Büyüklere Masallar

12 Ağustos 2015

Diyelim ki bir maymun kolonisi var ve ben onlara sınırsız sonsuz varlıklar olduklarını, limit olmadığını, niyet, söz ve edimleriyle istedikleri her gerçekliği oluşturabileceklerini çeşitli yollarla, üsluplarla anlatmaya çalışıyorum, zannediyorum ki oyunun mekanizmasını anlatırsam bunu kolayca anlayıp uygularlar fakat diyelim ki epeyce uğraşıp bir sonuç alamıyorum, sonraki aşama ne olurdu?
Kendimden aldığım cevap ilginç oldu. 🙂 Bu durumda kullanabilecekleri erk nesneleri oluşturabilirdim, hiç olmazsa somut olurdu, örneğin bitkiler, metaller, gazlar, tuzlar vs vs. hepsine bazı özellikler yüklerdim (tabi her özelliğin yan etkileri de olacaktır), ve tıpkı bir bebeğe öğretir gibi hepsinin ismini ve ne işe yaradığını söylerdim. Örneğin, önceden yükleyerek isimler verdiğim Gülsuyu, nane, zerdeçal, limon isimli bitkiler ferahlatır serinletir, al bi dene bak derdim. Maymunlar alıp denerdi ve hoşlarına gider bu bilgiyi kodlayarak tüm nesillerine geçirirlerdi. Hatta işi ilerletip bu erk nesnelerinden ilaç denilen sentezler elde ederlerdi. Yani kimya biyoloji ilginç büyü teknikleri ve bana göre 2.farkındalık düzeyinin olağan göstergeleri.
Not.bu masalı uzatabilirim ama canım istemiyor canasta oynayacağım 🙂

Şunu da ekleyeyim, hazır bulmak harika bi şey! Bi hap yutuyorsun romatizma ağrın geçiveriyor, muhteşem bi şey bu. Tüm FKB cilerin, büyücülerin, sağaltıcıların ellerinden öperim.

*

Yakınlarımıza, çevremize hatta kendimize (iç konuşma/düşünsel tekrarlar) konuşarak, yazarak, ders vererek, kavga ederek anlattığımız şeyler vardır, hepsinin alt yazısı “böyle yapmak lazım/şöyle olmak lazım” gibisindendir.
Aslında çoğumuz fark etmeden belli yaş ya da değişim döngülerinde bu “lazım”lar konuşmasının içeriğini değiştiririz. Ve bir süre sonra o eski repliklerimizi neredeyse noktası virgülü ile aynı olacak şekilde başkalarından duymaya başlarız. Çoğumuz bu durumu da fark etmez, sadece bay Orr hatırlar böyle şeyleri 🙂
Sürekli tekrarlanan ve sonsuzca süreceğini tahmin etmesi zor olmayan bu mekanizmanın ana işlevine; “ölmeden ölme” denebilir! Aynı repliği, siz bildiniz bileli tekrar edenlerin, bi türlü ölemedikleri (çünkü ölebilseler o repliği başka biri/enkarnasyonu üstlenmiş olurdu), yani özlerine geçirip sözden atamadıkları aşikar olur 🙂
Hayat çok güzel frekanslar

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir