Bir yere varmış olmak

28 Kasım 2008

Kendime hayretle bakıyorum, düş kırıklığıyla, hoşnutlukla. Üzüntü, umutsuzluk… Kendimden geçmiş bir durumdayım. Bütün bunları bir araya toparlayıp hesabını çıkarmasını beceremiyorum. Gerçek değerimi, ya da değersizliğimi saptayamıyorum. Güvendiğim tek şey yok. Doğrusu hiçbir konuda kesin kanılarım yok. Doğduğumu ve varolduğumu biliyorum, o kadar, sanki sürüklenip götürülüyorum. Bilmediğim bir temel üzerindeyim. Tüm belirsizliklere karşın tüm varoluşun altında yatan bir sağlamlık; varoluş biçimindeyse süreklilik duyuyorum. İçine doğduğumuz dünya, sert ve acımasız, ama tarihsel bir güzelliği de var. Anlamlılık mı, anlamsızlık mıdır ağır basan,  kişinin yapısına bağlı bu. Salt anlamsızlık üstün geleydi, yaşamın anlamlılığı, gelişimimiz yolunda attığımız her adımda daha bir yiterdi. Ama öyle olmuyor, ya bize olmuyor, ya da bize olmuyor görünüyor. Ola ki bütün metafizik sorunlar gibi, her ikisi de gerçek: Yaşam hem anlamlı, hem anlamsız, ya da hem anlamın kendi, hem anlamsızlığın.

Dileğim, anlamın üstün gelip savaşı kazanması. Lao Tzu: “her şey pırıl pırıl, bir ben bulutla kaplıyım” dediğinde, benim bu geçkin yaşımda duyduğumu dile getirmişti. Lao Tzu, değeri ve değersizliği de görüp yaşamış, ömrünün sonunda kendi varlığına, sonsuzca bilinmeyecek olan anlama dönmeyi isteyen birinin üstün nüfuz gücüne sahip insan örneği. Gerektiğince gören yaşlı kişi arketipi sonsuzca gerçek. Bu kişi örneği her zeka düzeyinde görülebilir, ayırt edici özellikleri aynıdır hep; yaşlı bir köylü olabileceği gibi, Lao Tzu gibi bir filozof da olabilir; yaşlılıktır bu, bir yere varmış olmaktır.

Yine de içimi dolduran o kadar çok şey var ki; Bitkiler, hayvanlar, bulutlar, gün, ay, gece ve insanda o sonsuz olan. Kendi hakkında ne kadar kuşkulu oluyorsam, nesnelerle o kadar yakın bağım olduğunu görüyorum. Beni dünyadan ayıran yabancılaşma, sanki kendi iç dünyama aktarılmış da, kendimi yadırgadığımı ortaya çıkarmış.

Bütün bunları kırkiki yıl önce belki de ölmeden hemen önce büyük usta Carl Gustav Jung söylemiş. Yıllardır kitaplığımda okunmuş olarak duran Analitik Psikoloji kitabının son sayfasında onu okumam için az önce, yarım saat önceye kadar beklemiş. Bu yazının bütünüyle öyle özdeşlik kurdum ki sizlere sunmak için tape ederken göz yaşlarımı tutamadım.  18.11.03-günlükten