayayım diye! Bunlar tuhaf şeyler. Küçükken ve genç kızlığımda kulağımı ve sesimi çok iyi bulurlardı hatta yüksek düzey bir konservatuar hocası tüh yazık olmuş dünya çapında bir soprano olabilirdin eğitim alsaydın demişti :) Müziği hayatımda tek başına hiç ele almadım, o her zaman diğer sevdiğim şeylerin bir destekçisi, yardımcısı oldu, örneğin kitap okurken , çalışırken özellikle bilgisayar programı yazarken beni destekledi fakat 2-3 saat dinlediysem yorulup kapatırdım, ara verirdim. Şimdi bunun tam tersi bir durum var. Onbinlerce yüzbinlerce şarkı var hepsi birbirinden farklı. Bu da diğer her şey gibi ekip işi ve her nasılsa muhteşem bir uyumla nasıl böylesi güzel şeyler çıkarabiliyorlar. Bu yeteneğe hayran olmamak mümkün değil, üstelik ilahi dokunuşlar gibi algılanan klasik müzikten bahsetmiyorum bile. örneğin sadece şu an aklıma geliveren Hotel California şarkısı ki bunun gibi binlercesi var. Bunlar parçalardan bütüne varmaz arkadaş! Başka bir gerçeklik düzeyinde bir olabilen bir ekipçe bir çırpıda doğup, burada işitiliyor olmalı! Dinlerken katmanların arasına…

İlelebet sevgi ve saygımızla…
Blog , Duyuru , esinti / 10 Kasım 2017

Saygı değer efendiler, günlerce zamanınızı alan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonunda tarih olmuş bir dönemin öyküsüdür. Bunda ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebildiysem, kendimi mutlu sayacağım. Burada söylediklerimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayalı ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüz yıllardan beri yaşanan ulusal yıkımların yarattığı bilincin ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum. (Nutuk’tan) Bir iğde ağacının kesilmesine üzülen, bir tayın ölmesine ağlayan, doğayı seven, ulu bir çınarın görkemiyle büyülenen ve bir dalının bile kesilmesine gönlü elvermeyen bu nedenle de o yılların teknolojik olanaklarıyla bir binayı yerinden 4. 80 metre kaydırtan bilinçli bir çevreci, insan sevgisiyle dolu bir askerdi Atatürkümüz. Savaşta yüz binlerce düşmanla çarpışıp onları yok etti; ama ölmek üzere olan atını vuramadı. Köpeği Foksi ölünce, onun doldurulmuş bedenini görmeye dayanamadı. Yeşile ve maviye tutkundu, kesilen bir ağaç için yas tutardı. Çankaya’dan Meclis’e giden yolun üzerindeki iğde ağacına sanki âşıktı. Bu benim ağacım der, gelip geçerken o ağacı selamlardı. Yol yapımı nedeniyle kesilen o ağaca çok üzülmüştü. Onu, bozkır Ankara’yı yeşile dönüştürecek bir…

Eser miktar AB grubu!
esinti / 03 Kasım 2017

Dunya’daki ilk kan grubu ‘0’ dir. Herkes ‘0’grubuyken insanlar çok küçük bir alanda yaşıyorlardı, aynı yemeği yiyor, aynı hayati yasiyorlardi ve bu yüzden değişim gereksizdi. Ancak nüfus arttığında ve göçler hızlandığında değişimler ivme kazandı. Sonrasında gelişen A ve B gruplarının geçmişi ancak 20 bin – 30 bin yıl öncesine uzanıyor. AB grubu ise daha çok yenidir.” O grubu “Avcı”, A grubu “Çiftçi”, B grubu “Göçebe” ve AB grubu “Modern” olarak değerlendiriliyor.Tabi tum bu gruplar kendi iclerinde de negatif ve pozitif olarak ayriliyorlar. Dunya’daki kan grubu dagilimi soyledir: 0 RH pozitif Her 100 kişiden 40´ı 0 RH Negatif Her 100 kişiden 7´si A RH pozitif Her 100 kişiden 34´ü A RH Negatif Her 100 kişiden 6´sı B RH Pozitif Her 100 kişiden 8´i B RH Negatif Her 100 kişiden 1´i AB RH Pozitif Her 100 kişiden 3´ü AB RH Negatif Her 200 kişiden 1´I *Bu veriler doğru mu bilmiyorum; fakat AB grubunun bu kadar az olması beni şaşırttı. AB grubu: Bu grup, sinirli ve hassas A’larla dengeli B’lerin birleşimi sonucu oluşmuştur. Bundan dolayı, biraz parça parça karaktere sahiplerdir. Diğer üç grubun tüm özelliklerini karmaşık ve karışık bir biçimde kendilerinde toplamışlardır. Dengeli bir yapıya ulaşmak için güçlü bir disiplinle karşılaşana kadar bocalayan,…