Büyümek ve Ursula K.L.Guin -1

01 Şubat 2018

Bütün hayatımızı,aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz. Diyor Yerdeniz Büyücüsünde Ursula K.L.Guin

Okurlarından Yerdeniz Büyücüsü için yorum yazıları okumak isterseniz tıklayınız.

Bazıları bu sözün özgür iradeyi yok saydığını düşünebilir. Benim içinse Özgür irade hangi seçimi yapacağında serbestlik tanır. Yaptığımız seçimlerin o an için yapabileceğimizin zaten en iyisi olduğunu anlamak ise olgunluk çağıdır.

Seçimlerinden Pişmanlık duymak ise anlamsızdır çünkü eğer girdiğin yol hoşuna gitmiyorsa en yakın sapaktan başka bir yola çıkarsın. Seçim her zaman elindedir ve lütfen bana “ama zammaaaaaannnn?” demeyin lütfen. zaman sensin ve bunu yas tutmakla mı yoksa yeni seçimler yapmakla mı geçireceksin buna karar ver.

*

Aslında üçleme olan ama zaman içerisinde altı kitap haline gelmiş Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz serisi de ayrı bir olaydır. Okuyanlar bilir ve sanki diğer kitaplarından da hafifçe farklı bir tınısı ya da kokusu vardır, ya da bana öyle gelmişti.Yeniden okumayı düşünüyorum.
Asıl üçlemenin isimleri: Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları – En Uzak Sahil
Kitaplar hakkında bir okurundan kısaca bilgilenmek mümkün (Tıklayınız), okuyacaklar için heveslendirici okumuş olanlar için hatırlatıcı ve belki nostaljik olacaktır.

“Sihir, zevk için veya övülmek için oynadığımız bir oyun değildir. Şunu düşün: Bizim Sanatımızdaki her söz, her hareket ya hayır için ya da şer için yapılır. Bir şey söylemeden veya bir şey yapmadan önce, ödemen gereken bedeli bilmen gerekir!” ULG

Bu altılama için Ekşi yazarlarından da hoş prezantasyonlar var:

Fantastik edebiyatın en önemli kilit taşlarından olan yerdeniz serisi, gücünü tamamen gerçekten alır. 2 gecede bitirilebilen 600 sayfa yerine, haftalar boyunca çay gibi demlenen nispeten daha az sayfalı kitaplardan oluşur. kitaplar bitirilse bile, bir hayalet gibi insanın peşine takılır ged, arha ve kalessin. bazı geceler, sebepsiz yere uyandığımda aklıma atuan’ın o insanın üzerine kapaklanan mutlak karanlığı gelir. gördüğüm güzel bir kabus gibidir yerdeniz. her zaman aklımın köşesinde bekler. doğru zamanlarda ortaya çıkar. bazen aylarca uğramaz. seriyi anlamak, okuduktan sonra zamanla gerçekleşir. insanın ruhuna köklerini saldıktan sonra, ömür boyunca insanın tekrar uğrayacağı köhne bir kuyu gibidir. mies

Muazzam. çok uzun zaman önce bir hediye ile atuan mezarları ile tanışmıştım. o zamanlar normal bir ve öykü gibi gelmişti. çok zaman sonra, metisin bütün öyküleri tek ciltte topladığı eseri görünce kitap bana kendisini aldırdı. hiç düşünmedim bile üzerinde. atuan mezarları nasıl bir bilinçaltı yarattıysa, seriyi tamamlama ihtiyacı yerleşmiş içime.
sakin kafayla, yoğunlaşarak okumak gerekiyor bence bunu. birkaç saatte de bitebilir öyküler fakat daha bir üzerinde düşünerek, cümlelerin/paragrafların alt anlamlarının farkına vararak okumak alınan keyfi, hayatınıza kattığı güzelliği kelimelerle tarif edilemeyecek bir boyuta ulaştırıyor.
bu yüzden öyle hemen okunacak bir kitap değil bence. birikim gerekiyor, hayatınızdan anılar bulabileceğiniz yıllar gerekiyor. yaşanmışlık, okumuşluk gerekiyor. işte o zaman bütün altılama bir romandan çıkıp hayatınız oluveriyor.
tekrar tekrar okunup yeni anlamlar çıkartılası bir eser, başyapıt. fantastik dünya olarak görülüyor fakat gerçek hayatın ta kendisini anlatıyor.
muazzam. mcyc

*

Ursula’nın okumadığım,atladığım bir ya da iki kitabı olduğunu hep hissederdim fakat tüm kitapları önüme alıp eksikleri bulmayı önceliğime bir türlü alamadım. İşte şimdi onlardan birini buldum, Lavinia. Kitabı gerçekten güzelce inceleyen bir yazıya da rastladım, oradan bir alıntı yapacağım:

Ursula LeGuin, yeniden yorumladığı Vergilus’un Aenas’ından gizli kalmış bir karakteri, bir kadını, gölgelerin ve geçmişin içinden Lavinia’ yı çağırıyor. Karakterini utangaç bir yemek masası figürü olmaktan çıkarıp, o masanın koruyucusu ve yaratıcısı haline getiriyor. Lavinia kendi sesini bulurken, hikaye Vergilius’ un ayak izlerini takip ederek geçmişe dair anlatıların ihmal edilmiş yönlerine de sahip çıkıyor. Lavinia’yı yazın tarihinde sıkıştırıldığı yerinden çıkarıp çok uzun zamandır anlatılmayı bekleyen bir hikâyenin berraklığıyla anlatılan bir gerçek olarak sunuyor. Üslup ve imgelerini günlük hayatın izleğindeki gibi birbiriyle örüyor. LeGuin dövüşçü ya da çığırtkan bir feminist olarak yazmasa da kadınca sorularla, temel ve basit bir gerçekçiliğin vurgulanmasıyla, çok eski kadın dinlerini inceden inceye uyandırarak ve erkeksel anlatının üzerinden sekerek bu sırada fantastik ögelerin kendi adına konuşmasına izin vererek, yaşamda hem erkeklerin hem kadınların unuttuğu yönleri ve bakış açılarını canlandırıyor.

,,,Lavinia‘ da eril şair affedilmiştir ancak söz ondan alınmıştır . Bu romanıyla LeGuin’ nin feminizmive tarihi de affeder. Bu bir devam ediş hikayesidir. Erkeğin ve kadının hikayesidir, evet, kocaman adamların kocaman savaşları vardır ve demir gerçekten güneş altında parlarken çok güzel görünür ancak hikayenin verdiği en büyük eleştiri anlatmayışıdır. Kendisine ait olmayanı, kötü düşmanları, intikamın hırsını, savaşı ve ölümü, kendi sindirilişini anlatmaz, bu bir devam ediş öyküsü olarak sürekli devam eden hayatı anlatır. Ondan alınanı değil vermediklerini anlatır. Bu yönüyle Lavinia uzun zamandır özlenilen hepimizi saran ve kocamanlık beklentilerine karşı telkin eden bir hikaye ve anlatıcımız, LeGuin’ in dostça geri çağırdığı bu ruh, hiçbirimizden çok farklı olmayan ve herhangi biri olamayacak kadar özgün hakiki bir karakter. Yazının bütünü için tıklayınız

‘Savaş olmadan kahramanlar da olmazdı.’
‘Peki bunun ne zararı olurdu?’
‘Ah Lavinia ne kadar kadınca bir soru bu.’

Ursula ile büyüme serüvenimizin devamı için tıklayınız

 

 

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir