Şikayet mekanizması
Blog / 03 Kasım 2008

Dünyanın halinden, komşularınızdan, eşinizden, çocuklarınızdan, ebeveyninizden, amirlerinizden, çalışanlarınızdan, yöneticilerden yani ilişkide olduğunuz olmadığınız herşeyden şikayet etmeyi bırakın artık; çünkü ne size ne de dünyaya bir yararı olmuyor.(pardon size dolaylı bi yardımı oluyor tabi)   Şikayet mekanizması, yani kendi kendine ya da başkalarına söylenip durma hali, bir an için görmüş olduğunuz (ve hoşlanmadığınız)gerçekliğin daha çok yerleşmesine, diğer anlarınıza da kalıcı olarak tutunmasına sebebiyet verir.   etap: fiziksel-duygusal-zihinsel ya da ruhsal alanda hoşunuza gitmeyen bi şey olur. Hoşa gitmeme duygusu fiziki bir rahatsızlığa gebedir; çünkü aslında insan “-1, +1 ve nötr” yani bundan hoşlandım-bundan hoşlanmadım fazı arasında mekik dokuyan bir mekanizmadır. Eğer oluşan ŞEY, negatif/hoşlanmadım fazında ise insan o şeyden hemen uzaklaşmak ister. İşte sorun da burada başlıyor. İnsanın, (Gurdjieff’in deyimi ile makina insanın) hoşlanmadığı bişeyden uzaklaşabilme yeterliliği yok, Don Juan Matus ise bu durumu “acizliğine düşkünlük” olarak tanımlıyor. Oysa eğer insan bir an için durup düşünse önünde iki seçenek olduğunu görebilirdi: a) Hoşlanmadığı durumu ortadan kaldırmak: Harika ve kesin bir çözümdür. Fakat maalesef bunu yapabilmek için yeterli enerji çoğu kez insanda birikmemiştir. (çünkü her gün periyodik olarak üretilen insana ait farkındalık enerjisi, gündelik saçma sapan şeylere yönlendirilerek bitirilmiştir.) b) Eğer ortadan kaldırmak mümkün değilse, hoşlanılmayan durumun pozitif gölgesini bulmak ve ona…

Rüya ve SırMISIR
Blog / 03 Kasım 2008

Az önce merak edip dedektif kelimesine baktım sözlükten, acaba dilimize tam olarak nasıl aksetmiş bu yabancı kökenli kelime diye ve aynen alıntılıyorum: Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi Hımmm… Peki suç nedir dedim ardından: 1 .     Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış. 2 .    hukuk  Yasalara aykırı davranış, cürüm   Tabi ben sözlükteki anlamıyla suçun peşinde değilim, o halde nedir kendimi bildim bileli adım adım izlediğim o şey? Tabi ki en geniş kavramıyla BEN!… O Ben ki her birimizin içinden ayrı filiz vermiş, dıştan bakarsanız her kişiyi farklı görürsünüz ama mahir bir dedektif gibi izini sürerseniz, hepimizin içindeki Ben‘in  tek bi şey olduğunu fark  edersiniz. Adeta insan, insan olmadan önce içine bir tohum düşmüştür ve o tohum her kişinin toprağında ayrı bi görünüm, koku, lezzet çıkarmıştır ortaya. İşte o farklılıkların aynı tohum olduğunu bulmak; ama yine de farklılıkları muhafaza ederek zenginliğin keyfini çıkarmak tam bir dedektiflik işi bence. Sanırım bu sebeple dedektif romanları yazıyorum ve rüyaların derin dünyasına dalıyorum.   Sözlükteki suç, benim anlayışımla; insanın naturel doğasından sapınç, yani sevgi olan özümüzden sapmalar fiiline karşılık gelmekte. O halde daha geniş baktığımızda ben yani baş dedektif, sevgi özümü arıyorum harıl harıl. Özellikle rüyalarımız,…

Dün gece zaman eridi mi?
Blog , Şiirimsiler / 01 Kasım 2008

Nereye gidiyoruz, zaman erirken çikolatalı dondurma tadıyla Geniş, çok geniş delikler dün gece düştüm içeri birinden! Pek manalıydı, yavaşlatılmış uzun bir öpüşme duygusu karışırken geniş zamana topladı birden kendini Liflerinin arasında kalakaldım hızlandırılmış güne merhaba! yine çırpılacağım yine muzlu süt kıvamında! 22.10.03 Baktım da günlüklere, daha öncede olmuş böyle şeyler. Dileklerim hep olur çok şükür. Gelecek nasıl olsun diye bi dilek dilemiştim bir aralar: Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok. Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu İçimizden çiçekler fışkırsın Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek İletişim kuralım, bizden önce Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere. Dallarda rengarenk kokulu meyveler Yalnızca istediğimiz işleri yapalım Yakınlaşan yıldızları seyredelim Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde Zaman öyle yavaşlamış olsun ki Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim Midelerimiz küçülsün, yemek için Meyveler yetsin, tükenmeyen Dallarında. Bir daha ASLA…

Çile
Blog , Şiirimsiler / 01 Kasım 2008

Göze aldım başı dumanlı dağlar gibi tehlikeli, bir o kadar da cazibeli yolundan ileri daha daha ileri yürümeyi! Belki bir kasap gibi doğrarım günleri Ya da yün çileleri gibi seçip seçip sararım yumaklara bulutları! Gecenin ıssız derinliklerinden altın tozları araklarım dişleri azgın sesi azap yeli şeytanın elinden! Her adımda biraz çarparak kalbim çağırırım büyücü benliğimi Yok faydası ecele korkunun Göze aldım zira ileri daha daha ileri yürümeyi SA 07.10.03