Bilkent Üniversitesinden parlak buluş

19 Eylül 2009

Günümüzde 50-100 Gbyte ile sınırlı olan DVD kapasitelerinin en az bin kat arttırılabilecek bir teknoloji geliştiriliyor!

Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde (NANOTAM), görüntü veren ve kayıt yapan DVD’lerin kapasitelerini günümüzdekinden binlerce kat arttıracak yeni bir teknoloji geliştirildi.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay’ın başkanlığında doktora öğrencileri Özgür Attila Çakmak ve Koray Aydın tarafından geliştirilen nanoteknoloji tabanlı meta malzemeler, yeni nesil DVD’lere uygulanırsa, bir DVD’ye binlerce filmin kaydedilmesi mümkün olacak.

Yeni teknoloji, dünyanın en prestijli bilim dergilerinden “Physical Review Letters” dergisinde yayımlandı.

Prof. Dr. Özbay, çalışmayla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, DVD teknolojisinde kullanılan temel prensibin DVD yüzeyine uygulanan ışığın bilgiyi yazmasına ve okumasına bağlı olduğunu ve bu durumda bir DVD’ye daha fazla bilgi yazmak için ışığın mümkün olduğunca küçük bir noktaya odaklanması gerektiğini anlattı.

Fizik kurallarına göre ışığın dalga boyundan daha küçük boyutlarda odaklanamadığını belirten Özbay, bu nedenle günümüzün en yüksek kapasiteli Blu-Ray DVD’lerinde bile elde edilebilecek en yüksek saklama kapasitesinin bu “doğa kanunu” ile sınırlı olduğunu belirtti.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM’da geliştirilen metamalzemelerin doğada rastlanmayan özelliklere sahip olduklarını dile getiren Özbay, şöyle konuştu:

“Bu anlamda ‘sihirli’ olarak da nitelendirilen metamalzemeleri kullanarak dalgaboyundan çok daha küçük bir alandan geçen ışık miktarını binlerce kat arttırabilen yeni bir teknoloji geliştirdik. Bu yeni teknoloji sayesinde dijital bilgiler DVD’lere çok daha küçük alanlara yazılabilecek ve var olan bilgi depolama kapasiteleri binlerce kat arttılabilecek.”

“TEKNOLOJİ BÜYÜK YANKI UYANDIRDI”

Günümüzde 50-100 Gbyte ile sınırlı olan DVD kapasitelerinin en az bin kat arttırılabilecek bir teknolojiyi geliştirdiklerini bildiren Özbay, “Yaptığımız bilimsel araştırmalar sonucunda ışığın doğadaki davranışını değiştirdik. Yani sihirli özelliklere sahip yeni bir nanomalzeme geliştirdik ve bu malzemeyi kullanarak ışığın çok küçük bir alandan geçebileceğini gösterdik. Dünyanın önemli dergileri arasında bulunan ‘Physical Review Letters’da yayımlanan bu çalışmamız bu konuda büyük yankı uyandırdı” diye konuştu.

Türkiye’de kullanılan tüm DVD’lerin okuyucu ve kayıt teknolojilerinin yurt dışı kaynaklı olduğunu anımsatan Özbay, “Ne yazık ki şu aşamada geliştirdiğimiz bu teknolojiyi Türkiye’de değerlendirebilecek bir şirket bulunmuyor” dedi.

Prof. Dr. Ekmel Özbay, çalışmalarıyla süper DVD’lerin üretim yolunun açıldığını, böylelikle bir DVD’ye binlerce filmin aynı anda kaydedilebileceğini bildirdi. (Milliyet)

 

2 Yorum

  • Sibel 19 Eylül 2009, 15:02

    “Bilgi”seviyesinin, “varlık” seviyesini geçmesi her zaman için sorun olmuştur. Ara ara mitlere dalıyorum, kusura bakmayın ama hatırlayınca da söylemeden geçmeyeyim dedim: Sümer mitinde tanrı Enki, (yani Anu’nun sürüngen eşinden olma oğlu) biz dünya insanlarını bilgiyle doyurup taşırdı! Diğer oğulEnlil ise bu gidişin fena olacağını gördüğünden insanların “varlık” boyutunu güçlendirmesi gerektiğini biliyordu, hatta öylesine biliyordu ki, Nuh tufanında tüm insanların yokolup gitmesini bile istedi; çünkü insanlar o an için ellerinde bulunan bilgilerle Dünya gezegeninin sonunu getirebilirlerdi ve Enlil “500.000 yıllık dünya ziyaretlerinin” böyle bir şeye mal olmasını kesinlikle arzu etmiyordu. Sonunda Nibiru’nun bir önceki geçişinde (MÖ.1600) tüm annunakiiler burayı boşaltırken, yarı tanrılardan (İbrahim gibi) temsilcilerle tek tanrılı dinlerin temelini kurdular. Amaç insanın moral anlamda da gelişmesini teşvik etmekti. Fakat Dünyayuı en geç terk eden Tanrı Enki’nin hıslı oğlu RA (diğer adıyla Marduk), dinlerin de çift anlam taşımasına bol bol katkıda bulundu 🙂
    Hadi iyi bayramlar olsun.

  • oyumben 19 Eylül 2009, 14:41

    İnsan beyninin kapasitesi keşfedildiğinde Bilkent Evrenkentinin ( ne demekse?) parlak buluşu sönecek.

    Bu arada Moore yasası (Her 18 ayda bir tümleşik devre üzerine yerleştirilebilecek bileşen sayısının iki katına çıkacacağını, bunun bilgisayarların işlem kapasitelerinde büyük artışlar yaratacağını, üretim maliyetlerinin ise aynı kalacağını, hatta düşme eğilimi göstereceğini öngören deneysel gözlem. ne biçim parantez içi oldu ya?) gereği zaten iki kat artan kapasitenin iki kat artarak büyümesi korkutucu bir tespit.
    Diğer yandan teknolojinin gelişim hızı sosyal bir varlık olarak yaşayan insanın sosyolojik değişim kapasitesinin çok ötesine geçti bile. Etrafımızdaki bu tatlı ılık kaosun sebebi de bu olsa gerek. Allam çok mutluyum. oh.
    Bayramını kutlıyım da gör.

    Not: Sistemine yorum yapmak için CAPTHCHA ya giriş yapma canbazı olmak gerek. Çünkü URI textbox giriş esnasında aktif kalıyor ve CAPTHCHA ya bilgi girmek için değişik yöntemler bulmak gerekiyor bilgin olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir