Örtük ve Belirtik arasında
Blog , Felsefe ve Kuantum , Urban Shaman / 18 Ekim 2017

Fiziksel ya da moral fark etmez kurallar ve kanunları ve onların ait olduğu sistemleri, olayların kontrolümüzde olduğu hissini bize verdikleri için seviyor ve destekliyoruz. Pek de yanlış sayılmaz zaten. Fakat beni güldüren bu değil. Beni güldüren, tüm gücümüzü o sistem ve içeriklerini sabitlemek için kullanıyor oluşumuz. Bunu yaptığını bilmeyen çok büyük nüfusa gülmüyorum tabi, bile bile lades olanlara -örneğin benim gibi- gülüyorum. Çok abzürd * Efsaneler, bir ip üzerindeki düğmelere benzerler; her biri bir sonrakine bağlanır. Hawaii’den Her bir düzey öncekine göre örtük ama ardından gelene göre belirtiktir. Evrim önceleri saklı olanı görünür kılan bir dizidir.

OLİVER CROMWELL’in Kafası
Blog / 05 Ekim 2017

Dünyanın en iyi saklanan 3 sırrından biri! OLİVER CROMWELL’İN KAFASININ OLDUĞU YER Oliver Cromwell 1600’lü yıllarda İngiltere’de monarşik yapıyı tek başına sona erdiren önemli isimlerden biri. Cromwell’in doğal nedenlerden dolayı ölümünden sonra monarşik yapı tekrar kurulmuştur. Kral II. Charles’ın emriyle mezarı kazılarak ölü olan Cromwell’in tekrar öldürülmesi emri gelmiştir. Cesedini 12 saat ipte asılı tutan Kral Charles Cromwell’in başını kestirtmişti. Daha sonra Cromwell’in kellesi müze tarafından devralındı daha sonra ise bir koleksiyoncuya satıldı. Kellenin son sahibi 1957 yılında ölünce oğlu kelleyi saklamak istemedi ve gömmek için uygun bir yer aradı. Başı gömmek için 3 yıl yer arayan aile sonunda bunu gerçekleştirebildi. Şuan ise 2 kişi kellenin yerini biliyor. Kim biliyor?  Cambridge Üniversitesi’nden 2 profesör. Nasıl sır olarak saklanabiliyor?  Mezarın üstünde bir işaret yok ama yakınlarında mezarın yönünü gösteren bir işaret var. Bu sır sadece profesörlerden profesörlere aktarılabiliyor.(Milliyet) Evet bu eski bir haber fakat ilgi çekiciliğini hala koruyor bana göre. Peki ama ölmüş bir adamın mezarından çıkarılıp başının kesilmesi ve sonrasında bunca olay neden yaşanıyor? Kimdir Oliver Cromwell? Tıklayınız. Dünyaya diliyle, kültürüyle damgasını vuran bu küçücük ada; Üzerinde güneş batmayan büyük Britanya nerden geldi, nereye gidiyor?

Drama merakımız, gizli acendamız
Blog , Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 28 Eylül 2017

93 yılında hemen her şey gibi Medya takibini de bırakmıştım. 24 yıl olmuş var canına. Yani aşağıda paylaştığım pasajın konusu bildik bir şey, bunu kryondan öğrenmiyoruz, yalnızca iyi toparlanmış bir söylem olarak hatırlatıcı olsun diye paylaşıyorum. Her geçen gün odaklanma/groklama refleksim artıyor, bunu son on yıldır adım adım takip ediyorum. Geldiğim noktada artık bırakın gündelik haber realite showlar vs programlarını gayet masum (korku/gerilim/savaş olmayan) film ve dizileri izlerken bile onları gerçekten yaşıyormuş gibi hissettiğime -bile bile- şaşırıyorum. Duygu portalları, bilinç portalları vs hepsi yem arayan avcılar gibi dönüp dolanıyor! Bu hep böyleydi, her zaman farkındaydım ama şimdi ayrılık illüzyonu tarafından korunan bireyliklerimiz çıplak kaldı! Nerdeyse çıplak kaldı. Bariyerler çok geçirgen. Hakkımızda hayırlısı olsun. * Drama – eğilimli medyaya çözüm basittir: Standart yayınları izlemeyin veya dinlemeyin! Bunun yerine, alternatifleri bulun ve seçici olun. Size tam zamanlı drama getirmede daha az önyargılı olan haberleri seçin. Elbette, olan bitenler ile temasta kalmaya ihtiyacınız var, ama günün dramasını zenginleştirmeye ve yükseltmeye ve daha da kötüleştirmeye adanmış olan – veya olmakta olan iyi şeyler hakkında hiç haber vermeyen – bir programı kabul etmek zorunda değilsiniz.   Bunu söylüyorum, çünkü yayın sadece bozuk değil, tehlikeli de, çünkü gezegenin görünüşünün yanlış izlenimlerini veriyor. Onlar eski enerjide yapışıp…

Dataizm dini ve etme bulma dünyası
Blog , Felsefe ve Kuantum / 10 Ağustos 2017

“Yükselen en ilginç din, ne tanrılara ne de insana hürmet ediyor, sadece veriye tapıyor: Dataizm dini!” Diyor Harari Ve gördüğüm kadarıyla Terminatör filmindeki insanların durumuna yakın bir tedirginlik hatta ürküntü içerisinde. Bunu görmek benim için ilginç oldu! Konuyu bilirdim, gelmekte olan veri dinini görüyordum fakat henüz bunu kendi düşünce sistemim içine bariz biçimde yatırıp ifadesini almamıştım. Belki vakti gelmemişti, belki gözüme Harari’ye göründüğü açıdan görünmüyordu. Hatta belki de gizli gizli “etme bulma dünyası” diye hissediyordum. Neticede Sapiens tüm devri boyunca, diğer varlıklara dataizmin onlara yapacağı söylenen algoritmalara dönüştürme tavrını sergilemedi mi? Büyük balık küçüğü yutar, sindirir. Genelleme tanrısına taparak başka nereye varılabilirdi? Sapiens Doğayı öldürmekte hiç bir sakınca görmüyordu, Dataizm ise sapiensi öldürmüyor, yalnızca önemsizleştiriyor. Fakat bu önem kaybı egosu güçlü sapiens için ölümden beter değil mi? (İster istemez sinsi sinsi güldüğüm için özür dilerim) Dataizm konusunda henüz kelimelere dökmediğim, hatta haberim bile olmayan fikirlerim olduğunu hissediyorum. Belki zamanı gelmiştir. Görece-iz 🙂 * Biraz da Homo Deus’tan alıntı yapalım aklımızdayken: Dataizm insan deneyimine veri işleme mekanizmalarındaki işlevi üzerinden değer biçen katı bir işlevsel yaklaşım benimser. Dolayısıyla aynı işlevi yerine getirebilecek bir algoritma geliştirildiğinde insan deneyimi de önemini yitirir. Eğer taksi şoförleri ve doktorlarla yetinmeyip avukatların, şairlerin ve müzisyenlerin yerine de…

DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir.
Blog , YENİ DÜNYA / 31 Temmuz 2017

Enerjideki öngörülemeyen değişimlerin efendisi Uranüs, 15 Mayıs 2018 itibariyle Boğa Burcu’na geçiyor. 7 Kasım 2018 – 6 Mart 2019 arasında retro etkisi nedeniyle tekrar Koç Burcu’na rücu etse de, Temmuz 2025’e kadar Boğa Burcu’nda kalıyor. Biz kalıcılığın GÜVENLİ olduğunu düşünürüz… Oysa DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir. ”ÖNGÖRÜLEMEZLİK” her şeyi kontrol etmek ve kendi sınırlı algısı çerçevesinde sürdürmek isteyen insan zihni tarafından, tehlike gibi algılanır. Oysa, insanın kendi içinde, sahip olduğu yetenekler ve nitelikler hazinesinde de, şimdi öngöremediği nice güzellik vardır. BOĞA’ya giren URANÜS’ün bunları tetikleyip, ortaya dökmesi dileğiyle… Bu süreçte hangi konularda değişim yaşanabilir; Finans yönetimi için oluşturulmuş bakış açıları beklenmedik başarısızlıklara uğrayacağı için derinden sorgulanabilir ve yeni finans yönetim kuramları geliştirilebilir. Finansal risk, verimlilik gibi konularda, daha gelişkin kompüterize analiz araçları devreye girebilir. Verimli kaynaklara sahip bölgelerin kontrolü için askeri ya da finansal güç mücadeleri yaşanabilir. Daha önceki Uranüs Boğa sürecinde 2. Dünya Savaşı yaşanmıştı. Bu defa öyle yıkıcı ve uzun bir savaş olması gerekmez ama güç mücadeleleri yeni çağın yöntemleri ile yapılacaktır. Kapital birikimi ve finansal güç el değiştirebilir. Dünyayı kontrol eden ailelerin ve ülkelerin bazıları güç kaybedebilir ve yeni güç odakları oluşabilir. Dini ve sosyal değerler sorgulanabilir. Sistemi ayakta tutmak için kurumsal bir bakış açısı ile uygulanan ve…

Yeni Ay Karakteristiği
Blog , esinti / 03 Mayıs 2017

Yeni Ay Karakteristiği ve Hilal fazı Karakteristiği Siz hangi ay fazında doğdunuz? Dolunay Fazı için Tıklayınız Astrolog Öner Döşer’den alıntıdır, teşekkürlerimizle.

Son kitabımız Laniakea çıktı
Blog / 11 Mayıs 2016

Gelin gibi süzülerek beş aydır sessizce bekleyen kitabımız birden bire bugün çıkıverdi! Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı LANİAKEA şu andan itibaren tüm internet kitapçılarında ve D&R’ larda satışı sunuldu. Okuyucuyla buluşmak için Hıdrellez gününü seçen (Bu konuda hiç bir dahlim olmadı) Laniakea’mızı anneler günü münasebetiyle kendi anneciğime ve tüm annelere armağan ediyorum. Bereketi bol ve açık olsun, keyif ve sevinç versin dilerim. İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea. Laniakea’nın hazırlık ve yazım sürecinde yaklaşık iki yıl boyunca, fikirleri, onay ve geri bildirimleri ile teknik ve manevi desteklerini esigemeyen tüm arkadaşlarıma ve özellikle çok yakınımdaki Rezzan, Hanife, Ahmet, Feryal,Berrin, Ayten ve Josu‘ya teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca beş aylık güzellik uykusunda bize coşku ve sevgiyle eşlik eden çarşamba sohbetleri katılımcılarına minnetarım. Özellikle gövdenin oluştuğu 2015 yazında çektiklerime şahit olmak durumunda kalan annem ve çınar ağacına kendimi affetireceğime söz veriyorum.  Aloha                                                   Ve işte Annem hediyesini inceliyor:) Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor. Hayrolsun diyoruz

2016 Oscar’a adaylardan başladık- The Revenant

The Revenant’ı dün akşam izledik. Uzun filmler sınıfında olduğu ve karmaşık bir olay yapısı olmadığı için sıkılacağını veya sıkıldığını söyleyenler olsa da ben sıkılmadım. Her bir kare fotoğraf sanatı mantığında çekilmiş bir dönem filmi. Kızılderilileri ve beyazları kendi açılarından fazla da eleştirmeden değerlendirebileceğiniz, doğanın acımasız şartlarını hayatta kalma mücadelesini tek tek yaşayabileceğiniz gibi bir film çünkü tipik amerikan filmi gibi gürültü ve aksiyonla hipnoz edilmiyorsunuz. Nerdeyse tek başına seyretmişim gibi hissettim doluya yakın salonda. Ve resmen üç saate yakın sürede çıt çıkmadı salondan. Bu kadar sade bir konudan ne kadar çok sahnenin akılda kalması ise ilginç. Spoiler olmasın diye belirtmiyorum ancak ayı sahnesi ölünceye kadar aklımdan çıkmaz sanıyorum. O iptidai kaleden birden Tommiks, Rudy, kaptan Swing veya Çelik Bilek, Suzi ya da profesör çıkıverecek gibiydi! Hay bin kokmuş Oscar köftesi! Oscar alır mı, almaz mı onu bilemeyiz, şimdilik bahisler açıldı sadece 🙂 Ha bir de filmde “güzel kadın” yok! Hatta diCaprio bile çirkinleştirilebilmiş 🙂 Filmden resmen yorulmuş çıktık ve uzun bir uykuyla ancak kendime gelebilmişim,Film bizi içine aldı, dicaprio ile birlikte bizim de bedenimiz ruhumuz yo-ğ-ruldu. Filmde akılda kalan bazı sözler: ”İntikam tanrı’nın işidir. Bir diğeri de ”Fırtına çıktığında ağacın dallarına bakarsan ağacın her an yıkılacağı hissine kapılırsın, gövdesine bakarsan…

Biyolojik kaliplardan arinmak/Nirahara Samyama nedir?
Blog , Duyuru / 07 Şubat 2014

Hubbard’in  Dianetic kitabini yirmikusür yil önce okudugumda bi çesit şok yaşadigimi söyleyebilirim, bunca yildir unutmadigim bi oneriydi. Simdi Sri Nithyananda Swami’den ögrendigimiz yiyeceklerin en buyuk pattern tasiyici olduklarini ilk kez bu kitapta ve bilimsel arastirmalarla ogrenmistim, tabi yalniz yiyecekler degil kokularin da muazzam bi etkisi var, hem duygusal hem zihinsel kaliplarin yiyecekler ve kokularla hafizaya birlikte kaydedilmesi ve biz farkinda olmadan tum hayatimizi esir almasi durumu! O yiyecegi her yediginde veya o kokuyla eşlesen durumu her yasadiginda sebebini bilmeksizin ayni aci ya da haz kalibina girilmesi bi cesit lanet gibi cunku ne tip ne de baska iyilestirici yöntemlerin yakalayamayacagi şekilde bio memorimize saklanmis durumdalar! Bu sebeple bio memorinin temizlenmesini saglayan Nirahara Samyama prosesi öncelik verilmesi şart bir uygulama, 21 gün icin bir banyan agaci gibi hissetmek, yalnizca sivi beslenerek ve nefesimizle aldigimiz praya ile kendimizi her turlu dianetic etkisinden, acgözlülükten kurtarabilecegimiz kolay ve şahane bir sey. Agizin cignemeyi unutmasi ve çenenin ve agzin birdenbire boşlukta kalmasi bile ne buyuk bir fark yaratiyor denemeden bilemezsiniz. http://bfoodfree.org/nirahara-samyama/food-is-maya-you-dont-need-food-to-live/ Samyama çok kolay:  20 gün boyunca sadece sıvı tüketilecek. Buna tanesiz çorbalar da dahildir. Süt, ayran ve meyve suyu ana yiyecek oluyor, mide sağlamsa çay/bitki çayları, kahve olabilir, ben mikserden geçirerek muhtelif çorbalar ve hatta cacık…