Bozulan kim?

03 Şubat 2012

Her gün birbirinden değişik. Sınırsız kostüm dolapları olan starlar gibi olduk. Üstelik hangi giysiyi seçeceğiz diye düşünmemiz de gerekmiyor, öylesine yerinden havalanıyo ve üstümüze geçiveriyor! Dün atlatılması güç bi gün oldu, yoğun bi basınçlla geldi yumuşayarak gitti. Bizler de hayatımızın ilk’lerini yaşamaya devam ediyoruz. Yeni Dünya her şekilde bizi şaşırtan bi giriş yapmıştı ve öyle devam ediyor. Bizse öncelikle rüyalarda ve günlük aldığımız her basit kararla onu biraz daha kesinleştiren resim boyayan çocuklarız.

**

Kendi hızımıza yetişemiyor gibiyiz.

**

Son yıllarda doğa konusunda duyarlı insanların çoğalması ve bu sorumluluğu çocuklarına da geçiriyor olmaları (umarım zevkle, öfkeyle değil) çok hoşuma gidiyor. Sloganlarını buralarda her yerlerde görüyorum: doğayı bozma gibisinden şeyler. Niyeti anladığım için hep destekliyorum fakat biraz gülümsemekten de kendimi alamıyorum. İçimden bi ses “ayol o bozulmaz sen kendine bak! bozulmuş olan sizlersiniz” diyo. Tabi “ses” insanlığın kendini doğallıktan koparmış olduğunu kastediyor.

**

Güçlü kadınlar vaktinden önce geldi mi, erkekleri de rus erkekleri gibi oluyor (genelleme için özür), hep sarhoş, amaçsız, dengesiz, kavgacı, uykuda! Zaten kadınların 5000 yıldır geri çekilmeleri de erkekle temsil edilen “eril bilincin” hatta birey bilincinin güçlendirilmesi içindi. Ben bu konuyu iyi inceledim. O isimsiz karısı Deli Dumrul için hayatını Azraile vermeseydi, ortada bi eril bilinç filan kalmamış olacaktı zaten. Tek tanrılı dinlerin doğuşu, kadınları bastırması hep bu plan dahilinde yapılmıştı. Kimse kimseye kızmasın. Kadınlar zamanında verdikleri kararı (üzerinde anlaştıkları ve yaptıkları sözleşmeyi ) unutmasın! Kimse kimseyi kandırmasın! Artık tüm eski sözleşmelerin fesh edildiği zamana geldik. Umarım söylediğim bu şeyleri bi anlayan olur.

**

Bir yorum

  • ali 31 Ağustos 2013, 19:33

    Selamün Aleyküm. Yazınızdan dolayı tebrik ederim ve soralım: Şimdi biz kimin söylediğini esas alıp da,kime ne diyeceğiz? Kimin tarifini esas alırsak,onun yanından bakmış olacağız. Kimin yanından bakarsak,onun bakış zaafı bizim de zaafımız olacak. Kimin yanında durursak,onun muhalifine cephe alacağız.
    “Kimse kimseyi kandırmasın! Artık tüm eski sözleşmelerin fesh edildiği zamana geldik. Umarım söylediğim bu şeyleri bi anlayan olur.” denmiş!
    Evet doğru demişsiniz. Katılmamak elde değil!
    “Umarım zevkle, öfkeyle değil” demeniz, demiş olduklarınızla yaptığınız lütufun daha bir lütufu olmuş.
    Tarihte birileri birilerini yaftalamış ve mahkum etmiş olabilir. Fakat geçmişin kinini gelecek kuşaklara taşımak istemiyorsak,tarafların birbirleri aleyhine yazdıklarını naklederken ihtiyatlı olmak zorundayız.Bugünde olup Aklı dünde olana dünü anlatırsan zevk alır, bugünde ve aklı bugünde olana da dünü anlatabilirsin, dünküleri ve bugünü “yarına taşımak”(işte bu)sizin yaptığınız son cümledeki(umarım söylediğim bu şeyleri bir anlayan olur) apaşikar sözün yerini bulması galiba nasipli kişilere değil.Neden derseniz şu şekilde; “Ey nasip meselesi diyen,nasip meselesi değil. Talep meselesi. Talep et nasip olsun.”
    Yorumunuzun yansımaları bende bu şekilde “yaza geldi” Yüreğinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir