Bilinmeyen Jung

05 Haziran 2012

Yaratılmış dünya değişime tabidir. Katı ve kesin olan tek şeydir; çünkü niteliklere sahiptir. Aslında yaratılmış dünyanın kendisi bir niteliktir.

Dr Jung kimi yazılarında pleroma sözcüğünü kullanmış;

“Hiçlik hem boş hem de doludur. Bu hiçliğe ya da doluluğa pleroma adını veriyoruz.

“Eğer pleroma bir varoluşa sahip olabilseydi, manifestosu Abraxas olurdu.

-Yunanca, <plhr-wma> yahut <pler-oma>. “dolduran” anlaminda.
Damascius, “Birinci ilkeler hakkinda problemler ve cozumleri“nde: Bir seyin dogasinin tamamini kuran ozelliklerin toplamı şeklinde kullanır. Latince’ye bazen “plenitudo”, bazen de “multitudo” olarak  cevrilmistir.
Spinoza-sonrasi ickinci/immanentist gelenekte gnostik mistisizmin devamina isaret ettği söylenmektedir.

Bana söyleyin: Pleroma hakkında düşünmenin bir yararı olmadığı söylendiğine göre, bu konuda konuşmanın nesi iyidir?
Bunları sizi Pleroma’yı düşünmenin mümkün olduğu yanılsamasından kurtarmak için anlatıyorum. Ondan bahsettiğimizde kendi bölümlerimizin konumundan bahsediyoruz demektir; ama bunu yaparken Pleroma hakkında hiç bir şey söylemiş olmayız!
Yaratılmış varlığın doğal dürtüsü, farklılaşmaya ve aynılığın eski-tehlikeli haline karşı mücadeleye doğru yönlendirilir. Bu doğal eğilime “Bireyleşme İlkesi” denir ki bu yaratılmış varlığın özüdür. Bu şeylerden, farklılaşmamış ilkenin (Oyun Kuramı-Bir Kadını Öldürmek kitabında BİR demiş idik) ve ayırt etme eksikliğinin niçin yaratılmış varlıklar için büyük bir tehlike olduğunu kolayca fark edebilirsiniz.
Özetle Pleroma’nın nitelikleri “Karşıt Çiftleri”dir. Onlar aynı zamanda var olmayanlardır; çünkü birbirlerini geçersiz hale getirirler.

-devam ediyor-

Özetleyen Sibel Atasoy

(Bilinmeyen Jung)

19 Yorum

  • Turan 07 Haziran 2012, 13:30

    Su sözler konustugumuz ile ilgili oldugu icin paylasmak istedim:

    ” Az bilmek için çok okumak gerekir. ” – C. Montesquıeu

  • Turan 07 Haziran 2012, 10:49

    Ben kendisine olgunum diyenleri cogunlukla böyle algiladim…

  • Sibel 07 Haziran 2012, 10:30

    Ama bu söylediklerin olgunlaşma belirtisi değil ki! Tam tersine o yoldan çıkmışlığın belirtisi 🙂

  • Turan 07 Haziran 2012, 10:09

    Asik surakli oluyorlar galiba :-))))
    Bir de kendilerini meslekleri arkasina cok iyi saklamasini biliyorlar :-)))
    Bunlar bana göre degil. Böyle maskeler arkasina saklanmayi istemiyorum….

  • Sibel 07 Haziran 2012, 08:52

    Olgunlaşanlar ne yapıyor?

  • Turan 06 Haziran 2012, 19:14

    Bu yastan sonra olgunlsacak miyim? :-)))
    Ben olgunlasanlar gibi yapamiyorum :-)))

  • Sibel 06 Haziran 2012, 18:56

    Ehbu dediğine olgunlaşma yolculuğu deniyor 🙂

  • Turan 06 Haziran 2012, 18:47

    Ben bildik zannettigim seylerin ne kadar spekülatif oldugunu biliyorum. Ve kesin birseyler söylemekten genelde cekiniyorum. Biliyorum ki karsimizdaki doga bize her zaman en iyisini ögretiyor. Ama cevremdeki insanlari gözlemledigimde onlarin ne kadar rahat yargilar yapabildiklerini görüyorum ve onlarin bu kadar emin olmalarina sasiriyorum. Bu demek degil ki ben karar veremiyorum. Ben karar veriyorum ama kararimin ne kadar saglam temele dayanmadigini a biliyorum. Ben sadece kararimin ne olursa olsun pismanlik duymadan kabul edilmesi gerektigini biliyorum. Hepsi bu….

  • Sibel 06 Haziran 2012, 18:26

    Bende de öyle oluyor 🙂

  • Turan 06 Haziran 2012, 09:34

    Bilmem. Eskiden cok sey bildigimi zannediyordum, kendimi kandirmisim. Simdi gitgide hicbirsey bilmedigimin farkina variyorum, hem de her gecen gün daha da belirgin oluyor.

  • Sibel 06 Haziran 2012, 09:32

    Niye önemsemeyeyim, ne eksiğin var?

  • Turan 06 Haziran 2012, 09:29

    Sibel, sen herseyi önemisiyorsun. Baksan, benim yazilarimi bile önemsiyorsun :-))))

  • Sibel 06 Haziran 2012, 09:27

    Çeviri ile ilgisi de olabilir ama ben içindeki anlamı yine de görebiliyorum. Hoş bana bakma ben her istediğimi her yerde bulabiliyorum :)))))

  • Turan 06 Haziran 2012, 09:23

    Galiba ceviride bie gariplik var. Belki de orijinali daha iyi anlatiyordur. Tesekkürler.

  • Sibel 06 Haziran 2012, 08:40

    Turan bu sözleri Jung 100 yıl önce yazıyor ve benim oradaki kesinlikten anladığım şu:
    Evindebir masan var onda yemek yiyorsun ve bir saat sonra ona atlayıp türkiyeye uçacağın bi jet olmuyor! Ya da evinin önündeki ağaç bir an sonra bir yavru köpek olup seninle güreşmiyor 🙂 Bilmem anlatabildim mi?

  • Turan 06 Haziran 2012, 06:40

    Ben kesinlik ile degismezligi, belirsizlik ile degisimi esgüdemli olduklarini zannediyorum. Kesin birsey nasil degisebilir ki? Kuantum fiziginde bile yörüngenin veya hizin kesin konumu belirlenemez diyor. Orada da “kesin” kelimesinden anlasilan “sabitlestirmektir”. Sabit olan sey nasil olur da degisir?

  • Sibel 05 Haziran 2012, 18:01

    Değişmeyen demiyor Jung dedem, kesin olan şey diyor, kesinliklerdeğişime tabidir. Burada Abraxasın ele avuca gelmeyen belirsizliği ile kıyas yaptığı içiin dünya niteliktir demiş.

  • barış 05 Haziran 2012, 16:22

    yaratan belli…

  • Turan 05 Haziran 2012, 14:25

    Sibel, su sözlerinde bir kisir döngü yok mu?

    “Yaratılmış dünya değişime tabidir. Katı ve kesin olan tek şeydir; çünkü niteliklere sahiptir. Aslında yaratılmış dünyanın kendisi bir niteliktir.”

    Dünya degisiyor diyorsun, ondan sonra tek degismeyen seylerdir. Yaratilmis dünya niteliklere sahip oldugu zaman o ilk cümlede söyledigin gibi nasil degisir?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir