Gerçekten o rüzgar mı?

“O anda aniden çıkan bir rüzgar bana çarptı ve gözlerimi yaktı. Söz konusu bölgeye baktım. Kesinlikle olağanüstü bir şey yoktu. “Hiçbir şey göremiyorum” dedim “Az önce hissettin” diye cevap verdi Don Juan Matus “Ne? Rüzgar mı?” “Sadece rüzgar değil” dedi sert bir şekilde. “Sana rüzgar gibi gelebilir çünkü sadece rüzgarı biliyorsun.” CC   Bu bizim her gün başımıza geliyor fakat farkında değiliz. Tanımlanmış olanlar; stabil, güvenli bir ortam yaratıyorlar evet, teşekkürler ve fakat bunun karşılığında özgürlüğümüzü sınırlıyorlar. Her şeyin bedeli var. Hiç bir şey göründüğü gibi olmak zorunda değil. Mutlaklık iddiasıyla savaşıp durmak bize ne getirip ne götürüyor? Daha dün ben bakınca şimşek hızıyla kaçan bir gölge gördüğümü söylesem bana iyi bir nöroloji uzmanı mı önerirsiniz? Görüyor musunuz dipteki şüpheyi? Ben görüyorum.

Kristal Izgara ya da Kartal!

Enerjisel bilgi şeklinde çokboyutlu olan enerjiyi görmeye başlamanızı istiyorum. Sadece enerji dediğiniz şeyin muazzam miktarı yalnızca bilgidir. İnsan bilinci gezegeni etkileyen bir damga taşır. İnsan bilinci, gezegeni değiştirecek olan şeydir. İnsan bilinci bilgidir. O sadece düşündüğünüz şeye bağlı olarak geliştirdiğiniz gelişigüzel enerji değil, bilgidir ve güçlüdür. İnsan bilinci aslında gezegenin Kristal Izgarası dediğimiz şeye gider, Kristal Izgara çokboyutlu bir ızgaradır. Onu göremezsiniz, ama o enerji taşır. Çokboyutlu bilgiyi taşır.(Castaneda literatüründeki Kartal kavramı.sa) Belirli şartlarda ve belirli şekillerde, bir İnsan yaşamı veya mükemmel bir senaryoda birlikte olan çoklu yaşamların etkileşimi, bir mekanda enerjisel bilgi niteliğinde bir damga yaratır. Bu, 3B’deki bir kayıt kasedi gibi kendisini tekrar tekrar çalan bilgi ve enerjidir. (Matrixin kedisi, Ya da bildiğiniz perili ev, hortlaklı konak. sa) …hortlakların musallat olduğu bir evde, kendisini tekrar tekrar yineleyen bir senaryo olduğunu fark ettiniz mi? Hiç yeni bir şey olmaz. Adam merdivenlerden aşağıya iner, adam merdivenlerden yukarı çıkar. Mutfaktaki kadın soldan sağa yürür, sandalyeye oturur, bir süre sallanır, uzaklaşır. Eğer cinayet gibi dramatik şeyler varsa, adam baltasıyla merdivenlerden aşağı iner, tekrar, tekrar ve tekrar. Çokboyutlu nitelikler ayrıca çoğu zaman sıcaklık değişimleri taşır, her zaman daha soğuk olur. Hatta size, çokboyutlu bir lens geliştirecekseniz, süper cryogenic (dondurucu) niteliğe sahip olmanız gerekir.

Bilginin damgalar halinde saklanması
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 02 Ekim 2016

“Bilgi çok boyutlu haldeki enerjidir. Her şey mümkündür, çünkü her şey değiştirilebilirdir.” Diyor Kryon. Bu ifade kuantum bilgimizle de örtüşüyor ve zaten nüfuz etmeye çalıştığımız Lemuryan Huna bilgisiyle de tam olarak tutarlı. Bilginin damgalar halinde gezegenin kristal ızgarasında saklandığını da söyler Kryon ki beni oldukça heyecanlandıran bir durumdur bu çünkü ölümle ilgili hislerime tercüman olur. İnsan öldüğünde onun ruh olarak tanımlanagelen bölümü bu gerçekliği terk eder ama onların ömür bilgisinin damgası ve bildikleri her şey – bilinçleri, bilgelikleri, bilgileri – Kristal Izgaraya gider ve orada kalır. Bu durum tam da Toltek bilgeliğinde Don Juan’ın üstüne basarak belirttiği; Kartalın sıradan insanın ölümünde onu yuttuğu ile ilgili uyarıya denk düşer. Ona göre insan bu durumdan ancak henüz yaşarken bilgilerini dışarı verir ve tam olarak bu yükten kurtulursa -ölmeden ölürse- kaçınabileceğini ve özgürleşeceğini anlatır. Çünkü Kartal-kristal ızgara-, o insandan edineceği yaşam bilgisini zaten o hayattayken emmiştir ve o boş olarak öldüğünde artık o varlığa ilgisi kalmaz. Olayın hikaye ediliş biçimindeki fizik kanunu görebilmek lazım. İşin bu kısmını fizikçilere bırakıyorum. O halde, ölülerle konuşan, onların hayaletlerini gören kişiler, medyumlar, durugörür ve falcılar aslında başka bir yerde/gerçeklikte yaşamaya devam eden bütünsel bir varlıkla değil, onun kristal ızgaraya bıraktığı damgalarla irtibat halindedir. Tıpkı tüm bilgilerin gelişmiş bir…

Selviyi Groklamak
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 09 Temmuz 2016

Ağaçlarla iletişim kurmanın muhteşem bir his verdiğine muhtemelen hepimiz biliriz. Keşke onlarla birlikte şifa için çalışabilmek için daha çok deneyim aktarımı zaman ve isteğe sahip olabilsek diyorum. Şu yazıyı okumak isteyebilirsiniz gayet hoş bilgiler paylaşılmış, tıklayınız.   İki sene önce evimin hemen dibindeki bir selvi ağacını groklamıştım. Hayatımın en ilginç deneyimlerinden biri olmuştu. Selviden toprağa ve gökyüzüne uzanan süt rengine benzer dokungaçlar çıkıyordu, yosunlar gibi çok miktarda ve amorf biçimde her iki yöne sanki su içinde gibi yayılmış ve dalgalanıyorlardı. Çok şaşırdım tabi, bunlarda ne böyle dedim ama aynı anda bir selvi olarak müthiş bir susuzluk içinde olduğumu da duyumsuyordum, tüm açlığım ve arzumla su aradığımın farkına vardım. İşte o gün bugün selvileri su elçisi olarak bildim. Not: Groklamak, kısaca o olmak (olmak istediğiniz obje, şey) demektir. Aslında bu kelime ilk kez Heinlein’in Yaban diyarlardaki yabancı BK kitabında kullanılmış ancak çok tutularak ingilizce sözlüğe girmiştir. Groklama (belli ki Hainlein bu konuda epeyce bilgiliymiş!) tamamiyle şamanik bir yöntem olup, Hawaii şamanlığında Kulike yani şekil değiştirme uygulamalarının dördüncü fazı olarak yer alır ve kısaca “haline gelmek” diye tanımlanabilir. Groklamak, gözlemcinin gözlem süreciyle bütünleşip onun bir parçası olması durumunu anlatıyor; iç içe geçme, toplu bir deneyimin içinde bireysel kimliğini kaybetme. * İnsan yaşamı bir spiraldir,…

BİLME duygusunu saygılı bir HAYRETe dönüştürmek
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 29 Nisan 2016

“Oynamak istiyorsan hadi oynayalım; fakat ölüme kadar oynuyoruz. Bu niyet içinde hayatımı oynuyorum, hiç de azını değil. Sonumun bir yerlerde beni beklediğini biliyorum, bundan kaçınmak için yapabileceğim bir şey yok. En büyük YOĞUNLAŞMAYLA yolumu katedeceğim. Yaşamak sorumluluğunu bütünüyle kabul ediyorum, her şey için her şeyi göze alacağım.” der Castaneda. ve ilave eder: “Disiplin, bir savaşçının anlayışına göre, yaratıcıdır,açıktır ve özgürlükten doğar. Bu, BİLME duygusunu saygılı bir HAYRETe dönüştürerek bilinmeyenin karşısında durma kapasitesidir. Alışkanlıklarımızın menzilini aşan durumları değerlendirmek ve bedeli ödenesi olan bilgi muharebesiyle yüzleşmeye cesaret etmektir. Ne olursa olsun, eylemlerimizin sonuçlarını kabul etme cesaretidir, acıma ya da kabahat duygusu olmadan.” Yani disiplin, BİLME duygusunu saygılı bir HAYRETe dönüştürerek bilinmeyenin karşısında durma kapasitesidir. BİLME duygusu ki buna ben kısaca AYMA diyorum, günlük hayatta zaman zaman, rüya görüşmelerinde ise sıkça yaşadığımız bir andır. Ve kişinin yüzündeki yansıması; tarifsiz bir şaşkınlık, hayranlık dolu bir saygı olarak belirir. Sorumluluğu %100 alıyorum. Ho’oponopono. aloha

İç Konuşma Hakkında
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 23 Nisan 2016

Bu konuyu uzun yıllar içinde sıkça ele aldık ve şimdi adresini verdiğim araştırma bana bunu yeniden hatırlatmış oldu: https://curiosity.com/paths/what-causes-the-voice-in-your-head-thoughty2/?ref=shv Burada bahsedilen “içsel konuşma” Castaneda öğretisinde aynen bu isimle en sık anılan ve üstesinden gelinmeye çalışılan bir insan edimi. Biz gezginlerin gayet iyi bildiği İKE prensibini çalıştıran iç rüyanın en büyük aracı; iç konuşmadır ve kişinin çevresindeki dünyayı yani öznel gerçekliğini sabitlemesinin tek yoludur. İçsel konuşma yalnızca duygusal tepkiler, ya da sosyal kısıtlar sebebiyle yüksek sesle söyleyemediklerimizden oluşmaz, ertesi sabah ve sonraki tüm sabahlar yeniden doğduğumuzda kendi gerçekliğimizin halen aynı kalması için LONOmuzun bilgisi haricinde KU’muz tarafından yapılır çünkü bunu yapmaya programlanmıştır. Nagual Don Juan, Castaneda’nın iç söyleşisini durdurmak adına pek çok alıştırma yaptırır çünkü bu programı değiştiremezse Castaneda’nın talep ettiği değişim ve dönüşümün yapılamayacağını bilir. Kolayca anlaşılacağı gibi “İç konuşma”, insanın deneyimlerini KU’ya (beden hafızası) kaydetmek ve hatırlatmak için bir yöntemdir. Basitçe bize durmaksızın EZBER yaptırır. Son derece kullanışlı bir insan yöntemi olmasına karşın, değişim ve dönüşümün önünde duran en etkili engeldir de! Hep böyle değil midir zaten, zehir/ panzehir. İç konuşmanın ne zamanlar durduğu ile ilgili kendinizi gözlemlemenizi öneririm. Bu size onu kontrol etmek için bazı ip uçları sunacaktır. Örneğin ben oyun oynarken (iskambil, satranç vs), etkili bir kitap…

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 26 Mart 2016

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır. İkinci prensip KALA’nın sonuçlarından biridir bu çıkarım. Ayrılığın bir fayda uğruna kurulmuş bir rüya (oyun) olduğu gerçekten bilinse hayatta çözülmeyecek hiç bir şey kalmaz. Bizler aslında çok boyutluyuz. Tüm sorunlar, hastalıklar ayrılık bilincinin farkındalıksızlığından kaynaklanır. Bunu zihinleriyle yürekleriyle tastiklemiş olanlar bile zaman zaman işin ucunu kaybedebilir. Hiç sorun değil, Gurdjieff hocanın da söylediği gibi bu yolculukları bir gurup halinde yapıyor oluşumuz bizi bu unutkanlıktan kurtarır çünkü bir arkadaşımız bizi nazikçe dürtükleyiverir ve hemen uyanırız 🙂 Aloha budur işte Bir düşünün eğer %100 empatiye sahip olunsaydı yaşamak ne zor olurdu (2 rakamı empatiyle ilgilidir). Kahunalar kendilerini, faydalı limitler (ayrılıklar) yaratmakta özgür hissederler. Buradaki kilit nokta, ayrılığın mutlak mı kurmaca mı olduğunu bilmektir. Kurmaca olduğunu bildiğin durum CC bilgisindeki kontrollü deliliğe tekabül eder. Kurmaca olduğunu kabul etmek İz sürmenin gereğidir. Yani ayrılığın keyfi olduğunu bilmek; özgür hissettirir, esnetir, savaşmak için sebepleri yok eder, akışta olmayı, birlikte barış içinde büyümeyi teşvik eder. Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre; Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz. Diğer yandan…

Algının Konumu ve Zaman yolculuğu
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 25 Mart 2016

“Yeni görücüler, bu tekniğin idrak olduğunu söylerler. Onlar, öncelikle bi kimse, algıladığımız dünyanın birleşim noktasının kozanın belirli bi yerde durması sonucu olduğunun farkına varmalıdır derler.( Dünyanın olması). Bu anlaşıldığında,birleşim noktası yeni alışkanlıkları takiben kendiliğinden oynar. İnsanın birleşim noktası, Kartalın buyruğuyla kozada belirli bi alan etrafında görünür. Ama kesin nokta alışkanlıkla, tekrar edilen eylemlerle belirlenir. Önce orada yer alabileceğini öğreniriz ve sonra orada olmasını buyururuz. Buyruğumuz Kartalın buyruğu olur, nokta o yerde sabitlenir. Yazının tamamı için tıklayınız. Toltek bilgeliğinde bir çok şeyi anlamak için temel noktalardan biri “birleşim noktası” kavramıdır. Bu yazıda açıklanmaya çalışılan Birleşim noktası, LONO’muzun sabitlendiği yer olarak düşünülebilir. Böylece ilişkide olduğumuz (soyut/somut-ölü/diri) tüm kişilerin tam şu anda kendi atıl enkarnasyonlarımız olduğunu ve BEN dediğimiz mevcut enkarnasyonumuzun algımızın çengellendiği birleşim noktasından ibaret olduğunu anlarız. Rüyalarda ya da gündüz düşlerinde çengelinden kurtulan algımız, tüm atıl enkarnasyonlarımız arasında yüzer, onları anlamaya çalışır. O halde zaman yolculuğu süper gelişmiş uzay araçlarına gereksinim duymaz, Bilincimizin bütünlüğü bu yolculuğu bize zaten sürekli yaptırabilmektedir. Aloha

Niyet, MANA, Yetkilendirme
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 23 Mart 2016

Düşünceleriniz, onların yarattığı duygular, azmettirilmiş istekleriniz, bütün bunlar trenin önünden geçtiği bi kaç dakika uğradığı ya da hiç uğramadığı istasyonlar gibi. Bizim için gerçekten anlamlı olan niyetimizdir. Niyetimiz bizi nereye götürüyor? Bu soruya gerçekten vardıysanız olgunlaşma sancıları da başlamıştır zannımca, miktar ve adresi saymayı bırakmışsınızdır, ya da en azından bunlar önem sıralamanızda çok geriye kaymıştır. Niyet nedir diye sık sık sorulmuştur bana, aklıma ilk gelen bağcı ve üzüm olur fakat bunu zaten soran da sormayan da biliyordur zaten. Niyet sözcüklere kulak vermediği için onu tanımlamak da zor. İnsan kendisine zaman zaman sormalı belki ve nasıl bir hisle cevaplandığını duyumsamaya çalışmalı. Ben sordum şimdi kendime ve aldığım cevap adeta şöyle bir görüntüydü; önünden geçtiğim istasyonlar, araziler içlerinden dışa doğru bir ısı ve aydınlanmaya uğruyordu, adeta can kazanıyordu. Hepsinden yayılan bu ısı/aydınlık birleşiyordu. Ayrılıklar gözden kayboluyordu. O zaman dedim kendi kendime acaba bu CC’nin içten gelen ateş ya da urban shamanın 6.prensibi MANA olabilir yani bütün güç içerden gelir. Bir başka deyişle; YETKİLENDİRME! O halde niyetimiz bizi her şeyi yapmakta yetkilendirendir desek olur mu? Bilemiyorum sözcükler tek başına açıklamakta yetersiz kalıyor. Fakat ben ne hissettiğimi biliyorum. Niyeti istekle karıştırmaya meyilli olanlar için ” Neye niyet neye kısmet” sözü niyetin işe yaramadığı durumlar olduğuna…